Ana Sayfa | Eski Sayılar

Kamudaki ilaç savurganlığını önlemeliyiz

Dr. Şükrü Güner

Yaklaşık 15 yıldır ne zaman ilaç tüketimine bir sınır getirilmesi savunulursa, başta ilaç sanayiimizde yer alan kuruluşlar olmak üzere, toplu karşı çıkışlar olurdu. Hemen de, ülkemizdeki kişi basına düşen gelire bakmadan, Türkiye'de ilacın ucuz olduğu ve az tüketildiği savunulurdu.
SSK'da 1970'li yılların ikinci yarısında başladı. "SSK İlaç Fabrikası kurmalıdır" diye yıllarca savunuldu. 19797da Fabrika kuruldu. Giderek gelişti. 17 kalem ilaç üretmeye başlandı. Başlangıçtaki heyecan, yeterli ilgi gösterilmeyince, giderek sönümlendi. Ve sonunda "kadük bir KİT" haline geldi.
İlaç savurganlığı sorunu giderek arttı. 1989'da 0.5 trilyon olan ilaç tüketimi, 1991'de 1.3 trilyon, 1993'de 4 trilyon olmuştu. Öneriler kulak ardı edildi. Ve bugüne kadar gelindi. İlaç tüketimi 1 katrilyona ulaştı.
Bu tüketin karşısında Sayın Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan haklı olarak sesini yükseltti.
30 yıllık meslek hayatımın 27 yılı SSK'da geçti. İçinde yaşadığım ilaç konusu üzerine bazı düşüncelerimi yazmayı düşündüm.
Tane ile İlaç Verilmesi Konusunda Spekülasyon
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel İhtisas Komisyonu çalışmalarının bir konusu da "Sağlık Hizmetlerinde Etkinlik" idi. Bu çalışmanın bir kolu "Tedavi Edici Sağlık Hizmetleri Alt Komisyonu"nda Başkanlık görevi yaptım. Hazırlanan raporumuzda ilaç konusunda şu cümlelere yer veriliyordu. "Tedavi edici sağlık hizmetlerinde aşırı ilaç savurganlığı vardır... İlaç savurganlığının önüne geçilmelidir. Rasyonel ilaç kullanımı sağlanmalıdır. Tedavi edici sağlık hizmetlerinde %40'ları aşan ilaç ve sarf malzemesi savurganlığı önlemi olarak, sarf malzemesi standardizasyonu getirilecek, hekimlerin ilaç bilgileri yenilenecek ve bu plan döneminde, hastanede kullanılan ilaçlara hastane ambalajı koşulu, getirilecektir. Dokuzuncu Plan Dönemi'nde ise blister ambalaj ve tane ile ilaç verme dönemine, geçilecektir."(*)   
1999 yılında yapılan bu tespitler ve konulan hedeflerin ne kadar doğru olduğunu günümüzde yaşamaktayız. Şimdi görevimiz konulan bu hedefleri daha hızlı hayata geçirmektir.
İlaç tasarrufunda önemli bir önlem bazı alanlarda ve bazı kalemlerde ilacın tane ile verilmesidir. Bu konu dile getirildiğinde, sanki her yerde ve her alanda tane ile ilaç verilecekmiş gibi, karşı çıkmalar başlar. Son zamanda bunlara, yıllardır tane ile ilaç verilmesini savunun bazı meslek kuruluşları da katılmıştır.
Tane ile ilaç verilmesi:
1. Öncelikle hastanede yatan hastaya hemen uygulanabilir. Bu uygulama SSK'da olurken devlet ve üniversite hastanelerinde yapılmamaktadır.
2. Sonra, SSK hastanelerinde, kademeli olarak, uygun kalemlerde, bozulmayacak ilaçlarda, blister ambalajı ilaçlarda, küçük naylon poşetlerde, üzerine son kullanma tarihleri de yapıştırılarak, tane ile ilaç verilmesine geçilebilir.
3. Yine üçüncü kademede özel eczanelerde, uygun kalemlerde, tespit edilen bazı ilaçların da, tane ile verilmesine geçilebilir.
Özetle kastedilen her alanda ve her kalemde uygulanacağı, son kullanma tarihi sorunu, prospektüs sorunu, kamuda az eczacı istihdam olması sorunu gibi durumların bir kısmı spekülasyon, bir kısmı ise çözülmeyecek durum değildir.
Örneğin ilaç prospektüsleri Avrupa Birliği Mevzuat uyum çalışmaları doğrultusunda, ilacı kullananların "kolayca okuyabilir ve anlayabilir" olması gerekirken, hala 1991 yılında çıkan "Beşeri ve Tıbbi Müstahzarlar Yönetmeliği" uyarınca, hekimlere yönelik hazırlanmaktadır. Bu prospektüslerin hastanın kafasını karıştırmaktan başka ne yararı vardır?
Önlem alınmazsa ilaç sarfının 1 katrilyonu savurganlık olduğu ortamda, kamudaki eczacı açığını kapatmak, sorun olur mu?
Çözüm yolu ilaçları özel eczanelere değil, kamu eczanelerinin eksikliğini gidererek, verimli çalışmasının sağlanmasındadır.
Hastane (Klinik) Ambalaj Sorunu
Ruhsat verilirken klinik ambalajlarında belirlendiği ve hastane ambalajları için de onay verildiği, Bakanlıkça bugüne kadar ruhsat verilen ilaçların %50'sinden fazlasına klinik ambalaj şerhi verildiği halde, Mart 1999 itibariyle 4301 ilaçtan sadece 240'ının klinik ambalaj için fiyat aldığı bilinmektedir.
Sonuç; hastaneye küçük 20'lik ambalajlarda yüzlerce kutu ilaç girer. Sabah üç eczacı kalfası oturur. İlaçların kutuları çöpe, şişenin kapağı açılır, büyük kavanoza dökülür, sonra şişe de çöpe. 20 yıl görev yaptığım SSK Eyüp Hastanesi'nde hep bu manzara ile karşılaşırdım. İnsan soruyor "Niçin hastaneler için bu ilaç şirketlerimiz 200-300'lük ambalaj yapmaz" diye?
Eşdeğer İlaçlar
Kurumun bir müddetten beri uygulandığı eşdeğer ilaçlardan en ucuzunu alma uygulaması hassasiyetle devam etmelidir.
Pahalı ve Riskli İlaçlarda Kısıtlama
Bazı antibiyotikleri kullanmak için antibiyogram zorunluluğu yerinde bir uygulamalıdır. Bu gibi tedbirler yaygınlaştırılmalıdır. Özellikle son yılların moda ilacı osteoporoz ilaçları son derece dikkatsiz kullanılmaktadır. Bu ilaçlar çok pahalı ve uzun süre kullanılan ilaçlardır. Dansitometre sonucu kullanma zorunluluğu getirilmelidir.
Bazı özel ilaçları branşı dışında hekim yazmamalıdır. Örneğin ben bir ortopedi uzmanı olarak kemoterapi ilaçlarını yazmamalıyım.
SSK İlaç Fabrikası
Her ne kadar SSK İlaç Fabrikası'nın son durumunu tam olarak bilmesem de bu fabrikanın daha rantabl çalışması için çalışmalar yapılmalı, gerçek anlamda özerk bir yapıya kavuşturulmalıdır.
İlaç Tüketimini Artıran Bir Faktör = Tıbbi Temsilciler (Represent'lar)
Bu ilişki kırılmalıdır. Hekim ile bire bir görüşmeler kaldırılmalıdır. Toplu halde tanıtım çalışmalarına izin verilebilir. Hatırlatıcı tanıtım malzemeleri adı altında ilaçla ilgili olmayan promosyonlar dağıtılması veya sağlanmasının önüne geçilmelidir.
İlaç Eğitimi
Hekimlerimizin ilaç konusunda bilgilerinin desteğe ihtiyacı olduğu açıktır. Pek çok hekim ilacı tanıtım çalışanlarından öğrenmektedir. Hekimlere kurum içi mezuniyet sonrası ilaç eğitimi verilmesi, rasyonel ilaç kullanımında önemli bir girişim olacaktır.
Sonuç
Ülkemiz bir dar boğazdan geçmektedir. Bu kriz döneminde birçok işyeri kapanmış, birçok kişi fakirleşmiş, bir o kadar da işsiz kalmıştır. Bu dönemde herkesin sıkıntılara katlanması gerekir. Zorlukları yeneceğiz, yenmeliyiz.
İlaç konusunda ilaç üreticilerine, doktorlara, eczacılara, ilaç tüketicilerine önemli görevler düşüyor. Bu önemli görevlerin başında da 1 katrilyon lirayı bulan savurganlığı önlemek. Konuya kendi açımızdan değil, Ülkemizin geleceği için bakmalıyız.

* Alt Komisyonumuzda hastane ambalajı ve tane ile ilaç vermek hedeflerine Sağlık Bakanlığı temsilcileri karşı çıkmışlardır.