Suriye’de ve Irak’ta Yapılan Katliamdır, Vahşettir

Yaşanan İnsanlık Dramıdır. İşlenen İnsanlık Suçudur.

BASIN AÇIKLAMASI

08 Ağustos 2014

Yapılan Katliamdır, Vahşettir. Yaşanan İnsanlık Dramıdır. İşlenen İnsanlık Suçudur.

Suriye’de yaşanan insanlık dramıdır. Yapılan katliamdır, etnik temizliktir, soykırımdır.

İşlenen insanlık suçudur.

Küresel sermayenin 1970’li yılların başından itibaren daha fazla kar için “yeni pazarlar ve daha fazla emek sömürüsü” politikası nedeniyle dünya, insanlık tarihinin en büyük istikrarsızlık, kirlilik, eşitsizlik, işsizlik, adaletsizlik, yoksulluk, yolsuzluk sorunuyla ve yıkıcı sonuçları ile karşı karşıdır.

Halklar ve emekçiler içine çekildikleri yokluk, yoksulluk, yoksunluk sarmalından kurtulmaya çalışırken egemenlerin “böl, parçala, yönet, yok et” kıskacında ötekileştirilerek birbirlerinin düşmanı haline getirilmişlerdir.

Adaletin, demokrasinin, özgürlüklerin, temel hakların rafa kaldırıldığı bu dönemde şiddet her düzeyde sorun çözme yöntemi olarak yaygınlaşırken; yıkıcı, örseleyici, yaralayıcı, parçalayıcı etkileri ve sonuçları insani, sosyal ve toplumsal düzeyde her geçen gün daha fazla yaşanır olmuştur.

Küresel güçler her durumda ve fırsatta (kendi istihbarat örgütleri ve siyasi nüfusları yoluyla son 30 yılda) bir taraftan yeni pazarlar için pek çok ülkede (Afganistan, Pakistan, Yugoslavya, Arnavutluk, Sudan, Etiopya, Irak, Libya, Tunus, Mısır, Suriye, Filistin, vb.) demokrasi, insan hakları ve özgürlük adı altında eğittiği, örgütlediği, silahlandırdığı, lojistik destek sağladığı taşeron örgütler, çeteler (Taliban, El Kaide, Çeçen direnişçiler, İŞİD vb.) aracılığı ile iç çatışma ve savaşları desteklemiş, teşvik etmiştir.

Yaratılan istikrasızlık ve çatışmalar kimi ülkelere açık saldırının bir gerekçesi yapılmış, BM ve NATO gibi uluslararası örgütlerin sağladığı olanak ve meşruiyet ile barış, istikrar ve özgürleştirme adı altında doğrudan müdahale edilmiştir. Yapılan müdahaleyle alt yapısı, kurumsal olanakları, yetişmiş insan gücü, yönetim kapasitesi ve aygıtı çökertilen, yok edilen ülkeler iç savaşların ve katliamların yapıldığı, yeni savaş aygıtları ve silahlarının denendiği laboratuvarlar haline getirilmiştir. Sömürü için böl, parçala, yönet, yok et.

İş gücü maliyetinin düşürülmesi için emekçilere dayatılan düşük ücret, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarının sürdürülebilmesi için ihtiyaç duyulan yedek iş gücü, çatışmalardan kaçan ya da zorunlu göçe tabi tutulan (ülke içinde ya da ülkeler arasında) kaçak ya da mülteci olarak başka ülkelere sığınmak durumunda bırakılan milyonlarca aç, işsiz, umutsuz insanla temin edilmiştir. Bu nedenle çatışmalar hem silah sanayinin doğrudan pazar alanı olarak hem de ucuz iş gücü temini amaçlı planlandığı için insanları yaşadıkları topraklardan çıkaracak, emekçileri, halkları birbirine düşürecek, boğazlatacak, zaman zaman soykırım ve katliam görüntülerine yol açacak vahşet tabloları için halklar ve toplumlar arasındaki etnik, dinsel, kültürel, tarihsel ve sosyal farklılıklar milliyetçilik, ırkçılık ve dinsel temelde çatışma alanlarına dönüştürülmüştür. Kimi ülkelerde ve bölgelerde bir arada yaşamayı olanaksız hale getirecek vahşi yöntemler uygulanmış, uygulatılmıştır.

Suriye ve Irak’ta IŞİD militanlarınca da yapılan budur. Ortadoğu halklarını dün Saddam, Kaddafi gibi diktatörlerin mezalimine terk edenler bugün de El Kaide ve IŞİD gibi taşeron terör örgütlerin kucağına teslim etmişlerdir.

Dünyanın gözü önünde her gün yüzlerce insan katledilmekte, silah baronlarının her geçen gün yıkıcı yakıcı etkisini geliştirdikleri silahlarla doğa, yaşam alanları, kültürler, uygarlıklar yok edilmekte, kadınlar sistematik olarak tecavüze ve cinsel saldırıya uğramakta, çocuklar acı ve gözyaşı içinde dünyadaki diğer yaşıtlarından habersiz yaşamaktalar. Onbinlerce insan doğup büyüdüğü topraklardan sökülüp atılmaktadır.

Günün her saati, saniyesi travma içinde geçen coğrafyada yeni ölümlere tahammülün kalmadığı, insanlığın onarılmaz yaralar aldığı olaylara tanıklık ederken bunları yapanların insan olmalarından duyduğumuz üzüntü, öfke ve yaşanan vahşeti durduramamanın çaresizliği ile insanlığımızdan utandığımız bir durumdayız.

IŞİD çeteleri 03.08.2014 tarihinde sabah saat 03.00’dan itibaren Şengal kasabası ile bağlı köylere başlatmış olduğu yoğun saldırı sonucunda on binlerce insan dağlara sığınmış, binlercesi yaralanmış, yüzlercesi katledilmiş ve yüzlerce kadın ve genç kız esir alınmıştır. Günlerdir devam eden saldırılar karşısında bölgede bulunan KDP’ye bağlı Peşmergelerin geri çekilmesi ile birlikte Şengalli Ezidiler adeta ölüme terk edilmişlerdir. Daha şimdiden katliamdan, vahşetten kurtulabilmek için dağlara sığınan onlarca çocuk ve yaşlı açlık ve susuzluk nedeniyle dağlarda ölmüştür.

Birkaç gün önce IŞİD’in katliamını Meclis'te ağlayarak anlatan Irak Parlamentosu Kürt Milletvekili Viyan Daxil tüm dünyaya şöyle sesleniyordu:

“Şengal bölgesinde katlediliyoruz. ‘La ilahe illallah’ diyerek bizi katlediyorlar. Şimdiye kadar 500 Ezidi genç erkek katledildi. Kadınlarımızı pazarlarda satmak üzere kaçırıyorlar. Tecavüz ediyorlar ve onlara ganimet gözüyle bakıyorlar. Tüm Iraklılar gibi öldürülüyoruz. Şiiler, Sünniler, Hristiyanlar,Türkmenler öldürüldü. Şimdi sıra bize geldi".

Binlerce yıl bir arada barış içinde yaşayarak dünyanın en büyük uygarlıklarından birini yaratan halklar arasında bir daha kapanması zor derin yaralar açılmakta, açılan yaralar her fırsatta kanatılarak ekilen düşmanlık tohumları kan ve gözyaşı ile sulanmaktadır. Filistin’de olduğu gibi Suriye ve Irak’ta da coğrafyanın en kadim halklarından biri olan Ezidiler vahşice katledilirken, kadınlar kaçırılıp tecavüz edilirken, katliamdan kaçarak dağlara sığınan on binlerce insan aç, susuz, barınaksız çöl sıcağı altında ölürken dünyanın efendileri silahlandırdıkları çetelerin vahşi cinayetlerini sessizce izliyorlar.

Yapılan katliamdır, vahşettir. Yaşanan insanlık dramıdır. İşlenen insanlık suçudur.

Sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm uluslararası kurumları ve ülke yöneticilerini duruma bir an önce müdahil olmaya, akan kanı durdurmaya IŞİD çetelerine tavır almaya davet ediyoruz.

Bölgede daha fazla kar için daha fazla kan ve gözyaşı akıtmaktan çekinmeyen emperyalistlere ve kendi dışındaki tüm ulusal, toplumsal, inanç ve kültür kesimlerini tasfiye etmekten başka hiçbir düşüncesi ve zihniyeti olmayan bu insanlık dışı ırkçı milliyetçi, ümmetçi faşist çetelere karşı herkesin karşı durması gerekir.

Çocukların, sivillerin katledilmesi savaş suçudur, uluslararası antlaşmaların ve hukukun ihlalidir. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Demokratik kamuoyunu bu tür eylemler karşısında duyarlı olmaya ve dünyanın her yerinde halkların eşit ve kardeşçe bir arada yaşama istencini yükseltmeye davet ediyoruz. Saldırıyı bir kez daha lanetlerken herkesi Ezidi, Kürt, Süryani, Arap, Türkmen ve Filistinli halklara destek olmaya, dayanışmaya çağırıyoruz.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi