e-posta

   Eski Sayılar | Künye | Ana Sayfa

TIP DÜNYASI
 

.

15 Temmuz 2004  Sayı: 124

 

Özlük haklarımız, iş güvencemiz, meslek onurumuz ve halkın sağlığı için;

"Umuda Beyaz Yürüyüşümüz devam edecek"

19 Haziran tarihli TTB Genel Kurulu kararları, Sağlık Bakanlığı önüne gerçekleştirilen yürüyüşün ardından kamuoyuna açıklandı. Genel Kurul kararlarını İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy okudu.

7.jpg (32408 bytes)Herkese gereksindiğinde eşit, ücretsiz, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti evrensel bir haktır. Oysa son dönemlerdeki politikalar tüm kamusal alanlarda olduğu gibi, sağlık alanında da kamusal sağlık hizmeti anlayışının bütünüyle tasfiyesi ve doğrudan ya da dolaylı yollardan sağlığın ticarileştirilmesi/özelleştirilmesi anlayışını gütmektedir. Bu anlayış toplumsal yarar yerine sermayenin karını artırmayı hedeflemektedir.

Hastayı müşteri olarak gören ahlak dışı anlayışlar, toplumun sağlık hakkına erişmesinin önündeki en büyük engeldir. Bu politikalar, varolan sağlık sorunları ve kötü sağlık düzeyi göstergelerini daha da kötüleştirmektedir.

1980’den bu yana uygulanan IMF patentli emek düşmanı “özelleştirme/yoksullaştırma” programının öncelikli hedef kitlesi arasında hekimlerle birlikte tüm sağlık çalışanları da bulunmaktadır.

Dünya Bankası direktifleriyle hazırlanan ve AKP Hükümetince uygulanan “Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın hekimler için anlamı iş güvencesinin ortadan kaldırılması, sözleşmeli çalışma, düşük ücretler, kötü çalışma koşulları ve işsizliktir.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) olarak, uzun süredir dile getirdiğimiz ve ülkemiz sağlık alanındaki tahribatın son dönemde dayanılmaz boyutlara ulaşması karşısında GöREVDEYİZ süreciyle giderek daha da güçlü bir sesle haykırdığımız taleplerimizin takipçisi olmayı sürdürüyoruz.

Özlük haklarımız, iş güvencemiz, meslek onurumuz ve halkın sağlık hakkı için 5 Kasım ve 24 Aralık 2003’te, 10-11 Mart 2004’te bu irademizi ortaya koyduk. 16-18 Haziran 2004’te de Türkiye’nin dört bir yanından başlattığımız Umuda Beyaz Yürüyüş ile 19 Haziran’da Ankara’daki TTB Genel Kurulu’nu gerçekleştirdik.

TTB Genel Kurulu’ndaki tespitlerimiz ve haklı taleplerimiz aşağıda sıralanmıştır.

- Sağlık doğuştan kazanılmış bir haktır, ticarete konu edilerek halkın sağlık hakkı engellenemez. Eşit, nitelikli, sürekli ve ulaşılabilir sağlık hizmetine ulaşmak için Nüfus Cüzdanı yeterli olmalıdır.

- Sosyal devlet olmanın gereği sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi hizmetlerin kamu eliyle sunulmasıdır. Sosyal devleti bütünüyle ortadan kaldırmayı amaçlayan ve Sağlık Bakanlığı’nın taşra teşkilatını yok eden Kamu Yönetimi Temel Yasası geri çekilmelidir.

- IMF, DB, DT֒nün temel aktörleri olduğu Küreselleştirme politikalarının sağlık alanındaki yansıması olan Sağlıkta Dönüşüm Programı doğrultusundaki bütün girişimler durdurulmalıdır.

- Genel Sağlık Sigortası (GSS) ülkemizde finansman, insangücü ve teknik alt yapı olarak uygulanması olanaksız bir sistemdir. Ayrıca, uygulandığı bizim düzeyimizdeki diğer ülkelerde sağlık göstergelerinin daha da kötüleşmesine neden olan GSS vatandaşlar için ek sağlık vergisi demektir. Sağlık harcamaları yeni sigorta primlerinden değil, genel bütçeden karşılanmalıdır.

- Sağlık Bakanlığı’na bütçeden ayrılan pay yasal düzenlemelerle yüzde 10’a çıkarılmalı; Sağlık bütçesinin en az yarısı Temel Sağlık Hizmetlerinin geliştirilmesi için kullanılmalıdır.

- Kamuda çalışan hekimlerin ikinci, üçüncü işlerde çalışmak zorunda kalmadan insanca yaşamalarını sağlayacak ücret düzenlemeleri yapılmalıdır. Hekim temel ücretleri şu anki ücretin en az iki katına çıkarılmalı ve yapılacak artışlar emekliliğe doğrudan yansıtılmalıdır. Tam gün çalışma hekim ücretlerinde gerekli düzenleme yapılarak yeniden uygulamaya konmalıdır. Birinci basamakta görev yapan hekimler için Temel Sağlık Hizmetleri Tazminatı; eğitim kademelerinde görevli hekimler ve asistanlar için Eğitim Tazminatı; mesleki riskleri olan hekimler için Fiili Hizmet Tazminatı doğrultusunda yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Nöbet ücretleri artırılmalı, icap nöbetleri de ücretlendirilmelidir.

