Dünya Tabipleri Birliği Başkan ve Konsey Başkanı Türkiye’ye geliyor

 

altDünya Tabipleri Birliği Başkanı Dr. José Luiz Gomes Do Amaral ve Konsey Başkanı Dr. Mukesh Haikerwal, Türk Tabipleri Birliği"nin davetlisi olarak Türkiye"ye geliyor. Amaral ve Haikerwal, 16 Nisan"da Ankara, 17 Nisan"da da İstanbul"da olacaklar ve çeşitli etkinliklere katılacaklar. TTB Merkez Konseyi, bugün (30 Mart 2012) bir basın toplantısı düzenleyerek, Amaral ve Haikerwal"in gelişini kamuoyuna duyurdu.  

30.03.2012

BASIN AÇIKLAMASI

Dünya Tabipleri Birliği (DTB) Başkanı ve Konsey Başkanı
Türkiye’ye geliyor

Dünya Tabipleri Birliği Başkanı Dr. José Luiz GOMES DO AMARAL ve Konsey Başkanı Dr. Mukesh HAIKERWAL 16 Nisan’da Ankara, 17 Nisan’da İstanbul’da olacak.

Türkiye’de hekimlik ve hekimlerin koşulları -gün geçtikçe- iyileşeceğine, her geçen gün kötüleşiyor. Bu durumun yapılan düzenlemelerden bağımsız olduğunu düşünmek gerçekçi olmaz. Bu çerçevede son olarak 2 Kasım 2011 tarihinde çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname özel bir anlam taşıyor. Düzenlemenin TBMM açık olmasına rağmen Bakanlar Kurulu tarafından yapılması, mecliste görüşülmemesi, kapsamının sağlık ortamının hemen tamamını ve kamu-özel bütün sağlık çalışanlarını etkileyecek ve değiştirecek ölçekte olması önemini daha da artırıyor.

Ancak 2 Kasım 2011 tarihinde çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname sağlık meslek örgütlerini ve özel olarak da Türk Tabipleri Birliği’ni hedef alan olumsuz düzenlemeler de içermektedir. Bilindiği üzere iki başlık Türkiye’de artık bütünüyle tehdit altındadır: Hekim bağımsızlığı ve meslek örgütünün özerkliği.

 DTB’nin 2011 yılı Ekim ayında Montevideo-Uruguay’da toplanan 62’nci Genel Kurulunda kabul edilen kararında şöyle deniyor:

Ulusal tabip odaları, ülkedeki hekimlerin temsilcisi olarak hareket etmek; kimi durumlarda bir sendika veya düzenleyici organ, ancak aynı zamanda bir meslek kuruluşu olarak hekimler adına diğer taraflarla görüşmeler yapmak üzere kurulan, halk sağlığı ve refahı ile ilgili konularda tıp doktorlarının uzmanlık birikimini temsil eden kuruluşlardır. (…) Bu kuruluşlar, genellikle halk sağlığı alanında olmak üzere, üyeleri adına kampanyalar başlatabilirler veya tanıtım/savunu çalışmaları yürütebilirler. Sözü edilen tanıtım/savunu çalışmaları, bunları muhalif politika olarak gören hükümetler tarafından her zaman hoş karşılanmayabilir. (…) DTB, bu tür tanıtım/savunu çalışmaları nedeniyle kimi hükümetlerin kendilerinin belirledikleri temsilcileri yetkili organlara atayarak hekim kuruluşlarını susturmaya, verilecek mesajları kendilerinin hoş görebilecekleri mesajlara dönüştürmeye teşebbüs ettiklerinin farkındadır.

DTB bu amaca yönelik girişimleri kınar ve ülkelerdeki hekim kuruluşlarının bağımsız işlevlerine hiçbir hükümet müdahalesi olmamasını talep eder.”

TTB bu çerçevede konuyu Dünya Tabipleri Birliği (DTB) ile paylaşmış ve DTB tereddütsüz biçimde durumu bütün Tabip Birliklerine duyurmuş, TTB’nin yanında olmaya çağırmıştır. Merkez Konseyi adına bir heyet bilgi vermek üzere önümüzdeki ay Avrupa Tabip Birlikleri-Dünya Sağlık Örgütü ve ardından da Dünya Tabipleri Birliği’nin toplantılarına katılacaktır. Dünya Tabipleri Birliği Başkanı ve Konsey Başkanı dayanışma amacıyla 16-17 Nisan tarihlerinde Türkiye’ye gelerek Türk Tabipleri Birliği’ni ziyaret edecek ve meslek örgütü özerkliği ile hekim bağımsızlığı başlıklarında konferanslar vereceklerdir. Bu ziyaret içeriği ve gerekçesi nedeniyle çok önemlidir.

DTB’nin dergisinin 2012 ilk sayısında DTB Genel Sekreteri’nin Yıla Zorlu bir Başlangıç” Editör yazısında bu dayanışma bir kez daha ifade edilmiştir:

 

“Ancak en kötüsü, bu sorumluluk yasa gereği Türk Tabipleri Birliğine verilmiş olduğu halde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin hekim özerkliğini yok etme girişimidir. Hükümet, çıkardığı bir kararname ile TTB’nin mesleği düzenleyici işlevlerini elinden almaya, tüm sağlık çalışanlarını denetleme yetkisini hükümetin denetimindeki bir kurula vermeye çalışmaktadır. Bu, sivil topluma yönelik açık bir saldırıdır (…)

Türk Tabipleri Birliği’ne gelen dayanışma mesajları, kuruluşu özyönetim, hükümetten bağımsızlık ve temel demokratik kuralların korunması için verdiği mücadelede desteklemektedir. Dünya Tabipleri Birliği de 16-17 Nisan tarihlerinde Ankara ve İstanbul’u ziyaret ederek, Türk hekimlerinin haklarını geri almalarında kendilerine destek verecektir.

Hekim özerkliğine yönelik saldırılar (…) Hepsinde ortak olan yan, mesleği “komuta ve kontrol” altında tutma niyetidir. Varlıklı toplumların çoğunda sağlık hizmetleri ekonominin teşhis edilebilir en geniş sektörünü oluşturmaktadır. Böyle bir sektörün elde tutulup yönetilmesi ve yönlendirilmesi, tüm hükümetler açısından hayli cazip bir durumdur. Sağlık hizmet sistemlerini sürdürmeye ve geliştirmeye yönelik son derece etkili kuruluşlarıyla hekimler ise bu değişen ortamda boy hedefi olmaktadır; çünkü tıp ve sağlık hizmetleri alanındaki hakların kırpılmasında en kolay yol, hekimlerin güçsüz ve sessiz kılınmasıdır.  Sonuç olarak, mesleğin denetiminin bir hükümet organının mı, sigorta şirketinin mi yoksa hizmet veren başka şirketlerin mi elinde olduğunun fazla önemi yoktur. (…)

Mesleki özerklik hekimler açısından salt kendi çıkarlarını kollamak üzere güç sahibi olma aracı değildir; mesleki özerklik hastayı merkeze alan kritik bir amaç taşır ve bunun tüm taraflarca bilinmesini sağlamamız gerekir. Sağlık hizmetlerinde özyönetimin amacı, hastalara daha iyi tıbbi bakım, halka daha iyi hizmet verilmesi, hastaların saygınlığının korunması ve hizmet verilen toplumlarda halk sağlığının daha ileri götürülmesidir. Toplumlarımıza göstermeliyiz ki, hükümetin, bir sigorta şirketinin veya başka bir şirketin denetiminde olmayıp görevlerini mesleki standartlara ve etik kurallara göre serbestçe yerine getirebilen hekimler kendi yararlarına olacaktır. Hekimler ne zaman üçüncü tarafın emirlerini izlemeye zorlanırlarsa, bilinsin ki hastaların çıkarları en sonda gelecektir.”

Dr. Otman Kloiber

Değerli basın mensupları,

Hekimlik evrensel bir meslektir. Mesleğin arzu edilen koşullarda uygulanabilmesi kimi özgünlükleri, duyarlılıkları gerektirmekte, her şeyden önce Hükümetlerin buna özen göstermesi ve gerekli koşulları sağlamak için çabalamasını gerekli kılmaktadır. Ne yazık ki bugün Türkiye’de bu açıdan –en hafif deyimiyle- özensiz bir tutumla karşı karşıya bulunuyoruz. 

Basın toplantısında sizler aracılığıyla duyurmak istediğimiz bir konu daha var. Nisan ayı tabip odalarının seçimli genel kurullarının yapılacağı aydır. Türkiye’de 65 tabip odası bulunmaktadır. Hekimler mesleki gelecekleri, mesleğin geleceği, birey ve toplum yararına bir hekimlik yapabilmek için tabip odalarında bir araya gelmelidir. Mesleğin ve meslek örgütünün Hükümetlerden, sermayeden, çıkar odaklarından bağımsızlığı, emeğimizin korunması ve geliştirilmesi, buna saldıran dönüşüm politikalarına karşı ortak aklın ve kuvvetin oluşturulacağı yerler, öncelikle tabip odalarıdır.

Tabip odalarına sahip çıkan birlikteliğimiz 16 ve 17 Nisan tarihlerinde bir arada olacağımız DTB Başkanları temsiliyetinde hekimliğin evrensel ölçekte korunması, geliştirilmesi çabalarının bir parçası olacaktır.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