Kamu Hastane Birlikleri: Ne Dediler, Ne Oldu?

Türk Tabipleri Birliği’nin “Sağlıkta Dönüşüm Programı Çöktü” başlığıyla yürüttüğü 14 Mart etkinlikleri kapsamında, bugün (5 Mart 2018) “Kamu Hastane Birlikleri: Ne Dediler Ne Oldu?” başlıklı broşür açıklandı.

Broşürde, Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) kapsamında kaynakların “etkili ve verimli” kullanılacağı iddiasıyla getirilen Kamu Hastane Birlikleri (KHB) yapılanmasının ömrünün sadece 6 yıl sürdüğüne dikkat çekiliyor. AKP Hükümeti’nin “idari ve mali özerklik getirerek hastanelerde etkililiği ve verimliliği sağlayacağını” iddia ettiği modelin, yine AKP Hükümeti tarafından “çok başlılık getirdiği ve verimi düşürdüğü” gerekçesiyle kaldırıldığı vurgulanıyor.

Broşürde öne çıkanlar şöyle:

-          Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) kapsamında büyük bir iddia ile getirilen ve kaynakların “etkili ve verimli” kullanılacağı savunulan KHB yapılanmasının ömrü sadece 6 yıl olabildi.

-          663 sayılı KHK ile yaşama geçirilen KHB, Ağustos 2017’de yayımlanan 694 sayılı KHK ile kaldırılarak, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Genel Müdürlüğe dönüştürüldü. “Bağlı kuruluş” statüsü ile belirli yönlerden “özerk” hale getirilen yapı tekrar Bakanlık merkez teşkilatına bağlanarak “eskiye” dönüldü.

-          Sağlık Bakanı bu “dönüşün” nedenini “çok başlılık” olarak ifade etti. Dolayısıyla AKP Hükümeti’nin SDP’sinin  “idari ve mali yönden özerklik” getirerek etkililiği ve verimliliği sağlayacağı hastane modeli ve 663 sayılı KHK'nın yönetim modeli yine AKP Hükümeti tarafından “çok başlılık getirdiği ve verimi düşürdüğü” gerekçesiyle kaldırıldı.

-        Sağlık Bakanlığı KHB modelini terk etmek zorunda kalmış olsa da, toplum sağlığını korumanın ve nitelikli sağlık hizmeti sunmanın yerini performans ölçütlerini tutturmaya, kâr elde etmeye bıraktığı mevcut sağlık sistemi üzerinde bir değişikliğe gitmemiştir. “Şehir hastaneleri” modeliyle sağlıkta özelleştirmenin farklı ve çapı daha büyük bir uygulaması yeni bir aşamayı göstermektedir.
-          TTB olarak KHB’nin uygulamaya girmesinden önce sağlıkta “verimlilik/kârlılık” adına ticari anlayışı hâkim kılacağını, eğitim, araştırma, kamu sağlığı gibi önceliklerin geri plana düşeceğini, verimlilik söylemleri ile çalışan hakları baskılanmaya çalışılırken, yüksek ücret alan idari kadroların ise artacağını, bunun da ek bir maliyet getireceğini belirtmiştik. Haklı çıktık. SDP’nin sağlık alanında oluşturduğu tahribat giderek hem sağlık çalışanları hem de halk tarafından daha yoğun olarak hissedilmektedir. Bu tahribata son verilmesi ve sağlıkta piyasacı yaklaşımdan vazgeçilmesi gerektiğini bir kez daha paylaşıyoruz.

Broşür için tıklayınız.