Türk Tabipleri Birliği (TTB); hastaların temel hak ve güvencelerini düzenleyen Hasta Hakları Yönetmeliği’nin “Sağlıkta Haklar ve İletişim Yönetmeliği” adıyla güncellenmesine yönelik çalışmalar ve hazırlanan taslak metin ile ilgili 14 Temmuz 2026 günü Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bir yazı yazdı.

Dünya Tabipleri Birliği’nin (DTB) Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi’ni güncelleme çabaları ile eş zamanlı olarak Türkiye’de de benzer bir çalışmaya başlanmasının fırsat olarak nitelendirildiği yazıda şu ifadelere yer verildi:

“Sağlık hizmeti alan ve sunan herkesi doğrudan ilgilendiren, hukuki sonuç doğuracak bu kapsam ve önemdeki bir düzenlemenin niteliği, yalnızca içerdiği hükümlere değil; hazırlanma yöntemi ile uygulanacağı sağlık sisteminin koşullarına da bağlıdır. Hasta haklarının etkili biçimde yaşama geçirilebilmesi, ancak bilimsel bilgiye dayanan, hak temelli bir düzenleme anlayışı ile bu hakların kullanılmasını mümkün kılacak sağlık politikalarının birlikte varlığı halinde mümkündür.”

TTB’nin taslak metne ilişkin değerlendirmeleri üç başlık altında sıralandı.

“Güncelleme çalışması alanın doğru ve güncel bilgisine dayanmalıdır” denilen ilk başlıkta, özellikle kavramsal ve yaklaşımsal sorunlara yer verildi. Aydınlatma yükümlülüğünün, hastanın karar sürecine etkin katılımını sağlayacak “aydınlatılmış onam” yerine tek taraflı bir “bilgilendirilmiş rıza” yaklaşımıyla tanımlanmasının yaratacağı sorunlara dikkat çekilen yazıda, “Kişilerin kendi yaşam ve sağlıklarına ilişkin kararlara etkin biçimde katılabilmeleri, yalnızca bilgi verilmesi ve sonrasında rıza göstermeleriyle değil; uluslararası etik ve hukuki standartlara uygun biçimde yürütülen gerçek bir aydınlatılmış onam sürecinin işletilmesiyle mümkündür” denildi. Yazıda, elektronik ortamda rıza alınmasına ilişkin bölümde de benzer bir yaklaşımsal sorun olduğu kaydedildi.

Yine bu başlık altında çocuklar, yaşlılar, engelliler, dil bariyeri yaşayan göçmenler ve sığınmacılar ile karar verme ve iletişim süreçlerinde desteğe ihtiyaç duyabilecek diğer kırılgan grupların onam ve karar süreçlerine etkin katılımını güvence altına alacak özel düzenlemelerin olmadığı; hasta özerkliği ve hastaların kendi geleceklerine karar verme haklarına ilişkin hususlarda da çelişkili ifadeler yer aldığı aktarıldı.

“Hasta haklarının yaşama geçirilebilmesi için sağlık politikalarının gerekli koşulları sağlaması gerekir” denilen ikinci başlıkta, hasta haklarının etkin biçimde korunması ve kullanılması için hukuki metinlerin ötesinde fiili koşulların sağlanması gerektiğinin altı çizildi. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yaygınlaşan piyasa odaklı sağlık hizmeti anlayışının, hasta haklarını giderek tüketici haklarına indirgediği belirtilen yazıda; basamaklı sevk sisteminin etkin biçimde işletilmesi, sağlık hizmetlerinin planlanması ve sunumuna ilişkin yapısal iyileştirmelerin gerçekleştirilmesi, hasta hakları kurullarının idari hiyerarşiden bağımsız ve güven verecek şekilde yeniden yapılandırılması gerektiği ifade edildi.

“Hasta hakları ile sağlık çalışanlarının haklarının bütüncül bir yaklaşımla düzenlenmesi gerekir” denilen üçüncü başlıkta ise; sağlık çalışanlarının haklarının yalnızca “iletişim”, “ilişki yönetimi”, “hasta memnuniyeti” çerçevesinde ele alınmayıp, yanı sıra çalışma koşulları, mesleki özerklik, etik ilkelere uygun çalışma, şiddetten korunma ve güvenli bir çalışma ortamının sağlanması gerektiği vurgulandı. Taslak metinde şiddet olaylarının ardından yürütülecek süreçlere yer verilirken, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının nasıl sağlanacağına ilişkin somut ve uygulanabilir bir çerçeve ortaya konulmadığına eleştirilen yazıda, bütüncül bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği kaydedildi.

Yazının sonuç bölümünde ise şu ifadeler yer aldı:

“Sonuç olarak, hasta haklarına yönelik yapılan düzenlemenin daha geniş bir zaman diliminde tartışmayı gerektirmesi sebebiyle değerlendirmelerimiz sınırlı olmakla birlikte; birliğimizin sürece daha etkin ve zamana yayılmış biçimde dahil edilmesinin, taslağın özellikle devam eden DTB Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi güncelleme sürecindeki uluslararası gelişmelerin de dikkate alınarak değerlendirilmesinin, hazırlanacak nihai metnin hasta haklarını güçlendiren, bilimsel ve etik ilkelere dayanan, uluslararası standartlarla uyumlu bir düzenleme niteliğine kavuşmasına önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.”