Çanakkale Tabip Odası’ndan ’Afiliasyon’ konferansı

Çanakkale Tabip Odası'nın “İnsancıl Sağlık” programı çerçevesinde Afiliasyon (Hastanelerin Birleştirilmesi) konulu konferans düzenlendi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ile Devlet Hastanesi’nin protokol yapması ve birleştirilmesi aşamasında konunun sağlık personeli, akademisyenler üzerindeki etkisi ve işleyişin nasıl olacağı ile ilgili düzenlenen panel Çanakkale Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.

Moderatörlüğünü Çanakkale Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Coşkun Bakar’ın yaptığı konferansa TTB II. Başkanı Prof.Dr.Raşit Tükel konuşmacı olarak katılırken, paneli Çanakkale Tabip Odası Başkanı Dr. Hülya Görgün ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra Çanakkale Devlet Hastanesi Yöneticisi Dr. Hakan Çetin, Başhekim Uz.Dr. Nazır Çoban, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Saçar ve çok sayıda hekim izledi.

Daha çok tıp fakültesi, daha çok öğrenci, yetersiz altyapı

Üniversitelerin mevcut durumunu anlatarak konuşmasına başlayan Prof. Dr. Raşit Tükel 2006 yılında 50 olan tıp fakültesi sayısının 2014 yılında 88’e ulaştığını belirtti. Tükel, ayrıca tıp fakültelerinin öğrenci kontenjanlarının da aynı tarihler arasında 5.000’lerden 12.000’lere geldiğini, altyapıda bir değişiklik olmadan yapılan bu yüksek orandaki kontenjan artışlarının özellikle de tıp eğitimde önemli aksamalara neden olduğunu söyledi. 

“Tıp fakültelerinin temel işlevi eğitim ve araştırma olmalıdır”

Tıp fakültelerinin temel işlevlerini eğitim ve araştırma yapmak olarak belirterek tıp fakültelerinde sağlık hizmetinin eğitim ile iç içe olması gerektiğinin altı çizen Tükel, gerekli insangücü, araç, gereç, teknik alt yapı ve laboratuar olanakları olmadan tıp fakültelerinin açıldığına dikkat çekti.

Tam Gün Yasası olarak bilinen performansa dayalı ödeme sisteminin getirdiği sonuçları da sıralayan Prof. Tükel, “Daha fazla işlem, daha fazla para kazanç anlayışının sonucunda tedavi endikasyonlarında genişleme ve işlem sayısındaki artış ile, ameliyat tercihlerinde hastane ihtiyaçları yerine performans puanının öne çıktığını, eğitim ve araştırmaya ayrılan zamanın azaldığını söyledi.

“Üniversite hastaneleri dar boğazda”

Tükel, üniversite hastanelerine, SGK’dan, sağlık hizmeti üretme maliyetlerinin çok altındaki değerlerde geri ödeme yapıldığını, SUT fiyatlarının 7 yıldır güncellenmediğini, bu nedenle tıp fakültelerinde sağlık hizmetinin olması gerekenin çok altındaki fiyatlarla verildiğini, bu durumun da döner sermaye üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu belirtti.

Tıp fakültelerindeki döner sermaye uygulamalarıyla ilgili aksaklıklara da değinen Tükel, Tıp Fakültelerinin kimi personel harcamalarının, işletme, yatırım, bakım, onarım ve araştırma giderlerinin bir çoğunun devlet bütçesi yerine döner sermaye tarafından karşılandığını, tüm bunların Tıp Fakültelerinde mali krize neden olduğunu, bu fakültelerin mal ve hizmet tedarikçilerine olan borçlarının giderek arttığını belirtti. Tükel, uygulanan politikalarla borç yükü altına sokulan üniversite hastanelerine, protokoller aracılığıyla Saülık Bakanlığı’na bağlanmanın tek seçenek olarak sunulduğunu, bu seçeneğin de üniversite hastanelerinin birer hizmet hastanesine dönüşmesi anlamına geldiğini ifade etti.

“16 kurumla protokol yapıldı”

Türkiye’de tıp fakülteleri ile Sağlık Bakanlığı hastaneleri arasında şu ana kadar 16 tane protokol yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Raşit Tükel, bu protokollerden 9’unun devlet hastaneleri ile yapıldığını, protokol sırasında devlet hastanesinin, altyapısında herhangi bir değişiklik olmamasına karşın, Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüştürüldüğünü belirtti. Tükel, protokol sonrasında, bu konuda oluşturulan mevzuat gereği, üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığı tarafından yönetilmeye başlandığını, bu nedenle protokollerin, üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na bağlanması işlemi olduğunun altını çizdi.

Yeni yapılan protokollerden örnekler veren Tükel, “Başhekimin parafı olmadan hekimler kongreye dahi gidemeyecek”, “öğretim elemanları eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürürken sağlık hizmetini aksatırlarsa Dekanlık tarafından disiplin işlemleri başlatılacak” dedi.

 “Özlük haklarında eşitsizlikler”

Protokol sonrası yaşanan sorunları aktaran Tükel, EAH’deki eğitim görevlileri ile üniversitedeki akademik personel arasında özlük hakları açısından üniversitedekilerin lehine önemli farklılıkların olduğunu; döner sermaye dağıtımının eşit olmadığını, eğitim görevlileri arasında aidiyet duygusunun  zedelendiğini, dışlanmışlık ve değersizlik duygularının yaşandığını belirtti. Tükel ayrıca, özlük haklarındaki farklılıklar eğitim görevlilerinde sürekli bir Tıp Fakültesine geçiş beklentisi yaratıyor. İşbirliği ve çalışma barışı tehlikede. Hastanelerin idari yapılanmasındaki Genel Sekreter, Hastane Yöneticisi, Başhekim ve Dekan hiyerarşinin getirdiği dört başlılık işleyişte sorun oluşturuyor” dedi.

“Eğitim hastanelerinde hizmet yükü asistanların üstünde”

Uzmanlık eğitimi uygulamalarındaki sorunlara da değinen Tükel, birçok eğitim hastanesinde hizmetten vakit kalırsa eğitim yapıldığını, hizmet yükünün asistanların üzerinde olduğunu belirtti.