22 Ağustos 2019, Perşembe
   
Yazı Boyutu

UZMANLIK YÖNETMELİĞİ - CERRAHİ ONKOLOJİYE İLİŞKİN DANIŞTAY KARARI

 

         T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas  No   : 2009/7832

18.07.2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Geçici 10. maddesinde yer alan "Cerrahi Onkoloji" ibaresinin yürütmenin durdurulması; Ek-3 sayılı çizelgesinin Cerrahi Onkoloji disiplinini Genel Cerrahi ana dalına bağlı bir dal olarak belirleyen 3. satırındaki düzenlemenin yürütmesinin durdurulması isteminin reddi hakkında.

 

                 Davacı ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen : Türk Cerrahi Derneği

                Vekili                     : Av.

                Davalılar               : 1- Başbakanlık

                                                 2- Sağlık Bakanlığı

                Davanın Özeti   : 18.07.2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin geçici 10. maddesinde yer alan "cerrahi onkoloji" ibaresi ile Ek-3 sayılı çizelgesinin Cerrahi Onkoloji disiplinini Genel Cerrahi ana dalına bağlı bir yan dal olarak belirleyen 3. satırındaki düzenlemenin; "cerrahi onkoloji" adı altında yapılan yan dal düzenlemesinin tıp disiplinine uygun olmadığı, toplum sağlığının ve genel cerrahi uzmanlık eğitiminin bu uygulamadan olumsuz etkileneceği, ekli çizelgelerin oluşturulma yönteminin bir bütün olarak  bilimsel esaslara dayanmadığı, ülke çapındaki ilgili meslek kuruluşları ve meslek mensubu olan genel cerrahlar tarafından bu şekilde bir yan dal ihdası yönünde bir talep bulunmadığı, Yönetmelik taslağında Cerrahi Onkoloji'ye yer verilmediği halde Yönetmelik metninde Cerrahi Onkoloji'nin bir yan dal olarak yer almasının ve geçici 10. madde ile de bu alanda istisnai bir şekilde yan dal uzmanlık belgesi verilmesinin hukuka aykırı olduğu öne sürülerek iptali ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.

                Savunmaların Özeti           : Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin bir bütün olarak; yargı kararlarının gözetilmesi, ilgili bilim çevrelerinden görüş alınması, dünyadaki uygulamanın izlenmesi ve bilimsel gerekliliklerin  ön plana alınması suretiyle düzenlendiği, Yönetmeliğin hazırlanmasında görev alan Tıpta Uzmanlık Kurulu üyelerinin uzmanlık eğitimi veren kurumlar bazında temsil ilkesi esas alınarak belirlendiği, tek tek uzmanlık alanı gözetilerek Kurul oluşturulmasının fiilen mümkün olmadığı ve bunun bir eksiklik olarak nitelenemeyeceği, ayrıca Kurul'un konusunda uzman kişilerden oluşacak alt komisyonlar ile bu konuda gerekli bilimsel çalışmalar yapmasının mümkün olduğu, ana dal - yan dal belirlenmesine ilişkin hukuki durumun 1219 sayılı Yasa ve ilgili mevzuat ile idarelere tanınmış yetki alanında ve takdir hakkı kapsamında olduğu, ayrıca kanserin dünyada ölüm olaylarının en çok görüldüğü ikinci alan olması nedeniyle Cerrahi Onkolojinin uzmanlık alanı olarak düzenlenmesi gerektiği, bu durumun tıp alanında yaşanan gelişmeler doğrultusunda bir gereklilik olarak ortaya çıktığı ve bu bağlamda Yönetmeliğin Ek çizelgelerinde  ve geçici maddelerinde yer alan düzenlemelerin ülkenin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde ve tıp alanındaki gelişmelere paralel olarak yapıldığı belirtilerek yürütmenin durdurulması isteminin

ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

                Danıştay Tetkik Hakimi ... Düşüncesi   :Kanuni idare ilkesinin görünümlerinden biri olan düzenli idare ilkesi ; idarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanları tüzük yönetmelik gibi idari metinlerle objektif bir şekilde düzenlemesini ve sürekli uygulamalar ile hukuki istikrarı tesis ederek buna uymasını gerektirmekte olup, idarenin aynı  ve  benzer  durumda olan kişi ve olaylar için  eşit   uygulamayı  sağlamak adına  istikrarlı uygulamalarda bulunması şarttır.Dava konusu düzenlemeyi içeren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinde; 2002 yılından önce yürürlükte olan ve 1973 ile 2002 yılları arasında uzunca bir süre yürürlükte kalan Tababet Uzmanlık Tüzüğüne paralel bir şekilde, Dairemizin konuyla ilgili 16.12.2003 gün ve E:2002/3854;K:2003/5565 sayılı kararına ve idari istikrar ilkesine uygun olarak Cerrahi Onkoloji disiplinine, Genel Cerrahi ana dalına bağlı iki yıl eğitim süresi olan bir yan dal olarak yer verildiği görüldüğünden Ek-3 sayılı çizelgenin Cerrahi Onkoloji disiplinini Genel Cerrahi ana dalına bağlı bir yan dal olarak belirleyen 3. satırındaki düzenleme yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

                Diğer taraftan; 1973 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğüyle mevzuatımıza giren 2002 yılına kadar bir yan dal olarak varlığını koruyan ve yargı kararıyla 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer almaması hukuka aykırı bulunan Cerrahi Onkoloji yan dal alanında; sağlık hizmetinin sunumu ve uzmanlık eğitim süreci için, yan dal uzmanlık belgesi bulunmamasına rağmen bu alanda faaliyet ve çalışmalarda bulunmuş hekimlerden faydalanmayı gerektirecek bir gerekliliğin (aciliyetin) varlığından söz etmek mümkün olmadığından, yan dal uzmanlığıyla ilgili eğitim sürecini oluşturan yan dal asistanlığının belirtilen koşulları karışısında, uzmanlığın kazanılmasına etken olan eğitim süreci ve başarılı olma özellikleriyle çeliştiği açık olan Cerrahi Onkoloji yan dalında istisnai bir şekilde (sınav ve eğitim sürecine tabi tutulmadan) yan dal uzmanlık belgesi verilmesini öngören düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı görüldüğünden, geçici 10. maddede yer alan "Cerrahi Onkoloji" ibaresi yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabul edilmesi gerektiği düşünülmektedir.

                Danıştay Savcısı ... Düşüncesi : Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından, istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

                Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

                2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer almıştır.

                Uyuşmazlık;18.07.2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin geçici 10. maddesinde yer alan "cerrahi onkoloji" ibaresi ile Ek-3 sayılı çizelgesinin Cerrahi Onkoloji disiplinini Genel Cerrahi ana dalına bağlı bir yan dal olarak belirleyen 3. satırındaki düzenlemenin iptali isteminden doğmuştur.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin birden fazla hükmü dava konusu edildiğinden, bu düzenlemelere ilişkin hukuki irdeleme ayrı ayrı yapılacaktır.   

        Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-3 sayılı çizelgesinin Cerrahi Onkoloji disiplinini Genel Cerrahi ana dalına bağlı yan dal olarak  belirleyen 3. sırasında yer alan düzenlemenin incelenmesi;

                14.4.1928 gün ve 938 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Yasanın, 04/04/2007 gün ve 26483 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürülüğe giren 5614 sayılı Yasanın 4.maddesi ile değiştirilen 9. maddesi hükmüyle Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu niteliğinde Tıpta Uzmanlık Kurulu ihdas edilmiştir. Maddenin son fıkrasında;"Kurulun çalışma usûl ve esasları ile ilgili diğer hususlarla ihtisas belgelerinin alınması ve uzmanlık eğitimi ile ilgili diğer usûl ve esaslar Sağlık Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenir. Bu yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam edilir" hükmü yer almaktadır.

                1219 sayılı Yasanın, 5614 sayılı Yasa yayımlanmadan önce yürürlükte bulunan ve  1219 sayılı Yasanın ihdas edildiği tarihten anılan değişiklik yürürlüğe girene kadar değiştirilmemiş olan 9. maddesinde; "İhtısas vesikalarının sureti ahzi ve bu hususta mer'i olması lazım gelen kavait işbu kanunun tarihi meriyetinden sonra Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim edilecek bir nizamname ile tayin olunur" hükmüne yer verilmiş ve bu hüküm uyarınca  Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan tüzükler ile tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

        Günümüze kadar anılan madde hükmüne dayanılarak; 1929 yılında Tababet ve İhtisas Vesikaları Hakkında Nizamname, 1947 yılında Tababet Uzmanlık Belgeleri Tüzüğü,1956 yılında Tababet İhtisas Nizamnamesi, 1961 yılında Tababet İhtisas Tüzüğü,1962 yılında Tababet Uzmanlık Tüzüğü,1973 yılında Tababet Uzmanlık Tüzüğü, 2002 yılında ise Tıpta Uzmanlık Tüzüğü yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve son olarak dava konusu edilen düzenlemeyi içeren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği 18.7.2009 gününde  1219 sayılı Yasanın 5614 sayılı Yasa ile değişik 9. maddesi uyarınca yayımlanarak yürürlüğe girmiş, tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasları belirlemiştir.

                Hukuk devletinin gerekleri arasında yer alan kanuni idare ilkesinin görünümlerinden biri olan düzenli idare ilkesi; idarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları tüzük yönetmelik gibi idari metinlerle objektif bir şekilde düzenlemesini ve sürekli uygulamalar ile hukuki istikrarı tesis ederek buna uymasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, idarenin düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda, aynı ve benzer durumda olan kişi ve olaylar için eşit uygulamayı sağlamak adına objektif düzenlemeler yapması ve istikrarlı uygulamalarda bulunması şarttır. Bu bağlamda; idarenin yetki sahibi olduğu alanlarda yapacağı düzenlemelerde, haklı bir neden olmadan yerleşik, istikrar kazanmış uygulamalarından ayrılması sahip olduğu serbestiyi düzenli idare ilkesine ve bu ilkenin bağlı olduğu eşitlik ilkesine aykırı kullanması anlamına gelecektir.

                Cerrahi Onkoloji disiplini ilk kez 1973 yılında yayımlanan Tababet Uzmanlık Tüzüğü ile (Onkolojik Cerrahi adı altında) mevzuatımıza girmiş ve anılan Tüzükte Genel Cerrahi ana dalına bağlı 2 yıl eğitim süresi olan bir yan dal olarak yer almıştır. 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde ise Cerrahi Onkoloji disiplinine yer verilmemiştir. Ancak 2002 yılında yayımlanan Tüzükte Cerrahi Onkoloji yan dalına yer verilmemesi nedeniyle bu durumun bir eksik düzenleme olduğu ileri sürülerek açılan davada; Dairemizin 16.12.2003 gün ve E:2002/3854;K:2003/5565 sayılı kararıyla Genel Cerrahi uzmanlık ana dalı bünyesinde Cerrahi Onkoloji yan dalına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin iptaline karar verilmiş ve bu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanmıştır.

                Bu bağlamda Genel Cerrahi ana dalına bağlı olarak Cerrahi Onkoloji yan dalına yer verilmemesini eksik düzenleme olarak belirleyen bir yargı kararı olması nedeniyle davalı idareler tarafından Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği hazırlanırken bu kararın dikkate alınması ve bu karara uygun düzenleme yapılması gerektiği de tartışmasızdır. Dava konusu düzenlemeyi içeren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinde; 2002 yılından önce yürürlükte olan ve 1973 ile 2002 yılları arasında uzunca bir süre yürürlükte kalan Tababet Uzmanlık Tüzüğüne paralel bir şekilde, Dairemizin yukarıda anılan 16.12.2003 gün ve E:2002/3854;K:2003/5565 sayılı kararına ve idari istikrar ilkesine uygun olarak Cerrahi Onkoloji disiplinine, Genel Cerrahi ana dalına bağlı iki yıl eğitim süresi olan bir yan dal olarak yer verildiği görülmektedir.           

