Kırklareli’ndeki Rekor Gezi Davası Başladı

Gezi Parkı eylemleri sürecinde Kırklareli’nde gerçekleştirilen çeşitli basın açıklamaları ve protesto eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan ve aralarında Kırklareli Tabip Odası yöneticileri ve çalışanlarının da bulunduğu çok sayıda kişinin yargılanmasına 21 Şubat 2014 tarihinde başlandı.

Kırklareli 1'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan, Merkez Konseyi Üyesi Dr. Osman Öztürk, TTB Hukuk Bürosu’ndan Avukat Ziynet Özçelik ve çok sayıda tabip odasının yöneticilerinin yanı sıra sendika, siyasi parti, kitle ve meslek örgütü temsilcileri katıldı.

Kırklareli Tabip Odası yöneticileri ve çalışanlarının da yargılandığı davalarla ilgili reddi hakim talebinde bulunulması üzerine duruşma 7 Nisan 2014 tarihine ertelendi.

Duruşma sonrası Kırklareli halkı, sendika, siyasi parti, kitle ve meslek örgütü temsilcileri Kırklaeli Adliyesi’nden Dingiloğlu Parkı’na yürüdü ve burada bir basın açıklaması yapıldı.

TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan yaptığı konuşmada, Kırklareli’nde düzenlenen eylemlerin barışçıl ve demokratik eylemler olduğunu belirterek, bu tarz davalarla halkın sindirilmeye ve demokratik haklarının engellenmeye çalışıldığını söyledi. Kırklareli’nde yaklaşık 500 kişiye 1300 dava açıldığını dile getiren Dr. İlhan, “Resmi rakamlara göre Türkiye’de Haziran ayında Gezi eylemleri nedeniyle 5 milyon kişi sokağa çıktı. Bütün savcıların Kırklareli’ndeki savcılar gibi hareket ettiğini düşünürsek, Türkiye’de Gezi eylemleri nedeniyle 15 milyona yakın dava açılırdı” diye konuştu.     

Konuşmasında, Ankara Tabip Odası ve Kırklareli Tabip Odası’na yönelik davalara değinen ve hekimler üzerindeki baskılara dikkat çeken Dr. İlhan, tüm insanlık yararına yürütülen bağımsız hekim faaliyetlerini, acil sağlık hizmetlerini suç haline getiren yasaların bütün dünyada tepki çektiğini de sözlerine ekledi.

Dr. İlhan, haklarını barışçıl bir şekilde dile getiren Kırklareli halkının tüm Türkiye halklarının sevgisini kazandığını ifade ederek, böylesi davalarla vatandaşların yıldırılmaya ve caydırılmaya çalışıldığını, insan haklarını önlemeye dönük bu davaların kabul edilemez olduğunu vurguladı.