YÖK’ün Antidemokratik Yasa Taslağı Geri Çekilsin!

altAralarında TTB’nin de bulunduğu, bazı meslek örgütleri, sendikalar, dernekler ve siyasi partiler tarafından 8 Şubat 2013 tarihinde yapılan ortak açıklamada, YÖK’ün antidemokratik yasa taslağının geri çekilmesi istendi.

 

 

YÖK YASA TASARISINA KARŞI ORTAK AÇIKLAMA

08.02.2013

Milli Eğitim Bakanı’na Sesleniyoruz:

YÖK’ün Antidemokratik Yasa Taslağını Geri Çekin!

YÖK’ü De Yeni YÖK’ü De İstemiyoruz!

AKP de dahil olmak üzere bugüne kadarki tüm siyasal iktidarlar, 12 Eylül cuntasının ürünü olan YÖK eliyle, üniversiteleri üniversite olmaktan çıkaracak uygulamaları bir bir hayata geçirdi. Bugün ise YÖK’ün oynadığı bu rol unutturulmaya çalışılarak, yükseköğretimin yeniden yapılandırılmasında başrole yine YÖK getirildi. Üstelik AKP, 4+4+4 olarak bilinen eğitimin kademelendirilmesi sürecindeki anti demokratik, dayatmacı anlayışını tekrarlamamak için YÖK aracılığıyla birçok toplantı düzenledi. Ancak bu toplantıların katılımcılığı görünürde kalmış, YÖK’ün MEB’e sunduğu taslak metinde üniversite bileşenlerinin taleplerine yer verilmediği açıkça ortaya çıkmıştır. YÖK’ün söz konusu toplantıları, sermayenin ve AKP’nin kendi çıkarlarını bilim emekçilerinin, öğrencilerin ve toplumun çıkarına olduğu izlenimini yaratmak dışında hiçbir amaç taşımamıştır.

Eleştiriler ve talepler dile getirildiğinde manidar bir sessizliğe bürünerek bu eleştiri ve talepleri adeta bir kara delik gibi yutan kurumun, 30 yıldır yukarıdaki süreci bizzat yöneten YÖK olması, aslında her şeyi özetlemektedir. Çünkü YÖK, sadece bir üst kurul olarak değil, üniversitede resmi ideolojinin yeniden üretilmesini sağlayan, sermayenin çıkarı doğrultusunda yarattığı ilişkiler sisteminin bir toplamı olarak algılanmalıdır. Bu sistemin, toplumla organik bağ kuramayan, toplumsal aidiyeti olmayan, yalnızlaşmış, iktidar ve güce tapınan, varlığı koşulsuz 'uyum' sağlamak olan insanları yaratmayı hedeflediği unutulmamalıdır.

İçinde bulunduğumuz “ustalık döneminde” AKP, 12 Eylül cuntacılarının yapmak istediklerini tam anlamıyla gerçekleştirmeye çalışıyor. Demokrasiyi inşa etmekten ziyade, bizlere itaat kültürünü dayatıyor. AKP, iktidarını artırmak ve yükseköğretim sistemini sermayeye daha da fazla açabilmek için bir adım ileriye gidiyor. Çünkü, sadece ticari değeri olan bilgilerin üretilmesini sağlamak ve öğrencilerin neyi, ne kadar öğrenmesi gerektiğini tek başına belirlemek istiyor. Bunun dışına çıkma ihtimali olan her şeyi ve herkesi üniversiteden kovarak cezalandırmak istiyor. Üniversiteleri tüm hücrelerine kadar kontrol altında tutmaya devam ederken, üniversitelerdeki potansiyel bir muhalefetin önünü önceden kapatabilecekleri bir yapıyı tesis etmek istiyor. Kısacası, artık üniversitelerden kendisine muhalif hiçbir düşüncenin, sesin çıkmamasını istiyor. Toplumu, tek tipleştirmek için her türlü politikayı hayata geçiriyor.

Bir süredir projecilik zihniyeti, yaz okulu, ikinci eğitim gibi uygulamalar ile şirketleşme yolunda olan üniversiteler, YÖK’ün önerdiği “teknoloji transfer ofisi”  gibi birimlerle daha fazla kar eden yapılar haline getirilmeye çalışılıyor. Sermaye kesiminin ve patronların üniversitelere, bilime ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerini çabucak hayata geçirecek, onların istedikleri bilgileri üretecek, işlerine yaramayacak ya da aleyhlerindeki bilgileri görmezden gelecek bir üniversite isteniyor.

Bu politikalar bizlere daha fazla hak kaybı, daha fazla yoksullaşma ve daha az ücretle daha çok çalışmak zorunda kalmak olarak yansıyor. Bu nedenle, üniversitelerde yaşanan bu dönüşüm, çocuklarımızın geleceğini, daha az ücretle ve daha fazla çalıştırılacakları, güvencesizliğe mahkum edilecekleri bir karanlığın içine çekmenin aracı haline geliyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin, bizlerin eşit ve özgürce geleceğimizi yaratabilme imkânı bir bir elimizden alınmak isteniyor. Çünkü onlar, bu yasa hazırlığı ile şunları istiyor:

  • Sağlık, eğitim gibi tüm haklarımızı bir bir tırpanlamak ve her şeyi alınır satılır hale getirmek istiyorlar,
  • Zaten şirket gibi çalışan Vakıf üniversitelerinin yanına bir de Şirket üniversiteleri kurmak istiyorlar,
  • Parası olanı vezir olmayanı rezil etmek istiyorlar,
  • Bizlerin vergisiyle finanse edilen devlet üniversitelerini, şirketlerin bilgi ihtiyacını karşılamak için yeniden yapılandırmak istiyorlar,
  • Bir taraftan vesayet sistemini kaldırıyoruz derken, diğer taraftan üniversiteleri tamamıyla kendi kontrolleri altına almak istiyorlar,
  • Üniversitelerdeki potansiyel bir muhalefetin önünü önceden kapatabilecekleri bir yapıyı tesis etmek istiyorlar,
  • Kendisine muhalif hiçbir düşüncenin, sesin çıkmamasını, toplumu tek tipleştirmek istiyorlar,
  • Bu amacı gerçekleştirebilmek için iş güvencesini ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar,
  • İş güvencesini kaldırarak mobbing (yıldırma), farklı düşüncelerin baskı altına alınması, araştırma konularının özgürce seçilememesi, kayırmacılık, hiyerarşinin kutsanmasını tam anlamıyla yerleştirmeyi istiyorlar.

Bizler, aşağıda imzası bulunan örgütler olarak, bu dönüşümü kabul etmiyoruz! Gerek içeriği gerekse hazırlanış süreci açısından antidemokratik olan, üniversite bileşenlerinin taleplerini yok sayan ve YÖK tarafından MEB’e sunulan söz konusu taslak metnin geri çekilmesini istiyoruz.

Çünkü bizler,

  • Kamusal hizmet olarak eğitim ve bilimi savunduğumuzdan, tamamen kar amaçlı çalışacak olan özel yükseköğretim kurumlarını, öğrencilerin müşterileştirilmesini ve paylaşılması gereken bilginin satılmasını kabul etmiyoruz!
  • Bilginin paylaşılmasını esas aldığımızdan dolayı, bilginin alınır satılır bir ürün olarak görülmesini kabul etmiyoruz!
  • Demokratik özyönetimi savunduğumuzdan, sermayenin ve siyasal iktidarın üniversite yönetimini kendi vesayetine almasını kabul etmiyoruz!
  • Eleştirel düşüncenin, bilimsel ve akademik özgürlüklerin önünde işsiz kalma bir tehdit unsuru haline getirilmişken, Türkiye’nin dört yanında araştırma görevlilerinin işine son verilirken, araştırma görevlilerinden idari personele, öğretim görevlilerinden öğretim üyelerine kadar iş güvencesini ortadan kaldıracak hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz!
  • Performans kriterlerinin daha fazla kar için olduğunu bildiğimizden, üretilen eğitim hizmetinin ve bilimin niteliğini daha da düşürecek olan performans sistemi uygulamasını kabul etmiyoruz!
  • Yükseköğretim de dahil, nitelikli ve özgürleştirici eğitimi temel bir hak olarak kabul ettiğimizden, etnik ve cinsiyete dayalı vb. ayrımcılığı kabul etmiyoruz!

Ve taleplerimiz karşısında üç maymunu oynayanları uyarıyoruz! Yükseköğretimin 4+4+4’ü olan çalışmalar geri çekilmediğinde, belirlediğimiz mücadele programı çerçevesinde tüm üniversiteleri, kentleri, meydanları birer direniş mekânları haline getireceğimizin altını çiziyoruz! Yasa hazırlığı geri çekilmeyip Bakanlar Kurulu’na gönderildiğinde illerde Valilikler ve AKP önü; TBMM gündemine geldiğinde ise merkezi bir Ankara eylemiyle mücadele kararlılığımız görülecektir. Çünkü, bizler biliyoruz ki,

  • İş güvencesi yoksa akademik özgürlük,
  • Üniversite bileşenleri yoksa demokratik özyönetim,
  • Akademik özgürlük ve demokratik özyönetim yoksa kurumsal özerklik,
  • Kurumsal özerklik yoksa özgür bilim ve eğitim,
  • Özgür bilim ve eğitim yoksa özgür düşünce,
  • Tüm bunlar yoksa üniversite YOKTUR.

Ortak Mücadele Kararı Alan Kurum ve Kuruluşlar:

Sendikalar;

KESK / EĞİTİM SEN 

KESK / SES (Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası)

DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu)

DİSK / Sosyal İş