Hatay’da Sağlık Bakanlığı’nın Afiliasyon Uygulamaları ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tartışıldı.

Hatay Tabip Odası 14 Mart haftası etkinlikleri programı kapsamında “Sağlık Bakanlığı’nın Afiliasyon Uygulamaları ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi” konulu bir konferans düzenlendi. Moderatörlüğünü Hatay Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Tacettin İnandı’nın yaptığı, TTB II. Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel’in konuşmacı olarak katıldığı toplantıda, üniversite hastaneleri ile Sağlık Bakanlığı hastanelerinin protokol yapılarak birlikte kullanıma geçmesinin akademisyenler ve sağlık personeli üzerindeki etkileri ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi yasa tasarısı ele alındı.

Üniversitelerin mevcut durumunu anlatarak konuşmasına başlayan Prof. Dr. Raşit Tükel, 2006 yılından 50 olan Tıp Fakültesi sayısının 2014 yılında 88’e ulaştığını belirtti. Tükel, ayrıca Tıp Fakülteleri öğrenci kontenjanlarının da aynı tarihler arasında 5.000’lerden 12.000’lere geldiğini, altyapıda bir değişiklik olmadan yapılan bu yüksek orandaki kontenjan artışlarının özellikle de tıp eğitimde önemli aksamalara neden olduğunu söyledi. 

Tıp Fakültelerinin temel işlevlerini eğitim ve araştırma yapmak olarak belirterek tıp fakültelerinde sağlık hizmetinin eğitim ile iç içe olması gerektiğinin altı çizen Tükel, gerekli insangücü, araç, gereç, teknik alt yapı ve laboratuar olanakları olmadan tıp fakültelerinin açıldığına dikkat çekti.

Tükel, üniversite hastanelerine, SGK’dan, sağlık hizmeti üretme maliyetlerinin çok altındaki değerlerde geri ödeme yapıldığını, SUT fiyatlarının 7 yıldır güncellenmediğini, bu nedenle tıp fakültelerinde sağlık hizmetinin olması gerekenin çok altındaki fiyatlarla verildiğini, bu durumun da döner sermaye üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu belirtti.

Tükel, Sağlık Bakanlığı hastaneleri ile üniversite hastanelerinin protokol yapma süreciyle ilgili şunları belirtti:

“Tam teşekküllü hastanesi olup eğitim ve araştırma için uygun koşullara sahip olan, ancak uygulanan politikalar nedeniyle döner sermayesi açık veren, borç yükü altındaki tıp fakültelerine protokol yapma bir kurtuluş gibi sunulmaktadır. Protokol sürecinde tıp fakülteleri Sağlık Bakanlığı’na bağlanarak akademik özerkliğini yitiriyor ve hizmet ağırlıklı bir hastaneye dönüşüyor.

Hastanesi olmadan açılan tıp fakülteleri daha sıklıkla ikinci basamak sağlık hizmeti veren devlet hastaneleriyle protokol yaparak birlikte kullanım ve işbirliğine gidiyor. Protokol sonrasında devlet hastanesi eğitim ve araştırma hastanesi ismini alıyor. Sağlık hizmeti sunmak üzere kurulmuş bir hastanede, eğitim ve araştırma yapılması, nitelikli sağlık hizmeti verilmesi mümkün olamamaktadır.

Devlet hastanesinden eğitim ve araştırma hastanesi dönüşüm, uzunca bir zamandan beri, standartlar oluşturulmadan, herhangi bir değerlendirme yapılmadan Sağlık Bakanlığı’nın bir kararıyla gerçekleşmekte, bu uygulama, protokol yapılma aşamasında da karşımıza çıkmaktadır.”

Tükel, birlikte kullanım ve işbirliği protokolleriyle yapılan uygulamaların afiliasyon değil, dar boğazda olan üniversite hastanelerinin idari olarak Sağlık Bakanlığı’na bağlanması işlemi olduğunu, afiliasyonun tek yönlü bir “asimilasyon” değil, belirli ilkeler doğrultusunda yapılacak olan kurumsal düzeydeki işbirliği ve ortaklaşmanın bir yöntemi olması gerektiğini belirtti.

Dr. Raşit Tükel, konuşmasının son bölümünde, geçtiğimiz haftalarda Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçerek yasa teklifi olarak TBMM’nin gündemine gelen Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) üzerine olan görüşlerini açıkladı. Tükel,  Sağlık Bakanlığı’nın üniversite kurmasının, üniversite kavramını değersizleştirildiğini ve içini boşaltıldığını; yapılmak istenen bu yeni düzenlemenin üniversite özerkliğine aykırı olduğunu belirtti.