- Yeni bir ücretlendirme modeli olan performansa dayalı döner sermaye uygulaması çalışma ortamımızı bozmakta; sağlık çalışanlarını hastalarla ve birbirleriyle karşı karşıya getirmektedir. Sağlık hizmet sunumunda niteliği göz ardı eden bu uygulama niceliği öne çıkarmakta; girişimsel uygulamalara prim tanıyarak “iyi hekimliğin” başta koruyucu hekimlik ve en az girişim ile en etkin sağaltım olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir. Farklı hekim grupları arasında adaletsizlik ve eşitsizliklere yol açan, emekliliğe yansımayan, sağlık hizmeti sunumunda ekip anlayışını parçalayan, gerçek bir özlük hakkı kazanımı olmayan bu uygulamadan vazgeçilmelidir.

- Sağlık ocaklarına sokulan yazar kasalarla hizmet sunumunu paralı hale getirenler, topluma mal olmuş sağlık ocakları ile vatandaş arasındaki bağı koparmak amacındadırlar. “Hekim seçme özgürlüğü” aldatmacasıyla getirilmeye çalışılan “Aile Doktorluğu” modeli yerine 224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Yasası’nın öngördüğü biçimde “Genel Pratisyenlik” temelli sağlık ocakları sistemi geliştirilmelidir.

- Kamu Sağlık Kurumlarının yönetimleri demokratikleştirilmeli, kadrolaşmalara ve bu kurumlardan dış sevkler ve hizmet satın alma yoluyla özel sektöre kaynak aktarılmasına son verilmelidir.

- İş güvencemizi ve mesleki bağımsızlığımızı yok eden sözleşmeli personel ve taşeronlaştırma uygulamalarından vazgeçilmelidir.

- Sağlıktan tasarruf olmaz. Reçetelerimize sınırlamalar getiren ve hekimlik onurumuzu rencide eden 2004 Yılı Bütçe Uygulama Talimatı ve SSK İlaç Genelgesi yürürlükten kaldırılmalıdır.

- İyi hekimliğin ön koşulu “barış”tır. Savaşın ve çatışmanın olduğu yerde kaynaklar sağlığa, eğitime değil silahlanmaya ayrılır. Bu doğrultuda ülkede son dönemlerde yeniden başlayan çatışma ortamı kaygı vericidir.

- Savaşa ve işgale karşı duran TTB, bir savaş aygıtı olan NATO’nun İstanbul’daki zirvesini bölgemiz ve ülkemiz açısından büyük tehlike olarak görmektedir. Bölgemizi kana boğacak BOP gibi projeler durdurulmalıdır.

- Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısına sağlık hizmeti veren SSK Sağlık Kurumlarının tasfiyesi girişimleri durdurulmalı; SSK krizini çözmek için gerekli yatırımlar yapılmalı, sağlık personeli eksikliği hızla giderilmelidir.

- Planlamaya dayanmayan yeni tıp fakülteleri açmak ve daha fazla sayıda hekim yetiştirmek yerine nitelikli hekim yetiştirilmesi ön planda tutulmalıdır. Yaratılan hekim enflasyonu özel sektöre ucuz iş gücü sağlamaktadır. Temel tıp eğitimi içerik ve yöntem olarak bilimsel esaslar doğrultusunda geliştirilmeli, eğitim müfredatının belirlenmesinde tabip odaları yetkili olmalıdır.

- Eğitim hastaneleri hasta yükünün fazlalığından kurtarılmalı, bu hastanelerin bilimsel çalışmalar için daha fazla kaynak aktarılmalı, bilimsel ortam ve nitelikli eğitimin sağlanabilmesi için gereken yönetsel değişiklikler yapılmalıdır. Eğitim hastanelerinde partizanca kadrolaşmaya zemin oluşturan sınavsız şef ve şef yardımcısı atamalarına son verilmelidir. Eğiticiler adaletli ve nesnel olarak ölçülebilir bir sınav sistemi ile belirlenmelidir.

- Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin özlük ve ekonomik haklarının güvence altına alınmasında tabip odaları yetkili olmalıdır. Sağlık hizmetleri ve ilaçta KDV tamamen kaldırılmalıdır.

- TTB’nin uzun yıllar boyunca sağladığı büyük birikim, iş ve işçi sağlığı alanındaki kazanımlar yapılan son düzenlemelerle tehlikeye atılmaktadır. İş yeri hekimlerinin çalışma koşulları, ücretlerinin belirlenmesi ve işçilerin sağlığını işverenin insafına bırakan yeni İşyeri Hekimliği Yönetmeliği geri çekilmelidir.

Halkımızın sağlık hakkı bizim meslek onurumuzdur. Sağlık hizmetini serbest piyasa mantığı ile pazarlamak hekimlik etiğinde yoktur, olamaz. Ekonomik darboğaz insanların sağlığı ve hatta canlarını feda ederek aşılamaz. Emeğimizde en kutsal değer olan “insan”ın sağlığına adanmıştır. Emeğimizi, onurumuzu ve halkın sağlık hakkını sonuna dek savunacağız.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da toplumda eşitsizliğe, adaletsizliğe, yoksulluğa, işsizliğe, örgütsüzlüğe yol açan ve toplumun sağlık sorunlarını daha da ağırlaştıran özelleştirme eksenli politikalara karşı sosyal devleti ve kamusal alanı, TTB Merkez Konseyi’nin belirleyiciliğinde toplumun diğer emekçi kesimleri ve örgütleriyle beraber savunmaya devam edeceğiz.

5 Kasım’dan bu yana yürüttüğümüz ve bugün gerçekleştirdiğimiz Genel Kurul’da bir kez daha ortaya koyduğumuz irademiz budur.

Susmayacağız,

Beyaz lekelenmeyecek,

Göreve devam…

19 Haziran 2004

TTB Genel Kurulu

 

TIP DÜNYASI

Sayfa başına git         Başa dön