TBMM Sağlık, Aile, Çal. ve Sos. İşler Komisyonu’nda görüşülen yasalar

1649-2006
30.10.2006

            TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

            TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülen ve 13 Ekim 2006 tarihli oturumunda Komisyon’ca kabul edilen “Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu”, “Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun”, “Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun”, “Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Sağlık Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” metinleri ektedir.

            Odanız görüşlerinin en geç 06.11.2006  Pazartesi günü akşamına dek tarafımıza iletilmesini bekler, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

            Saygılarımızla,
            TTB Merkez Konseyi a.
            Dr. Altan Ayaz
            Genel Sekreter

 

T.C.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONUNUN
 KABUL ETTİĞİ METİN

Esas No: 1/1226

Karar No:44

13/10/2006

SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU, SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KANUN, TABABET VE ŞUABATI SAN'ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUN, ELEMAN TEMİNİNDE GÜÇLÜK ÇEKİLEN YERLERDE SÖZLEŞMELİ  SAĞLIK PERSONELİ ÇALIŞTIRILMASI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE  KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN İLE SAĞLIK BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINADAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa aşağıdaki  maddeler eklenmiştir.

“Zorunlu malî sorumluluk sigortası

EK MADDE 9- Tıbbî hizmetlerden kaynaklanan her türlü tazminat taleplerinin karşılanmasını teminen;

a) Serbest olarak mesleğini icra eden tabipler kendileri için,

b) Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele ödeme yapılan kamuya ait döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşları ile özel hukuk kişilerine ait sağlık kurum ve kuruluşları çalıştırdıkları tabipler için,

zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.

(b) bendi kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan tabipler için çalıştıkları kurum ve kuruluşça yaptırılan sigorta, ilgili tabibin mesleğini serbest olarak icra etmesi hâlini kapsamaz.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabiplerin zorunlu malî sorumluluk sigortasının yaptırılmasından, ilgilinin çalıştığı sağlık kurum ve kuruluşunun amiri birinci derecede sorumludur.

Bu Kanunla getirilen zorunlu sigorta kapsamındaki bilfiil veya hâl sebebi ile sigorta yaptıranın tazminata mahkûm edilmesi hâlinde; sigorta yapan, zorunlu malî sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde tazminatı doğrudan zarar görene öder.

Sigorta primleri ve tarifeler

EK MADDE 10-  Kamuya ait döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan tabiplerin bu Kanun ile getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortası primlerinin yüzde ellisi kurum ve kuruluşa ait döner sermaye gelirlerinden; yüzde ellisi ise bizzat sigortalının döner sermaye ek ödemesi payından karşılanır.

Kamu kurum ve kuruluşları dışındaki kurum ve kuruluşlarca istihdam edilen tabiplerin sigorta primleri istihdam eden veya işverence karşılanır. Bu maddenin birinci fıkrasındaki yüzde ellilik pay ve üçüncü fıkrasındaki hâl istisna olmak üzere, sigortalılar için ödenen sigorta primi hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde sigortalının maaş ve sair malî haklarından kesilemez, bu yolda hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamaz.

Bir tabibin kusuru sebebiyle, o tabip için  emsallerine göre daha yüksek prim ödenmesi hâlinde, aradaki fark ilgili tabibin döner sermaye gelirinden kesilmek suretiyle karşılanır.

Zorunlu malî sorumluluk sigortasına ilişkin genel şartlar Hazine Müsteşarlığınca, tarife ve talimatlar ise Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlıkça, Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak belirlenir ve Resmi Gazetede yayımlanır.

Sigorta yapma yetkisi

EK MADDE 11-  Bu Kanun ile getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortası, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlıkça ilgili dalda ruhsat verilmiş sigorta şirketleri tarafından yapılır.

Sağlık Bakanlığı, kamuda görevli tabiplerin en uygun şartlarda sigortalanabilmesini teminen, birinci fıkrada belirtilen sigorta şirketleri arasından prim ve teminat kapsamı bakımından en uygun taahhütte bulunan bir veya birden fazla sigorta şirketini bir yıllık süre ile yetkili kılmak için kamu ihale mevzuatına göre ihaleye çıkabilir. Bu durumda, kamuda çalışan tabiplerin zorunlu malî sorumluluk sigortası, sadece bu ihale neticesinde tespit olunacak sigorta şirketince yapılabilir.

Para cezası

EK MADDE 12- Bu Kanunda öngörülen zorunlu malî sorumluluk sigortasını; kendileri yaptırmak zorunda oldukları hâlde yaptırmayan tabiplere ve çalıştırdıkları tabipleri sigorta ettirmek zorunda olanlardan, bu sigortayı yaptırmayanlara sigorta yaptırmadığı süre için ödemesi gereken primin beş katı idarî para cezası verilir. Bu para cezası, 30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunundaki usul ve esaslara tabidir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında, sigorta yaptırılmamasından dolayı verilen idarî para cezasından o kurum ve kuruluşun amiri şahsen sorumludur.”

MADDE 2-Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu fıkradan sonra gelmek üzere maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Klinik şefi, klinik şef yardımcısı, başasistan ve asistan kadrolarına, açıktan atama izni alınmaksızın ilgili mevzuatı çerçevesinde atama yapılır. Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerindeki klinik şefi ve şef yardımcılığı kadrolarına, ilgili dalda uzman olan profesör ve doçentler ile ilgili dal uzman tabipleri arasından Bakanlık tarafından atama yapılır. Profesör ve doçentler, Bakanlıkça ilan edilen kadrolar için, gerekli belge, bilimsel çalışma ve yayınları ile birlikte Bakanlığa başvururlar. Bakanlık, ilgili dalda üçü eğitim ve araştırma hastaneleri klinik şeflerinden ve ikisi de üniversite öğretim üyelerinden olmak üzere beş kişilik bir jüri teşkil eder. İlgili dalda yeteri kadar şef veya öğretim üyesi bulunmadığı taktirde jüri en yakın daldaki şef veya öğretim üyelerinden tamamlanır. Jüri, adayların bilimsel çalışma ve yayınlarını inceler ve her bir aday için rapor düzenler. Bu raporlar ışığında Bakanlıkça belirlenen en uygun adaylar  klinik şefi ve şef yardımcılığı kadrolarına atanırlar. Profesör ve doçent unvanına sahip olmayan uzman tabiplerin klinik şefi ve şef yardımcılığı ve başasistan kadrolarına atanmalarında yapılan sınavlarda başarılı olmaları şartı aranır.

Klinik şefi, şef yardımcılığı ve başasistan kadrolarına atananlar beş yıllık sürelerde bilimsel ve performans kriterleri bakımından Bakanlıkça değerlendirilirler. Bu değerlendirme sonucunda bilimsel ve performans bakımından yeterli görülenler bu görevlere yeniden atanırlar.Yeterli görülmeyenler ise  uzmanlık kadrolarına nakledilirler. Yapılacak klinik şefi, şef yardımcılığı ve başasistan sınavları, profesör ve doçentlerden yapılacak atamaların değerlendirilme kriterleri ile bilimsel ve performans kriterlerine ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından hazırlanan ve bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde yürürlüğe konulan yönetmenlikle belirlenir.

Servis ve laboratuar şefleri veya şef yardımcıları ile tıp alanında doçent veya profesör tabipler eğitim ve araştırma hastanelerine; uzman tabipler veya tıp alanında doktora yapmış tabipler veyahut hukuk, kamu yönetimi, iktisat, işletme ve sağlık yönetimi alanlarında lisans, yüksek lisans veya doktora eğitimi almış tabipler diğer hastanelere baştabip olarak atanabilirler.

MADDE 3- 31/12/1980 tarihli ve 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanunun 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 2-  Kamu sağlık hizmetlerinde çalışan  personelin haftalık kanunî çalışma süresi 45 saat, 4 üncü maddede tanınmış olan haktan yararlananlar için ise 40 saattir. Personelin günlük çalışma saatleri, 657 ve 926 sayılı kanunlardaki hükümlere göre tespit edilir. Ancak, bu personelden iyonlaştırıcı radyasyon ile teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personel, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirlenen radyasyon dozu limitleri içinde çalıştırılabilir.”

MADDE 4- 2368 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 4- 1 inci madde kapsamına giren personelden, özel kanunlarına göre meslek ve sanatlarını serbest olarak icra etme hak ve yetkisine sahip olanlar istedikleri takdirde 1 inci maddede öngörülen tazminat hakkından yararlanmamak şartı ile mesai saatleri dışında serbest olarak çalışabilirler. Bunlara iş güçlüğü, iş riski ve teminindeki güçlük zamları veya bu mahiyetteki zamlar ödenmez. Ancak, il sağlık müdürlüğü ve başhekimlik görevini yürütenler serbest olarak çalışamazlar. Askerî sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan başhekimler serbest çalışma yasağına tâbi değildir.”

MADDE 5- 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 1 inci maddesindeki “ve Türk bulunmak” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 6-1219 sayılı  Kanunun 3 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Anestezi teknisyenleri; anestezi uzmanı veya bunun bulunmadığı hâllerde ameliyatı yapan ilgili uzmanın gözetiminde ve direktiflerine uygun olarak anestezi iş ve işlemlerini yaparlar.”

MADDE 7-1219 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci cümlesindeki “izinli Türk hekimlerinin” ibaresi, “mezun hekimlerin” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 8- 1219 sayılı  Kanunun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 9- Eğitim kurumlarına eğitim yetkisi verilmesi ve eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin teklifleri karara bağlamak, uzmanlık ana dallarının rotasyonlarını belirlemek, uzmanlık sınavı jürilerini tespit etmek, yabancı ülkelerde asistanlık yapanların bilimsel değerlendirilmesini yapacak fakülteleri belirlemek, tıpta uzmanlık eğitimi ve uzman insan gücü ile ilgili görüşler vermek, uzmanların tıbbi gelişmeleri izlemesini sağlayıcı inceleme ve araştırmalar yapmakla görevli olmak üzere, Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu niteliğinde Tıpta Uzmanlık Kurulu teşkil olunmuştur.

Tıpta Uzmanlık Kurulu;

a) Bakanlık Müsteşarı, ilgili genel müdür ve 1. Hukuk Müşaviri,

b) Biri diş tabibi olmak üzere eğitim hastanelerinden Bakanlığın seçeceği beş,

c) Dört tıp fakültesinden ve bir diş hekimliği fakültesinden YÖK'ün seçeceği birer,

ç) Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Fakültesinin seçeceği bir,

d) Türk Tabipleri Birliğinin seçeceği bir,

e) Türk Diş Hekimleri Birliğinin seçeceği bir,

üyeden oluşur.

 Kurumlar, seçecekleri asıl üye sayısı kadar yedek üye de belirler.

Kurula seçilecek asıl ve yedek üyelerin uzman olmaları, ayrıca en az üç yıllık klinik veya laboratuar şefi ya da profesör unvanına sahip bulunmaları şarttır. Üyelerin görev süreleri üç yıldır. Süresi bitenler tekrar seçilebilir.

Kurul, Bakanlığın daveti üzerine yılda en az iki kez toplanır. Kurula Bakanlık Müsteşarı veya yapılacak ilk toplantıda üyeler arasından seçilecek başkan vekili başkanlık eder. Kurul, üyelerden en az beşinin teklifi ile olağanüstü toplanır.

Kurul, üyelerin üçte ikisinin katılımı ile toplanır. Türk Tabipleri Birliği temsilcisi yalnızca tabiplerle ilgili, Türk Diş Hekimleri Birliği temsilcisi de yalnızca diş tabipleri ile ilgili konuların görüşüleceği toplantılara katılabilirler ve kendi meslek alanları ile ilgili konularda oy kullanırlar. Kararlar oyçokluğuyla alınır. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır. Ancak, kurumların eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin toplantılarda katılanların en az üçte iki çoğunluğu ile karar alınması şarttır.

Kurul toplantılarına üst üste iki kez mazeretsiz olarak katılmayanların üyeliği düşer.

Kurulun çalışma usul ve esasları ile ilgili diğer hususlarla ihtisas belgelerinin alınması ve uzmanlık eğitimi ile ilgili diğer usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak  yönetmelikle düzenlenir. Bu yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam edilir.”

MADDE 9- 13/12/1983 tarihli ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesinin beşinci ve yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bakanlık, ülkenin sağlık ile ilgili konularında danışma fonksiyonu yapmak üzere Şura'ya bağlı olarak danışma kurulları ve tababet şubeleri sanatlarını ifadan doğan adli konularda dosyaları inceleyip Şura’ya sunmak üzere ihtisas komisyonları oluşturabilir. Kurul ve Komisyon Başkanları, Sağlık Şurası toplantılarına tabii üye olarak katılır. Kurul üyelerine 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanununun 16 ncı maddesinde tespit edilen huzur hakkı ödenir.

Şura'nın, danışma kurullarının ve ihtisas komisyonlarının çalışma usul ve esasları Bakanlıkça hazırlanacak yönergede tespit edilir.”

            MADDE 10- 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesinde yer alan “ücretleri döner sermayeden karşılanmak kaydıyla” ibaresi, “ücretleri döner sermayeden veya genel bütçeden karşılanmak üzere” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 11- 10/7/2003 tarihli ve 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli  Sağlık Personeli Çalıştırılması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde  Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına birinci cümleden sonra gelmek üzere, “Ancak, sözleşmeli personel pozisyonlarının bulunduğu hizmet birimlerinin, birleşme, nitelik değiştirme veya isim değiştirme gibi nedenlerle değişikliğe uğraması halinde bu değişiklikler, il içinde olması kaydıyla, yılda en fazla iki kez Bakanlar Kurulu Kararı aranmaksızın Maliye Bakanlığı vizesiyle yapılabilir.” cümlesi eklenmiş ve dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi "Ancak sözleşmeli personel; deprem, yangın, su baskını, yer kayması, çığ ve benzeri afetler, sıkıyönetim, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hali ile yılda bir ayı geçmeyen hizmet içi eğitim çalışmaları esnasında, tabip ve hemşireler diyaliz eğitimi amacıyla en fazla bir defa ve toplam üç ayı geçmemek üzere ve bu sürenin dört katı mecburi hizmet yükümlüsü olarak çalışmayı taahhüt etmek kaydıyla, pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilebilir.” şeklinde değiştirilmiştir.

            MADDE 12- Bu Kanunun 1 inci maddesiyle 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Kanuna eklenen maddeler, ek 10 uncu maddenin son fıkrası hariç olmak üzere 1/1/2007 tarihinde, diğer maddeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 13- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

            Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerden sonra, tasarı ile gerekçesi uygun bulunmuş ve maddelerinin görüşülmesine geçilmesi kabul edilmiştir.

            Tasarının maddelerinin görüşülmesi sırasında, maddeler üzerinde verilen bazı önergeler ve sözlü öneriler kabul edilmiş ve metin bu doğrultuda yeniden düzenlenmiştir.

Kabul edilen önergeler ve öneriler doğrultusunda;

Tasarının;

Çerçeve 2nci madde olmak üzere 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunununun 1inci maddesinin ikinci fıkrası değiştirilerik yeni fıkra eklenmesini  20.10.2005 tarih ve 5413 sayılı Kanun ile  Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerindeki klinik şefi ve şef yardımcısı unvanlı kadrolara yapılacak atamalarla ilgili düzenleme yapılmıştı. Ancak bu düzenlemeye karşı Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ve yüksek Mahkemece de yürürlüğün durdurulması kararı verilmiştir. Anayasa Mahkemesine başvurunun temel gerekçesi ise, getirilen hükmün, bu görevlere atanmak isteyen  herkese bu fırsatı tanıyan ve atanacak kişilerin seçiminde objektif kriter belirleyen bir düzenleme içermemesidir. 

Önerge ile, evvelce yapılan düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru gerekçeleri dikkate alınarak, Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerindeki klinik şefi ve şef yardımcısı unvanlı kadrolara yapılacak atamalarla ilgili usul ve esasların yeniden belirlenmesi amaçlanmıştır. Diğer taraftan, klinik şefi ve şef yardımcılarının, bilimsel çalışmalarının sürekliliğini temin etmek amacıyla, görev süreleri sınırlandırılarak bu süre sonunda Bakanlıkça belirlenen bilimsel ve performans kriterlerine göre değerlendirilmeleri ve bu kriterleri yerine getirenlerin görevlerine devam etmeleri, getiremeyenlerin ise uzmanlık kadrolarına atanmaları öngörülmüştür.

Ayrıca Sağlık Bakanlığı hastanelerine Baştabip olarak atanabilecek kimselerin nitelikleri belirlenmiştir.

 “kapsam” maddesinin yeniden düzenlenerek metne eklenmesi suretiyle, yeniden düzenlenmiştir.

Çerçeve 2 nci maddesi 4817 sayılı Kanunun “tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesini düzenlemektedir. Komisyonumuzda maddedeki “Bölge Müdürlüğü” ibaresi metinden çıkarılmıştır.

  Bu değişikliğe paralel olarak;

4817 sayılı Kanunun 4 üncü maddesini değiştiren Çerçeve 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “  veya yetkili bölge müdürlüklerinden” ibaresi,

4817 sayılı Kanunun 12 nci maddesini değiştiren Çerçeve 7 nci maddesinin birinci ikinci ve dördüncü fıkralarındaki “bölge müdürlükleri” ibareleri  metinden çıkarılmış ve maddenin ikinci fıkrası maddeye açıklık getirecek şekilde yeniden düzenlenmiştir.

   Çerçeve 5 inci maddesi ile değiştirilen 4817 sayılı kanunun 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası hükmü kesinlik ifade edecek şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Çerçeve 8 inci maddesinin mesleki hizmetler kapsamı dışında istihdam edilecek yabancı uyruklu personelin çalışma izin taleplerinin sonuçlandırılmasına yönelik uygulamaya kolaylık getirilecek şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Çerçeve 11 inci maddesi ile değiştirilen 4817 sayılı kanunun “denetleme yetkisi “ başlıklı 20 nci maddesinin ikinci fıkrası değiştirilmiş ve bu kanun kapsamına giren yabancıların ve işverenlerin bu kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerinin tespiti konusu yeniden düzenlenmiştir. Getirilen yeni düzenleme ile ilk bildirilen tespitteki duruma göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca da gerekli işlemlerin uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır.

      

Çerçeve 12 nci maddesi metinden çıkarılmış, sonraki maddeler buna bağlı olarak teselsül ettirilmiştir.

Çerçeve 15 inci madde Çerçeve 14 üncü madde olmak üzere ve yabancılara çalışma izinlerinin tek merkezden verilmesi amacından hareketle ve çalışma izinlerinin verilmesine Bakanlık Merkez teşkilatınca devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle Geçici 5 inci madde  metinden çıkarılmıştır.

       Tasarının;

       Çerçeve 4 üncü, çerçeve 6 ncı, çerçeve 9 uncu ve çerçeve 10 uncu maddeleri Komisyonumuzca aynen,

       Çerçeve 13 üncü maddesi çerçeve 12, çerçeve 14 üncü maddesi çerçeve 13, çerçeve 16 ncı maddesi çerçeve 15, çerçeve 17 nci maddesi çerçeve 16, yürürlüğe ilişkin 18 inci maddesi 17 ve yürütmeye ilişkin 19 uncu maddesi 18 inci maddeler olmak üzere Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. 

       Raporumuz, Genel Kurul’un onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.

GENEL GEREKÇE

1) Tabiplik, doğrudan insan hayatını konu aldığı için çok dikkat ve özveri gerektiren bir meslektir. Tanı ve tedavi uygulamaları çoğu zaman riskler içermekte, kanıta dayalı tıp uygulamalarına rağmen kesin bilimsel veriler bile zamanla değişiklik göstermektedir. Tıbbî uygulamalarda tedavinin istenmeyen etkilerinin kabul edilebilir oranda ortaya çıkması, uygulanan tedavi ile çoğunluğun elde ettiği beklenen sonucun elde edilememesi gibi durumlarla (komplikasyon) karşılaşılmaktadır.

Yeni Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesi ve Sağlık Bakanlığının hasta hakları uygulamasının başlamasından itibaren tabipler, yukarıda sözü edilen durumlarla karşılaştıklarında daha fazla itham edilmektedir. Özellikle komplikasyon ile malpraktis (tıbbî kötü uygulama) arasındaki ayrımın halk nezdinde anlaşılamaması, tabiplerin riskli tıbbî uygulamalardan kaçınmasına, böylece esas gerekli olan tedavileri ihmal etmesine yol açabilmektedir. Bu durum, tabiplerin çalışma performanslarını ve sağlık hizmetlerini ve dolayısıyla halk sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir.

Diğer taraftan, tabiplerin haftalık çalışma süresi 45 saattir ve sıklıkla nöbetlerde hiç dinlenmeden 36 saat çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Bu çalışma temposu, tabiplerin hata yapma ihtimalini artırmaktadır. Keza genel olarak bir tabip için kabul edilen günlük hasta sayısı 20’dir. Ancak ülkemizde hasta yoğunluğu ve tabip yetersizliği sebebiyle bir çok tabip günde 100 ve daha üzeri hastaya bakma mecburiyetindedir. Bu kadar hastaya tıbbî ve etik kuralları dikkate alarak kâmilen bakmak mümkün değildir. Bu durum da malpraktis ihtimalini artırmaktadır.

Ayrıca, tıbbî işlemlerde kullanılan malzeme kalitesi ve ilaçlar da tedavinin sonucuna doğrudan tesir edebilmektedir.

Geri ödeme kurumları ise bu konuda sınırlamalar getirmekte ve tabipleri belirli malzeme ve ilaçları kullanmak zorunda bırakmaktadır. Bunlara bağlı muhtemel problemler de tabipler için risk oluşturmaktadır. Kaldı ki, aynı tedavi metodu, hastalık aynı olmasına rağmen farklı hastalarda farklı neticeler ortaya çıkarabilmektedir. Hastanın kendi bünye ve fiziki özelliklerinden kaynaklanan komplikasyonlar da tabip için büyük risk oluşturmaktadır.

Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci  fıkrası, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücû edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceği hükmünü amir olup; bu ana kurala göre kamuda görevli sağlık personelinin fiilleriyle ortaya çıkan zararlardan dolayı tazminat talepli davalar ancak idare aleyhine açılabilmektedir.

Kamu dışında görev yapan sağlık personelinin hizmet kusurları sebebiyle verdikleri zararların tazmini için ise borçlar hukukunun genel ilkeleri muvacehesinde adlî yargıda tazminat davası açılabilmektedir.

Ancak uygulamada, hükmolunan tazminatların ödenmesinde güçlükler ortaya çıkmaktadır. Gerçekten, hükmolunan tazminat miktarının yüksek olması durumunda, kusurlu kişinin bu tazminatı ödemeye gücünün yetmediği hâller sıkça gündeme gelmektedir. Bu sebeple, tazminat ödenmesinde yaşanan zorlukları ortadan kaldırarak ilgililerin haklarına daha çabuk ve tam olarak kavuşmalarını sağlamak; ortaya çıkabilecek problemlerin asgariye indirilmesi ve çözümlerinin hızlandırılması ile ilgililerin haklarının teminat altına alınmasını sağlamak zorunluluğu bulunmaktadır. Diğer taraftan, tabiplerin de böyle bir sigorta şemsiyesi altında kendilerini daha güvende hissedecekleri ve hizmet motivasyonlarının yükseleceği açıktır. Bu motivasyonla birlikte, sigorta sisteminin bütün kurallarıyla yürümeye başlaması otokontrolü de getirecek ve böylece bir yandan vatandaşlarımızın ve tabiplerimizin güvence seviyeleri yükseltilirken bir yandan da sağlık hizmetlerinde kalitenin yükselmesi sağlanacaktır.

Öngörülen sigorta sisteminin ülkemiz bakımından yeni bir sistem olması açısından, prim tespit sisteminin nasıl çalışacağının tam olarak tahmin edilememesi yanında, kamuda çalışan tabiplerin en uygun şartlarda sigorta yaptırabilmesini teminen, Sağlık Bakanlığının, sigorta şirketleri arasında bir ihale açarak, prim ve teminat kapsamı bakımından en uygun taahhütte bulunan bir veya birden fazla sigorta şirketini bir yıllık süre ile yetkili kılması yoluna gidilmesi, hem sistemin işleyişinin yerine oturmasını ve hem de kamu personelinin malî hakları bakımından bir korumayı beraberinde getirecektir.

2) İyonlaştırıcı radyasyon ile teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile iş veya işlemlerde çalışan personelin çalışma saatleri bakımından son yıllarda uygulamada pek çok problemle karşılaşılmaktadır. Bunun sebebi, 3153 sayılı Kanuna istinaden çıkarılan ve 1939 yılında yürürlüğe giren ve o günün teknik şartlarına göre hazırlanan “Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname”de fiilen 5 saat çalışma şartı getirilmiş olmasıdır.

Avrupa Birliği Konseyinin, 96/29/Euratom Direktifi, doğrudan çalışma saati düzenlemesine yer vermemekte; bunun yerine radyasyona maruz kalma kriterini esas almaktadır. Bu Direktifin, 9 uncu maddesinde, radyasyona maruz kalanlar için etkili dozun her bir yılda maksimum 50 mSV (milisivert); birbirini izleyen beş yıllık sürede ise 100 mSv olduğu kararlaştırılmıştır.

Avrupa Birliğinde esas alınan bu düzenlemeye uygun olarak, iyonlaştırıcı radyasyon ile teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin, tıbben kabul gören radyasyon dozu limitleri içinde çalıştırılması; bu limitlerin ise, Avrupa Birliği kriterleri esas alınarak Sağlık Bakanlığınca düzenlenmesi uygun olacaktır.

3) Ülkemizdeki tabip sayısının ve dağılımının istenilen şekilde sağlık hizmeti verilmesine kâfi gelmediği bilinen bir gerçektir. Gerçekten, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hâlen ülkemiz, tabip sayısı bakımından Avrupa bölgesindeki 52 ülke arasında sonuncu sırada bulunmaktadır. Tıp fakültelerinin bugünkü kapasitesi ile ülkemizdeki tabip açığının kapatılması ve Avrupa ortalamasına ulaşılması da mümkün bulunmamaktadır. Diğer taraftan, ülkemiz sağlık hizmetlerine ve tıp bilimine katkı sağlayacak yabancı tabiplerin ülkemizde sağlık hizmeti verebilmeleri de mer’i mevzuatımıza göre mümkün değildir.

Ülkemizdeki hekim sayısının artmasına katkı sağlamak, başarılı yabancı tabiplerin ülkemizde çalışmalarının önündeki engelleri kaldırmak ve Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde kişi ve hizmetlerin serbest dolaşımı önündeki engellerin kaldırılması amacına uygun olarak, Türkiye’de tababet icra edebilmek için Türk olmak şartının kaldırılması gerekmektedir.

4) Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 137 nci maddesinde, “Anestezi teknisyeni; anestezi uzmanı veya bunun bulunmadığı hallerde ameliyathane sorumlu uzmanının sorumluluğu altında, bunların ve ameliyatı yapan uzmanın direktiflerine göre ameliyatın ve narkozun salimen ve rahat bir şekilde sonuçlanması için gerekenleri yapar.” hükmü yer almaktadır.

Ülkemizde genel olarak tabip ve özellikle anestezi uzmanı yetersizliğinden dolayı birçok hastanede anestezi uzmanı bulunmamaktadır. Yeni Türk Ceza Kanununun da yürürlüğe girmesiyle birlikte anestezi uzmanının bulunmadığı durumlarda cerrahi müdahalelerin yapılmasında tereddütler yaşanmaktadır. Bu sebeple, ilgili uzmanın gözetiminde ve direktifleri doğrultusunda anestezi teknisyenlerinin iş ve işlem yapabilmesine kanunî dayanak oluşturulması ve bu suretle uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi gereklidir.

Tasarı, yukarıda yer verilen gerekçeler çerçevesinde hazırlanmıştır.

                                                                        

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Madde ile, tabipler için zorunlu malî sorumluluk sigortası yapılmasını sağlamak ve bu sigorta sisteminin usul ve esaslarını belirlemek üzere, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa dört madde eklenmesi öngörülmektedir.

Ek 8 inci madde ile; Genel Gerekçede belirtilen sebeplerle, mesleklerini serbest olarak icra eden tabiplerin kendileri için; döner sermaye işletmesi olup personeline ek ödeme yapan kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşları ile özel hukuk kişilerine ait sağlık kurum ve kuruluşlarının ise çalıştırdıkları tabipler için zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırmaları ile sigortanın yer bakımından kapsamı ve sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan tabiplerin sigortalarını yaptırmaktan sorumluluk ve sigorta ettirenin sigortalının fiili sebebiyle tazminata mahkûm olması hâlinde, sigorta edenin zarar görene doğrudan tazminatı ödemesi düzenlenmiştir.

Ek 9 uncu madde ile; kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan tabiplerin gelirlerinde bir azalmaya sebebiyet vermemek üzere, bu Kanun ile getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortası primlerinin yüzde ellisinin kuruma ait döner sermaye gelirlerinden; kalan yüzde ellisinin ise sigortalının döner sermaye ek ödemesinden karşılanması öngörülmektedir.

Aynı sebeple, kurum ve kuruluşlarca ve istihdam edenlerce, ilgili tabip için ödenen sigorta priminin hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde sigorta edilenin maaş ve sâir malî haklarından kesilemeyeceği, bu yolda hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, bir tabibin kusuru ile sebep olduğu hâller sebebiyle emsâllerine göre daha yüksek prim ödenmesi hâlinde, hem bu tabibi daha dikkatli olmaya sevk etmek ve hem de diğer tabipler aleyhine bir eşitsizliğe sebep olmamak gerekçesi ile, aradaki farkın ilgili tabipten tahsili suretiyle karşılanması öngörülmüştür; ayrıca, sigortanın asgarî teminat çerçevesi, şartları ve tutarları ile tarifelerin Sağlık Bakanlığının görüşü alındıktan sonra, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlıkça tespit olunacağı da hükme bağlanmaktadır.

Ek 10 uncu madde ile; bu Kanun ile getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortasının, Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu bakanlıkça ilgili dalda ruhsat verilmiş sigorta şirketleri tarafından yapılması hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, maddede kamuda görev yapan tabiplerin sigorta primlerinin düşük olmasını sağlamak ve böylece Hazine menfaatini korumak üzere, Sağlık Bakanlığının, kamuda görevli tabiplerin en uygun şartlarda sigortalanabilmesini teminen, yetkili sigorta şirketleri arasından prim ve teminat kapsamı bakımından en uygun taahhütte bulunan bir veya sigorta teminatı bakımından riski paylaştırmak üzere birden fazla sigorta şirketini bir yıllık süre ile yetkili kılmak için ihaleye çıkabilmesi hükme bağlanmıştır.

Ek 11 inci madde ile; getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortası sisteminin iyi işlemesi bakımından, aksine davranışların müeyyidelendirilmesini sağlamak üzere, sigorta yapılmaması ve yaptırılmaması hâlinde idarî para cezası verilmesi ve bu cezanın 5326 sayılı Kabahatler Kanunundaki usul ve esaslara tâbi olması öngörülmüştür.

MADDE 2- Madde ile, iyonizan radyasyon kaynakları ile çalışan personelin çalışma sistemlerinin günümüz şartlarına uygun olarak düzenlenmesi amaçlanmıştır.

MADDE 3- Mesleklerini kanun gereği serbest olarak icra etme hak ve yetkisine sahip bulunan sağlık personelinin mesai saatleri dışında çalışabilmeleri, 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun ile kimi tazminat ve ödenekler bakımından kurallara bağlanmıştır. Aynı Kanuna 5371 sayılı Kanunla ilave olunan bir hüküm ile, hastanelerimizde uygulanan performans sisteminin bir gereği olarak ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde etkinliğin artırılabilmesi ve bu hizmetlerin daha düzenli yürütülebilmesi maksadıyla, il sağlık müdürlüğü ve başhekimlik görevini yürütenlerin serbest olarak çalışamayacakları hükme bağlanmıştır. Ancak, Sağlık Bakanlığınca uygulanan sistemin dışında oldukları için askerî sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan başhekimlerin serbest çalışma yasağı kapsamından çıkarılması gerekli bulunmaktadır.

MADDE 4- Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre halen ülkemiz, tabip sayısı bakımından Avrupa bölgesindeki 52 ülke arasında sonuncu sırada bulunmaktadır. Tıp fakültelerinin bugünkü kapasitesi ile ülkemizdeki tabip açığının kapatılması ve Avrupa ortalamasına ulaşılması da mümkün bulunmamaktadır. Bu sebeple hem ülkemizdeki tabip sayısının artmasına katkı sağlamak, hem başarılı yabancı tabiplerin ülkemizde çalışmalarının önündeki engelleri kaldırmak ve hem de Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde, kişi ve hizmetlerin serbest dolaşımı önündeki engellerin kaldırılması amacına uygun olarak Türkiye’de tababet icra edebilmek için Türk olma şartının kaldırılması öngörülmektedir.

MADDE 5- Anestezi uzmanının bulunmadığı hâllerde anestezi teknisyenlerinin, ilgili tabibin sorumluluğu altında ve onun direktiflerine göre anestezi iş ve işlemlerini yapabilmeleri amaçlanmaktadır.

MADDE 6- Madde ile; 5 inci maddede belirtilen gerekçeyle, “ izinli Türk hekimlerinin” ibaresi, “mezun hekimlerin” olarak değiştirilmektedir.

MADDE 7- Madde ile; tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin hususların günün şartlarına uygun olarak daha dinamik şekilde düzenlenebilmesini teminen, ihtisas belgelerinin alınması ve bu hususta uyulması gereken usul ve esasların, Sağlık Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenmesi ve bu yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam edilmesi öngörülmektedir.

MADDE 8- Madde, yürürlük maddesi olup; getirilen sigorta sisteminin alt yapı çalışmalarının hazırlanması için, bu Kanunun 1 inci maddesiyle 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Kanuna ilave olunan maddelerin, ek 9 uncu maddenin son fıkrası hariç olmak üzere, 1/1/2007 tarihinde, diğer maddelerinin ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.

MADDE  9- Yürütme maddesidir.

 

SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU, SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KANUN İLE TABABET VE ŞUABATI SAN'ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa aşağıdaki  maddeler eklenmiştir.

“Zorunlu malî sorumluluk sigortası

EK MADDE 8- Tıbbî hizmetlerden kaynaklanan her türlü tazminat taleplerinin karşılanmasını teminen;

a) Serbest olarak mesleğini icra eden tabipler kendileri için,

b) Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele ödeme yapılan kamuya ait döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşları ile özel hukuk kişilerine ait sağlık kurum ve kuruluşları çalıştırdıkları tabipler için,

zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.

(b) bendi kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan tabipler için çalıştıkları kurum ve kuruluşça yaptırılan sigorta, ilgili tabibin mesleğini serbest olarak icra etmesi hâlini kapsamaz.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabiplerin zorunlu malî sorumluluk sigortasının yaptırılmasından, ilgilinin çalıştığı sağlık kurum ve kuruluşunun amiri birinci derecede sorumludur.

Bu Kanunla getirilen zorunlu sigorta kapsamındaki bir fiil veya hâl sebebi ile sigorta yaptıranın tazminata mahkûm edilmesi hâlinde; sigorta yapan, zorunlu malî sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde tazminatı doğrudan zarar görene öder.

Sigorta primleri ve tarifeler

EK MADDE 9-  Kamuya ait döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan tabiplerin bu Kanun ile getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortası primlerinin yüzde ellisi kurum ve kuruluşa ait döner sermaye gelirlerinden; yüzde ellisi ise bizzat sigortalının döner sermaye ek ödemesi payından karşılanır.

Kamu kurum ve kuruluşları dışındaki kurum ve kuruluşlarca istihdam edilen tabiplerin sigorta primleri istihdam eden veya işverence karşılanır. Bu maddenin birinci fıkrasındaki yüzde ellilik pay ve üçüncü fıkrasındaki hâl istisna olmak üzere, sigortalılar için ödenen sigorta primi hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde sigortalının maaş ve sair malî haklarından kesilemez, bu yolda hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamaz.

Bir tabibin kusuru ile sebep olduğu hâller sebebiyle, o tabip için  emsallerine göre daha yüksek prim ödenmesi hâlinde, aradaki fark ilgili tabibin döner sermaye gelirinden kesilmek suretiyle karşılanır.

Zorunlu malî sorumluluk sigortasına ilişkin teminatın çerçevesi, şartları, tutarları, genel şartlar ile tarifeler, Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlıkça belirlenir ve Resmi Gazetede yayımlanır.

Sigorta yapma yetkisi

EK MADDE 10-  Bu Kanun ile getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortası, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlıkça ilgili dalda ruhsat verilmiş sigorta şirketleri tarafından yapılır.

Sağlık Bakanlığı, kamuda görevli tabiplerin en uygun şartlarda sigortalanabilmesini teminen, birinci fıkrada belirtilen sigorta şirketleri arasından prim ve teminat kapsamı bakımından en uygun taahhütte bulunan bir veya birden fazla sigorta şirketini bir yıllık süre ile yetkili kılmak için kamu ihale mevzuatına göre ihaleye çıkabilir. Bu durumda, kamuda çalışan tabiplerin zorunlu malî sorumluluk sigortası, sadece bu ihale neticesinde tespit olunacak sigorta şirketince yapılabilir.

Para cezası

EK MADDE 11- Bu Kanunda öngörülen zorunlu malî sorumluluk sigortasını; kendileri yaptırmak zorunda oldukları hâlde yaptırmayan tabiplere ve çalıştırdıkları tabipleri sigorta ettirmek zorunda olanlardan, bu sigortayı yaptırmayanlara sigorta yaptırmadığı süre için ödemesi gereken primin beş katı idarî para cezası verilir. Bu para cezası, 5326 sayılı Kabahatler Kanunundaki usul ve esaslara tabidir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında, sigorta yaptırılmamasından dolayı verilen idarî para cezasından o kurum ve kuruluşun amiri şahsen sorumludur.”

MADDE 2- 31/12/1980 tarihli ve 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanunun 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 2-  Kamu sağlık hizmetlerinde çalışan  personelin haftalık kanunî çalışma süresi 45 saat, 4 üncü maddede tanınmış olan haktan yararlananlar için ise 40 saattir. Personelin günlük çalışma saatleri, 657 ve 926 sayılı kanunlardaki hükümlere göre tespit edilir. Ancak, bu personelden iyonlaştırıcı radyasyon ile teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personel, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirlenen radyasyon dozu limitleri içinde çalıştırılabilir.”

MADDE 3- 2368 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 4- 1 inci madde kapsamına giren personelden, özel kanunlarına göre meslek ve sanatlarını serbest olarak icra etme hak ve yetkisine sahip olanlar istedikleri takdirde 1 inci maddede öngörülen tazminat hakkından yararlanmamak şartı ile mesai saatleri dışında serbest olarak çalışabilirler. Bunlara iş güçlüğü, iş riski ve teminindeki güçlük zamları veya bu mahiyetteki zamlar ödenmez. Ancak, il sağlık müdürlüğü ve başhekimlik görevini yürütenler serbest olarak çalışamazlar. Askerî sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan başhekimler serbest çalışma yasağına tâbi değildir.”

MADDE 4- 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 1 inci maddesindeki “ve Türk bulunmak” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 5- 1219 sayılı  Kanunun 3 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.

“Anestezi teknisyenleri; anestezi uzmanı veya bunun bulunmadığı hâllerde ameliyatı yapan ilgili uzmanın gözetiminde ve direktiflerine uygun olarak anestezi iş ve işlemlerini yaparlar.”

MADDE 6- 1219 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci cümlesindeki “izinli Türk hekimlerinin” ibaresi, “mezun hekimlerin” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 7- 1219 sayılı  Kanunun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“MADDE 9- İhtisas belgelerinin alınması ve bu hususta uyulması gereken usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak  yönetmelikle düzenlenir.”

“GEÇİCİ MADDE 7- 9 uncu maddede öngörülen yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam olunur.”

MADDE 8- Bu Kanunun 1 inci maddesiyle 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Kanuna eklenen maddeler, ek 9 uncu maddenin son fıkrası hariç olmak üzere 1/1/2007 tarihinde, diğer maddeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 9- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

GENEL GEREKÇE

1) Tabiplik, doğrudan insan hayatını konu aldığı için çok dikkat ve özveri gerektiren bir meslektir. Tanı ve tedavi uygulamaları çoğu zaman riskler içermekte, kanıta dayalı tıp uygulamalarına rağmen kesin bilimsel veriler bile zamanla değişiklik göstermektedir. Tıbbî uygulamalarda tedavinin istenmeyen etkilerinin kabul edilebilir oranda ortaya çıkması, uygulanan tedavi ile çoğunluğun elde ettiği beklenen sonucun elde edilememesi gibi durumlarla (komplikasyon) karşılaşılmaktadır.

Yeni Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girmesi ve Sağlık Bakanlığının hasta hakları uygulamasının başlamasından itibaren tabipler, yukarıda sözü edilen durumlarla karşılaştıklarında daha fazla itham edilmektedir. Özellikle komplikasyon ile malpraktis (tıbbî kötü uygulama) arasındaki ayrımın halk nezdinde anlaşılamaması, tabiplerin riskli tıbbî uygulamalardan kaçınmasına, böylece esas gerekli olan tedavileri ihmal etmesine yol açabilmektedir. Bu durum, tabiplerin çalışma performanslarını ve sağlık hizmetlerini ve dolayısıyla halk sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir.

