Kırım Kongo Kanamalı Ateşi can almaya devam ediyor! Sağlık Bakanlığı durumu ’izliyor!’

 

altKırım Kongo Kanamalı Ateşi, ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada son yıllarda giderek artan sıklıkta görülmekte ve can almaya devam etmektedir. KKKA’ne bağlı ülkemizde ilk ölüm 2002 yılında görülmüştür. 2002 yılından bugüne kadar 7000’i aşkın olgu ve 400’ü aşkın ölüm saptanmıştır. Bu yıl ise henüz “sezon”un başında iken bugün itibariyle görülen olgu sayısı 200’ü aşmış olup, maalesef ki 20’ye yakın hastamız da hayatını kaybetmiştir.

Türk Tabipleri Birliği’nin 2010 yılında yayımladığı Kırım Kongo Kanmalı Ateşi Bilimsel Değerlendirme Raporu’nda da belirtildiği gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadele için bütüncül bir bakış açısı ve farklı sektörlerin işbirliği gerekmektedir. Korunma, erken tanı ve tedavinin zamanında başlanması ile KKKA’den ölüm “kader” olmaktan çıkacaktır.

Önceki yıllarda Türkiye’de görülen olgular için ölüm oranı % 5 olarak bildirilmekte iken bu yıl erken dönem verilerine göre ölüm oranı %10’dur. Dünya ölçeğinde birçok saygın bilimsel kuruluş KKKA’nin tedavisinde “ribavirin” isimli ilacı önermektedir. Bu öneri, gözlemsel çalışmalara yani KKKA olan hastalara ribavirin verilmesi sonucu gözlenen gelişmelere dayanmaktadır. KKKA tedavisinde ribavirinin etkiniliğini değerlendirmek için gerek etik açıdan gerekse bilimsel açıdan “randomize kontrollü çalışmalar”ın yani bir hasta grubuna ribavirin verip diğerine vermeyerek “ne olacağını” görmenin kabul edilebilir bir yönü olmadığı açıktır.

KKKA’nin coğrafi olarak da hızla yayılmakta olduğu ülkemizde hekimlerin KKKA olan olgulara yaklaşım ve tedavilerinin bilimsel veriler ışığında uygulanması konusunda Sağlık Bakanlığı’nı göreve davet ediyoruz.

TTB Merkez Konseyi