                Diğer taraftan; davacı dernek tarafından düzenlemenin sağlık hizmetinin sunumunda sıkıntı yaratacağı, yetkin uzman hekimlerin yetişmeyeceği ve düzenlemenin bilimsel bir açıklamasının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; Cerrahi Onkoloiji disiplinine ilişkin düzenlemenin yeni bir durum ihdas etmemesi, 1973 ile 2002 yılları arasında var olan ve Dairemizin yukarıda anılan kararı ile 2002 yılında yayımlanan Tüzükte yer almamasının da hukuka aykırı olduğu  saptanan bir uygulamayı benimsemiş olması nedeniyle bu iddialara itibar edilmemiştir.

                Bu bilgiler ışığında; 1973 yılında yayımlanan Tababet Uzmanlık Tüzüğünde yer alan ve 2002 yılına kadar uygulamada kalan ve 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık üzüğünde yer almaması yargı kararı ile eksik düzenleme olarak nitelenen Cerrahi Onkoloji yan dalına ilişkin düzenlemeyi içeren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-3 sayılı çizelgesinin 3 .satırında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın bu kısmına ilişkin olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin, geçici 10. maddesinde yer alan "Cerrahi Onkoloji" ibaresinin incelenmesi;

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin geçici 10. maddesinde; "Algoloji, Askeri Psikiyatri, Cerrahi Onkoloji, Çocuk Acil, Çocuk Genetik Hastalıkları, Çocuk Göğüs Hastalıkları, Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi, Çocuk Radyolojisi, Çocuk Romatolojisi, Çocuk Ürolojisi, Çocuk Yoğun Bakımı, El Cerrahisi, Geriatri, Harp Cerrahisi, Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi, Klinik Nörofizyoloji, Periferik Damar Cerrahisi, Perinatoloji ve Yoğun Bakım yan dallarında, bağlı ana dalda uzman olduktan sonra ve bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce o yan dal alanında yurt içinde veya yurt dışında en az iki yılı eğitim kurumlarında olmak üzere beş yıl süreyle araştırma, uygulama ve inceleme yapmış bulunanlar, yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemeler ile aldıkları eğitimlere ait belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış bilimsel yayınlarını ibraz ederek, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Bakanlığa başvurabilir. Başvurular Kurul tarafından birinci fıkrada belirtilen başvuru süresinin bitiminden itibaren altı ay içerisinde değerlendirilir. Çalışmaları yeterli görülenlerin uzmanlık belgeleri Bakanlıkça düzenlenerek uzmanlıkları tescil edilir. " hükmüne yer verilmiştir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Geçici 10.maddesi, madde metninden de anlaşıldığı üzere; bazı yan dallarda, yan dalın bağlı  olduğu ana dalda uzman olan tabiplerden, ilgili yan dalda yaptığı çalışmaları belgeleyenlere yan dal uzmanlık belgesi verilmesine ilişkin bir düzenlemedir.

                Tıpta uzmanlık eğitiminde bugüne kadar yayımlanmış idari düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; ileri ihtisas ve yan dallarda istisnai yollardan (sınav şartı olmadan veya eğitim sürecine tabi tutulmadan) uzmanlık belgesi verilmesinin yeni bir uygulama olmadığı anlaşılmaktadır. 1956 yılında yayımlanan Tababet İhtisas Nizamnamesinin geçici 4. maddesinin 1. fıkrasında; İç Hastalıkları uzmanı olan tabiplerden, verem savaş dispanserlerinde 6 yıldan fazla  çalışmış olanlara, Göğüs Hastalıkları uzmanlığı belgesi verileceği hüküm altına alınmıştır.  Benzer bir düzenlemeye 1961 yılında yayımlanan Tababet İhtisas Tüzüğünde de yer verilmiş ve anılan Tüzüğün geçici 6. maddesinde; bir tıp disiplininde uzmanlığı bulunan tabiplerden bir ileri ihtisas alanında araştırma, etüd, bilimsel yayın yapmış olanların iligili belgeleri sunmak ve Sağlık Bakanlığınca kurulacak komisyonun incelemesinden geçmek koşuluyla ileri ihtisas uzmanlık belgesi alabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu iki örneğe paralel olarak; 1962 yılında yayımlanan Tababet Uzmanlık Tüzüğünün geçici 5. ve geçici 6. maddesinde; 1973 yılında Tababet Uzmanlık Tüzüğü geçici 3., 4. ve 5. maddelerinde; 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün geçici 6. maddesinde ve son olarak dava konusu düzenlemeleri içeren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 10. maddesinde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir.

                Bu düzenlemelerin içeriğinden, genel itibariyle anılan maddeler ile güdülen amacın ; tıp biliminin gelişimine paralel olarak  yeni ihdas edilen yan dallarda, kendisini yaptığı uygulama ve çalışmalarla yetiştirmiş olan uzman hekimlerden faydalanılması ve bu dallarda verilmeye başlanacak uzmanlık eğitiminin kesintiye uğramasının önüne geçilmesi olduğu anlaşılmaktadır.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 27.maddesinin 4. fıkrasında; yan dal uzmanlık eğitiminin, ek-3 sayılı çizelgede yer alan yan dallarda, yan dalın bağlı olduğu ana dal uzmanlarının görebileceği uzmanlık eğitimi olduğu, yan dal uzmanlık eğitimi yapanların, eğitim gördükleri kurumların ilgili birimlerinde fiilen yan dal uzmanlık öğrenciliği yapmaları ve girecekleri bitirme sınavlarında başarılı olmalarının zorunlu olduğu belirtilmiştir.Ayrıca aynı Yönetmeliğin "Uzmanlık Eğitimine Giriş Sınavları" başlıklı 15. maddesinde; Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavının, Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı Yönetmeliğine göre yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla yan dal uzmanlık eğitiminin de, uzmanlığın kazanılmasına etken olan eğitim süreci ve başarılı olma (sınav) özelliklerini gerektirdiği anlaşılmaktadır.

                Diğer taraftan; 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün geçici 6. maddesi hükmü, iş bu davaya konu olan geçici 10. madde hükmü ile paralel bir düzenleme içermekle birlikte bu iki madde arasında önemli bir fark bulunmaktadır. 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün geçici 6. maddesi yalnızca yeni ihdas edilen yan dallar için istisnai bir şekilde yan dal uzmanlık belgesi verilmesini düzenlerken, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin geçici 10. maddesi yeni ihdas edilen yan dallar ile birlikte daha önceki idari düzenlemelerde de yer alan(Geriatri, Yoğun Bakım, Çocuk Göğüs Hastalıkları, Cerrahi Onkoloji gibi) yan dallar için de istisnai yollardan yan dal uzmanlık belgesi verilmesini öngörmektedir.

                2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün geçici 6. maddesi hükmü, Dairemizin 19.11.2003 gün ve E:2002/3784;K:2003/5027 sayılı kararıyla iptal edilmiş ancak bu iptal kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 8.12.2005 gün ve E:2004/133;K:2005/2681 sayılı kararıyla bozulmuştur. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun anılan kararının gerekçesinde; "Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün Geçici 6. maddesi hükmü ile tıp ilminde meydana gelen gelişmeler ve buna bağlı olarak tıpta uzmanlık eğitiminde yapılması gereken değişiklikler dikkate alınarak bazı yan dalların ana dal olması veya bazı yeni dalların ihdas edilmesi gibi bilimsel ve objektif durum ve gereklilikler çerçevesinde Tüzüğe ek çizelgede belirtilen bu yeni dallarda uzmanlık eğitiminin verilmesini sağlayacak uzman ihtiyacı dikkate alınarak sadece yeni ihdas edilen dallarda ve belirli süre ile sınırlı olmak üzere istisnai yoldan uzmanlık belgesi verilmesi imkanının getirildiği, bu suretle bu dallarda eğitimin kesintiye uğramasının önüne geçilmesinin amaçlandığı ve bu hali ile hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşıldığından anılan düzenlemede Tıpta Uzmanlık Kurulunca ibaresi hariç hukuka aykırılık görülmemiştir." ifadesine yer verilmiştir. Alıntısı yapılan bu karar ve yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; istisnai bir şekilde yan dal uzmanlık belgesi verilmesine ilişkin düzenleme; ancak yeni ihdas edilmiş (henüz belge ile tescil edilmiş bir uzman hekim bulunmayan) alanlarda, kendisini uygulama ve çalışmalarıyla yetiştirmiş uzman hekimlerden gerek sağlık hizmetinin sunumu gerekse eğitici olarak faydalanmak ve uzmanlık eğitiminin kesintiye uğramasını engellemek amacıyla kamu yararına yönelik aciliyet gerektiren bir ihtiyacın karşılanması için yapılması durumunda hukuki bir zemine oturacaktır. Dolayısıyla yukarıda belirtildiği üzere, böyle bir ihtiyaç da; ancak mevzuatımızda bugüne kadar hiç yer almamış ve henüz belge ile tescil edilmiş bir uzman hekim bulunmayan yan dal alanları  için söz konusu olabilecektir.

                 Bu duruma göre Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin geçici 10. maddesini, önceki idari düzenlemelerde yer alan ve yeni ihdas edilmiş bulunan yan dallar yönünden ayrı ayrı incelemek gerekmektedir.

                Cerrahi Onkoloji disiplini ilk kez 1973 yılında yayımlanan Tababet Uzmanlık Tüzüğü ile (Onkolojik Cerrahi adı altında) mevzuatımıza girmiş ve anılan Tüzükte Genel Cerrahi ana dalına bağlı 2 yıl eğitim süresi olan bir yan dal olarak yer almıştır. 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde Cerrahi Onkoloji disiplinine yer verilmemiş ise de bu durumun bir eksik düzenleme olduğu ileri sürülerek açılan davada; Dairemizin 16.12.2003 gün ve E:2002/3854;K:2003/5565 sayılı kararıyla iptal kararı verilmiş ve bu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanmıştır.

                Bu bağlamda; 1973 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğüyle mevzuatımıza giren 2002 yılına kadar bir yan dal olarak varlığını koruyan ve yargı kararıyla 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer almaması hukuka aykırı bulunan Cerrahi Onkoloji yan dal alanında; sağlık hizmetinin sunumu ve uzmanlık eğitim süreci için, yan dal uzmanlık belgesi bulunmamasına rağmen bu alanda faaliyet ve çalışmalarda bulunmuş hekimlerden faydalanmayı öncelikli hale getiren bir gerekliliğin (aciliyetin) varlığından söz etmek mümkün olmadığından, yan dal uzmanlığıyla ilgili eğitim sürecini oluşturan yan dal asistanlığının belirtilen koşulları karışısında, uzmanlığın kazanılmasına etken olan eğitim süreci ve başarılı olma özellikleriyle çeliştiği açık olan Cerrahi Onkoloji yan dalında istisnai bir şekilde yan dal uzmanlık belgesi verilmesini öngören dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

                Bu nedenlerle, dava konusu işlemin; insan hayatına doğrudan etkisi olan bir tıp alanı için uzman(yan dal) olacak hekimleri belirleme konusunda düzenleme yapması dikkate alındığında, giderilmesi güç veya olanaksız zararlar doğuracağı da açıktır.

                Açıklanan nedenlerle, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin; geçici 10.maddesinde yer alan "Cerrahi Onkoloji" ibaresi yönünden 2577 sayılı Yasanın 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından yürütmesinin durdurulmasına; Ek-3 sayılı çizelgesinin Cerrahi Onkoloji disiplinini Genel Cerrahi ana dalına bağlı bir yan dal olarak belirleyen 3. satırındaki düzenlemenin yürütmesinin durdurulması isteminin reddine, 15.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.