Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay; 149 kişilik yolcu ve mürettebatıyla Arjantin’den Yeşil Burun Adaları’na seyir halinde olan “MV Hondius” adlı yolcu gemisinde sekiz kişide görülen, üçünün ölümüne sebep olan ve küresel anlamda pandemi tartışmalarını yeniden açan hantavirüs üzerine 7 Mayıs 2026 günü ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
Hantavirüsün uzun yıllardır bilinen, 40’tan fazla türü olan, yaklaşık 20’si insanlarda hastalık yapan ve esas olarak kemirgenlerde bulunan bir virüs ailesi olduğunu söyleyen Azap; virüsün ilk olarak Kore Savaşı’nda insanlarda fark edildiğini ve Kore’de savaşan Türk askerlerinde de hantavirüs kaynaklı vakalar ve ölümler yaşandığını hatırlattı.
Kemirgenlerin idrar ve salgılarıyla kirlenmiş tozların solunmasının temel bulaş yolu olduğunu ifade eden Azap; bununla birlikte kemirgen idrarıyla kirlenmiş gıdaların tüketilmesi, kemirgen ısırıkları veya çıkartılarının ciltteki açık yaralara temas etmesiyle de bulaş görülebildiğini dile getirdi. Azap, bununla birlikte hantavirüslerde insandan insana bulaşın oldukça sınırlı olduğunu sözlerine ekledi:
“İnsandan insana bulaşma çok sınırlı ve bu sözünü ettiğimiz 20 farklı tipten sadece bir tanesine ilişkin şüpheli birtakım vaka bildirimleri var. Dolayısıyla bunlar genellikle kemirgenlerin kirletmiş olduğu ortak bir kaynaktan diğer insanlara bulaşıyor. Son dönemde tespit edilen virüs tipi ‘Andes’ olarak adlandırılıyor ve Güney Amerika’daki kemirgenler aracılığıyla taşınıyor. Dolayısıyla kişilerin birbirlerine bulaştırdığı yönündeki değerlendirmeler güçlü değil.”
Hantavirüslerde her tipin farklı kemirgenlerde taşındığını, örneğin Amerika kıtasında görülen tip solunum yetmezliğine yol açabiliyorken, Avrupa ve Asya’da görülen tiplerin daha çok böbrekleri etkilediğini aktaran Azap, bu tabloda ölüm oranlarının da binde bir ile yüzde üç arasında olduğunu kaydetti. Azap, hantavirüslerin insandan insana bulaşı olmaması nedeniyle büyük bir salgın riskinden söz edilemeyeceğinin altını çizdi:
“Dünyaya yayılacak büyük bir pandemi riski kesinlikle söz konusu değil. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi de bununla ilgili güncellemelerinde dün itibarıyla pandemi riskini çok çok düşük olarak sınıflamış durumda. Aynı şekilde Amerika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi de herhangi bir salgın riskini çok çok düşük olarak sınıflandırmış durumda. Yani telaşlanacak bir durum kesinlikle söz konusu değil.”
Hantavirüse karşı henüz etkili bir ilaç ya da aşının geliştirilmediğini, tedavinin destekleyici yöntemlerle yürütüldüğünü belirten Azap; korunmanın temel yolunun kemirgenlerle teması önlemek olduğunu ifade etti, özellikle kırsal alanlarda ve yayla evlerinde yapılan temizliklerde toz kaldıracak şekilde süpürge yapılmaması, alanların önce havalandırılıp ıslatılması, mümkünse maske kullanılması önerilerini sıraladı.
Azap, hastalığın belirtilerine ve tanısına ilişkin de şöyle konuştu:
“Hastalığın akciğerleri tutan ağır formu da, Türkiye’de görülen ve böbrekleri tutan hafif formu da grip benzeri hastalık yapıyor. Nasıl ki gripte yüksek ateş, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı gibi şikayetler oluyorsa hantavirüste de aynen böyle başlıyor. Daha fazla olarak bulantı, kusma, ishal gibi belirtileri de görebiliyoruz. Böbrekleri tutan formda tansiyon düşüklüğü ile giden bir iki günlük bir dönemin arkasından böbrek yetmezliği tablosu ortaya çıkıyor. Vücutta sıvı birikmesi ve bilinç değişiklikleri gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Genellikle tanı koymak zor değil. Hastalıktan şüphelendiğimizde PCR yöntemiyle tanısını koymak kolay, destekleyici tedaviyle de olguların çok büyük bir kısmı iyileşiyor.”
TTB’nin verilerine göre, Türkiye’de 2009-2025 yılları arasında hantavirüs kaynaklı vakalar ve toplam 14 ölüm kayda geçti. En yüksek vaka sayısı 58 kişiyle 2010 yılında görülürken, son yıllarda vaka sayıları 10 ila 17 bandında seyretti. 2025 yılında 12 vaka tespit edilirken, herhangi bir ölüm bildirilmedi.