Cezaevlerinde Hasta Yakınları Olan Ailelerden TTB’ye Ziyaret

Ağır hastalığı olan, tıbbi raporlarda hayati tehlikeden bahsedilen, tam teşekküllü hastanede tetkik, tedavi gerektiren mahpusların infazının ertelenmemesi, tahliye edilmemesi ve sağlıklı olanların da infazlarının keyfi olarak yakılması konusunda aileler ve avukatlar yürüttükleri çalışmaları aktarmak için 5 Ocak 2022 günü Türk Tabipleri Birliği’ni (TTB) ziyaret etti.

Heyette Halkların Demokratik Partisi Parti Meclisi üyesi Av. Serhat Eren, Özgürlükçü Hukukçular Derneği Eş Başkanı Av. Bünyamin Şeker, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Eş Başkanı Ahmet Doğan ile mahpus yakınları Hazal Yıldırım ve İnci Güler yer aldı. TTB adına ise görüşmeye Merkez Konseyi üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu katıldı.

Ciddi hastalığı olan mahpusların tahliye olup tedavi edilmesi, haksız yere infazların yakılmaması, ailelerin ziyaret edemeyeceği kadar uzağa sürgün olmaması amacıyla Adalet Nöbeti’nin başlatıldığını aktaran heyet, nöbetin Diyarbakır’da 52, Van’da ise 31 günü geride bıraktığını belirtti. Heyet, İnsan Hakları Derneği raporlarına göre sayısı 1605’i bulan hasta mahpusun hayati tehlikeleri bulunmasına karşın cezalarının ertelenmediğini ve tahliye edilmediğini ifade etti.

TTB Merkez Konseyi üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu da İnsan Hakları Kolu’nun cezaevlerinde sağlık konularıyla ilgilendiğini, cezaevlerinden çok sayıda mektup geldiğini söyledi. Salgın nedeniyle hastanelere sevklerin geciktiğini, hastaneye gidebilenlerin dönüşte küçük ve havasız tecrit hücrelerinde 15 gün kaldığını belirten Erdoğdu, hastanelere sevk edilebilen mahpusların zaman zaman karşılaştığı kelepçeli muayene uygulamasının ise hem hekim-hasta ilişkisine hem de insanlık onuruna aykırı olduğunu kaydetti. Erdoğdu, ciddi hastalığı olup erken teşhis ve tedavi ihtiyacı olan mahpusların Adli Tıp Kurumu raporlarıyla sağlık hizmetine erişiminin engellenmesinin nadir bir durum olmadığını ve rahatsız edici olduğunu da sözlerine ekledi.

Adli Tıp Kurumu’nun Adalet Bakanlığı bağlı kurumu olması, geçmişten bugüne atamaların siyasi erkle ilişkili olmasının bağımsızlığına ve değerlendirmelerinde tarafsızlığa gölge düşürdüğü meslek örgütü olarak yıllardır dile getirilmektedir. Tıp fakülteleri, eğitim araştırma hastaneleri tarafından yapılan tıbbi değerlendirmelerle çelişen raporların kamuoyunda da adalet duygusunu sarstığı, ortaya çıkan çelişkilerin bilimsel boyutta da dayanaktan yoksun olduğu dikkate alınmalıdır.