Adalet ve Demokrasi Haftası’nda TTB ve ATO’dan ’Sağlıkta Muhafazakârlaşma’ başlıklı panel

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) tarafından düzenlenen 23. Adalet  ve Demokrasi Haftası etkinlikleri kapsamında, Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mine Önal'ın konuşmacı olduğu “Sağlıkta Muhafazakarlaşma” konulu panel gerçekleştirildi. Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 26 Ocak Salı günü gerçekleştirilen panelin açış konuşmasını TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan yaptı.

Ankara Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği, NÜSED ve Tüketici Hakları Derneği’nin düzenleyicisi olduğu etkinliğe çok sayıda Ankaralı katıldı.

Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Göğüs Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Dr. Mine Önal “Sağlıkta Muhafazakarlaşma”yı son yıllarda uygulanan sağlık ve sosyal politikaların yarattığı değişimin ışığında değerlendirdi.

“Yapılan düzenlemelerle kadının kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkı engelleniyor”

Türkiye’de mevcut yasal çerçeve içerisinde, 10 haftalığa kadar gebeliklerin sonlandırılabildiğini belirten Dr. Mine Önal muayenehanelere kürtaj yasağı, anneye düşünme süresi verilmesi, bebeğin kalp atışlarının dinletilmesi ve kürtaja karşı olan hekimin ‘ret’ hakkına sahip olması gibi yapılan yeni düzenlemelerle kadının kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkının engellenmeye çalışıldığının altını çizdi.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Mine Önal’ın “Sağlıkta Muhafazakarlaşma” başlıklı sunumundan satırbaşları şöyle:

“Anne Sütü Bankası çalışmaları sona erdi”

"Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu 2013 yılında ‘anne sütü bankası’ ile ilgili çalışmalarını Medeniyet Projesi olarak tanımlamışken, dünyada süregelen bilimsel tartışmaların aksine dinen caiz olmayabileceği görüşleri sebebiyle çok faydalı olabilecek bu proje başlamadan sona erdi."

“Hastalara din psikoloğu”

“Hastalara ruhsal destek ve danışmanlığın modern tıbbi uygulamalar yerine din psikoloğu veya manevi destek uzmanı gibi tanımlamalar altında dinsel telkin verilmesi bilimsellikten uzak ve geriye dönük bir projedir. Psikoloji bir bilim dalı ve lisans eğitimi olmayan kişilere din psikoloğu adı altında benzer bir unvan verilmesi yanlış bir uygulamadır.” 

“Anayasa Mahkemesinin Aşı Kararı”

"Anayasa Mahkemesi Kasım 2015’te bebeklik/ çocukluk dönemi aşılarını yaptırmak istemeyen ebeveynlerin bireysel başvurusu hakkında; Ana-baba rızası olmadan çocuğa zorunlu aşı yaptırılmasının Anayasa’nın 'kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı'nı düzenleyen 'temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğine' ilişkin maddesine aykırı bularak ihlal kararı verdi. Böylelikle, çocukların sağlığı değil ebeveynlerin ‘rıza’ olarak adlandırılan davranış biçimleri Yüksek Mahkeme tarafından kutsanmış oldu. Çocuklarını aşılatmayan ebeveynler yalnızca kendi çocuklarını değil bütün çocukların sağlığını tehlikeye atıyor.”

“Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Yönetmeliği yayımlandı”

“Yönetmelikte geçen Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarının hekimler, diş hekimleri ve sağlık personeli tarafından kullanılması düzenlenmiş ve çok geniş endikasyon listesi belirlenmiştir. Kapsamında kupa uygulaması (hacamat), akupunktur, apiterapi, fitoterapi, hipnoz, sülük tedavisi ve bunun gibi birçok yöntemin yer aldığı geleneksel ve tamamlayıcı tıbba ilişkin bilimsel bilgi büyük oranda eksik ve bu yöntemlerin etkisiz olduğuna dair bir çok uzmanlık derneğinin açıklamaları mevcut. Ayrıca bazı yöntemler riskli ve göze alınamayacak yan etkilere sahip. Hekimler tarafından yapılacak olması da onlara bilimsellik kazandırmaz. Ayrıca yönetmelikle bu alanda bir pazar oluşturulmakta ve pazara çeki düzen verilmekte. Türk Tabipleri Birliği tarafından da tıp ve tıpta uzmanlık eğitiminin gereklerine, bu alandaki kamu yararına aykırılığı nedeniyle ‘Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Yönetmeliğinin’ ekleriyle birlikte tamamının iptal ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan dava Danıştay On beşinci Daire’de devam etmektedir.”