TTB İnsan Hakları Kolu Toplantı Notları (20.01.2026)

Rojava başta olmak üzere Suriye’de son dönemde yaşanan, sivil kayıplarla sonuçlanan ağır insan hakları ihlalleri ve katliamlar nedeniyle; yaşam hakkı ve uluslararası insancıl hukuk açısından süreci birlikte ele almak, bilgi paylaşımı yapmak ve olası ortak tutumları tartışmak amacıyla acil ve çevrim içi toplantı yapıldı.

Toplantıya çeşitli tabip odalarından 45 katılımcı ile TTB Merkez Konseyi’nden Dr. Ali Karakoç ve Dr. Mehmet Şerif Demir katıldı.

Yaşananlara ilişkin TTB Merkez Konseyi ve İnsan Hakları Kolu’nun yürüttüğü faaliyetlerin kısa özeti ile başlamıştır.

Paylaşılan Bilgiler ve Görüşler

  • İnsan Hakları Kolu olarak, Halep’te yaşanan savaşa ilişkin TTB Merkez Konseyi ile birlikte açıklama yapılmıştır.
  • 19.01.2026 tarihinde Rojava’da yaşanan savaşa karşı demokratik kitle örgütleri tarafından düzenlenen barışçıl gösteride gözaltına alınan TTB İnsan Hakları Kolu üyemiz ve bir önceki dönem Van-Hakkari Tabip Odası Başkanı Dr. Hüseyin Yaviç için açıklama yapılmıştır.
  • TTB Merkez Konseyi’nin; Halep’ten başlayarak Rojava’ya uzanan hatta yaşanan saldırılar ve İran’da yaşanan gelişmelerle ilgili olarak KESK, TMMOB ve DİSK ile ortak bir açıklama hazırlığı bulunmaktadır.
  • Diyarbakır Tabip Odası, Rojava Tabipler Birliği ile iletişime geçmiş; karşılıklı olarak uluslararası kamuoyu ile temas kurulmuştur. Diyarbakır Tabip Odası ayrıca Dünya Tabipleri Birliği ve Dünya Sağlık Zirvesi’ne, Rojava’da yaşananlara ilişkin kaygılarını dile getiren bir yazı göndermiştir. Amed Sağlık Platformu tarafından yarın “Yaşam Hakkı Nöbeti” eylemi yapılacaktır.
  • Rojava’da yaşananlara sessiz kalan kesimler bulunmaktadır. Bölgede başta Kürtler olmak üzere Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara ve Suriye’deki tüm halklara yönelik yaşam hakkı ihlalleri yaşanmaktadır. Tutsak olan IŞİD’liler dışında, Suriye yönetiminin şeriatçı anlayışı Türkiye için ve hepimiz için büyük risk taşımaktadır. 2015’te yaşanan patlamalar ve katliamlar hatırlatılarak, yakın gelecekte yaşanabilecek risklerin dile getirilmesinin kıymetli olduğu vurgulanmıştır.
  • Adıyaman Tabip Odası, Emek ve Demokrasi Platformu ile birlikte açıklama ve yürüyüş gerçekleştirmiştir.
  • Mersin’de barış ve demokrasiye ilişkin çalışmalar kapsamında paneller yapılmıştır
  • Diplomatik çalışmalar yürütülmesi, uluslararası kamuoyu ile iletişime geçilmesi ve açıklamalar yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Olası çatışmaların artması durumunda hak ihlalleri ve sivil kayıplara yönelik çalışmaların yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir.
  • İnsanlığa karşı suçların görünür kılınması için ülkenin batısının da sürece dâhil edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
  • TTB Merkez Konseyi’nin bu dehşet verici durum karşısında ses çıkarması gerektiği ifade edilmiştir. Bir kesimin iyilik hâlini görünür kılıp diğerlerini görmezden gelmenin hekimlik değerleriyle bağdaşmadığı, Filistin için yürütülen çalışmaların Suriye’deki halklar için de sürdürülmesi gerektiği belirtilmiştir.
  • Yaşam hakkının, sivillerin ve sağlık emekçilerinin korunmasının bir meslek örgütü olarak TTB’nin sorumluluğu olduğu ve bunun yerine getirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
  • TTB aracılığıyla Dünya Tabipleri Birliği’ne yaşanan ihlalleri anlatan bir yazı gönderilmesi ve uluslararası örgütlerle iletişime geçilmesi gerektiği, TTB Merkez Konseyi’nin savaş karşıtlığı üzerinden söz kurmasının önemli olduğu belirtilmiştir.
  • Yaşanan hak ihlallerine ilişkin bölgeye gidilerek yerinde açıklama yapılması gerektiği dile getirilmiştir.
  • Barış çabalarının konjonktürel olmadığı, barış dilinin süreklilikle sürdürülmesi gerektiği vurgulanmıştır.
  • Barış ve Demokrasi Çalışma Grubu’nun aktif rol alması, yaşananları izleyen bir heyet olarak görev üstlenebileceği ifade edilmiştir.
  • Dayanışmanın güçlendirilmesi ve bilgi paylaşımı açısından düzenli olarak bir araya gelinmesi gerektiği belirtilmiştir.