22 Ağustos 2019, Perşembe
   
Yazı Boyutu

UZMANLIK YÖNETMELİĞİ - MUHTELİF HÜKÜMLERİNE İLİŞKİN DANIŞTAY KARARI

 

T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas  No   : 2009/10046

18.7.2009 gün ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin; geçici 6. maddesi ve 15. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya kontenjan açıldığı takdirde uzman oldukları alanlarda yapılan YDUS ile" ibaresinin yürütmesinin durdurulması;  4.maddesinin (h) bendinde yer alan "bakanlıkça uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınan sağlık kurumlarını" ibaresi ve bu fıkrada "resmi" ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme, 6. maddesi, 7 .maddesi,  İkinci Bölümünde eğitim kurumlarını değerlendirme komisyonunun ve  eğitim ve müfredat komisyonlarının  oluşumuna ve  işleyişi ve görevlerine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme, 10.maddesi, 11.maddesinde eğitim kurumlarının yetkilendirilmesi ve denetimi ile ilgili noksan düzenleme, 12. maddesindeki eğitim ve araştırma hastanelerindeki akademik kurullara ilişkin noksan düzenleme,  13.maddesinde yer alan "Adli Tıp Kurumunda 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununda belirtilen ihtisas kurulu başkanları ile en az üç yıl süreyle ihtisas kurullarında üyelik yapmış adli tıp uzmanları sorumludur" ibaresi, Üçüncü bölümünde Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanelerindeki eğitim sorumlularının görev ve yetkilerine ilişkin eksik düzenleme, 15.maddesinin 2. fıkrası ve 4. fıkrasında yer alan "Uzmanlık eğitimini kısa süreli olarak yapabilecekleri ek-1 sayılı çizelgede belirtilmiş olan uzmanlar arasından TUS ile... ana dalda uzmanlık öğrencisi alınır" ibaresi,  26.maddesi,Yönetmeliğin Altıncı bölümünde merkezi yeterlilik sınavına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme, Geçici 4.maddesi,Geçici  7. maddesi, Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerde rotasyona yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme ve Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgeleri yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi hakkında.

 

                 Davacı ve Yürütmenin Durdurulması İsteminde Bulunan: 

                                                Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

                Vekilleri                                : Av.                                                

                Davalılar               :1- Başbakanlık

                                                2- Sağlık Bakanlığı

                Davanın Özeti      : 18.7.2009 gün ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin; 4.maddesinin (h) bendinde yer alan "bakanlıkça uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınan sağlık kurumlarını" ibaresinin ve bu fıkrada "resmi" ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, 6. maddesinin, 7.maddesinin, Yönetmeliğin İkinci Bölümünde eğitim kurumlarını değerlendirme komisyonu ile eğitim ve müfredat komisyonlarının  oluşumuna, işleyiş ve görevlerine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, 10.maddesinin, 11.maddesinde eğitim kurumlarının yetkilendirilmesi ve denetimi ile ilgili noksan düzenlemenin, 12. maddesindeki eğitim ve araştırma hastanelerindeki akademik kurullara ilişkin noksan düzenlemenin,  13.maddesinde yer alan "Adli Tıp Kurumunda 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununda belirtilen ihtisas kurulu başkanları ile en az üç yıl süreyle ihtisas kurullarında üyelik yapmış adli tıp uzmanları sorumludur" ibaresinin,Yönetmeliğin Üçüncü bölümünde Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanelerindeki eğitim sorumlularının görev ve yetkilerine ilişkin eksik düzenlemenin, 15.maddesinin 2. ve 4. fıkrasının, eksik düzenleme nedeniyle 26.maddesinin,Yönetmeliğin Altıncı bölümünde merkezi yeterlilik sınavına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, Geçici 4.,Geçici 6., Geçici 7. maddelerinin, Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerde rotasyona yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerin; Yönetmeliğin hazırlanmasında bir yöntem sorunu olduğu, bilimsel bir temel olmadan ve ilgili çevrelerin gerekli katılımı sağlanmadan düzenleme yapıldığı, Yönetmeliğin Tıpta Uzmanlık Tüzüğüne aykırı olduğu, Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer alan ve tıpta uzmanlık eğitimi için önem arzeden bir çok kurumun bu Yönetmelikle hiç bir gerekçe olmadan ortadan kaldırıldığı, tek başına yetkili kılınan ve tüm sürece hakim olamayacağı açık olan Tıpta Uzmanlık Kurulunun yapısı ve görevleri nedeniyle uzmanlık eğitminin bilimsellikten ve denetimden uzaklaşacağı, uzmanlık eğitimini tamamlayanlar için  merkezi yeterlilik sınavı öngörülmemesinin kamu yararına aykırı olduğu, Yönetmelikte açıkça belirtilmesi gereken ve uzmanlık eğitimi için önem arzeden bir çok (eğitim sorumluların görevi, akademik kurul, eğitim hastanelerinin nitelikleri, uzmanlık eğitimi kontenjanı belirlenirken gözetilmesi gereken asgari asistan sayısı.. gibi) konunun düzenlenmediği ve sonuç olarak dava konusu düzenlemelerin tıpta uzmanlık eğitimi ile bağdaşmadığı, kamu yararına ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek  iptali ve yürütmenin durdurulması ile 1219 sayılı Yasanın 9. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemidir.

                Savunmaların Özeti           :Usul Hukukuna ilişkin olarak davacı Birliğin dava ehliyetinin bulunmadığı ve dilekçenin usulüne uygun olarak hazırlanmadığı, esasa ilişkin olarak Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin bir bütün olarak; yargı kararlarının gözetilmesi, ilgili bilim çevrelerinden görüş alınması, dünyadaki uygulamanın izlenmesi ve bilimsel gerekliliklerin  ön plana alınması suretiyle düzenlendiği, Yönetmeliğin hazırlanmasında görev alan Tıpta Uzmanlık Kurulu üyelerinin uzmanlık eğitimi veren kurumlar bazında temsil ilkesi esas alınarak belirlendiği, tek tek uzmanlık alanı gözetilerek Kurul oluşturulmasının fiilen mümkün olmadığı ve bunun bir eksiklik olarak nitelenemeyeceği, ayrıca Kurul'un konusunda uzman kişilerden oluşacak alt komisyonlar ile görevli olduğu konularda gerekli bilimsel çalışmalar yapmasının mümkün olduğu, ana dal - yan dal belirlenmesine ilişkin hukuki durumun 1219 sayılı Yasa ve ilgili mevzuat ile idarelere tanınmış yetki alanında ve takdir hakkı kapsamında olduğu ve bu bağlamda Yönetmeliğin, ek çizelgelerinde  ve geçici maddelerinde yer alan hükümler de dahil olmak üzere ülkenin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde ve tıp alanındaki gelişmelere paralel olarak düzenlendiği, davacının eksik düzenleme iddialarının hukuki bir zemine oturmadığı dayanaksız olduğu,  Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevlerinin 1219 sayılı Yasadan kaynaklandığı ve bilimsel bir şekilde oluşturulduğu ayrıca Kurul'un alt komisyonlar kurmak suretiyle denetim ve uzmanlık sürecinin izlenmesi noktasında bilimsel olarak çalıma imkanına sahip olduğu, düzenlemelerin 1219 sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak ve kamu yararı gözetilerek düzenlendiği belirtilerek yürütmenin durdurulması isteminin ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

                Danıştay Tetkik Hakimi ... Düşüncesi     : Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin;

                4. maddesinin (h) bendinde yer alan düzenlemenin 1219 saylı Yasanın 8. maddesinde yer alan belirlemeye uygun olduğu;

                6.,7. ve 11.maddeler ile Yönetmeliğin İkinci Bölümün, 1219 sayılı Yasanın 9. maddesine paralel düzenlemeler içerdiği ve Sağlık Bakanlığının takdir hakkını; tıpta uzmanlık eğitiminin planlaması ve denetimine ilişkin hususları Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevleri arasında düzenlemek ve bu planlama ve denetim faaliyetlerini geçici komisyonlar aracılığı ile yürütmek yönünde kullanmasında kamu yararına aykırılık bulunmadığı;

                10. madde hükmünün 1219 sayılı Yasa ile verilen yetkiden kaynaklandığı ve uzmanlık eğitimi veren sağlık kurumlarının sahip olması gereken niteliklerin; sabit ve değiştirilmesi belli şekil kurallarına bağlı bir idari metin yerine, tıpta uzmanlık eğitimini bir bütün olarak belirleyen ve daimi bir Kurul olarak görev yapan Tıpta Uzmanlık Kurulu eliyle, değişen koşullara uyum sağlayabilecek bir biçimde belirlenmesinde kamu yararına aykırılık bulunmadığı;  

                12.maddesinde kurumların kendi mevzuatlarına yapılan açık atıf nedeniyle, eğitim ve araştırma hastaneleri açısından da,Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 20. ve 21. maddeleri nedeniyle uzmanlık eğitimini düzenleme ve koordine etme  görevi yüklenen akademik kurulun  tespiti noktasında bir hukuki boşluk bulunmadığı;

                13.maddesi ve Yönetmeliğin Üçüncü bölümünün, sağlık kurumlarının (üniversiteler, Gata,Adli Tıp Kurumu) ilgili mevzuatlarına paralel düzenlemeler içerdiği ve Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 1. maddesinde belirtildiği gibi tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasları düzenleyen bir idari metin olup sağlık hizmetinin sunumunda görev alan kadroları tanımlayan ve bunların görevlerini düzenleyen bir Yönetmelik olmadğı ve eğitim sorumlularının tıpta uzmanlık eğitiminde yerine getirecekleri görevlerin; dava konusu Yönetmeliğin çeşitli maddelerine serpiştirilmek (23,25,27,28,29,30 gibi) suretiyle hukuka uygun olarak düzenlendiği ;

                15.maddenin ikinci fıkrasında, sağlık kurumlarının iç dinamikleri dikkate alındığında, uzmanlık eğitimi veren sağlık kurumlarının asistan ihtiyacı doğrultusundaki kontenjan taleplerine ilişkin olarak; sabit  bir idari metinle sınırlayıcı bir belirleme yapılması yerine, sağlık kurumlarının isteği ve Tıpta Uzmanlık Kurulunun vereceği görüş doğrultusunda  bir belirleme yapılmasında kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı;

                15.maddenin dördüncü fıkrasının "Uzmanlık eğitimini kısa süreli olarak yapabilecekleri ek-1 sayılı çizelgede belirtilmiş olan uzmanlar arasından TUS ile... ana dalda uzmanlık öğrencisi alınır" ibaresinin, kendilerine, uzmanlık alanlarıyla ilintili olan başka ana dallarda kısa süreli ana dal uzmanlık eğitimi imkanı tanınan uzmanların Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavına(TUS) girerek görece kısa süreli ana dal uzmanlık eğitimi almalarını öngörmesi nedeniyle, bugüne kadar süren uygulama ve Yönetmelikte yer alan diğer düzenlemeler ile paralellik arz ettiği;

                26. maddenin, uzmanlık eğitimi öğrencilerinin, eğitimlerini bu eğitimin içeriğine uygun koşullarda sürdürmelerini öngördüğü ve Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin sağlık hizmetinin sunumunda görev alan kadroları(asistan,baştabip,şef) tanımlayan ve bunların görevlerini, çalışma saatlerini düzenleyen bir Yönetmelik olmadığından eksik bir düzenleme içermediği;

                Altıncı Bölümde, uzman doktor adaylarının bilimsel yeterliliğinin ölçülmesini sağlayan bir sınav öngörüldüğünden ve İdareyi uzmanlık eğitimi bitirme sınavını merkezi bir sınav şeklinde yapmak yönünde zorlayan bir Yasal düzenleme de bulunmadığından eksik düzenlemenin söz konusu olmadığı;

                Geçici 4. madde hükmünün, dolaylı da olsa hukuki olarak 992 sayılı Yasa hükümlerini temel alan ve 1956 yılından bu yana Yasa temelli bir idari istikrar oluşturmuş bulunan, tıp alanı dışından yer alan meslek mensuplarının(veteriner, eczacı, kimyager) tıpta uzmanlık eğitimi almasına ilişkin uygulamayı düzenlediği;

                Geçici 7.madde hükmünün, önceki idari düzenlemeye atıf yapılırken hangi konuyla ilgili olarak (uzmanlık eğitim sürecinin takibi,denetimi) atıf yapıldığını açıkça belirttiği ve önceki idari düzenlemede bu konunun düzenlendiği maddelerin, madde metinlerinden açıkça anlaşılabileceği hususunun tartışmasız olduğu;

                1219 sayılı Yasa ile ihdas edilen ve görevleri  Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği ile düzenlenen Tıpta Uzmanlık Kurulunun, bu Yönetmeliğe göre uzmanlık ana dallarının rotasyonlarını belirlemekle görevli olması karşısında; aynı Yönetmeliğin ekinde uzmanlık ana dallarının rotasyonlarına yer verilmemesine ilişkin durumunun bir eksik düzenleme teşkil etmediği;

                Ekli çizelgelerin tüm tıp alanlrında düzenleme getirdiği ve ülkemizdeki tabiplerin ekli çizelgeler konusunda farklı hukuki menfaate sahip olduğu açık olduğundan, ülkemizdeki tabip odalarının bağlı olduğu ve ülke çapında meslek icra eden tabiplerin üye olduğu davacı Birliğin, iptalinde üyelerinin hak ve menfaatleri arasında birliktelik olmayan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerine karşı dava açma ehliyeti bulunmadığı; anlaşıldığından yukarıda belirtilen düzenlemeler yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği;

                15. maddenin 4. fıkrasının "veya kontenjan açıldığı takdirde uzman oldukları alanlarda yapılan YDUS ile " ibaresinin Yönetmelikte yer alan düzenlemerle bağdaşmadığı ve giriş sınavları, eğitim süreleri ve verilen uzmanlık belgeleri itibariyle farklı bir eğitim süreci içerdiği açık olan (kısa süre imkanı tanınsa da)ana dal uzmanlık eğtimi ile yan dal uzmanlık eğitiminin giriş sınavlarının da farklı olması gerektiği;

                Anayasal eşitlik ilkesi, Yönetmeliğin yürürlüğünden önce sınavı kazanmış ve/veya fiilen uzmanlık eğitimine başlamış olanlar ile uzmanlık eğitimi sürecini tamamlamış ancak henüz bitirme sınavına girmemiş olanlar arasında bir ayrım yapılmasına yönelik kazanılmış hak yorumuna olanak vermeyeceğinden geçici 6.madde hükmünde eşitlik ilkesine, kazanılmış hak kavramına ve sonuç olarak hukuka uyarlık bulunmadığı;  anlaşıldığından, 15. maddenin 4. fıkrasında yer alan "veya kontenjan açıldığı takdirde uzman oldukları alanlarda yapılan YDUS ile " ibaresi ile geçici 6. madde hükmü yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulünün gerekeceği düşünülmektedir.

                Danıştay Savcısı ... Düşüncesi : Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından, istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

                Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, davalı İdarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek ve davacı Birliğin Anayasa aykırılık iddiası da;  Anayasa Mahkemesinde (E:2007/60) 1219 saylı Yasanın 9. maddesine  yönelik iptal davası açıldığı için, bu aşamada yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

                2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer almıştır.

                 Uyuşmazlık;18.7.2009 gün ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin; 4.maddesinin (h) bendinde yer alan "bakanlıkça uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınan sağlık kurumlarını" ibaresinin ve bu fıkrada "resmi" ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, 6. maddesinin, 7.maddesinin, Yönetmeliğin İkinci Bölümünde eğitim kurumlarını değerlendirme komisyonu ile eğitim ve müfredat komisyonlarının  oluşumuna, işleyiş ve görevlerine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, 10.maddesinin, 11.maddesinde eğitim kurumlarının yetkilendirilmesi ve denetimi ile ilgili noksan düzenlemenin, 12. maddesindeki eğitim ve araştırma hastanelerindeki akademik kurullara ilişkin noksan düzenlemenin,  13.maddesinde yer alan "Adli Tıp Kurumunda 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununda belirtilen ihtisas kurulu başkanları ile en az üç yıl süreyle ihtisas kurullarında üyelik yapmış adli tıp uzmanları sorumludur" ibaresinin,Yönetmeliğin Üçüncü bölümünde Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanelerindeki eğitim sorumlularının görev ve yetkilerine ilişkin eksik düzenlemenin, 15.maddesinin 2. ve 4. fıkrasının, eksik düzenleme nedeniyle 26.maddesinin,Yönetmeliğin Altıncı bölümünde merkezi yeterlilik sınavına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, Geçici 4.,Geçici 6., Geçici 7. maddelerinin, Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerde rotasyona yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerin iptali isteminden doğmuştur.

        Anayasanın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde; Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri düzenlenmiştir.

                14.4.1928 gün ve 938 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Yasanın, 04/04/2007 gün ve 26483 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürülüğe giren 5614 sayılı Yasanın 4.maddesi ile değiştirilen 9. maddesi hükmüyle Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu niteliğinde Tıpta Uzmanlık Kurulu ihdas edilmiştir. Maddenin son fıkrasında;"Kurulun çalışma usûl ve esasları ile ilgili diğer hususlarla ihtisas belgelerinin alınması ve uzmanlık eğitimi ile ilgili diğer usûl ve esaslar Sağlık Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenir. Bu yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam edilir" hükmü yer almaktadır.

                1219 sayılı Yasanın, 5614 sayılı Yasa yayımlanmadan önce yürürlükte bulunan  9. maddesinde; "İhtısas vesikalarının sureti ahzi ve bu hususta mer'i olması lazım gelen kavait işbu kanunun tarihi meriyetinden sonra Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim edilecek bir nizamname ile tayin olunur" hükmüne yer verilmiş ve bu hüküm uyarınca  Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan tüzükler ile tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

         Günümüze kadar anılan madde hükmüne dayanılarak; 1929 yılında Tababet ve İhtisas Vesikaları Hakkında Nizamname, 1947 yılında Tababet Uzmanlık Belgeleri Tüzüğü,1956 yılında Tababet İhtisas Nizamnamesi, 1961 yılında Tababet İhtisas Tüzüğü,1962 yılında Tababet Uzmanlık Tüzüğü,1973 yılında Tababet Uzmanlık Tüzüğü, 2002 yılında ise Tıpta Uzmanlık Tüzüğü yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

        Dava konusu düzenlemeyi içeren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği 18.7.2009 gün ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik yukarıda alıntısı yapılan 1219 sayılı Yasanın 5614 sayılı Yasa ile değişik 9. maddesine dayanmaktadır.Tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasların tüzük ile değil yönetmelikle düzenlenmesi konusunda yetki veren bu yasal değişiklik, 2002 tarihli Tıpta Uzmanlık Tüzüğünü açıkça ortadan kaldıran bir hüküm içermese de; Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğini kastederek, "Bu yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam edilir" ibaresiyle ve yukarıda belirtildiği gibi artık tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasların  yönetmelikle düzenleneceğini belirlemesiyle 2002 tarihli Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün uygulanması imkanını hukuken ortadan kaldırmıştır, bir başka ifadeyle 18.7.2009 tarihi itibariyle tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasları belirleyen tek idari düzenleme Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğidir. Kaldı ki Tıpta Uzmanlık Tüzüğü 31.12.2009 gün ve 27449(7. mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tüzük" ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu bağlamda davacı Birliğinin belirttiğinin aksine, 2002 tarihli Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün dava konusu Yönetmeliğin hukuki değerlendirmesinde denetleyici norm olarak ele alınması mümkün değildir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin birden fazla hükmü dava konusu edildiğinden, bu düzenlemelere ilişkin hukuki irdeleme ayrı ayrı yapılacaktır. 

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 4.maddesinin (h) bendinde yer alan "bakanlıkça uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınan sağlık kurumlarını" ibaresinin ve bu fıkrada "resmi" ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin  incelenmesi;

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 4. maddesinin (h) bendinde , kurum veya eğitim hastanesi; tıp ve diş hekimliği fakülteleri, Gülhane Askeri Tıp Akademisi , Sağlık Bakanlığınca uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınan sağlık kurumları ve Adli Tıp Kurumu olarak tanımlanmıştır.

                 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Yasanın 8.maddesinde; Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır, hükmüne yer veilmiştir.

                Alıntısı yapılan madde metni uyarınca, bir tıp disiplininde uzmanlık yetkisini kullanabilmek için tıp fakülteleri veya Sağlık Bakanlığı tarafından  yetkili kılınmış kurumlardan alınacak uzmanlık belgesine sahip olmak gerekmektedir. Bu maddede yer alan dolaylı belirlemeden de açıkça anlaşıldığı üzere uzmanlık yetkisini kullanabilmek için belge(ihtisas  vesikası) alınması gereken ,bir başka ifadeyle uzmanlık eğitimini vermeye yetkili olan kurum veya eğitim hastanesi; tıp fakülteleri ile Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecek sağlık kurumları olup, Yasada bu konuda resmi ya da özel kurum ayrımı yapılmamıştır.

                Diğer taraftan, 1973 yılında yayımlanan Tababet Uzmanlık Tüzüğünün 3. maddesinde, uzman yetiştirmeye yetkili olan kurumlar; tıp ve diş hekimliği fakülteleri, Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Sağlık Bakanlığınca yetkili kılınan sağlık kurumları olarak belirlenmiştir. 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün 2. maddesinde de, kurum,  uzmanlık eğitimi vemeye yetkili kılınmış tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile resmi sağlık kurumları ve Adli Tıp Kurumu olarak belirlenmiştir. 2002 yılında yayımlanan Tüzükte "resmi" ibaresine yer verildiği görülse de bu ibarenin Yasadan kaynaklanan bir zorunluluk olmadığı açıktır. İptali istenen düzenleme ise, 1219 sayılı Yasanın 8. maddesinde belirtildiği üzere Sağlık Bakanlığı tarafından yetkili kılınan sağlık kurumlarını eğitim hastanesi ya da kurum olarak nitelemiştir ve daha önceki idari düzenlemeler ile bu açıdan paralellik göstermektedir.

                Ayrıca Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 10. maddesinde, eğitim kurumlarının nitelikleri ve standartlarının Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından belirleneceği hüküm altına alınmış, 11. maddede ise eğitim kurumlarının denetim usulleri belirlenmiştir. Bu bağlamda, uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınacak sağlık kurumlarının tamamen Sağlık Bakanlığının takdirine bırakılmadığı ve bu kurumların tespitinde Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından belirlenen kriterlerin esas alınacağı açıktır.

                Bu duruma göre, 1219 sayılı Yasada yer alan hükümlere uygun ve idari istikrarı sağlayacak bir biçimde tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin daha önceki idari düzenlemelere paralel olarak düzenlendiği anlaşılan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 4. maddesinin (h) bendinde yer alan "bakanlıkça uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınan sağlık kurumlarını" ibaresinde ve bu fıkrada "resmi" ibaresine yer verilmemesinde  hukuka aykırılık bulunmadığından davanın bu kısmına yönelik olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                 Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 6.,7. maddeleri ile 11.maddesinde eğitim kurumlarının yetkilendirilmesi ve denetimi ile ilgili eksik düzenleme iddiasının ve Yönetmeliğin İkinci Bölümünde Eğitim Kurumlarını Değerlendirme Komisyonu ile Eğitim ve Müfredat Komisyonunun  oluşumuna ve işleyişi ve görevlerine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme iddiasının incelenmesi;

                Anayasanın 8. maddesinde, yürütme yetkisi ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılıp yerine getirileceği, 123. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği; 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği; 128. maddesinin ikinci fıkrasında, memurların ve diğer kamu görevlilerinin görev ve yetkileri ile hak ve yükümlülüklerinin, 130. maddesinin 9. fıkrasında, öğretim elemanlarının görevlerinin ve kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerinin kanun ile düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir.

                9.10.1984 günlü, 18540 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esaslarını Düzenleyen 3046 sayılı çerçeve Kanunun 39. maddesinde, bakanlıklarda ve bağlı kuruluşlarda hizmetin kurul biçiminde yürütülmesi gerekiyorsa, görevleri ve oluşum biçimleri kuruluş kanunlarında veya diğer kanunlarda gösterilmek koşuluyla "sürekli kurullar" kurulabileceği öngörülmüştür.

                Bu kapsamda, 1219 sayılı Yasanın  5614 sayılı Yasa ile değişik 9. maddesi ile Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu niteliğinde Tıpta Uzmanlık Kurulu ihdas edilmiştir.Anılan madde metninde;

                "Eğitim kurumlarına eğitim yetkisi verilmesi ve eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin teklifleri karara bağlamak, uzmanlık ana dallarının rotasyonlarını belirlemek, uzmanlık sınavı jürilerini tespit etmek, yabancı ülkelerde asistanlık yapanların bilimsel değerlendirilmesini yapacak fakülteleri ve eğitim hastanelerini belirlemek, tıpta uzmanlık eğitimi ve uzman insan gücü ile ilgili görüşler vermek, uzmanların tıbbî gelişmeleri izlemesini sağlayıcı inceleme ve araştırmalar yapmakla görevli olmak üzere, Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu niteliğinde Tıpta Uzmanlık Kurulu teşkil olunmuştur.

                Tıpta Uzmanlık Kurulu;

                a) Bakanlık Müsteşarı, ilgili genel müdür ve 1. Hukuk Müşaviri,

                b) Biri diş tabibi olmak üzere eğitim hastanelerinden Bakanlığın seçeceği beş,

                c) Dört tıp fakültesinden ve bir diş hekimliği fakültesinden YÖK'ün seçeceği birer,

                ç) Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Fakültesinin seçeceği bir,

                d) Türk Tabipleri Birliğinin seçeceği bir,

                e) Türk Diş Hekimleri Birliğinin seçeceği bir, üyeden oluşur.

                Kurumlar, seçecekleri asıl üye sayısı kadar yedek üye de belirler.Kurula seçilecek asıl ve yedek üyelerin uzman olmaları, ayrıca en az üç yıllık klinik veya laboratuvar şefi ya da profesör unvanına sahip bulunmaları şarttır. Üyelerin görev süreleri üç yıldır. Süresi bitenler tekrar seçilebilir.Kurul, Bakanlığın daveti üzerine yılda en az iki kez toplanır. Kurula Bakanlık Müsteşarı veya yapılacak ilk toplantıda üyeler arasından seçilecek başkan vekili başkanlık eder. Kurul, üyelerden en az beşinin teklifi ile olağanüstü toplanır.Kurul, üyelerin üçte ikisinin katılımı ile toplanır. Türk Tabipleri Birliği temsilcisi yalnızca tabiplerle ilgili, Türk Diş Hekimleri Birliği temsilcisi de yalnızca diş tabipleri ile ilgili konuların görüşüleceği toplantılara katılabilirler ve kendi meslek alanları ile ilgili konularda oy kullanırlar. Kararlar oyçokluğuyla alınır. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır. Ancak, kurumların eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin toplantılarda katılanların en az üçte iki çoğunluğu ile karar alınması şarttır.Kurul toplantılarına üst üste iki kez mazeretsiz olarak katılmayanların üyeliği düşer.Kurulun çalışma usûl ve esasları ile ilgili diğer hususlarla ihtisas belgelerinin alınması ve uzmanlık eğitimi ile ilgili diğer usûl ve esaslar Sağlık Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenir. Bu yönetmelik yürürlüğe konuluncaya kadar, mevcut düzenlemelerin uygulanmasına devam edilir." hükmüne yer verilmiştir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde;" Bu Yönetmelik, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 9 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır." hükmü yer almaktadır.

                Dava konusu Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği;Tıpta Uzmanlık Kurulunun ihdas edilmesini içeren ve uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasların Yönetmelikle düzenlenmesini öngören 1219 sayılı Yasanın alıntısı yapılan 9.maddesi uyarınca yürürlüğe konulmuş olup, Anayasanın 124. maddesi ve İdare Hukukunun temel ilkeleri uyarınca  tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasları belirlerken, 1219 sayılı Yasanın uygulanmasını sağlamak amacıyla bu Yasa hükümlerine paralel düzenlemeler getirmesi ihdas edilmesinin doğrudan bir sonucudur.            

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin "Tıpta Uzmanlık Kurulu" başlıklı ikinci bölümünde yer alan 6. maddesinde;

                "Kurul aşağıda belirtilen üyelerden oluşur.

                a) Bakanlık Müsteşarı, ilgili genel müdür ve 1. Hukuk Müşaviri.

                b) Biri diş tabibi olmak üzere eğitim hastanelerinden Bakanlığın seçeceği beş üye.

                c) Dört tıp fakültesinden ve bir diş hekimliği fakültesinden YÖK'ün seçeceği birer üye.

                ç) Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Fakültesinin seçeceği bir üye.

                d) Türk Tabipleri Birliğinin seçeceği bir üye.

                e) Türk Diş Hekimleri Birliğinin seçeceği bir üye.

                Kurumlar, seçecekleri asıl üye sayısı kadar yedek üye de belirler.

                Kurula seçilen asıl ve yedek üyelerin uzman olmaları, ayrıca en az üç yıllık klinik veya laboratuvar şefi ya da profesör unvanına sahip bulunmaları şarttır. Üyelerin görev süreleri üç yıldır.  Süresi  bitenler  tekrar  seçilebilir. Kurul,  Bakanlığın  daveti  üzerine  yılda  en az iki kez

toplanır. Kurul, üyelerden en az beşinin teklifi ile olağanüstü toplanır. Kurula Bakanlık Müsteşarı veya yapılan ilk toplantıda üyeler arasından seçilen başkan vekili başkanlık eder.Kurul, üyelerin üçte ikisinin katılımı ile toplanır. Türk Tabipleri Birliği temsilcisi yalnızca tabiplerle ilgili, Türk Diş Hekimleri Birliği temsilcisi de yalnızca diş tabipleri ile ilgili konuların görüşüleceği toplantılara katılabilir ve kendi meslek alanları ile ilgili konularda oy kullanır. Toplantı nisabının bulunmaması, gündem maddelerinin bitirilememesi veya toplantının ertelenmesine salt çoğunlukla karar verilmesi halinde, toplantı Kurul başkanı tarafından takip eden ilk çalışma gününe ertelenir.Kuruldaki görüşmeler gündemdeki sıraya göre yapılır. Gündemdeki maddelerin sırası Kurul kararı ile değiştirilebilir. Her üye gündem dışı bir konunun müzakere edilmesini teklif edebilir. Önergeler yazılı olarak Kurul başkanına iletilir. Kurul başkanı, önergeler hakkında leh ve aleyhte konuşmak isteyenlere söz verir ve önergenin görüşülmesini Kurulun onayına sunar. Kurul başkanı, aynı konuyu içeren veya benzerlik gösteren önergeleri birleştirerek görüştürme yetkisine sahiptir. Kurul kararları oyçokluğuyla alınır. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır. Kurumların eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin kararlar, toplantıya katılanların üçte iki çoğunluğu ile alınır.Kararlar ve varsa karşı oylar, karar tarihinden itibaren üç iş günü içerisinde gerekçeleri ile birlikte yazılarak imzalanır ve sekreteryaya bildirilir. Kurul toplantılarına üst üste iki kez mazeretsiz olarak katılmayanların üyeliği düşer." hükmüne yer verilmiştir.

                Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, 6. madde hükmü; mevzuat tekniği açısından Yönetmelikle düzenlenmesi(detaylandırılması) doğal olan, toplantı ve görüşme usulüne ilişkin bir kaç belirleme dışında, dayanak aldığı 1219 sayılı Yasanın 9. madde hükmüne birebir paralel bir düzenleme içermek suretiyle, Tıpta Uzmanlık Kurulunun oluşumunu, çalışma usul ve esaslarını anılan Yasa maddesinde yer alan şekliyle benimsemiştir.   

                Bu duruma göre, dava konusu Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin hukuki temelini oluşturan 1219 sayılı Yasanın 9.maddesi hükmüne uygun olarak düzenlendiği açık olan 6. madde hükmünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevlerini belirleyen 7. maddesinde;

                "Kurulun görevleri şunlardır:

                a)Kurumlara uzmanlık eğitimi yetkisi verilmesi ve bu yetkinin kaldırılmasına ilişkin teklifleri görüşüp karara bağlamak,

                b)Uzmanlık eğitimi veren kurum ve birimin fiziki yapısı, yatak sayısı, eğitim araç, gereç ve personel durumu yönünden sahip olması gereken asgari nitelik ve standartları belirlemek,

                c)İlgili uzmanlık dalının çekirdek eğitim müfredatını belirlemek ve ilan etmek,

                ç)Uzmanlık dallarının rotasyonları ve bu rotasyonların süreleri hakkında karar vermek,

                 d)25 inci maddenin üçüncü fıkrasının (ç), (d), (e) ve (g) bentlerinde yer alan uzmanlık eğitimi takip sistemi bileşenlerine ilişkin formları oluşturmak ve yayımlamak,

                e)İlgili kurum ve birimlerden toplanan bilgi formları vasıtasıyla uzmanlık eğitiminin nitelik ve standartlara uygunluğunu, mesleki uygulama ve bilimsel çalışmaların yeterliliğini takip etmek,

                f)Yapılan takipler sonucunda, eksiklikleri tespit edilen birimlerde yerinde denetim yapmak veya yaptırmak, denetimler sonucunda düzenlenen raporları görüşüp karara bağlamak,

                g)Uzmanlık eğitimi sınav jürilerinin seçim ölçütlerini belirleyerek jürilere katılabilecek eğitim sorumlularını tespit etmek,

                ğ)Yurt dışındaki uzmanlık eğitimi veren kurumların tanınmışlık listesini yapmak ve bu listeyi güncellemek, yabancı ülkelerde uzmanlık eğitimi yapanların bilimsel değerlendirilmesinin ölçütlerini belirlemek ve değerlendirilmelerin yapılabileceği fakülteler ile eğitim hastanelerini belirlemek,

                h)Yeni uzmanlık dallarının ihdas edilmesi ile ilgili görüş bildirmek, ihdas edilen dallarda uzman olacakların başvuru ölçütlerini belirlemek ve bu konudaki başvuruları karara bağlamak,

                ı)Ekli çizelgelerde yer alan uzmanlık alanları dışında ihtiyaç duyulan uzmanlık sonrası sertifikalı eğitim programı düzenlenecek alanları ve eğitimin süresi ve yeri ile usul ve esaslarını belirlemek,

                i)Tıpta uzmanlık eğitimi ve uzman insan gücü ile ilgili görüşler vermek, uzmanların tıbbi gelişmeleri izlemelerini sağlayıcı inceleme ve araştırmalar yapmak, yaptırmak ve sonuçlarını ilgili kurum ve kuruluşlara iletmek,

                j)Görev alanlarıyla ilgili konularda çalışmalar yapmak ve görüş hazırlamak üzere, görev süresini ve üye sayısını belirlediği geçici komisyonlar kurmak. " hükmü yer almaktadır.

                1219 sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu olarak belirlenen Tıpta Uzmanlık Kurulunun anılan Yasa maddesi uyarınca; eğitim kurumlarına eğitim yetkisi verilmesi ve eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin teklifleri karara bağlamak, uzmanlık ana dallarının rotasyonlarını belirlemek, uzmanlık sınavı jürilerini tespit etmek, yabancı ülkelerde asistanlık yapanların bilimsel değerlendirilmesini yapacak fakülteleri ve eğitim hastanelerini belirlemek, tıpta uzmanlık eğitimi ve uzman insan gücü ile ilgili görüşler vermek, uzmanların tıbbî gelişmeleri izlemesini sağlayıcı inceleme ve araştırmalar yapmak gibi görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.

                Bu bağlamda Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu niteliğindeki Tıpta Uzmanlık Kurulunun, gerek oluşumu gerekse yasal görevleri itibariyle; 2547 sayılı Yükseköğretim Yasasının 3/t-3. maddesinde de, Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre yürütülen  ve tıp doktorlarına  belirli alanlarda özel yetenek ve yetki sağlamayı  amaçlayan  bir  yükseköğretim şeklinde tanımlanan tıpta uzmanlık eğitimi sürecini; bir bütün olarak (denetim, planlama, müfredatı hazırlamak, standartları belirlemek gibi husularda) düzenleme yetkisini haiz olduğu açıktır. 

                Yukarıda alıntısı yapılan Yönetmeliğin 7. maddesi hükmünde 13 ayrı bent halinde sayılan görevler            tıpta uzmanlık eğitiminin planlanması, denetimi ve genel olarak yürütülmesine ilişkin belirlemeler içermektedir.

                Bu duruma göre yukarıda alıntısı yapılan Yasal düzenlemeler uyarınca tıpta uzmanlık eğitimi sürecini bir bütün olarak (denetim, planlama, müfredat, standartları belirleme gibi) düzenleme yetkisini haiz bulunan Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevlerinin; mevzuat düzenleme tekniğine uygun olarak 1219 sayılı Yasadaki düzenlemeden daha detaylı ve Yasada belirlenen görevlere paralel bir biçimde sayma suretiyle belirlenmesine ilişkin Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 7. maddesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

                Davacı Birlik tarafından, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin "Tıpta Uzmanlık Kurulu" başlıklı İkinci Bölümüne ilişkin olarak, bu bölümde Eğitim Kurumlarını Değerlendirme Komisyonu ile Eğitim ve Müfredat Komisyonun yer almamasının, tıpta uzmanlık eğitim sürecinin planlanması ve denetimi açısından bir eksik düzenleme olduğu ve bu kapsamda 11. maddenin  de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

                Yönetmeliğin "Eğitim Kurumlarının Denetimi" başlıklı 11. maddesinde;

                "Eğitim kurum ve birimleri Kurul tarafından belirlenen nitelik ve standartlara uymak zorundadır. Eğitim kurum ve birimleri fiziki yapıları, teknik donanımları, personel durumları, eğitim, uygulama ve araştırma faaliyetlerinin standartlara uygunluğu yönünden Kurul tarafından ya da 7 nci maddenin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca oluşturulan komisyonlarca, en az üç yılda bir denetlenir. Denetimlerde 25 inci maddenin üçüncü fıkrasının (g) bendinde yer alan denetim formu doldurulur ve Kurula sunulur.Denetimlerde tespit edilen eksiklik ve hataların giderilmesi için Kurul tarafından kurumlara uyarı yazısı gönderilir. Bu yazıda; eksiklik ve hatanın tanımı, bunların giderilmesi için alınması gereken önlemler ile verilen süre belirtilir. Verilen süre içinde eksiklik ve hataların giderilmemesi halinde kurum veya birimin eğitim yetkisi kaldırılır.Eğitim yetkisi kaldırılan kurumlar eksikliklerini gidererek eğitim yetkisini almak için Bakanlık aracılığıyla Kurula yeniden başvurabilir." hükmüne yer verilmiştir.

                11. madde ile, uzmanlık eğitimi vermeye yetkili olan sağlık kurumlarının 7. maddede de belirtildiği gibi Kurul tarafından saptanan asgari niteliklere sahip olması gerektiği belitilerek, eğitim kurumlarının bu nitelikleri açısından Tıpta Uzmanlık Kurulu ya da Kurul tarafından oluşturulacak komisyonlar ile denetleneceği, eksiklik tespit edilen kurumların uyarılacağı ve uyarının ardından bu eksikliklerin giderilmemesi halinde ilgili sağlık kurumunun eğitim yetkisinin kaldırılacağı hüküm altına alınarak uzmanlık eğitimi verme yetkisine sahip olan sağlık kurumlarının denetimi düzenlenmiştir. 

                 Hukuk devletinin gerekleri arasında yer alan kanuni idare ilkesinin görünümlerinden biri olan düzenli idare ilkesi; idarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları tüzük yönetmelik gibi idari metinlerle objektif bir şekilde düzenlemesini gerektirmektedir. İdarelerin işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları da açıktır. Ancak bu takdir hakkı, serbestçe kullanılabilecek bir keyfiyeti ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmalıdır.

                Davacı Birliğin iptal istemine temel aldığı ve dava konusu Yönetmelikte yer almamalarının uzmanlık eğitiminin planlama ve denetimini olumsuz etkileyeceğini ileri sürdüğü Eğitim Kurumlarını Değerlendirme Komisyonu ile Eğitim ve Müfredat Komisyonun 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün 8. ve 10. maddelerinde yer alan görevleri genel itibariyle; uzmanlık eğitimi verecek sağlık kurumlarının sahip olması gereken asgari niteliklerinin belirlenmesi, uzmanlık eğitimi verilecek sağlık kurumlarının bu niteliklere sahip olup olmadığı yönünden incelenerek Tıpta Uzmanlık Kuruluna görüş verilmesi,  uzmanlık eğitimi veren sağlık kurumlarının bu niteliklerini koruyup korumadığı yönünden incelenmesi, tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin görüş vermek, eğitim müfredatını ve rotasyonları belirlemek, uzmanlık eğitimi sürecindeki bilimsel çalışmaların kapsamını belirlemek, eğitim birimlerinde uzmanlık eğitimine ilişkin programa uyulup uyulmadığının incelenmesi olarak belirlenmiştir. Dava konusu, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin yukarıda alıntısı yapılan 7. maddesinde ve 11. maddesinde;  bu görevlerin yerine getirilmesini de kapsayacak şekilde, uzmanlık eğitimi verecek sağlık kurumlarının sahip olması gereken asgari niteliklerinin belirlenmesi, uzmanlık eğitimi veren sağlık kurumlarının bu niteliklerini koruyup korumadığı yönünden denetlenmesi, eğitim müfredatının ve rotasyonların belirlenmesi, tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin görüş verilmesi, eğitim birimlerinde uzmanlık eğitimine ilişkin programa uyulup uyulmadığının incelenmesi gibi uzmanlık eğitiminin denetimi ve planlanmasına ilişkin hususlar Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevleri arasında  sayılmıştır. Her ne kadar davacı Birlik tarafından uzmanlık eğitimi yetkisi verilecek kurumların bu yetki verilmeden önce Kurul tarafından belirlenen asgari standartlara uygun olup olmadığının denetimi yönünde bir belirlemenin Yönetmeliğin İkinci Bölümünde ve 11. maddede bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; Yönetmeliğin 10. maddesi uyarınca tıpta uzmanlık eğitimi verecek sağlık kurumlarının sahip olması gereken asgari nitelikleri belirleyen ve yine Yönetmeliğin 7/a maddesi uyarınca bu kurumlara eğitim yetkisi verilmesini karara bağlayacak olan Tıpta Uzmanlık Kurulunun eğitim yetkisi verilmesi aşamasında, asgari standartların bulunup bulunmadığı konusunda bir inceleme yapacağı hususu anılan maddelerin doğrudan bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır, aksi bir düşünce anılan maddelerin (10. ve 7. madde hükümleri) ihdasını hukuken anlamsız kalacaktır.

                 Diğer taraftan, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin son fıkrasında, görev alanlarıyla ilgili konularda çalışmalar yapmak ve görüş hazırlamak üzere, görev süresini ve üye sayısını belirlediği geçici komisyonlar kurmak, Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevleri arasında sayıldığından; Kurulun, uzmanlık eğitiminin planlanması ve denetimi ile ilgili olarak komisyonlar aracılığıyla çalışmalarını yürütebileceği açıktır. Kaldı ki, eğitim kurumlarının uzmanlık eğitimi için gereken asgari niteliklere uygunluğu yönünden denetiminin bu komisyonlar aracılığıyla da yapılacağı dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinde açıkça hüküm altına alınmış olduğu gibi 11. madde hükmünde eğitim kurumlarının denetiminin en az üç yılda bir yapılacağı belirtildiğinden,  davacı Birliğin ileri sürdüğünün aksine yıllık denetim yapılmasına da mevzuat açısından bir engel bulunmamaktadır.

                Ayrıca, gerek 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Yasada gerekse 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda, tıpta uzmanlık eğitiminin planlanması ve denetimi konusunda Sağlık Bakanlığını sürekli komisyonlar kurmaya zorlayan bir düzenleme de bulunmamaktadır.  

                Bu bağlamda; Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 .maddesinde sayma suretiyle belirlenen görevleri uyarınca gerek tek tek bireylerin gerekse bir bütün olarak toplumun sağlığını korumak, bu amaçla plan program yapmak ve gerekli teşkilatı kurmaktan sorumlu olan Sağlık Bakanlığının takdir hakkını; tıpta uzmanlık eğitiminin planlaması ve denetimine ilişkin hususları Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevleri arasında düzenlemek ve bu planlama ve denetim faaliyetlerini Tıpta Uzmanlık Kurulunun alt komisyonları aracılığı ile yürütmek yönünde kullanmasında kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

                Bu bilgiler ışığında, hukuka uygun olarak düzenlenmiş olan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 6., 7. maddeleri ile 11.maddesinde eğitim kurumlarının yetkilendirilmesi, denetimi ile ilgili noksan düzenleme iddiası ve Yönetmeliğin İkinci Bölümünde Eğitim Kurumlarını Değerlendirme Komisyonu ile Eğitim ve Müfredat Komisyonunun  oluşumuna ve işleyişi ve görevlerine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme iddiası yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 10. maddesinin incelenmesi;

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 10. maddesinde; "Eğitim kurumları ve birimlerinin nitelikleri ve standartları Kurul tarafından belirlenir ve Bakanlıkça internet ortamında yayımlanır. " hükmü yer almaktadır.

                Davacı Birlik tarafından eğitim kurumlarının sahip olması gereken asgari niteliklerin klinik ve laboratuvar dalları, yatak sayısı, asistan sayısı, asgari poliklinilk sayısı gibi kalemlerin açıkça sayılması yoluyla düzenlenmesi gerektiği ve bu yöndeki eksik düzenleme ile öngörülebilir bir uygulamanın sağlanamayacağı ileri sürülmektedir.

                 Yukarıda yer verilen açılamalarda da belirtildiği gibi, 1219 sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu olarak belirlenen Tıpta Uzmanlık Kurulunun  gerek oluşumu gerekse görevleri itibariyle tıpta uzmanlık eğitimi sürecini; bir bütün olarak (denetim, planlama, müfredatı hazırlamak, standartları belirlemek gibi husularda) düzenleme yetkisini haiz olduğu açıktır.  Bu bağlamda 10. madde hükmü, yukarıda yer verilen açıklamalarda hukuka uygun olarak ihdas edildiği saptanan 7. maddenin (b) bendinin tekrarı niteliğinde bir düzenleme olup, Tıpta Uzmanlık Kurulunun 1219 sayılı Yasa uyarınca sahip olduğu yetkinin ifadesidir.

                Diğer taraftan, davacı tarafından ileri sürüldüğünün aksine, bu asgari niteliklerin Yönetmelikle sayma suretiyle belirlenmemiş olması, öngörülebilir olmayan bir uygulamanın meydana geleceğini doğrudan ortaya koymadığı gibi, Yönetmelikte bu niteliklerin belirlenmesi konusunda keyfiliğe yol açacak bir düzenlemeye yer verilmemiş ve oluşumu itibariyle tabiplerin çoğunlukta bulunduğu Tıpta Uzmanlık Kurulunun, eğitim kurumlarının asgari niteliklerini belirlemesi ve bu niteliklerin Sağlık Bakanlığınca aleniyet kazanmak üzere ilan edilmesi öngörülmüştür. Mevzuat belirleme tekniği açısından da, idarenin Yasayla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bir başka ifadeyle Yasanın uygulanmasını sağlamak amacıyla yönetmelikler ihdas ederken; bu görevlerin gerektirdiği teknik detayların belirlenmesi noktasında takdir hakkına sahip olduğu ancak bu takdir hakkının keyfiyeti ifade etmediği açıktır. Bu bağlamda dava konusu düzenleme açısından, uzmanlık eğitimi verecek sağlık kurumlarının sunulan hizmetin gereği sahip olması gereken nitelikler konusunda bir boşluk bırakılmamış, bu nitelikler Tıpta Uzmanlık Kurulunun belirleyeceği standartlara bağlanmıştır.

                Ayrıca, sağlık kurumlarının iç dinamikleri ve tıp alanında yaşanan gelişim dikkate alındığında, uzmanlık eğitimi veren sağlık kurumlarının sahip olması gereken niteliklerin; sabit ve değiştirilmesi belli şekil kurallarına bağlı bir idari metin yerine, tıpta uzmanlık eğitimini bir bütün olarak belirleyen ve daimi bir Kurul olarak görev yapan Tıpta Uzmanlık Kurulu eliyle, değişen koşullara uyum sağlayabilecek bir biçimde belirlenmesinde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.    

                Bu durumda; yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca, tıpta uzmanlık eğitimi verecek olan sağlık kurumlarının sahip olması gereken niteliklerin Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenmesini düzenleyen Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 10. maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığından bu madde yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                 Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 12.maddesinde, eğitim ve araştırma hastanelerinin akademik kurullarına ilişkin eksik düzenleme iddiasının incelenmesi;

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 12.maddesinde; "Kurum ve birimler; eğitim-öğretim, uygulama ve araştırma faaliyetlerinin değerlendirilmesi ve bilimsel denetimin etkinliğinin sağlanması için tabi oldukları mevzuat çerçevesinde uzmanlık eğitimini düzenleme ve koordine etme görevini kendi akademik kurullarınca yapar." hükmüne yer verilmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşıldğı gibi, bu düzenleme uzmanlık eğitimi veren sağlık kurumları ve bu kurumların birimlerinin(ana bilim dalı, klinik laboratuvar gibi) kendi bünyelerinde uzmanlık eğitiminin düzenlenmesi ve koordine edilmesi görevinin ilgili mevzuatları uyarınca kendi akademik kurulları tarafından yerine getirileceğini düzenlemektedir.

                "Akademik kurul" madde metninde de yer aldığı gibi her kurum açısından (tıp fakülteleri, GATA, Adli Tıp Kurumu ve Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler) kendi mevzuatlarındaki belirlemeye göre saptanacaktır.

                 Tıp fakülteleri için akademik kurul, bir başka ifadeyle kurum içi uzmanlık eğitiminin düzenlenmesi ve koordine edilmesi görevini yürütecek kurul, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası uyarınca yürürlüğe konulan "Yükseköğretim Kurumlarında Akademik Kurulların Oluşturulması ve Bilimsel Denetim Yönetmeliği" nin 3. maddesinde Akademik Genel Kurul,Akademik Bölüm Kurulu, Akademik Anabilim Kurulu olarak belirlenmiş ve Yönetmeliğin devamında bu kurullara ilişkin belirlemeler yapılmıştır. Aynı şekilde Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Adli Tıp Kurumunun kendi bünyelerinde düzenleme ve koordine etme görevini yürütecek olan akademik kurullara;  2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 8. ve devamı maddelerinde "Akademi Kurulu" ve "Fakülte Kurulu" olarak,  2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun 3. ve devamı maddelerinde "Adli Tıp Genel Kurulu" ve "Adli Tıp İhtisas Kurulları" olarak yer verilmiştir.

                Davacı Birlik tarafından Sağlk Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri için kendi içlerinde düzenlme ve koordine etme görevini yapacak akademik kurul yönünden bir belirsizlik olduğu ve madde metninde bunun açıkça düzenlenmemesi nedeniyle maddenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

                10.09.1982 gün ve 8/5319 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca 13.1.1983 gün ve 17927 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 2. maddesinde; bu yönetmeliğin Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri ile 5. maddede sayılan sağlık kurumlarını kapsadığı hüküm altına alınmış, Yönetmeliğin  5.maddesinin (e) bendinde ise; öğretim, eğitim ve araştırma yapılan uzman ve yan dal uzmanlarının yetiştirildiği genel ve özel dal sağlık kurumları olan eğitim ve araştırma hastanelerine yer verilmiştir. Bu madde hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin eğitim ve araştırma hastanelerini kapsadığı açıkça anlaşılmaktadır.

                Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin "Bilimsel Kurullar" başlıklı bölümünde yer alan 20. maddesinde, ilmi ve idari konularda görüşme yapmak ve karar almak üzere "Hastane Konseyi"ne ve 21. maddesinde "Eğitim Planlama ve Koordinasyon Kurulu" na yer verilmiştir. Dolayısıyla eğitim ve araştırma hastaneleri için uzmanlık eğitimini kurum içinde düzenleyecek ve koordine edecek olan akademik kurullar "Hastane Konseyi" ve "Eğitim Planlama ve Koordinasyon Kurulu"  olarak belirlenmiş olmaktadır.

                Bu bağlamda; dava konusu Yönetmeliğin 12.maddesinde kurumların kendi mevzuatlarına yapılan açık atıf nedeniyle, eğitim ve araştırma hastaneleri açısından da, uzmanlık eğitimini düzenleme ve koordine etme  görevi yüklenen akademik kurulun  tespiti noktasında bir hukuki boşluk bulunmamaktadır.          

                Bu duruma göre; uzmanlık eğitimi veren sağlık kurumları ve bu kurumların birimlerinin(ana bilim dalı, klinik laboratuvar gibi) kendi bünyelerinde uzmanlık eğitiminin düzenlenmesi ve koordine edilmesi görevinin ilgili mevzuatları uyarınca kendi akademik kurullarınca yerine getirilmesini öngören Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 12.maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığından bu madde yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 13.maddesinde yer alan "Adli Tıp Kurumunda 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununda belirtilen ihtisas kurulu başkanları ile en az üç yıl süreyle ihtisas kurullarında üyelik yapmış adli tıp uzmanları sorumludur" ibaresinin, Yönetmeliğin Üçüncü Bölümünde Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanelerindeki eğitim sorumlularının görev ve yetkilerine ilişkin eksik düzenleme iddiasının incelenmesi;

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 13.maddesinde; "Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi, ilgili alanda uzmanlığı olan eğitim sorumluları tarafından verilir. Tıpta uzmanlık eğitiminden, fakültelerde ve Gülhane Askeri Tıp Akademisinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununa göre profesör, doçent ve en az üç yıllık uzman olan yardımcı doçentler; eğitim ve araştırma hastanelerinde klinik ve laboratuvar şefi, şef yardımcısı ve kadro unvanına bakılmaksızın profesör ve doçentler; Adli Tıp Kurumunda 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanununda belirtilen ihtisas kurulu başkanları ile en az üç yıl süreyle ihtisas kurullarında üyelik yapmış adli tıp uzmanları sorumludur. Başasistan ve uzmanlar ile ilgili alanda uzman olmayan öğretim üyeleri ve öğretim görevlileri, eğitim sorumluları nezaretinde uzmanlık eğitiminde görev alır." hükmüne yer verilmiştir.

                Yukarıda yer  verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Yasanın 9. maddesi uyarınca uzmanlık eğitimi ile ilgili  usul ve esasların Sağlık Bakanlığınca hazırlanacak olan (dava konusu) Yönetmelikle düzenleneceği açıktır. Bu bağlamda Sağlık Bakanlığı, uzmanlık eğiimine ilişkin hizmetin yürütümü noktasında yasalar ve hukuki ilkeler çerçevesinde takdir hakkına sahiptir.

                 İdarelerin işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları açıktır. Ancak bu takdir hakkı, serbestçe kullanılabilecek  bir keyfiyeti ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmalıdır.

                2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununun 33.maddesinde; "Adlî Tıp Kurumunda adlî tıp alanında uzmanlık ve yan dal uzmanlıkları ilgili kanun, tüzük ve yönetmelikler uyarınca yaptırılır." hükmüne yer verilmiştir.

                Bilindiği gibi; normlar hiyerarşisinde yasalardan sonra gelen yönetmelikler bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve yasa hükümlerine açıklık getirilmesi suretiyle bu yasa hükümlerinin  uygulamaya   geçirilmesi   amaçlanır.  Diğer  yandan,  normlar  hiyerarşisinde ki düzenleme soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içermektedir. Anılan sistem de bir üst norm bir alt norma oranla daha genel ve soyut ifadeler taşımakta, bir alt norm ise daha özel ve somut ifadelerle bir üst normun ne amaçlamak istediğini somut olarak ortaya koymaktadır.

                Dava konusu Yönetmeliğin dava konusu yapılan 13. maddesinde uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kurumlarda unvanlar itibariyle kimlerin eğitim sorumlusu olduğu belirlenmiş, bu belirleme yapılırken kurumlarda görev yapan ve eğitim sorumlusu olabilecek asgari niteliğe sahip unvanlar dikkate alındığı gibi, üniversitelerin tıp veya diş hekimliği fakültelerindeki eğitim sorumluları (profesör doçent gibi) ve diğer kurumlardaki sorumlular belirlenirken 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu, 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Yasasındaki hükümlere paralel düzenlemelere yer verilmiştir.

                Diğer taraftan, davacı Birlik tarafından; Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 22. maddesinde, adli tıp kurumunda uzmanlık eğitimi alan asistanların eğitiminden akademik unvanlı personel ile Adli Tıp Kurumunda 2547 sayılı Yasanın 38. maddesi uyarınca görev yapan akademik unvanlı personelin sorumlu olduğu  hüküm altına alındığından, 13. maddenin Adli Tıp Kurumu yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

                Ancak,  Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin ilgili maddesi Tıpta Uzmanlık Tüzüğüne atıf yapmakta olup, yukarıda anılan belirlemeyi yürürlükte bulunmayan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü dahilinde düzenlemektedir. Kaldı ki, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği, Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğine göre, tıpta uzmanlık eğitimi için özel nitelikli ve sonraki tarihli bir düzenleme olması nedeniyle öncelikli olarak dikkate alınması gereken bir niteliği haizdir. Dolayısıyla, Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği için bir denetleyici norm niteliğinde olmadığından ve Adli Tıp Kurumu Kanununda uzmanlık eğitimine ilişkin olarak ilgili idari düzenlemelere (mevcut durumda Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğine)  atıf yapıldığından, davacı Birliğin bu yöndeki iddiasına itibar etmek hukuken mümkün değildir.  

                 Bu bağlamda; Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde sayma suretiyle belirlenen görevleri uyarınca gerek tek tek bireylerin gerekse bir bütün olarak toplumun sağlığını korumak, bu amaçla plan program yapmak ve gerekli teşkilatı kurmaktan sorumlu olan Sağlık Bakanlığının, sağlık hizmetini ifa edecek olan tabiplere uzmanlık eğitimi verecek olan eğitim sorumlularının belirlenmesinde, sağlık hizmetinin daha nitelikli bir şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla çeşitli kriterler getirmesinin takdir hakkı kapsamında bulunduğu açıktır. Bu takdir hakkının dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak; belirli unvanların veya çalışma sürelerinin sağlanması yönünde şart getirilerek kullanılmasında; unvan ve çalışma süresi gibi niteliğe ilişkin olduğu açık olan şartların getirilmesi nedeniyle kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

                Davacı Birlik tarafından;dava konusu Yönetmeliğin "Eğitim Kurumları ve Eğitim Sorumluları" başlıklı üçüncü bölümünde eğitim ve araştırma hastanelerindeki eğitim sorumlularının(klinik ve laboratuvar şefi, şef yardımcısı) görevlerinin düzenlenmediği ve bu durumun eksik düzenleme  nedeniyle hukuka aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.

                Dava konusu Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği 1. maddesinde ve yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği gibi tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasları düzenleyen bir idari metin olup sağlık hizmetinin sunumunda görev alan kadroları tanımlayan ve bunların görevlerini düzenleyen bir Yönetmelik değildir. Bu yönetmelik sağlık hizmetinin sunumunda görev alan mevcut kadroları tıpta uzmanlık eğitimi sürecinde, eğitim sorumlusu olmak gibi görevlerle donatan bir düzenlemedir.

                Ayrıca, yukarıda belirtildiği gibi eğitim ve araştırma hastanelerini kapsayan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin "Tıbbi Hizmetlerde Çalışanların Görev ve Yetkileri" başlıklı bölümünde yer alan 109. ve 135. maddeleri arasında baştabipten, hastane hizmetlisine kadar sağlık hizmetinin sunumunda görev alan sağlık personelinin görev ve yetkileri açıkça düzenlenmiştir. Kaldı ki, eğitim sorumlularının tıpta uzmanlık eğitiminde yerine getirecekleri görevlerin; dava konusu Yönetmeliğin çeşitli maddelerine serpiştirilmek (23,25,27,28,29,30 gibi) suretiyle düzenlendiği görülmektedir.

                Bu duruma göre, dava konusu Yönetmeliğin "Eğitim Kurumları ve Eğitim Sorumluları" başlıklı üçüncü bölümünde davacı Birliğin eksik düzenleme iddiası yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

                Sonuç olarak; ilgili diğer mevzuat hükümleri ile paralel hükümler içeren ve sağlık kurumlarının kendi iç dinamiklerini esas alarak eğitim sorumlularıyla ilgili belirlemeler yapan 13.maddede yer alan "Adli Tıp Kurumunda 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununda belirtilen ihtisas kurulu başkanları ile en az üç yıl süreyle ihtisas kurullarında üyelik yapmış adli tıp uzmanları sorumludur" ibaresi ve  "Eğitim Kurumları ve Eğitim Sorumluları" başlıklı üçüncü bölümdeki eksik düzenleme iddiası yönünden  yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 15.maddesinin; 2. fıkrasındaki eksik düzenleme iddiasının ve  4. fıkrasının incelenmesi;

                 Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2.fıkrasında; "Kurumlar, her sınav dönemi için açılmasını istedikleri uzmanlık öğrencisi kadrolarını bağlı oldukları üst kurumlar aracılığı ile Bakanlığa bildirir. Bakanlık, Kurulun görüşünü alarak kadroları kurum ve birim adı belirtmek suretiyle ÖSYM'ye bildirir." hükmüne yer verilmiştir.

                Davacı Birlik tarafından 15. maddenin ikinci fıkrasının; asistan sayılarının asgari standartlarının belirlenmemesi nedeniyle eksik düzenleme teşkil ettiği ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

                Yukarıda 10. maddenin hukuki değerlendirilmesinde yer verilen açıklamalar bu madde için de gerekçe olacak niteliktedir.

                Dava konusu 15.maddenin ikinci fıkrasında, her sınav döneminde açılacak uzmanlık öğrencisi kadroları konusunda hukuki boşluk yaratacak bir düzenlemeye yer verilmemiş, sağlık kurumlarının talepleri üzerine Sağlık Bakanlığının Tıpta Uzmanlık Kurulunun görüşünü alarak asistan sayılarını ÖSYM Başkanlığına bildirmesi esası benimsenmiştir. Mevzuat belirleme tekniği açısından da, idarenin Yasayla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bir başka ifadeyle Yasanın uygulanmasını sağlamak amacıyla yönetmelikler ihdas ederken; bu görevlerin gerektirdiği teknik detayların belirlenmesi noktasında takdir hakkına sahip olduğu ancak bu takdir hakkının keyfiyeti ifade etmediği açıktır.