Diğer taraftan, tabiplerin haftalık çalışma süresi 45 saattir ve sıklıkla nöbetlerde hiç dinlenmeden 36 saat çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Bu çalışma temposu, tabiplerin hata yapma ihtimalini artırmaktadır. Keza genel olarak bir tabip için kabul edilen günlük hasta sayısı 20’dir. Ancak ülkemizde hasta yoğunluğu ve tabip yetersizliği sebebiyle bir çok tabip günde 100 ve daha üzeri hastaya bakma mecburiyetindedir. Bu kadar hastaya tıbbî ve etik kuralları dikkate alarak kâmilen bakmak mümkün değildir. Bu durum da malpraktis ihtimalini artırmaktadır.

Ayrıca, tıbbî işlemlerde kullanılan malzeme kalitesi ve ilaçlar da tedavinin sonucuna doğrudan tesir edebilmektedir.

Geri ödeme kurumları ise bu konuda sınırlamalar getirmekte ve tabipleri belirli malzeme ve ilaçları kullanmak zorunda bırakmaktadır. Bunlara bağlı muhtemel problemler de tabipler için risk oluşturmaktadır. Kaldı ki, aynı tedavi metodu, hastalık aynı olmasına rağmen farklı hastalarda farklı neticeler ortaya çıkarabilmektedir. Hastanın kendi bünye ve fiziki özelliklerinden kaynaklanan komplikasyonlar da tabip için büyük risk oluşturmaktadır.

Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci  fıkrası, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücû edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceği hükmünü amir olup; bu ana kurala göre kamuda görevli sağlık personelinin fiilleriyle ortaya çıkan zararlardan dolayı tazminat talepli davalar ancak idare aleyhine açılabilmektedir.

Kamu dışında görev yapan sağlık personelinin hizmet kusurları sebebiyle verdikleri zararların tazmini için ise borçlar hukukunun genel ilkeleri muvacehesinde adlî yargıda tazminat davası açılabilmektedir.

Ancak uygulamada, hükmolunan tazminatların ödenmesinde güçlükler ortaya çıkmaktadır. Gerçekten, hükmolunan tazminat miktarının yüksek olması durumunda, kusurlu kişinin bu tazminatı ödemeye gücünün yetmediği hâller sıkça gündeme gelmektedir. Bu sebeple, tazminat ödenmesinde yaşanan zorlukları ortadan kaldırarak ilgililerin haklarına daha çabuk ve tam olarak kavuşmalarını sağlamak; ortaya çıkabilecek problemlerin asgariye indirilmesi ve çözümlerinin hızlandırılması ile ilgililerin haklarının teminat altına alınmasını sağlamak zorunluluğu bulunmaktadır. Diğer taraftan, tabiplerin de böyle bir sigorta şemsiyesi altında kendilerini daha güvende hissedecekleri ve hizmet motivasyonlarının yükseleceği açıktır. Bu motivasyonla birlikte, sigorta sisteminin bütün kurallarıyla yürümeye başlaması otokontrolü de getirecek ve böylece bir yandan vatandaşlarımızın ve tabiplerimizin güvence seviyeleri yükseltilirken bir yandan da sağlık hizmetlerinde kalitenin yükselmesi sağlanacaktır.

Öngörülen sigorta sisteminin ülkemiz bakımından yeni bir sistem olması açısından, prim tespit sisteminin nasıl çalışacağının tam olarak tahmin edilememesi yanında, kamuda çalışan tabiplerin en uygun şartlarda sigorta yaptırabilmesini teminen, Sağlık Bakanlığının, sigorta şirketleri arasında bir ihale açarak, prim ve teminat kapsamı bakımından en uygun taahhütte bulunan bir veya birden fazla sigorta şirketini bir yıllık süre ile yetkili kılması yoluna gidilmesi, hem sistemin işleyişinin yerine oturmasını ve hem de kamu personelinin malî hakları bakımından bir korumayı beraberinde getirecektir.

2) İyonlaştırıcı radyasyon ile teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile iş veya işlemlerde çalışan personelin çalışma saatleri bakımından son yıllarda uygulamada pek çok problemle karşılaşılmaktadır. Bunun sebebi, 3153 sayılı Kanuna istinaden çıkarılan ve 1939 yılında yürürlüğe giren ve o günün teknik şartlarına göre hazırlanan “Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname”de fiilen 5 saat çalışma şartı getirilmiş olmasıdır.

Avrupa Birliği Konseyinin, 96/29/Euratom Direktifi, doğrudan çalışma saati düzenlemesine yer vermemekte; bunun yerine radyasyona maruz kalma kriterini esas almaktadır. Bu Direktifin, 9 uncu maddesinde, radyasyona maruz kalanlar için etkili dozun her bir yılda maksimum 50 mSV (milisivert); birbirini izleyen beş yıllık sürede ise 100 mSv olduğu kararlaştırılmıştır.

Avrupa Birliğinde esas alınan bu düzenlemeye uygun olarak, iyonlaştırıcı radyasyon ile teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin, tıbben kabul gören radyasyon dozu limitleri içinde çalıştırılması; bu limitlerin ise, Avrupa Birliği kriterleri esas alınarak Sağlık Bakanlığınca düzenlenmesi uygun olacaktır.

3) Ülkemizdeki tabip sayısının ve dağılımının istenilen şekilde sağlık hizmeti verilmesine kâfi gelmediği bilinen bir gerçektir. Gerçekten, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hâlen ülkemiz, tabip sayısı bakımından Avrupa bölgesindeki 52 ülke arasında sonuncu sırada bulunmaktadır. Tıp fakültelerinin bugünkü kapasitesi ile ülkemizdeki tabip açığının kapatılması ve Avrupa ortalamasına ulaşılması da mümkün bulunmamaktadır. Diğer taraftan, ülkemiz sağlık hizmetlerine ve tıp bilimine katkı sağlayacak yabancı tabiplerin ülkemizde sağlık hizmeti verebilmeleri de mer’i mevzuatımıza göre mümkün değildir.

Ülkemizdeki hekim sayısının artmasına katkı sağlamak, başarılı yabancı tabiplerin ülkemizde çalışmalarının önündeki engelleri kaldırmak ve Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde kişi ve hizmetlerin serbest dolaşımı önündeki engellerin kaldırılması amacına uygun olarak, Türkiye’de tababet icra edebilmek için Türk olmak şartının kaldırılması gerekmektedir.

4) Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 137 nci maddesinde, “Anestezi teknisyeni; anestezi uzmanı veya bunun bulunmadığı hallerde ameliyathane sorumlu uzmanının sorumluluğu altında, bunların ve ameliyatı yapan uzmanın direktiflerine göre ameliyatın ve narkozun salimen ve rahat bir şekilde sonuçlanması için gerekenleri yapar.” hükmü yer almaktadır.

Ülkemizde genel olarak tabip ve özellikle anestezi uzmanı yetersizliğinden dolayı birçok hastanede anestezi uzmanı bulunmamaktadır. Yeni Türk Ceza Kanununun da yürürlüğe girmesiyle birlikte anestezi uzmanının bulunmadığı durumlarda cerrahi müdahalelerin yapılmasında tereddütler yaşanmaktadır. Bu sebeple, ilgili uzmanın gözetiminde ve direktifleri doğrultusunda anestezi teknisyenlerinin iş ve işlem yapabilmesine kanunî dayanak oluşturulması ve bu suretle uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi gereklidir.

Tasarı, yukarıda yer verilen gerekçeler çerçevesinde hazırlanmıştır.

                                                                        

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Madde ile, tabipler için zorunlu malî sorumluluk sigortası yapılmasını sağlamak ve bu sigorta sisteminin usul ve esaslarını belirlemek üzere, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa dört madde eklenmesi öngörülmektedir.

Ek 8 inci madde ile; Genel Gerekçede belirtilen sebeplerle, mesleklerini serbest olarak icra eden tabiplerin kendileri için; döner sermaye işletmesi olup personeline ek ödeme yapan kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşları ile özel hukuk kişilerine ait sağlık kurum ve kuruluşlarının ise çalıştırdıkları tabipler için zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırmaları ile sigortanın yer bakımından kapsamı ve sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan tabiplerin sigortalarını yaptırmaktan sorumluluk ve sigorta ettirenin sigortalının fiili sebebiyle tazminata mahkûm olması hâlinde, sigorta edenin zarar görene doğrudan tazminatı ödemesi düzenlenmiştir.

Ek 9 uncu madde ile; kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan tabiplerin gelirlerinde bir azalmaya sebebiyet vermemek üzere, bu Kanun ile getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortası primlerinin yüzde ellisinin kuruma ait döner sermaye gelirlerinden; kalan yüzde ellisinin ise sigortalının döner sermaye ek ödemesinden karşılanması öngörülmektedir.

Aynı sebeple, kurum ve kuruluşlarca ve istihdam edenlerce, ilgili tabip için ödenen sigorta priminin hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde sigorta edilenin maaş ve sâir malî haklarından kesilemeyeceği, bu yolda hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, bir tabibin kusuru ile sebep olduğu hâller sebebiyle emsâllerine göre daha yüksek prim ödenmesi hâlinde, hem bu tabibi daha dikkatli olmaya sevk etmek ve hem de diğer tabipler aleyhine bir eşitsizliğe sebep olmamak gerekçesi ile, aradaki farkın ilgili tabipten tahsili suretiyle karşılanması öngörülmüştür; ayrıca, sigortanın asgarî teminat çerçevesi, şartları ve tutarları ile tarifelerin Sağlık Bakanlığının görüşü alındıktan sonra, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlıkça tespit olunacağı da hükme bağlanmaktadır.

Ek 10 uncu madde ile; bu Kanun ile getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortasının, Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu bakanlıkça ilgili dalda ruhsat verilmiş sigorta şirketleri tarafından yapılması hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, maddede kamuda görev yapan tabiplerin sigorta primlerinin düşük olmasını sağlamak ve böylece Hazine menfaatini korumak üzere, Sağlık Bakanlığının, kamuda görevli tabiplerin en uygun şartlarda sigortalanabilmesini teminen, yetkili sigorta şirketleri arasından prim ve teminat kapsamı bakımından en uygun taahhütte bulunan bir veya sigorta teminatı bakımından riski paylaştırmak üzere birden fazla sigorta şirketini bir yıllık süre ile yetkili kılmak için ihaleye çıkabilmesi hükme bağlanmıştır.

Ek 11 inci madde ile; getirilen zorunlu malî sorumluluk sigortası sisteminin iyi işlemesi bakımından, aksine davranışların müeyyidelendirilmesini sağlamak üzere, sigorta yapılmaması ve yaptırılmaması hâlinde idarî para cezası verilmesi ve bu cezanın 5326 sayılı Kabahatler Kanunundaki usul ve esaslara tâbi olması öngörülmüştür.

MADDE 2- Madde ile, iyonizan radyasyon kaynakları ile çalışan personelin çalışma sistemlerinin günümüz şartlarına uygun olarak düzenlenmesi amaçlanmıştır.

MADDE 3- Mesleklerini kanun gereği serbest olarak icra etme hak ve yetkisine sahip bulunan sağlık personelinin mesai saatleri dışında çalışabilmeleri, 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun ile kimi tazminat ve ödenekler bakımından kurallara bağlanmıştır. Aynı Kanuna 5371 sayılı Kanunla ilave olunan bir hüküm ile, hastanelerimizde uygulanan performans sisteminin bir gereği olarak ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde etkinliğin artırılabilmesi ve bu hizmetlerin daha düzenli yürütülebilmesi maksadıyla, il sağlık müdürlüğü ve başhekimlik görevini yürütenlerin serbest olarak çalışamayacakları hükme bağlanmıştır. Ancak, Sağlık Bakanlığınca uygulanan sistemin dışında oldukları için askerî sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan başhekimlerin serbest çalışma yasağı kapsamından çıkarılması gerekli bulunmaktadır.

MADDE 4- Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre halen ülkemiz, tabip sayısı bakımından Avrupa bölgesindeki 52 ülke arasında sonuncu sırada bulunmaktadır. Tıp fakültelerinin bugünkü kapasitesi ile ülkemizdeki tabip açığının kapatılması ve Avrupa ortalamasına ulaşılması da mümkün bulunmamaktadır. Bu sebeple hem ülkemizdeki tabip sayısının artmasına katkı sağlamak, hem başarılı yabancı tabiplerin ülkemizde çalışmalarının önündeki engelleri kaldırmak ve hem de Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde, kişi ve hizmetlerin serbest dolaşımı önündeki engellerin kaldırılması amacına uygun olarak Türkiye’de tababet icra edebilmek için Türk olma şartının kaldırılması öngörülmektedir.

MADDE 5- Anestezi uzmanının bulunmadığı hâllerde anestezi teknisyenlerinin, ilgili tabibin sorumluluğu altında ve onun direktiflerine göre anestezi iş ve işlemlerini yapabilmeleri amaçlanmaktadır.

MADDE 6- Madde ile; 5 inci maddede belirtilen gerekçeyle, “ izinli Türk hekimlerinin” ibaresi, “mezun hekimlerin” olarak değiştirilmektedir.

MADDE 7- Madde ile; tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin hususların günün şartlarına uygun olarak daha dinamik şekilde düzenlenebilmesini teminen, ihtisas belgelerinin alınması ve bu hususta uyulması gereken usul ve esasların, Sağlık Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenmesi ve bu yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam edilmesi öngörülmektedir.

MADDE 8- Madde, yürürlük maddesi olup; getirilen sigorta sisteminin alt yapı çalışmalarının hazırlanması için, bu Kanunun 1 inci maddesiyle 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Kanuna ilave olunan maddelerin, ek 9 uncu maddenin son fıkrası hariç olmak üzere, 1/1/2007 tarihinde, diğer maddelerinin ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.

MADDE  9- Yürütme maddesidir.