Şehir Hastanelerini tartışmaya devam ediyoruz

Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında gündeme getirilen Şehir Hastaneleri projesi İstanbul Tabip Odası’nca düzenlenen bölge toplantılarıyla tartışılmaya devam ediyor. Maltepe’nin ardından bir diğer toplantı Şişli’de gerçekleştirildi.

23 Kasım 2017, Perşembe günü 19.30’da Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde yapılan toplantıya çok sayıda hekim ve vatandaş katıldı.

Toplantıyı Odamız Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Muzaffer Başak yönetirken, konuşmacı TTB Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel oldu. İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez, TTB Merkez Konseyi Üyesi Prof. Dr. Taner Gören, DİSK Başkanı Kani Beko ve DİSK Genel Sekreteri Dr. Arzu Çerkezoğlu da katılımcılar arasındaydı.

Toplantı Doç. Dr. Muzaffer Başak’ın hoşgeldiniz konuşmasıyla başladı. Dr. Başak Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında sunulan Şehir Hastaneleri modelinin hastane pratiği, hekimlik pratiği, sağlık hakkına erişim gibi birçok konuda tartışmaya muhtaç olduğunu belirtti ve İstanbul Tabip Odası olarak hem sağlık çalışanlarını hem de vatandaşları yakından ilgilendiren bu konuyu gerek hastane, gerekse bölge toplantılarıyla tartışmaya devam edeceklerini söyledi. Ardından açılış konuşmasını yapmak üzere Prof. Dr. Selçuk Erez’i kürsüye davet etti.

Prof. Dr. Selçuk Erez yaptığı konuşmada “Şehir Hastaneleri projesini ‘Dünyanın en büyükleri arasına giriyoruz’ diyerek lanse ediyorlar. Örneğin İkitelli Şehir Hastaneleri projesini ‘2700 yatak kapasiteli olacak, günde 23600 hastaya hizmet edecek, 1 milyon metrekarenin üzerinde inşaat alanına sahip, dünyanın en büyük hastaneleri arasında yer alacak’ argümanlarıyla tanıtıyorlar. Oysa dünyada kabul görmüş kıstaslara göre 200’den az, 600’den çok yatak kapasiteli hastanelerin verimli çalışması mümkün değil. Projeler büyüklükleri, inşaat alanları, yatak sayılarıyla değil, verilecek sağlık hizmetinin niteliği ile ölçülmelidir” dedi ve Şehir Hastaneleri projesinin tıpkı AVM inşa edercesine, konut projesi yaparcasına aynı rant sağlama mantığıyla hayata geçirilmeye çalışıldığına dikkat çekti. Dr. Erez yapılan devasa şehir hastanelerinin bir süre sonra işleyemez hale geleceğini ve tüm yükün kamuya yükleneceğini söyledi.

Ardından TTB Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel Şehir Hastaneleriyle ilgili ayrıntılı bir sunum gerçekleştirdi.

Dr. Raşit Tükel yaptığı sunumda özetle;

  • Türkiye’deki modelin temel olarak Birleşik Krallık’tan alındığını,
  • Kamu Özel Ortaklığı’nda (KÖO) özel şirketlerin kamusal altyapı oluşturup kamu hizmetleri verdiğini; ancak ortadaki finansal riskin büyük bölümünün ilgili kamu kurumunun üzerine kaldığını,
  • KÖO’ların, hükümetin projelerini gerçekleştirmek için kendisinin borçlanması halinde ortaya çıkacak maliyetin çok daha fazlasına mâl olduğunu, 
  • Süreç içinde ödemeler artıp bütçeler basınç altına girdiğinde, yönetimin, kamu personel sayısını azaltmak ve hizmet düzeyini düşürmek zorunda kaldığını,
  • KÖO modelinin, kamu hizmetleri sunumunda kâr dürtülü piyasa mantığının yerleşmesine ve giderek şirketleşen bir kamu hizmet yönetimi katmanı oluşmasına yol açtığını ve maliyet açısından büyük bir finansal felaket olduğunu,
  • Şehir hastanelerinin, bedelsiz olarak şirketlere tahsis edilen Hazine arazileri üzerine şirketler tarafından yapıldığını, bu hastanelerde Sağlık Bakanlığı’nın kiracı olduğunu, bakanlığının ilgili şirketlere en az 25 yıl boyunca kira ve bina bakım parası ödeyeceğini, kiracı olmasının yanı sıra Şehir Hastanesini inşa eden şirketten hizmet satın alınacağını,
  • Şehir hastanelerinin yapılmasına “yapılacak hastanedeki yatak sayısı kadar mevcut hastanelerin azaltılması ya da mevcut hastanelerin kapatılması kaydıyla” izin verildiğini, şehir hastanesi kurulan illerde bir adet yeni bina yapılırken mevcut hastanelerin kapatıldığını, dolayısıyla yeni hasta yatağı oluşmadığını,
  • Hastanelerin bina kullanım bedelleri ile şirketlere ödenecek hizmet bedellerinin, öncelikle bütçe dışında ve temel olarak mali izleme olanağı bulunmayan döner sermayeden ödenmesinin öngörüldüğünü dile getirdi ve Mersin, Adana gibi illerde hayata geçirilen şehir hastanelerinde yaşanan problemleri örneklerle sundu.

Dr. Raşit Tükel sunumunun devamında;

  • KÖO’nda farklı roller üstlenen pek çok yapı bulunduğunu, bunun bir ‘rol-sorumluluk karmaşası’ yarattığını,
  • Şu ana dek, 18 şehir hastanesi için yılda ödenecek kira bedellerinin toplamı 3 milyar Lirayı geçtiğini,
  • Bir şehir hastanesine ortalama 1.417 yatak düştüğünü, oysa araştırmalara göre, hastanelerde 300 yatağın altında ve 600 yatağın üzerinde verimliliğin anlamlı oranda düştüğünü,
  • Hastane yatak sayısının artmasının sunulan hizmetin etkinliği bakımından olumlu bir etkisi olmadığını, yine araştırma sonuçlarının, şehirden uzak büyük hastaneler yerine, şehir içinde 300-600 yatak kapasiteli hastanelerin korunmasının ve ihtiyaca göre bu kapasiteye sahip hastanelerin yaygınlaştırılmasının önemine işaret ettiğini,
  • Koruma, tetkik ve tedavi sürecinde, tıbbi gerekliliklerden çok, “müşteri memnuniyeti”nin rol oynadığını, şehir hastaneleri sisteminde hekimin tetkik, tedavi ve karar süreçlerindeki denetiminin sınırlandırıldığını, iyi otelcilik hizmeti sunmanın, daha çok tetkik yapılmasının gözetildiğini,
  • Bu sistemin; sağlık çalışanlarının daha uzun sürelerde, giderek daha az ücretlerle çalışmasını, daha fazla sayıda hasta bakmasını, daha fazla tetkik yapmasını, “para getirmeyecek” hastaları başka yerlere sevk etmesini getirdiğini,
  • Yine bu sistemle; kamu hizmet ve yatırım alanlarının piyasalaştırıldığını, kamu çalışanlarının istihdam güvencesinin ortadan kaldırıldığını, sözleşmeli çalışma, taşeron çalışma vb güvencesiz çalışma yöntemlerinin gündeme getirildiğini belirtti.

Prof. Dr. Raşit Tükel; kamu-özel ortaklığı finansman yöntemiyle yurttaşların cebinden küresel sermayeye kaynak aktarıldığını, şehrin içinde yer alan kolay ulaşılabilir hastanelerin kapatıldığını, sağlık hizmetlerine erişim zorluğu getirildiğini vurguladı ve sendikalar, meslek örgütleri, tüm sağlık çalışanlarının ve vatandaşların ortak mücadele etmesi gerektiğini vurgulayarak sunumunu sonlandırdı.

İkinci bölümde katılımcıların soru ve katkıları alındıktan sonra toplantı sona erdi.