Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi üzerine değerlendirmesini, 12 Aralık 2025 günü bir basın toplantısı ile açıkladı. Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Pınar Saip, Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Önder Okay ve Merkez Konseyi üyesi Dr. Nilüfer Ustael TTB Toplantı Salonu’ndan; Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Kanatlı, Dr. Ali Osman Karababa, Dr. Güzide Elitez ve Dr. Murat Erkan çevrimiçi olarak katıldı.
Toplantıda ilk sözü alan Dr. Önder Okay; bütçe teklifinde emekçilere hem hakkının verilmediğini hem de yük bindirildiğini, sermayenin ise hem gelire katkıda bulunmadığını hem de kaynaklardan beslendiğini söyledi. Yoksulluğa ve emek sömürüsüne dayalı çocuk ölümlerindeki artışa özel olarak dikkat çeken Okay, “Bu halk adaleti, sağlığı, gelirin ve yaratılan değerin eşitçe paylaşılmasını hak ediyor. Halkın temsilcilerinin bu değerlendirme ve önerilerimizi dikkate almalarını temenni ediyoruz” diye ekledi.
Açış konuşmasının ardından Dr. Pınar Saip, TTB’nin Sağlık Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi değerlendirmesinin özetini okudu.
Sunumun ardından Merkez Konseyi üyeleri sözler aldı.
Dr. Murat Erkan, bugünkü zorlu ekonomik koşullarda hekimlerin özlük haklarını savunmak zorunda olduklarını ifade etti. Türkiye’de hekimlerin alım gücünün son yarım asırda yarı yarıya düştüğünü, dünya ve OECD ülkeleri ortalamasının çok gerisinde kaldığını hatırlatan Erkan, şöyle devam etti: “Hekimler; zorlu bir eğitim ve uzmanlık sürecinden geçen, zorlu koşullarda çalışan bir meslek grubunun üyesi olmalarına rağmen bugünkü ücret politikalarıyla orta-düşük gelirli olmuşlardır. Ücretlerimizin en az iki katı olması durumunda dahi karşılaştırma yaptığımız ülkeler ile aynı seviyeye ancak gelebiliyoruz. Dolayısıyla ücretlerimizin makul, mantıklı, en azından 50 yıl öncesine yakınlaşan bir seviyeye gelmesine yönelik düzenlemeler yapılmasını bekliyoruz. Sağlık hizmetlerini sürdürebilmek ve yaşatabilmek için yaşamak istiyoruz.”
Dr. Nilüfer Ustael; 6,5 milyon çocuğun günde bir kez et-tavuk-balık yiyemediğine, 15-17 yaşındaki her dört çocuktan birinin çalıştığına, savunma harcamalarına, şehir hastanelerine yapılan ödemelere ve koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan payın düşüklüğüne tekrar vurgu yaparak “Böyle bir bütçe yönetimi olamaz” dedi. Toplumda derinleşen yoksulluk ve eşitsizliğe ilişkin örnekler veren Ustael, Sağlık Bakanlığı’na yönünü değiştirerek sağlık bütçesini yeniden değerlendirme çağrısı yaptı.
Dr. Güzide Elitez ise bütçede koruyucu sağlık hizmetlerinin değil, hastalığı ve tedavi edici hizmetlerin öncelenmesini eleştirdi. Özellikle şehir hastanelerinin bütçede kapladığı yere ve oluşturduğu kara deliğe dikkat çeken Elitez, “Şehir hastaneleri kamusal zarar oluşturduğu gibi, halkın sağlığa erişiminde de büyük engeller teşkil ediyor. TTB olarak şehir hastanelerin yarattığı zararı dile getirmeye devam edeceğiz” dedi.
TTB’nin Sağlık Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi değerlendirmesinin tamamı için tıklayınız.
Dr. Pınar Saip tarafından okunan değerlendirme özeti ise şöyle:
Sağlık Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Teklifi Yeniden Düzenlenmelidir
Merkezi yönetim bütçesi toplamı 19 trilyon TL’ye yakın teklif edilmiştir. Teklif edilen toplam miktarın sadece %7,8’i Sağlık Bakanlığı için ayrılmıştır. Buna karşın savunma ve güvenlik birimleri için ayrılan pay %11,4’e ulaşmaktadır. Ülkemizde ve bölgemizde kalıcı barışın sağlanması sonrası savaşa ve silaha yönelik harcamaların azalmasını, bu kaynakların koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerine ayrılmasını talep ediyoruz.
2026 yılı bütçesi sağlıklı bir toplumu, toplumun refahını ve mutluğunu sağlama amacından çok uzaktır. Toplumsal sağlık düzeyi göstergeleri alarm vermekte; toplumsal eşitsizlikler, yoksulluk, açlık her geçen gün artmaktadır. Bunun önüne geçilebilmesi için oylamadan önce toplum yararına değişiklikler yapılmalıdır.
TÜİK verilerine göre; Türkiye’de 0-17 yaş arası 22 milyona yakın çocuğun en az 6,5 milyonu günde bir kez et, tavuk ve balık yiyemiyor. Oysa sağlıklı olabilmenin temel koşullarından biri yeterli ve dengeli beslenmedir. Yine TÜİK verilerine göre; 15-17 yaşındaki her dört çocuktan biri okulda değil; atölyede, fabrikada çalıştırılıyor. Resmi verilerle ortaya çıkan tablo bile Türkiye’de sağlıklı olmanın daha çocukluk yaşlarında engellendiğini gösteriyor.
Sağlık düzeyini ortaya koyan önemli göstergelerden biri bebek ölüm hızıdır. Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2024 verilere göre; Türkiye’de doğan her bin bebekten 8,9’u birinci doğum gününü göremeden hayatını kaybetmiştir. Bebek ölüm hızı, en düşük (en iyi) olduğu bölgede binde 5,8, en yüksek (en kötü) olduğu bölgede de binde 13,6’dır. Türkiye’de anne ölümleri de önlenebilir seviyenin 7-8 katıdır. DSÖ Avrupa Bölgesi’nde Türkiye’den daha yüksek anne ölüm oranına sahip yalnızca 7 ülke bulunmaktadır. Başta eşitlikçi ekonomik ve sosyal politika uygulamaları olmak üzere, sağlık sisteminde yapılacak toplum yararına düzenlemelerle ölümlerin önüne geçecek siyasi irade bir an önce gösterilmelidir. Toplumsal sağlık sorunlarının azalabilmesi için 2026 yılı bütçesinin gelir kaynakları ve gider alanları toplumdan yana tercihlerle yeniden belirlenmelidir.
Toplanacak vergiler içinde patronların kurumlar vergisi için hedeflenen artış oranı yalnızca %1,9 iken, maaş ve ücretlerden alınan gelir vergisi için hedeflenen artış oranı ise %39,55’dir. Başka bir ifadeyle, 2026 yılı itibariyle toplam vergi gelirlerinin yalnızca %11’inin kurumlar vergisi üzerinden, %23’ünün ise emekçiler üzerinden toplanması; yanı sıra bütçe gelirlerinin en az %44,16’sının dolaylı vergilerden (KDV, ÖTV) sağlanması hedeflenmektedir. 2026 yılı bütçe gelirlerinin büyük bölümü kârın, rantın, faizin ve mülkiyetin vergilendirilmesiyle oluşturulmalı, kişilerin alışverişinde dolaylı vergi ödemeleri kaldırılmalıdır.
Sağlık Bakanlığı 2026 yılı bütçesinde yaklaşık %44,55’lik bir artış söz konusu olsa da yıllık enflasyon (%38,26) dikkate alınırsa artış yalnızca %6’dır. Bu pay, %15’in altında olmayacak şekilde artırılmalıdır.
2026 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesinden kişi başına sadece toplam 16 bin 335 TL ayrıldığı görülmektedir. Bütçeden maaş ve ücretlerle SGK devlet primi gideri ödemeleri çıkarıldıktan sonra kişi başına yalnızca 5 bin 632 TL kalmaktadır.
Sağlık Bakanlığı 2026 yılı toplam bütçesinin yalnızca %28’i koruyucu sağlık hizmetleri için ayrılırken; maaş ve ücretlerle SGK devlet primi gideri ödemeleri çıkartıldıktan sonra kişi başına yalnızca 2 bin 477 TL kalmaktadır.
HPV aşısı bağışıklama programına dahil edilmelidir.
Tedavi edici sağlık hizmetleri için ayrılan pay da yetersizdir.
Şehir hastaneleri için yapılacak kira ve hizmet alım bedeli ödemeleri de içinde olmak üzere, Sağlık Bakanlığı bütçesinin %72’si tedavi edici sağlık hizmetleri programı için ayrılmıştır. Bundan maaş ve ücretlerle SGK devlet primi gideri ödemeleri çıkarıldığında kişi başına yalnızca 3 bin TL kalmaktadır.
Etkinliği kanıtlanmış tüm kanser ilaçlarının geri ödemesi sağlanmalıdır.
TTB ve sağlık emek-meslek örgütlerinin bilgilendirme ve tepkileri sonucu şehir hastanelerinin kamu-özel işbirliği kapsamında yapımından vazgeçilmiştir. Buna rağmen şehir hastanelerini inşa eden ve işleten şirketlere, 2026 yılı bütçesinden 2025’e göre %30’dan fazla artışla en az 136 milyar TL ödenecektir. Şehir hastaneleri ödeme yapılmadan bakanlığa devredilmelidir.
Sağlık Bakanlığı hastanelerin %63, hastane yataklarının %64’üne; yenidoğan yoğun bakım yataklarının ise yalnızca %38’ine sahiptir. “Yenidoğan çetesi” ve benzerlerinin bir daha yaşanmaması için yenidoğan yoğun bakım hizmeti bakanlık hastanelerinde sunulmalı, çarpık tablo ortadan kaldırılmalıdır.
1970 yılındaki hekim maaşlarına ilişkin reel alım endeksini 100 kabul ettiğimizde; bu sayı 2002’de 85’e, 2015’te 75’e, 2025’te 50’ye düşmüştür. Yani son yarım asırda hekimlerin alım gücü yarıya düşmüştür. OECD ülkelerindeki ortalama ücret ülkemize göre pratisyen hekimlerde 1,5-2 kat, uzman hekimlerde 2-3 kat daha fazladır. 7.200 ek göstergenin uygulanmasına ve maaşlarda en az %200 artış yapmaya olanak verecek düzenlemelere 2026 yılı bütçe teklifinde mutlaka yer verilmelidir. Hiçbir hekimin, sağlık emekçisinin aylık gelirinde performans ücretinin payı %10-15’i geçmemeli, gelirlerinin tümünün emekliliğe yansıtıldığı düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
Türkiye’de yaşayan herkese eşit, parasız, nitelikli, anadilinde ve kamu tarafından sunulan, sağlık emekçilerinin ve toplumun yönetime katıldığı, örgütlenmeye çalışma, yaşam ve eğitim alanlarından birlikte başlayan, toplumun sağlığının geliştirilmesi ve korunmasını önceleyen, entegre ve basamaklı sağlık hizmetini örgütlemek ve sunmak için sağlık sistemi; finansman, örgütlenme, emek gücü ve hizmet sunumu başlıklarının tümünde; yeniden düzenlenmelidir.
TTB olarak biliyoruz ki bu hedefe ancak uğrunda mücadele edersek ulaşabiliriz. Bunun hayata geçebilmesi adına hekimler, sağlık emekçileri, işçiler, memurlar, küçük esnaf vb. yaşayabilmek için çalışmak zorunda olanlar olarak hep birlikte talep etmemiz, dayanışmamız ve kol kola, omuz omuza mücadele etmemiz gerekiyor.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi