Sağlık Ortamını Piyasa ve Siyasi Kadrolaşmaya Teslim Etmeye Yönelik Olan Düzenlemelere "İtiraz"

BASIN AÇIKLAMASI

(17.02.2007)

SAĞLIK ORTAMINI PİYASA VE SİYASİ KADROLAŞMAYA TESLİM ETMEYE YÖNELİK OLAN DÜZENLEMELERE "İTİRAZ" EDİYORUZ.

AKP hükümetince hazırlanan ve Mecliste geçtiğimiz günlerde kabul edilen "Torba Yasa" ile getirilen düzenlemeler şunları içermektedir:

1) İthal ucuz hekim çalıştırılması

1219 sayılı Kanun'daki "Türkiye Cumhuriyeti'nde hekimlik yapmak ve ne biçimde olursa olsun hasta tedavi edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden diploma almak ve Türk bulunmak gereklidir" ifadesindeki "ve Türk bulunmak" ibaresi madde metninden çıkarıldı. Bu yasal düzenlemeyle uluslararası deneyim ve bilgiden yararlanma değil, eğitim ve çalışma imkanları bizden daha kötü olan çevre ülkelerden gelecek ve düşük ücretle çalışmaya razı hekimlerin istihdamı hedeflenmektedir. "İthal hekim" çalıştırmanın bir diğer hedefi de sağlık "pazarı"nı uluslar arası sermayeye açmaktır.

Özel sağlık alanında artan yatırımlar nedeniyle hekim ihtiyacının arttığı ve yeterince ucuz hekim bulunamadığı; bu açığın ancak hekim sayısının artırılması ile yaratılacak rekabet ortamında kapatılabileceği açıkça ifade edilmektedir. Hükümet sağlık piyasasına dışarıdan ucuz iş gücü olacak niteliği düşük uzmanların getirilmesi için değil; esas olarak kamusal sağlık hizmeti sunacak gerekli bilgi, beceri ve etik değerlerle donatılmış hekimlerin yetiştirilmesi için çalışmalıdır.

2) Tüm hekimlere zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası

Bu yasayla ister kamuda, ister özelde çalışsın tüm hekimlere mesleki mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiştir. Bu yasa çıkartılırken sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının elverişsizliğinden kaynaklı tıbbi hata yapma olasılığının yüksekliği gerekçe olarak gösterilmiştir. Hükümet bu yasayla sağlık ortamındaki yetersizlikleri gidermek yerine bu yetersizlikler üzerinden sigorta kuruluşlarının fonlarına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Yasada sağlık hizmetinin ekip işi olduğu göz ardı edilmekte, sağlık hizmetinin sunumuyla ilgili her türlü aksamanın hekimlere fatura edilmek istendiği görülmektedir. Ayrıca, prim ödemeleri açısından kamuda çalışan ile özel sektörde çalışan hekimler arasında adeletsizlik yaratılmıştır.

3) Yeni yasaya göre, şef ve şef yardımcılığına atanma için bakanlığın ilan edeceği kadrolara sınav başarı belgesi olan uzmanlar ile profesör ve doçentler başvurabilmektedir. Şef ve şef yardımcılığı kadrolarına, Bakanlığın belirlediği üç profesör ya da şefin adaylar hakkında ayrı ayrı bildirdiği mütaalaları, bakan ve bürokratların birlikte değerlendirmesi sonucunda atama yapılacaktır. Aynı yasada, kalkınmada öncelikli illerde bulunan eğitim ve araştırma hastanelerinde ilan edilen şef kadrolarına en az fiilen beş yıl şef yardımcısı olarak çalışmış olanların başvurularında sınav şartı aranmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeyle bakan ve bürokratlarının elemesinden geçmeden şef ve sef yardımcısı olmak artık mümkün görünmemektedir.

Sağlık Bakanlığı'nın 25 yeni eğitim hastanesi açma girişimi ve 1500'e yakın şef ve şef yardımcisi kadrosuna atama yapma niyeti kamuoyunca bilinmektedir. Devlet hastanelerinden dönüştürülecek olan yeni 25 eğitim hastanesinin eğitim verebilme özelliklerine sahip olduğuna bakılmadan açılması ve burada deneyim, bilgi ve eğitim verme becerileri nesnel olarak ölçülmeden uzmanların eğitici olarak atanması, bu kurumlardan yetişecek uzmanların niteliğinde ciddi bozulmalara yol açacaktır. Bu uzmanların ülkenin sağlık ortamına vereceği tahribatı tahmin etmek güç değildir. Cumhuriyet tarihinin bu en geniş kapsamlı ve etkileri uzun süreli hissedilecek kadrolaşma atağına, siyasetin her türlü müdahalesinden uzak olması gereken eğitici kadrolarının liyakata değil sadakata dayalı olarak atanmasına karşı çıkıyoruz.

4) Tıpta Uzmanlık Tüzüğü

1219 sayılı Yasa'da yapılan değişiklikle, Tıpta Uzmanlık Kurulu'nun oluşturulması karar altına almıştır. Yasada yer alan Tıpta Uzmanlık Kurulu'nda üyelerin çoğunluğunu Sağlık Bakanlığı tarafından atananlar oluştururken, TTB sadece bir üye ile temsil edilmektedir. Tıpta Uzmanlık Kurulu'nda başkanlığı Sağlık Bakanlığı Müşteşarının yapacak olması, kurul üyeleri arasında Müşteşar dışında ilgili genel müdür ve 1. Hukuk Müşavirinin yer alması, tıpta uzmanlık eğitimini düzenleyen bilimsel ve özerk olması beklenen bir kurul için uygun değildir. Tıpta uzmanlık eğitimi, Tıpta Uzmanlık Kurulu'nda tüm tarafların eşit biçimde temsil edildiği, bürokratik bir yapılanmayı değil, bilimsel ölçütleri temel alan, ülkenin gerçek ihtiyaçlarını gözeten ve nitelikli eğitimi hedefleyen bir anlayışla düzenlenmelidir.

Yasa maddesinde tıpta uzmanlık eğitimi ile ilgili maddelere yer verilmemiştir. İcra yetkisinin içeriği boştur, tanımlanmamıştır. Yasa, Tıpta Uzmanlık Eğitiminin yönetmelikle düzenlenmesini öngörmektedir. Tıpta uzmanlık eğitiminin tüzük yerine yönetmelikle düzenlenmesi, Tüzüğün çıkması için tarafların uzlaşmasını şart koşan Danıştay'ı sürecin dışında bırakırken, Sağlık Bakanlığı'nı tıpta uzmanlık eğitimiyle ilgili düzenlemelerde tek yetkili konumuna getireceği için ciddi sakıncalar içermektedir.

5) Radyoloji çalışanlarının çalışma sürelerinin uzatılması

2368 sayılı Kanun'un 2. maddesi değiştirilerek radyoloji çalışanlarının günlük beş saat olan mesai sınırları ortadan kaldırılmıştır. Çalışma ortamlarının fiziki koşulları düzeltilmeden, radyoloji cihazlarının kontrolleri yeterli olarak yapılmadan, çalışanların düzenli sağlık kontrollerinden geçmeleri sağlanmadan sadece işletmenin ihtiyaçlarına göre çalışma sürelerinin uzatılması çalışanlar için yeni hak kayıpları anlamına gelmektedir.

6) Anestezi teknisyenlerine hasta uyutma yetkisi

Yeni yasada anestezi teknisyenlerinin anestezi uzmanı veya bunun bulunmadığı hallerde ameliyatı yapan ilgili uzmanın gözetiminde ve direktiflerine uygun olarak anestezi iş ve işlemlerini yapmaları karar altına alınmıştır. Oysa anestezi biliminin gelmiş olduğu düzey göz önünde bulundurulduğunda cerrahın gözetiminde de olsa, anestezi uzmanının denetimi olmaksızın anestezi teknisyenlerine bu sorumluluğun verilmesinin bir dizi sorunlara yol açacağı aşikârdır.

TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu olarak, hekimlerin özlük haklarını ve halkın sağlık hakkını gözetmeyen; sağlık ortamını piyasa ve siyasi kadrolaşmaya teslim etmeye yönelik olan tüm bu düzenlemelere "itiraz" ediyoruz.

 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ -UZMANLIKDERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU