Barışa ve barış mücadelesi veren akademisyenlere sahip çıkıyoruz!

Türkiye’den 89 üniversiteden 1128 akademisyen ve araştırmacının imzaladığı “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı metin 12 Ocak 2016 günü kamuoyuna duyurulmuştu. Devlete ve hükümet politikalarına yönelik eleştirel düşünceler içeren metinde temel olarak barış içinde yaşama hakkının sağlanması isteği dile getirilmişti.

Metnin paylaşılmasının ardından kimi üniversite rektörlükleri tarafından, imzacı akademisyenler hakkında gözaltına alma, disiplin soruşturması açma, soruşturma süresince görevinden uzaklaştırma ya da sözleşmesine son verme gibi işlemler başlatılmış, barış isteyen akademisyenler hedef gösterilmiştir. OHAL ilan edilmesiyle birlikte akademisyenlere yönelik baskıların, yeni görevden almalarla birlikte giderek arttığını görüyoruz.

Şiddet çağrısında bulunmayan düşünce açıklamaları,  düşünceyi açıklama özgürlüğü ve bununla bağlantılı olan bilimsel özgürlükler kapsamında ele alınması gereken temel bir haktır. Toplumun karşı karşıya bulunduğu güncel sorunlara ilginin yöneltilmesi, politik baskı ve insan hakları ihlallerinin kınanması, akademisyenlerin temel sorumlulukları olarak kabul edilir.  Akademisyenlerin devlet ya da diğer güç odaklarından gelebilecek her türlü müdahale veya baskıdan uzak olmaları, demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurları arasındadır.

Dolayısıyla, demokratik bir ülkede akademisyen sorumluluğu olarak değerlendirilebilecek bir etkinlik, ülkemizde akademisyenlere yönelik sonu gelmeyen bir baskı ve yok etme ortamını, bir cadı avını gündeme getirmiştir. Bu baskı ortamının son aşaması olarak, bugün çıkartılan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, içlerinde Türk Tabipleri Birliği’nin yöneticiliğini yapmış, çeşitli kurullarında görev alan, akademik alanda önemli çalışmalara imza atmış birçok arkadaşımızın üniversiteyle ilişkisini kesilmiştir.

TTB Merkez Konseyi olarak bunun bir “DARBE FIRSATÇILIĞI” olduğunu bir kez daha paylaşmak istiyoruz.

Akademiye, akademik özgürlüklere ve barış mücadelesine omuz veren arkadaşlarımıza sahip çıkacağımızı, darbe fırsatçılığı ile 12 Eylül’ü aratmayan bu antidemokratik uygulamalara boyun eğmeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız. 

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi