16 Aralık 2019, Pazartesi
   
Yazı Boyutu

UZMANLIK YÖNETMELİĞİ - YENİ KURULAN YAN DAL UZMANLIK UNVANLARININ ANCAK İLGİLİ ANA DAL UZMANLARINA SINAVSIZ OLARAK VERİLEBİLECEĞİNE İLİŞKİN DANIŞTAY KARARI

         T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas  No   : 2009/7835

                Davacı ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen :

                Vekili                     : Av.

                Davalılar               : 1- Başbakanlık

                                                 2- Sağlık Bakanlığı

                Davanın Özeti   : 18.07.2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin "Bazı yan dallarda uzmanlık belgesi verilmesi" başlıklı Geçici 10.maddesinin 1.fıkrasında yer alan; "bağlı ana dalda uzman olduktan sonra" ibaresinin; yetişmiş insan gücünden faydalanmak için ihdas edilen Geçici 10. maddenin amacına aykırı olarak El Cerrahisi alanında yetkin olan genel cerrahların yan dal uzmanlık belgesi almasını engellediği, ülkemizde el cerrahisinin gelişiminde genel cerrahların payının büyük olduğu ve bu tıp disiplininin ülkemizdeki öncüleri arasında genel cerrahlarında bulunduğu, bu düzenleme ile El Cerrahisi alanında yeterliliği bulunan davacı gibi genel cerrahların El Cerrahisi alanında uygulama yapamayacağı ve bu duruma yol açan düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.

                Savunmaların Özeti           : Dava konusu Yönetmeliğin bir bütün olarak; yargı kararlarının gözetilmesi, ilgili bilim çevrelerinden görüş alınması, dünyadaki uygulamanın izlenmesi ve bilimsel gerekliliklerin  ön plana alınması suretiyle düzenlendiği, Yönetmeliğin hazırlanmasında görev alan Tıpta Uzmanlık Kurulu üyelerinin uzmanlık eğitimi veren kurumlar bazında temsil ilkesi esas alınarak belirlendiği, tek tek uzmanlık alanı gözetilerek Kurul oluşturulmasının fiilen mümkün olmadığı ve bunun bir eksiklik olarak nitelenemeyeceği, ayrıca Kurul'un konusunda uzman kişilerden oluşacak allt komisyonlar ile bu konuda gerekli bilimsel çalışmalar yapmasının mümkün olduğu, ana dal - yan dal belirlenmesine ilişkin hukuki durumun 1219 sayılı Yasa ve ilgili mevzuat ile idarelere tanınmış yetki alanında ve takdir hakkı kapsamında olduğu, Yönetmeliğin Ek çizelgelerinde ve geçici maddelerinde yer alan düzenlemelerin ülkenin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde ve tıp alanındaki gelişmelere paralel olarak yapıldığı belirtilerek yürütmenin durdurulması isteminin ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

                Danıştay Tetkik Hakimi ...Düşüncesi   :  Belli bir tıp disiplininde, uzmanlık eğitimi alan tabiplerin, kendi uzmanlık alanlarında bulunan görece daha dar kapsamlı bir konuda derinleşmesini ifade eden yan dal eğitiminin,  yan dalın bağlı olduğu ana dal uzmanlarınca görülmesi ve dolayısıyla yan dal uzmanlık eğitiminin bir sonucu olan yan dal uzmanlık belgesinin de; istisnai bir şekilde dahi olsa ancak yan dalın bağlı bulunduğu ana dalda uzmanlığı bulunan tabiplere verilmesi gerektiği açık olduğundan,bazı yan dallarda, yan dalın bağlı  olduğu ana dalda uzman olan tabiplerden, ilgili yan dalda yaptığı çalışmaları belgeleyenlere yan dal uzmanlık belgesi verilmesine ilişkin düzenlemeyi içeren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Geçici 10.maddesinin 1.fıkrasında yer alan; "bağlı ana dalda uzman olduktan sonra" ibaresinde hukuka aykırılık bulunmadığı ve yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. 

                Danıştay Savcısı ... Düşüncesi : Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından, istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

                Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

                2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer almıştır.

                Uyuşmazlık;18.07.2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin "Bazı yan dallarda uzmanlık belgesi verilmesi" başlıklı Geçici 10.maddesinin 1.fıkrasında yer alan; "bağlı ana dalda uzman olduktan sonra" ibaresinin iptali isteminden doğmuştur.

                14.4.1928 gün ve 938 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Yasanın, 04/04/2007 gün ve 26483 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürülüğe giren 5614 sayılı Yasanın 4.maddesi ile değiştirilen 9. maddesi hükmüyle Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu niteliğinde Tıpta Uzmanlık Kurulu ihdas edilmiştir. Maddenin son fıkrasında;"Kurulun çalışma usûl ve esasları ile ilgili diğer hususlarla ihtisas belgelerinin alınması ve uzmanlık eğitimi ile ilgili diğer usûl ve esaslar Sağlık Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenir.Bu yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam edilir" hükmü yer almaktadır.1219 sayılı Yasanın, 5614 sayılı Yasa yayımlanmadan önce yürürlükte bulunan ve  1219 sayılı Yasanın ihdas edildiği tarihten anılan değişiklik yürürlüğe girene kadar  değiştirilmemiş  olan 9. maddesinde; "İhtisas  vesikalarının sureti ahzi ve bu hususta mer'i olması lazım gelen kavait işbu kanunun tarihi meriyetinden sonra Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim edilecek bir nizamname ile tayin olunur" hükmü yer almakta ve bu hüküm uyarınca tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan tüzükler ile belirlenmekteydi.

                Günümüze kadar anılan madde hükmüne dayanılarak; 1929 yılında Tababet ve İhtisas Vesikaları Hakkında Nizamname, 1947 yılında Tababet Uzmanlık Belgeleri Tüzüğü,1956 yılında Tababet İhtisas Nizamnamesi, 1961 yılında Tababet İhtisas Tüzüğü,1962 yılında Tababet Uzmanlık Tüzüğü,1973 yılında Tababet Uzmanlık Tüzüğü, 2002 yılında ise Tıpta Uzmanlık Tüzüğü yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve son olarak dava konusu edilen düzenlemeyi içeren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği 18.7.2009 gününde  1219 sayılı Yasanın 5614 sayılı Yasa ile değişik 9. maddesi uyarınca yayımlanarak yürürlüğe girmiş, tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasları belirlemiştir.        

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin "Bazı yan dallarda uzmanlık belgesi verilmesi" başlıklı Geçici 10.maddesi genel itibariyle; bazı yan dallarda, yan dalın bağlı  olduğu ana dalda uzman olan tabiplerden, ilgili yan dalda yaptığı çalışmaları belgeleyenlere yan dal uzmanlık belgesi verilmesine ilişkin bir düzenlemedir. Davacının iptal istemi maddenin tamamına yönelik olmayıp, iptal istemi madde metninde yer alan  "bağlı ana dalda uzman olduktan sonra" ibaresine yöneliktir.

                Yan dal uzmanlık eğitimi, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 27. maddesinde; yan dalın bağlı olduğu ana dal uzmanlarının görebileceği bir uzmanlık eğitimi olarak tanımlanmıştır. Yukarıda sayılan ve bugüne kadar tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin esas ve usulleri belirleyen tüzüklerde de yan dal eğitimi veya ileri ihtisas şeklinde belirlenen uzmanlık eğitimi ilgili ana dal uzmanlarının devam edebileceği bir uzmanlık eğitimi olarak belirlenmiştir.

                Bu hale göre; belli bir tıp alanında uzmanlık eğitimi alan tabiplerin, kendi uzmanlık alanlarında bulunan görece daha dar kapsamlı bir konuda derinleşmesini ifade eden yan dal eğitiminin  yan dalın bağlı olduğu ana dal uzmanlarınca görülmesi ve dolayısıyla yan dal uzmanlık eğitiminin bir sonucu olan yan dal uzmanlık belgesinin de; sınavsız ve eğitim görmeden istisnai yollardan dahi olsa ancak yan dalın bağlı bulunduğu ana dalda uzmanlığı bulunan tabiplere verilmesi gerektiği açık olup, bu yönde yapılan düzenleme;  bugüne kadar tıpta uzmanlık eğitimi konusunda yayımlanmış olan tüzükler ve Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinde yer alan hükümlere uygun düşmekte ve bu  hükümlerin doğal bir sonucu olmaktadır.

                Bu durumda; bazı yan dallarda, yan dalın bağlı  olduğu ana dalda uzman olan tabiplerden, ilgili yan dalda yaptığı çalışmaları belgeleyenlere yan dal uzmanlık belgesi verilmesine ilişkin düzenlemeyi içeren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Geçici 10.maddesinin 1.fıkrasında yer alan; "bağlı ana dalda uzman olduktan sonra" ibaresinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

                Açıklanan nedenlerle, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin reddine 11.1.2010  gününde oybirliği ile karar verildi.