TTB’den 17 Nisan’da tüm yurtta eylem kararı

1075/2019
08.04.2019

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Dr. Ersin Aslan’ın 17 Nisan 2012 tarihinde öldürülmesinden bu yana 7 yıl geçti.

Yıllardır sağlık ortamının bir şiddet ortamına dönüştüğünü, sürekli olarak saldırıya uğradığımızı, hekimlere yönelik şiddetin artık dayanılmaz boyutlara geldiğini, can güvenliğimizin olmadığını kamuoyuyla, devleti yönetenlerle paylaşıyoruz.

Ne yazık ki uyarılarımız sonuçsuz kaldığı gibi haklı taleplerimiz görülmezden geliyor.

Geçen süre içerisinde hekimlere yönelik şiddetin rutinleştirildiğini, haklı gösterilmeye çalışıldığını da büyük bir üzüntü ile görüyoruz.

17 Nisan 2019 tarihinde tüm yurtta 17 Nisan tarihinin “Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü” ilan edilmesi ve Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan “Sağlıkta Şiddeti Önleme Yasası”nın kabul edilmesi talebiyle işyerlerimizde ve şehirlerin merkezi noktalarında gerçekleştireceğimiz “Beyaz Eylemler”e en geniş katılımı sağlamak için çaba göstereceğiniz bilinciyle çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Dr. Bülent Nazım Yılmaz
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreteri

 

Not: Eylem ve etkinliklere ilişkin bilgi, haber ve fotoğraflarınızı ttb@ttb.org.tr mail adresine ulaştırmanız halinde web sitemizden paylaşılacaktır.

 

Peşini Bırakmıyoruz:

SAĞLIKTA ŞİDDETİ ÖNLEME YASASI ÇIKARTILSIN
17 NİSAN “SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ” İLAN EDİLSİN.

Dr. Ersin Arslan 17 Nisan 2012 günü ameliyattan çıkıp servisine geldiğinde vahşice bıçaklanarak öldürüldüğünde Türk Tabipleri Birliği (TTB) olarak “Hiç kimse bu cinayeti ‘cehalet’le, ‘tepki’yle, ‘münferit olay”lıkla açıklamaya kalkmasın. Taammüden öldürüldü Dr. Ersin Arslan. Göz göre göre öldürüldü. Yıllardır, sağlık ortamının vahşi bir şiddet ortamına dönüştüğünü, sürekli olarak saldırıya uğradığımızı, hekimlere-sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artık dayanılmaz boyutlara geldiğini, can güvenliğimizin olmadığını söyledik, söylüyoruz. Durumun vahametini kavrayıp tedbir alması gereken yetkililer ise kulaklarını tıkadılar, gözlerini yumdular, olan biteni seyretmekle yetindiler; daha da kötüsü hastaları hekimlere-sağlık çalışanlarına karşı kışkırtmaya devam ettiler.” diyerek kamuoyuna sağlık alanındaki şiddetin ciddiyetini aktarmıştık.

Aradan yedi yıl geçti. TTB’nin tüm çabalarına, katkılarına rağmen sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik ciddi bir adım atılmadı. Ve bu nedenle Dr. Kamil Furtun, Dr. Aynur Dağdemir ve Dr. Fikret Hacıosman görevleri başında öldürüldüler; sağlık kurumları basıldı, kimimiz onlarca hasta yakınının saldırısına maruz kalıp yoğun bakımlara düştü, binlerce meslektaşımız ciddi saldırılara maruz kaldı, birçoğu ölümden kıl payı döndü.

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında bir meslektaşımız çalıştığı hastanede saldırıya uğrayıp kafasında parke taşı kırıldığında bütün tabip odaları ile birlikte Şanlıurfa’dan tüm hekimlere seslendik; TTB’nin aklı, yüreği ve gözü hekimlerin üzerindedir. Onlara yönelen şiddet hekimlik ve insanlık değerlerine yönelmiştir. Bunu kesinlikle kabul etmeyeceğiz ve sağlık alanındaki şiddeti durdurana kadar mücadelemize devam edeceğiz!”

Dr. Fikret Hacıosman’ın İstanbul’da görevi başında öldürülmesinden sonra (bir kez daha) Meclis’e gönderilen ve kamuoyuna Sağlıkta Şiddet Yasası olarak ilan edilen düzenlemenin ise samimiyetten uzak bir göz boyama manevrası olduğunu, hiçbir işe yaramayacağını açıkladık ve illerde bir hafta boyunca tuttuğumuz nöbetlerle tepkimiz ortaya koyduk. (Ne yazık ki gene haklı çıktık; söz konusu Yasanın getirdiği “saldırıya uğrayan sağlıkçının ifadesinin karakola gitmeden, çalıştığı kurumda alınması” düzenlemesi bile işletilmedi.)

TTB olarak sağlıkta şiddetin geldiği noktanın dayanılmaz ağırlığını her seferinde TBMM’ne, Sağlık Bakanlığı’na ısrarla ilettik ve sağlıkta şiddeti sona erdirecek önlemlerin alınmasını istedik. Ancak, başta konunun birincil derecede muhatabı Sağlık Bakanlığı olmak üzere siyasi yetkililer “Görmedik, Duymadık, Bilmiyoruz!” taktiğiyle hekimlerin taleplerine kulaklarını tıkadılar.

Artık yeter!

Bizi sağlıkta dayanılmaz hale gelen bu şiddete karşı kendi başımızın çaresine bakmak, kendi savunma önlemlerimizi almak zorunda bırakmayın.

Dr. Ersin Arslan’ın ölüm günü olan 17 Nisan “Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü” olarak ilan edilsin ve TTB’nin hazırlayıp Meclis’teki bütün siyasi partilere sunduğu Sağlıkta Şiddeti Önleme Yasası derhal çıkarılsın!

Bu talebimizden asla vazgeçmediğimizi ve kat’a vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha göstermek için Dr. Ersin Arslan’ın yedinci ölüm yıldönümünde bütün Türkiye’de uyarı eylemlerimizi gerçekleştireceğiz.

·         17 Nisan 2019, Çarşamba günü ülkemizdeki tüm sağlık kurumlarında (Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Devlet Hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, Şehir Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Özel Tıp Merkezleri ve Özel Hastanelerde) sabah mesai başlangıcında 08.00-08.30 saatleri arasında belirlenecek bir zaman diliminde şimdiye kadar kaybettiğimiz bütün meslektaşlarımızın anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunacağız.

·         Aynı gün öğleyin saat 12.30’da tabip odalarımız tarafından belirlenecek sağlık kurumları ya da Sağlık Müdürlükleri önünde hekimler ve bütün sağlık çalışanı ekip arkadaşlarımız ve katkı koyacak, sağlık sendika, oda ve derneklerle birlikte basın açıklaması yapacağız. (Gaziantep, Samsun ve İstanbul’daki basın açıklamaları öldürülen meslektaşlarımızın çalıştıkları hastanelerin önlerinde yapılacaktır.)

·         Akşam ise saat 18.00- 20.00 arasında bütün illerde, şehrin uygun bir merkezinde, sağlıkta şiddete karşı mücadelemize destek veren bütün dost kurumlar ve kişilerle birlikte ellerimizde fenerlerle “Sağlıkta Şiddeti Önleme Yasasını Arıyorum!” nöbetleri gerçekleştireceğiz.

Peşini bırakmayacağız:

Sağlıkta Şiddet Sona Ersin!

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