Dünya İnsan Hakları Günü Kapsamında “Çocuk Adaleti Labirenti” Paneli Düzenlendi
Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu’nun 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü kapsamında düzenlediği “Çocuk Adaleti Labirenti” paneli, 10 Aralık 2025 günü çevrimiçi olarak yapıldı. Panel, TTB’nin sosyal medya kanallarından canlı yayımlandı.
Etkinliğin açılış konuşmasını TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Ali Karakoç yaptı. TTB İnsan Hakları Kolu’nun her yıl 10 Aralık haftasında, dünyada ve ülkemizde gündem olan bir hak ihlalinden hareketle etkinlik düzenlediğini hatırlatan Karakoç, bu yıl konu belirlemekte zorlandıklarını çünkü hak ihlallerinin her alanda çok arttığını söyledi, bu alanda omuz omuza mücadele etmenin önemini dile getirdi.
Panelde ilk konuşmayı TTB İnsan Hakları Kolu Yürütme Kurulu üyesi, çocuk ve ergen psikiyatristi Dr. Sehra Aksu yaptı. Ülkemizde çocuk ceza adalet sisteminin neoliberal ceza politikaları doğrultusunda yeniden düzenlenmesine yönelik taleplerin daha sık dile getirildiğine dikkat çeken Aksu, böyle bir düzenlemenin çocukları bireysel suçlular olarak konumlandıracağını, devletin sosyal yükümlülükleri yerine cezalandırıcı politikaların güç kazanacağını vurguladı. Gelişimsel bir perspektif ile çocuklara ilişkin risk faktörleri hakkında geniş bir çerçeve sunan Aksu; bireysel, ailesel, çevresel risk faktörlerinden örnekler verdi. Çocuklar üzerindeki denetim arttıkça çocukların suç ile ilişkilenmesinin azaldığını söyleyen Aksu; bu denetimin tek başına ebeveyn denetimi olarak değil, sosyal devlet mekanizmalarından çocukları koruyan hukuki düzenlemelere, kültürel kodlardan eğitim süreçlerine kadar geniş yelpazede toplumsal-yapısal bir denetim olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
Panelde ikinci olarak Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Başkanı Av. Dr. Selmin Cansu Demir söz aldı. Suça sürüklenen çocuklar ile ilgili tartışmada “çocuklar için adalet” odaklı bir savunuculuk yapmaya çalıştıklarını ifade eden Demir, TTB’nin de aralarında olduğu 160 örgütün desteğiyle çocukların kapatılmadan, hapsedilmeden, yüksek cezalar almadan suçtan uzaklaştırılabilmesinin olanaklı olduğunu anlatmaya çalıştıklarını aktardı. Çocuk hakları ve adaleti ile çocuk ceza infaz sistemi arasında büyük bir uçurum olduğunun altını çizen Demir; hukuki süreçlerin adil yürütülmemesi, masumiyet karinesinin esas alınmaması, tutukluluğun bir ceza aracına dönüştürülmesi, hapsedilen çocuğun eğitim, sağlık, iletişim gibi temel haklarından koparılması, kız çocuklarının iki kat ihlale maruz bırakılması, hapishane sonrası psikososyal destek süreçlerinin yürütülmemesi gibi sorunları sıraladı. Demir, “Çocuklarla doğrudan çalışan hekimler, sosyal hizmet uzmanları ve avukatlar olarak; çocukların sesi olmamız ve bu yükümlülüğü sırtlamamız gerekiyor” diyerek sunumunu noktaladı.
Panelde son konuşmayı Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şube Başkanı İkram Doğan yaptı. Çocuk adalet ve çocuk koruma sistemlerinin bir arada ele alınması gerektiğini belirterek söze başlayan Doğan, “Çünkü çocuk, adalet sistemine girene kadar korunmuyor. Devlet, çocuğa ilişkin bir ihbar olmadan, çocuk bir suç ile ilişkilenmeden ‘Ben buradayım’ demiyor, kamu sorumluluğunu etkin bir biçimde yerine getiremiyor” diye ekledi. “Sosyal çalışma görevlisi” gibi genel bir nitelemenin hem uzmanlık alanlarını değersizleştirdiğini hem de sosyal inceleme raporlarını niteliksizleştirdiğini dile getiren Doğan, sosyal inceleme raporlarının çocuğu adalet sistemi içinde koruyacak önemli araçlardan biri olduğunu kaydetti. Çocuğun iyi olma halini güçlendiren, hak temelli, bütüncül bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Doğan; bu doğrultuda riskleri erken belirleyecek müdahale kanalları oluşturulması, okul sosyal hizmetlerinin hayata geçirilmesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinde sosyal hizmet uzmanlarının istihdam edilmesi, adli-kolluk mekanizmalarının eğitimler ile yeniden düzenlenmesi gibi öneriler sıraladı.
Etkinlik, soru-yanıt bölümünün ardından sona erdi.
