Dr. Bülent Şık’ın Beraat Kararı Akademik Özgürlük Adına Kazanımdır: Bilimsel Araştırmaların Sonuçlarının Toplum Yararına Kullanılması Suç Değildir

Gıda mühendisi ve akademisyen Dr. Bülent Şık’ın, Sağlık Bakanlığı tarafından Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illerinde yürütülen ancak sonuçları kamuoyundan gizlenen kanser araştırması bulgularını toplumsal sorumluluk gereği kamuoyuyla paylaşması nedeniyle açılan ve 8 yıldır süren hukuk mücadelesi, Yargıtay’ın beraat kararını kesinleştirmesiyle sonuçlanmıştır. Yargıtay, toplum ve çevre sağlığına ilişkin bilimsel araştırma sonuçlarının "devlet sırrı" olarak nitelenemeyeceğini ve açıklanmasının suç oluşturmayacağını hükme bağlamıştır. Bu karar; bilimin idari hiyerarşinin gölgesinde kalmayacağının tescili, akademik özgürlük ve halkın bilgi edinme hakkı adına tarihi bir kazanımdır.

Türk Tabipleri Birliği Olarak İlk Günden Beri Söylediğimizi Bugün Yargıtay Tescilledi

TTB Merkez Konseyi ve Halk Sağlığı Kolu olarak davanın açıldığı 2019 yılında, "Bülent Şık’ın yalnız olmadığını ve halkın sağlığını savunmanın asla bir suç olamayacağını" kurumsal bir deklarasyonla ilan etmiştik. Bakanlığın idari baskılarına karşı bilimin safında yer alarak gösterdiğimiz bu kararlı duruşun Yargıtay tarafından tescillenmesi, halkın sağlık hakkı için yürüttüğümüz ortak iradenin doğruluğunu bir kez daha teyit etmiştir. Nitekim Dr. Bülent Şık’ın yine aynı yıl (2019) Prof. Dr. Nusret Fişek Halk Sağlığı Hizmet Ödülü’ne layık görülmesi, hakikati ve toplum sağlığını her şeyin üzerinde tutan bilimsel duruşun bir yansımasıydı. Aradan geçen zaman, bu köklü ödülün ifade ettiği kurucu değerlerin ve bilim insanlarının toplum gözündeki haklılığını açıkça kanıtlamıştır.

Bilimsel Birikimini Toplumun Yararına Sunan Bir Bilim İnsanı: Dr. Bülent Şık

Dr. Bülent Şık, Akdeniz Üniversitesi'ndeki görevinden 2016 yılında KHK ile ihraç edilmesine rağmen, gıda güvenliği, kimyasal kirlilik ve kanser ilişkisi üzerine yürüttüğü bağımsız araştırmalarını üniversite duvarlarının dışına taşımayı başarmış bir kamusal akademisyendir. Yazıları, kitapları ve kamusal çalışmalarıyla bilimsel üretimini toplum yararına sürdürmüş; akademik özgürlüğün yalnızca kürsüde konuşmak değil, yeri geldiğinde egemenlerin sakladığı yıkımı toplumun yaşam hakkı için görünür kılma sorumluluğu olduğunu göstermiştir. Bilim insanı, sistemin çarklarıyla uyumlu kalıp sessizleşen bir uzman olmayı değil, bilimsel etik ilkelerini her türlü baskının üzerinde tutmayı seçmelidir.

Bilimsel Gerçekler Gizlenemez, Halkın Sağlığı Ertelenemez

Sağlık Bakanlığı’nın Dilovası, Kocaeli ve Ergene Havzası gibi endüstriyel kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde yürüttüğü kanser araştırması, yurttaşların yaşam hakkını doğrudan ilgilendiren hayati veriler içermekteydi. Bu verilerin halktan saklanması, çevre kirliliğine bağlı önlenebilir hastalıkların ve erken ölümlerin sürmesine göz yummak demektir. Bilimi bir "yönetim aracı" değil, "kamu hizmeti" olarak gören bizler için Yargıtay'ın bu kesinleşen kararı; çevre ve halk sağlığı mücadelesi veren tüm hekimler, akademisyenler ve hak savunucuları için güçlü bir hukuki güvencedir. Bu karar; kamu kurumlarının halk sağlığını tehdit eden hiçbir veriyi "devlet sırrı" kılıfıyla saklayamayacağını, bilim insanlarının kamusal yararı gözeten açıklamalarının ceza konusu yapılamayacağını ve halkın yaşadığı çevredeki sağlık riskleri hakkında bilgi edinme hakkının anayasal bir hak olduğunu teyit etmiştir.

Sağlık Bakanlığı’na ve Kamu Kurumlarına Çağrımızdır

TTB Merkez Konseyi ve Halk Sağlığı Kolu olarak, ekolojik yıkımlarla karşı karşıya kalan tüm bölgelerin takipçisi olmayı sürdüreceğiz. Bu tarihi kararın ardından ilgili tüm kurumlara sesleniyoruz:

  1. Söz konusu kanser araştırmasının tüm detaylarını ve aradan geçen sürede alınan ya da alınmayan önlemleri derhal kamuoyuna açıklansın.
  2. Endüstri yoğun bölgelerde periyodik olarak yapılan hava, su, toprak analizleri ile morbidite (hastalanma) ve mortalite (ölüm) istatistiklerini sansürsüz biçimde bilim dünyasının ve halkın erişimine açılsın.
  3. Ekolojik krize, sanayi atıklarına ve madencilik faaliyetlerine bağlı gelişen halk sağlığı risklerine karşı bilimsel koruma programlarını acilen yürürlüğe konulsun.

Halk sağlığını savunmak, gerçeği savunmaktır. Bilimi, yaşamı ve doğayı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Dr. Bülent Şık’ın sekiz yıllık onurlu ve dik duruşunu selamlıyor; bilimsel gerçeklerin gizlendiği, çevre verilerinin sansürlendiği bir düzende halk sağlığını korumanın mümkün olmadığını bir kez daha hatırlatıyoruz. Çünkü her çevre suçu, doğrudan toplumun yaşam hakkına yönelmiş bir tehdittir. TTB olarak, akademinin kamusal sorumluluğuna sahip çıkmaya; çevre sağlığı parametrelerini temel alan bilimsel ve ilkeli duruşumuzla bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğimizi ortak irademizle ilan ediyoruz.

Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi