Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) düzenlediği “Tıbbın, Toplumun, Etiğin ve Hukukun Kesişiminde: Doğumu Yeniden Düşünmek” başlıklı çevrimiçi panel, 29 Temmuz 2026 günü yapıldı. Panel, TTB’nin sosyal medya kanallarından canlı yayımlandı ve büyük ilgi gördü.

Panelin kolaylaştırıcılığını üstlenen ve açılış konuşmalarını yapan TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ayşe Gültekingil ile Merkez Konseyi üyesi Dr. İrem Yıldız; son yıllarda doğum yöntemi üzerine yoğunlaşan tartışmalar, kadın bedenini hedef alan müdahaleler, sezaryen oranlarındaki artış gerekçesiyle hekimlerin hedef haline getirilmesi üzerine konuyu bütün yönleriyle ele almak istediklerini söyledi.

İlk sözü alan Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Aslı Davas, doğumu halk sağlığı bağlamında irdeledi. Dünya Sağlık Örgütü’nün kadın ve doğum paradigmasındaki değişikliği aktaran Davas; sezaryen doğuma ilişkin dünyadan ve Türkiye’den veriler paylaştı, küresel ve bölgesel eşitsizliklere dikkat çekti. Sezaryen oranlarındaki artışta kamu otoritesinin sorumluluklarını yerine getirmemesinin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Davas, sunumunun son bölümünde ise çözüm önerilerini sıraladı.

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Gülnihal Bülbül, “Bilimsel ve Sistemsel Gerçeklerle Doğum Şekilleri” başlıklı konuşmasında sezaryen oranlarındaki artışın yalnızca hekimlerin tutum ve tercihleri üzerinden açıklanamayacağını; hekimleri bu artıştan sorumlu tutan bir yaklaşımın sorunun çözümüne katkı sağlamayacağını vurguladı. Sağlıkta piyasalaştırma politikalarının doğum hizmetlerinde yarattığı tahribata dikkat çeken Bülbül, vajinal doğum için gerekli fiziksel koşulların, sağlık emek gücünün ve nitelikli bakım olanaklarının yetersizliğinin hem kadınların hem de hekimlerin tercihlerini etkilediğini belirtti. Bülbül, bu durumun da kadınları özel sağlık kuruluşlarına, doğum süreçlerini ise giderek daha fazla sezaryene yönelttiğini sözlerine ekledi.

Hacettepe Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi ve TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. İrem Yıldız, doğum yönteminin belirlenmesine ruhsal açıdan yaklaştı. Gebelik ve doğum sürecinin yalnızca fizyolojik ve obstetrik boyutlarıyla ele alınamayacağını söyleyen Yıldız, ruh sağlığı ile ilgili parametrelerin tıbbi değerlendirmeye dahil edilmesinin önemini vurguladı. Yıldız, bu süreçte kadının bedensel bütünlüğü, güvenlik duygusu, kontrol algısı ve karar hakkına ilişkin kaygılarının, gebelik sürecinde ve öncesindeki örseleyici deneyimlerin doğum korkusunun ortaya çıkmasında ve doğum yöntemine ilişkin tercihlerde etkili olabileceğini belirtti.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Hafize Öztürk Türkmen “Tıp Etiği Açısından Doğum ve Kadın Bedeni” başlıklı sunumunda; patriyarkanın, kapitalizm ile birlikte kendisini güçlendirmek için biyopolitikalar, biyoiktidarlar ve biyokapital ürettiğini vurguladı ve teorik bir çerçeve sunduktan sonra Türkiye’de kadın bedeni üzerinde tahakküm kuran pratikleri sıraladı. Tıp etik ilkelerini de ayrı ayrı ele alan Öztürk Türkmen, “Dayanışma yaşatır! Bu büyük kötülükle baş etmenin tek yolu var: Gücümüzü artırmak!” sözleriyle sunumunu noktaladı.

TTB Hukuk Bürosu’ndan Av. Hülya Yıldırım ise konuyu hukuk perspektifinden ele aldı. Doğum yönteminin bir sağlık konusu olmasının yanı sıra bir hukuk konusu olduğunun altını çizen Yıldırım, ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat ile içtihatlardan aktarımlar yaptı. Kadının beden özerkliği ile hekimin mesleki özerkliği arasında denge kurulması gerektiğine dikkat çeken Yıldırım; hasta hakları veya meslek etiğinin yerine sağlık politikalarının öncelenmesinin hukuk alanındaki karşılıklarından örnekler de verdi.

Panel dayanışma ve mücadelenin büyütülmesi çağrısı ile sona erdi.