Çocuklarımıza, geleceğimize sahip çıkmak için 15 Eylül’de Ankara’dayız!

alt
TTB, DİSK, KESK ve TMMOB, Eğitim Sen"in 4+4+4 eğitim sistemine karşı 15 Eylül"de düzenleyeceği mitinge çağrı yapmak amacıyla, 9 Eylül 2012 tarihinde, Mülkiyeliler Birliği"nde ortak basın toplantısı düzenledi. 

KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Metin Ebetürk, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TTB Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan"ın katıldığı basın toplantısına, CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, ÖDP PM Üyesi Haydar İlker, BDP Ankara İl Eşbaşkanı Ahmet Aday, Halkevleri Genel Başkan Yardımcısı Samut Karabulut ile KESK ve DİSK’e bağlı sendikaların yöneticileri de destek verdi. 

Ortak basın açıklamasını KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul okudu. 

09.09.2012

BASIN AÇIKLAMASI

Çocuklarımıza, Okullarımıza, Eğitime, Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz!

AKP hükümetinin, toplumun geniş kesiminin bütün itirazlarına rağmen yasalaştırarak yürürlüğe koyduğu 4+4+4 kademeli eğitim uygulaması, tüm sorunları ve geleceğimizi hedef alan tehditleri ile başlamaktadır. 

Başbakan‘ın önce "dindar nesil yetiştirmek istiyoruz" açık beyanı ile somutlaşan AKP‘nin yeni nesil oluşturma projesi, kendi siyasal ve ideolojik amaçlarına uygun bir şekilde biçimlendirdiği 4+4+4 kademeli eğitim uygulaması eşliğinde bugün hızla hayata geçirilmektedir. 

Hatırlanacağı üzere, AKP hükümeti kendi grup başkanvekillerinin imzasıyla apar topar Meclis‘e sunduğu 4+4+4 düzenlemesinin daha teklif aşamasında, konunun asıl muhatapları olan sendikaları, eğitim alanında faaliyet yürüten kurum ve dernekleri, üniversiteleri ve diğer bilim çevrelerini sürecin dışına itmiş, kanun teklifini adeta "tekme tokat" meclisten geçirmiştir. Eğitim sisteminin top yekun bir dönüşüme tabi tutulmasının yanı sıra, AKP hükümetinin bu sürecin başından itibaren izlediği tutum ve davranışlar kendi ideolojik hedeflerini açıkça ortaya koymaktadır. 

Başta milyonlarca öğrenci olmak üzere, toplumun tüm kesimlerini yakından ilgilendiren 4+4+4 kademeli eğitim düzenlemesinin yasalaşması, başta eğitim sisteminin ticarileştirilmesi ve eğitimin dinselleştirilmesine ilişkin süreçlerin de en büyük adımları olarak bugün karşımızdadır. Bir yanı ile kamusal eğitimin tamamen tasfiye edilmesiyle eğitimin her kademesinin paralı hale getirilmesine neden olacak bu sistem, sermayenin bugünkü ihtiyaçları doğrultusunda çocuk emeği üzerindeki sömürüyü de kesintisiz hale getirmekte, daha küçük yaşlardan ucuz işgücüne taze kanlar katmayı hedeflemektedir. Diğer yandan ise 12 Eylül faşist darbesinin ürünü olan zorunlu din derslerini "seçmeli ders" kılıfı ile dayatarak ve eğitimin her kademesini imam hatipleştirerek, bu sömürüye karşı sessiz kalacak "dindar nesle" giden yolu da kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

Kesintili hale getirdiği eğitim sürecinin her bir dört yılını sermayeye ve gericiliğe daha fazla teslim eden bu düzenleme, daha henüz zihinsel, fiziksel, sosyal ve psikolojik açıdan ilkokula hazır olmayan 5-5,5 yaşındaki çocuklarımızın zorla okullara gönderilmesine, okullarımızın dağıtılıp dönüştürülerek öğretmen ve öğrencilerimizin sürgün edilmesine ve velilerimizin paralı okul servislerine mahkum edilmesine neden olmaktadır. Anadilinde eğitim talebi yok sayılmakta, kız çocukları eve kapatılmakta, çocuk gelinlerin, dindar ve kindar nesillerin yetişmesine neden olan bu sistem, geleceğimiz olan çocuklarımızı ırkçı ve gerici bir eğitime maruz bırakmaktadır. 

Eğitim alanında, kamu yatırımlarının yıllardır yeterli oranda gerçekleştirilmemesi, eğitimde eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik adımların atılmaması gibi birikmiş pek çok sorunun var olduğu herkes tarafından bilinmekte ve eleştirilmektedir. Eğitimi gericileşmeye ve ticarileşmeye mahkum eden bu anlayış şimdi AKP‘nin 4+4+4 kademeli eğitim projesi ile daha da derinleşmekte, bu şekilde eğitim sermayenin ve cemaatlerin denetimine sunulmaktadır. 

Tüm bu sorunlarla birlikte yeni eğitim öğretim yılı büyük bir kaos ve karmaşa ile açılmaktadır. Hastane kapılarında daha oyun çağında olan 60-71 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen ailelerin yaşadığı rapor sıkıntısı, balık istifinde oturmak zorunda kalacak çocukları bekleyen kalabalık sınıflar ve okulların alt yapı ve fiziki yetersizliği gibi pek çok sorun hala çözümsüzlük içindedir. Ayrıca okulların dönüştürülmesi ile öğretmen ve öğrencilerin resmen sürgün edilmesi, yeni müfredat hazırlığının olmaması, 4+4+4 sonrasında çok sayıda öğretmenin "norm fazlası" haline gelmesi ve özellikle ortaokullarda ortaya çıkacak öğretmen ihtiyacı vb. sorunlar, 2012-2013 eğitim-öğretim yılının tam bir karmaşa ve kaos ortamında başlayacak oluşunu kaçınılmaz bir hale getirmektedir. 

Her konuda olduğu gibi kendine muhalif tüm kesimleri sindirmeye çalışan AKP‘nin, toplumun tüm kesimlerinin kaygısı haline gelen 4+4+4 düzenlemesini durdurmaya yönelik yürütülen mücadeleye karşı sergilediği tutum, bu geleneksel anlayışın sürdürmekte olduğunu da göstermektedir. Daha yasanın çıkış sürecinde kendini belli eden ve bugün tam bir kaosa dönüşen durum, AKP‘nin temsil ettiği ideolojik kurgusunun dışında "yeni düzenleme" için hiçbir hazırlığının bulunmadığını ortaya koymuştur. Artan ve gittikçe toplumsallaşan tepkiler ve büyüyen sorunlarla beraber iyice köşeye sıkışan hükümetin kendisine yöneltilen bilimsel eleştiriler karşısındaki acizliği ise, bugünkü çaresizliğinin de boyutlarını sergilemektedir. İçine düştüğü bu durumdan ise her zaman başvurduğu takiyeler ile çıkmaya çalışmakta, kendisine karşı yükselen muhalif sesleri toplumda prim yapacağına inandığı kodlamalar üzerinden suçlamalarla susturmaya çalışmaktadır. Kendisine sözümüz, bu nafile çırpınışlardan sonuç alamayacağını artık biran önce görmeli, bu tutumdan derhal vazgeçmelidir.

Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. AKP hükümetini bir kez daha uyarıyoruz, ailelerden, bilim insanlarından, sendikalardan ve toplumun diğer kesimlerinden yükselen tepkilere, eleştirilere ve önerilere artık kulaklarını tıkamasınlar. Aksi halde hükümet neden olduğu bu kaosun sorumluluğundan kurtulamayacaktır. Ve şunu unutmasınlar ki, bizler eğitimde 4+4+4 dayatmasına karşı, nasıl ki yasanın çıkış sürecinde mücadele ettiysek, bugün de geleceğimizi ipotek altına alan bu sistemi durdurmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. 

Bizler emek ve demokrasi güçleri olarak, çocuklarımızın geleceğini ipotek altına alan bu tehlikeye karşı, eğitimin ve geleceğimizin AKP hükümetinin içinde bulunduğu ideolojik hedeflere kurban edilmesine izin vermeyecek, mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. 

Bu mücadelede tüm anneleri, babaları, sadece eğitim alanında değil toplumsal yaşamın her alanında yaşanan gelişmelerden kaygı duyan herkesi, 4+4+4 eğitim sistemini durdurmaya; 

Eğitim Sen‘in 11 Eylül‘de yurdun dört bir yanından yürüyüş kollarıyla başlayacak, 15 Eylül‘de kitlesel bir mitinge dönüşecek eyleminde, 4+4+4 sisteminin gerici ve piyasacı dayatmalarına karşı kamusal, bilimsel, laik ve demokratik eğitim mücadelesinde sesimizi birlikte yükseltmeye davet ediyoruz.

Bizler bu zorbalık ve dayatmaları ancak sokakları doldurarak ve sesimizi birleştirerek durdurabileceğimize inanıyor, mücadelemizin bu eylemden sonra da devam edeceğinin bilinmesini istiyoruz. Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi bu eylemde bizlerle birlikte alanlarda olmaya çağırıyoruz!