                Bu bağlamda, sağlık kurumlarının iç dinamikleri, tıp alanında yaşanan gelişim ve ihtiyaçların sürekli değişim gösterdiği dikkate alındığında, uzmanlık eğitimi veren sağlık kurumlarının asistan ihtiyacı doğrultusundaki kontenjan taleplerine ilişkin olarak; sabit ve değiştirilmesi belli şekil kurallarına bağlı bir idari metinle sınırlayıcı bir belirleme yapılması yerine, sağlık kurumlarının isteği ve Tıpta Uzmanlık Kurulunun vereceği görüş doğrultusunda  bir belirleme yapılmasında kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.               

                Diğer taraftan 1219 sayılı Yasa ve diğer üst hukuk normlarında İdareyi bu yönde bir düzenleme yapmaya zorlayan bir hükümde bulunmamaktadır.

                Bu durumda; yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca, sağlık kurumlarının talebi üzerine Sağlık Bakanlığının Tıpta Uzmanlık Kurulunun görüşünü alarak her sınav döneminde açılacak asistan kadrosu sayısını ÖSYM Başkanlığına bildirmesini öngören 15.maddenin 2. fıkrasındaki eksik düzenleme iddiası yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 15. maddesinin 4. fıkrasında; "Uzmanlık eğitimini kısa süreli olarak yapabilecekleri ek-1 sayılı çizelgede belirtilmiş olan uzmanlar arasından TUS ile veya kontenjan açıldığı takdirde uzman oldukları alanlarda yapılan YDUS ile ana dalda uzmanlık öğrencisi alınır. " hükmüne yer verilmiştir.

                Dava konusu bu düzenleme; kendilerine, Ek-1 sayılı çizelgenin "eğitim süreleri kısmında" ilgili ana dalda kısa süreli uzmanlık eğitimi imkanı tanınan ana dal uzmanlarına, Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavının(TUS) yanı sıra Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavına da(YDUS) girmeleri suretiyle, kısa süreli ana dal uzmanlık eğitimi imkanı tanımaktadır.

                Tıpta uzmanlık eğitimine, dava konusu Yönetmeliğin ilgili maddeleri (4/i,14,15,16,17,18..gibi) uyarınca ve bugüne yayımlanmış idari metinlerden de açıkça anlaşıldığı üzere Tıpta Uzmanlık Eğitimine Giriş Sınavında başarılı olunması suretiyle başlanacağı ve bu sınav sonucunda alınacak eğitimin de ana dalda uzmanlık eğitimi olduğu açıktır. Ek-1 sayılı çizelgede kısa süreli eğitim imkanı tanınan uzmanların alacağı eğitim de görece (daha önce uzmanlığı bulunmayanlara göre) daha kısa süreli olsa da sonuç olarak bir ana dalda uzmanlık eğitimidir.           

                1929 yılından bu yana tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasları belirleyen idari düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; birbirleri ile ilintili olan tıp disiplinlerinin birbirlerine ana dal-yan dal(ileri ihtisas) ilişkisi ile bağlandığı ve ayrıca bir tıp disiplininde uzman olmuş tabiplere, uzman olduğu disiplinle ilintili olan  diğer tıp disiplinlerinde o disiplinler için öngörülen uzmanlık eğitimi süresinden daha kısa bir sürede eğitim alarak uzman olma imkanının tanındığı görülmektedir. Bu durumun idari istikrar oluşturacak bir süreç izlediği de açıktır. 

                Diğer taraftan Yan dal uzmanlık eğitimi, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 27. maddesinde; yan dalın bağlı olduğu ana dal uzmanlarının görebileceği bir uzmanlık eğitimi olarak tanımlanmıştır. Yukarıda sayılan ve bugüne kadar tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin esas ve usulleri belirleyen tüzüklerde de yan dal eğitimi veya ileri ihtisas şeklinde belirlenen uzmanlık eğitimi ilgili ana dal uzmanlarının devam edebileceği bir uzmanlık eğitimi olarak belirlenmiştir.

                Belli bir tıp alanında uzmanlık eğitimi alan tabiplerin, kendi uzmanlık alanlarında bulunan görece daha dar kapsamlı bir konuda derinleşmesini ifade eden yan dal eğitiminin  yan dalın bağlı olduğu ana dal uzmanlarınca görülmesi ve dolayısıyla yan dal uzmanlık eğitimine giriş için yapılan Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavına da(YDUS) ancak  yan dalın bağlı bulunduğu ana dalda uzmanlığı bulunan tabiplerin, yalnızca yan dal uzmanlık eğitimi alabilmek için girmesi gerektiği açık olup, bu yöndeki belirleme;  bugüne kadar tıpta uzmanlık eğitimi konusunda yayımlanmış olan tüzükler ve Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinde yer alan hükümlere uygun düşmekte ve bu  hükümlerin doğal bir sonucu olmaktadır.

                Ayrıca; giriş sınavları, eğitim süreleri ve verilen uzmanlık belgeleri itibariyle farklı bir eğitim süreci içerdiği açık olan (kısa süre imkanı tanınsa da)ana dal uzmanlık eğtimi ile yan dal uzmanlık eğitiminin giriş sınavlarının da farklı içeriklerde olacağı açıktır. Kaldı ki bu husus iki sınavın idari metinlerde ayrı ayrı düzenlenmiş olmasından da açıkça görülmektedir.

                Bu bilgiler ışığında 15. maddenin 4. fıkrasının; kendilerine, uzmanlık alanlarıyla ilintili olan başka ana dallarda kısa süreli ana dal uzmanlık eğitimi imkanı tanınan uzmanların Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavına(TUS) girerek görece kısa süreli ana dal uzmanlık eğitimi almalarını öngören kısmında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;  bu uzmanlara Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavına(YDUS) girerek ana dal uzmanlık eğitimi alma imkanı tanıyan "veya kontenjan açıldığı takdirde uzman oldukları alanlarda yapılan YDUS ile " ibaresinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

                Bu duruma göre; 15. maddenin 4. fıkrasının; "veya kontenjan açıldığı takdirde uzman oldukları alanlarda yapılan YDUS ile" kısmı yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulü, fıkranın kalan kısmı yönünden ise yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 26. maddesinin incelenmesi;          

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 26. maddesinde; "Uzmanlık öğrencisinin, kurum ve birimlerde eğitimin çağdaş standartlarda verilmesinin sağlanmasını isteme hakkı vardır ve bunu sağlamak kurum amirlerinin görevidir. Nöbet, çalışma ve eğitim odaları gibi uzmanlık eğitimi alan kişinin eğitsel ve sosyal gereksinimlerini karşılayan alt yapı kurumca sağlanır. Uzmanlık öğrencileri uzmanlık eğitimi uygulamasından sayılmayan işlerde görevlendirilemez.Uzmanlık öğrencisi, eğitim sorumlusunun gözetim ve denetiminde araştırma ve eğitim çalışmalarında ve sağlık hizmeti sunumunda görev alır, deontolojik ve etik kurallara uyar. " hükmü yer almaktadır.

                Davacı Birlik tarafından, 26. madde hükmünün uzmanlık eğitimi öğrencilerinin çalışma saatleri hakkında düzenleme yapmaması, eksik düzenleme içermesi ve bu durumun uzmanlık eğitimi öğrencilerinin fazladan çalıştırılmasına neden olacağı nedeniyle hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

                Dava konusu Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği 1. maddesinde ve yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği gibi tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin usul ve esasları düzenleyen bir idari metin olup,ihdas ediliş amacı itibariyle, sağlık hizmetinin sunumunda görev alan kadroları(asistan,baştabip,şef) tanımlayan ve bunların görevlerini, çalışma saatlerini düzenleyen bir Yönetmelik değildir. Ayrıca kamu görevlilerinin, görevleri ve çalışma saatleri konusunda belirleme yapan yasal ve idari mevzuat pozitif hukumuzda (657 saylı Devlet Memurlar Yasası,Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği... gibi) mevcuttur.

                Kaldı ki,26. madde hükmü, uzmanlık öğrencisine, kurum ve birimlerde eğitimin çağdaş standartlarda verilmesinin sağlanmasını isteme hakkı vermekle, bu istemi kurum amirlerinin görevi olarak nitelemekle ve uzmanlık öğrencilerinin uzmanlık eğitimi uygulamasından sayılmayan işlerde görevlendirilemeyeceğini hüküm altına almakla uzmanlık eğitimi öğrencilerinin,eğitimlerini bu eğitimin içeriğine uygun koşullarda sürdürmelerini öngörmüştür.

                Bu duruma göre, uzmanlık öğrencilerinin hak ve sorumluluklarını düzenleyen 26.madde hükmünde çalışma saatlerine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle bir hukuka aykırılık bulunmadığından, bu madde yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin altıncı bölümünde merkezi yeterlilik sınavına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme iddiasının incelenmesi;

                Dava konusu Yönetmeliğin "Uzmanlık Eğitiminin Tamamlanması" başlıklı altıncı bölümünde, uzmanlık eğitimini bitirme sınavına yer verilerek uzmanlık eğitimi bitirme sınavına ilişkin belirlemeler(jüri, sınav aşamaları) yapılmıştır. Uzmanlık eğitimi bitirme sınavı merkezi bir sınav olarak değil, sağlık kurumları bünyesinde yapılan yerel bir sınav olarak öngörülmüştür. Anılan bölümde yer alan 30. madde hükmüne göre de, uzmanlık eğitimini tamamlamanın son aşaması uzmanlık eğitimini bitirme sınavında başarılı olunmasıdır.

                Yukarıda yer verilen açıklamalarda belirtildiği üzere, mevzuat belirleme tekniği açısından, idarenin Yasayla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bir başka ifadeyle Yasanın uygulanmasını sağlamak amacıyla yönetmelikler ihdas ederken; yasalarla çizilen sınırın dışına çıkmamak kaydıyla takdir hakkına sahip olduğu ancak bu takdir hakkının keyfiyeti ifade etmediği açıktır.

                Sağlık hizmeti gibi insan yaşamına ve kamu düzenine doğrudan etkisi olan bir kamu hizmetinin sunumunda görev alacak uzman doktor adaylarının, uzmanlık eğitiminin ardından yeterliklerinin ölçülmesi için bir bilimsel sınava tabi tutulması gerektiği hususu tartışmasızdır.

                Dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin (g) bendinde; uzmanlık eğitimi sınav jürilerinin seçim ölçütlerini belirleyerek jürilere katılabilecek eğitim sorumlularını tespit etmek, Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.Altıncı bölümde yer alan düzenlemeye göre; uzmanlık eğitimini bitirme sınavını yapacak olan jüri Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından belirlenen jüri listesinden ilgili sağlık kurumları tarafından seçilmektedir. Bu bağlamda uzmanlık eğitimini bitirme sınavı jürilerinin belli ölçütlere göre oluşturulan tek bir listeden seçilmesi ülke çapında, sınavın belli bir standartta yapılmasının sağlanacağını ortaya koymaktadır.

                Bu kapsamda, davacı tarafından ileri sürüldüğünün aksine, uzmanlık eğitimini bitirme sınavının merkezi bir sınav şeklinde yapılmaması, uzman doktor adaylarının bilimsel yeterliklerinin sağlıklı, eşit bir biçimde ölçülemeyeceği sonucunu doğrudan ortaya koymadığı gibi  Yönetmeliğin ilgili bölümünde  uzmanlık eğitimini bitirme sınavının yapılması konusunda idareyi keyfi uygulamalar yapmaya sevkedecek, hukuki boşluk yaratacak düzenlemeye yer verilmemiş ve oluşumu belli bir takım kurallara bağlanmış olan jüri tarafından iki aşamalı bir bilimsel sınavın yapılması öngörülmüştür. Diğer taraftan, İdareyi uzmanlık eğitimi bitirme sınavını merkezi bir sınav şeklinde yapmak yönünde zorlayan bir Yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu noktada önemli olan husus uzman doktor adaylarının bilimsel yeterliğinin ölçüldüğü bir sınavın var olup olmamasıdır.

                Bu durumda; dava konusu Yönetmeliğin altıncı bölümünde uzman doktor adaylarının, Tıpta Uzmanlık Kurulunun belirlediği listeden seçilen bilimsel jüri önünde girecekleri iki aşamalı bitirme sınavı ile yeterliklerinin ölçüleceği düzenlendiğinden, altıncı bölümünde merkezi yeterlik sınavına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme iddiası yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Geçici 4.maddesinin incelenmesi;

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin "veteriner, eczacı ve kimyagerler" başlıklı Geçici 4.maddesinde;"19/3/1927 tarihli ve 992 sayılı Kanun hükümlerine göre veteriner, eczacı ve kimyager olanlar, kendi alanlarına ilişkin düzenleme yapılıncaya kadar tıbbi biyokimya ve tıbbi mikrobiyoloji alanlarında TUS'ta başarılı olmaları kaydıyla uzmanlık eğitimi yapabilir." hükmü yer almaktadır.

                Bu madde özetle; veteriner, eczacı ve kimyagerlere tıbbi biyokimya ve tıbbi mikrobiyoloji alanında tıpta uzmanlık eğitimi alma imkanı sağlamaktadır.

                Davacı Birlik tarafından ise; bilimsel olarak yalnızca tıp fakültesi mezunlarının yararlanması gereken bir eğitim sürecinden, farklı meslek mensuplarının yararlanmasını öngörmesi nedeniyle maddenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

        30.3.1927 gün ve 580 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve yayımından 15 gün sonra yürürlüğe giren 992 sayılı Seriri Taharriyat ve Tahlilat Yapılan ve Masli Teamüller Aranılan Umuma Mahsus Bakteriyoloji ve Kimya Laboratuvarları Yasasının 1. maddesinde; "Muayyen ücret  mukabilinde  veya  meccanen  sariri  taharriyat  ve tahlilat yapılan veya masli teamüller aranılan umuma mahsus bakteriyoloji ve kimya laboratuvarları, yapılacak tahlilat ve taharriyatın cinsine göre ihtisas vesikasına malik ve Türkiye'de icrayı sanata mezun tabip, baytar, eczacı veya kimyagerler tarafından Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinin müsaadesi istihsal edilmek suretiyle açılır" hükmüne;  2. maddesinde ise;  Laboratuvar açacak her mütehassıs mahalli sıhhiye ve muaveneti içtimaiye müdiriyetine bir istida ile müracaat eder ve bu istidasına atideki evrak raptedilir, a - Nüfus tezkeresi, diploma, tababet ve şuabatı sanatlarının tarzı icrasına dair kanun ile nizamnamesinde münderiç ihtisas vesikaları hakkındaki hükümlere muvafık olarak alınmış vesikalar veya suretleri. b - Laboratuvarların ismi, muvazzah adresi ve krokisi, iştigal edeceği tahlilatın envar ve tahlilatın her nev'ine nazaran tesbit edilen ücretler miktarı laboratuvarlarda şerik veya memur sıfatiyle ifayı vazife edecek mütehassısların isimlerini, alatını ve edavatını ve echize ve müfredatını muhtevi beyanname." hükmüne yer verilmiştir.

        20.1.1956 gün ve 13426 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tababet İhtisas Nizamnamesinin 3.maddesi, 1973 yılında yayımlanan Tababet Uzmanlık Tüzüğünün "asistan olma şartları" başlıklı 6. maddesi ile tıp dışı meslek mensuplarının tıpta uzmanlık eğitiimi alması sağlanmıştır. 2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün asistan olma şartlarını belirleyen 14. maddesinde, tıp alanı dışında yer alan meslek mensuplarının tıpta uzmanlık eğitimi alabilmesine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. 2002 yılında yayımlanan tüzüğün tasarısına ilişkin olarak Danıştay 1. Dairesinin 12.4.2002 gün ve E:2002/10;K:2002/54 sayılı kararında; 992 sayılı Yasa ve 1973 tarihli Tababet Uzmanlık Tüzüğü ile veteriner, eczacı, kimyager ve biyologlara tıpta uzmanlık eğitimi alabilmeleri konusunda olanak sağlandığı, tasarı da ise bu konuda bir düzenlemeye yer verilmeyerek uzmanlık eğitimi imkanının anılan meslek mensuplarının elinden alındığı, ancak 992 sayılı Yasanın 2. maddesinin (a) bendi hükmünde yer alan düzenleme nedeniyle tüzük metnine anılan meslek mensupları için kendi alanlarında yeni düzenleme yapılana kadar tıpta uzmanlık eğitimi almalarını sağlayacak şekilde 5. madde hükmü eklendiği belirtilmiştir.Bu doğrultuda Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün Geçici 5.maddesinde; "11/4/1928 günlü ve 992 sayılı Kanun ile 5/4/1973 tarih ve 7/6229 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Tababet Uzmanlık Tüzüğünün 6 ncı maddesi hükümlerine göre uzman olma hakkı tanınanlar için kendi alanlarına ilişkin düzenleme yapılıncaya kadar bu Tüzük hükümleri uygulanır" hükmüne yer verilmiştir.Bir başka ifadeyle 19.6.2002 gününde yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde de;  992 sayılı Yasa ve Tababet Uzmanlık Tüzüğü ile uzun süre yürürlükte olan uygulamaya gönderme yapılarak tıp dışı meslek mensuplarının tıpta uzmanlık eğitimi alabilme imkanı korunmuştur.

                Dava konusu Yönetmeliğin  geçici 4. maddesi ile de, 992 sayılı Yasa hükümlerine göre veteriner, eczacı, kimyager olanlar için kendi alanlarında düzenleme yapılana kadar tıbbi biyokimya ve tıbbi mikrobiyoloji alanlarında tıpta uzmanlık eğitimi alabilme imkanı sağlanmıştır.        Tıp alanı dışında yer alan meslek mensuplarının tıpta uzmanlık eğitimi alabilmesine dair hükümler, yukarıda açıklandığı gibi 1956 yılından bugüne kadar idari düzenlemeler(tüzük-yönetmelik) için de yer almıştır. 1219 sayılı Yasada Tıp alanı dışında yer alan meslek mensuplarının tıpta uzmanlık eğitimi alabilmesine ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte, yukarıda alıntısı yapılan 992 sayılı Yasada bu konuya ilişkin olarak dolaylı da olsa hüküm bulunmaktadır. Şöyle ki; 992 sayılı Yasada, bakteriyoloji ve kimya laboratuvarı açabilmek için gerekli belgeler arasında 1219 sayılı Yasa uyarınca alınmış ihtisas vesikasına yer verilmiştir. Dolayısıyla tabipler dışında, bakteriyoloji ve kimya laboratuvarı açacak kişilerin, 1219 sayılı Yasa uyarınca belirlenen tıpta uzmanlık eğitimini alması öngörülmektedir.

                Anayasamızın 10.maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin görünümlerinden biri de düzenli idare ilkesidir. Düzenli idare ilkesi; idarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları tüzük, yönetmelik gibi idari metinlerle objektif bir şekilde düzenlemesi ve sürekli uygulamalar ile hukuki istikrarı tesis ederek buna uymasıdır. Dolayısıyla, idarenin düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda, aynı ve benzer durumda olan kişi ve olaylar için eşit uygulamayı sağlamak adına objektif düzenlemeler yapması ve istikrarlı uygulamalarda bulunması gerekmektedir.

                Bu duruma göre, dolaylı da olsa hukuki olarak 992 sayılı Yasa hükümlerini temel alan ve 1956 yılından bu yana Yasa temelli bir idari istikrar oluşturmuş bulunan, tıp alanı dışından yer alan meslek mensuplarının(veteriner, eczacı, kimyager) tıpta uzmanlık eğitimi almasına ilişkin uygulamayı düzenleyen Geçici 4. madde hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığından bu maddeye ilişkin olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Geçici 6.maddesinin incelenmesi;

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Geçici 6.maddesinde;"Bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce uzmanlık eğitimi süresini tamamlayıp da uzmanlık eğitimi bitirme sınavına girmemiş olanlar, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süre içerisinde eğitimlerini yapmış oldukları kurumlara başvurur ve takip eden altı ay içerisinde bu Yönetmelik hükümlerine göre uzmanlık eğitimi bitirme sınavına girerler. Bu süreler içerisinde başvurmayan veya sınava girmeyenler önceki eğitimlerine ilişkin bir hak talep edemez."hükmü yer almaktadır.

                Metni aktarılan geçici 6. madde hükmü, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği yürürlüğe girmeden önce Tıpta Uzmanlık Tüzüğüne göre tıpta uzmanlık eğitimini tamamlamış ancak henüz uzmanlık eğitimini bitirme sınavına girmemiş olan uzman doktor adaylarının, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği hükümlerine göre uzmanlık eğitimi bitirme sınavına gireceğini düzenlemektedir.

                Yasal ve idari düzenlemelerde  yer alan geçici maddelerle, geçiş dönemi sürecinde oluşacak hak kayıplarının önlenmesi, eski hukuksal durumla, yeni oluşturulan durumun  bağdaştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşılmasında gözetilecek olan, eski düzenlemelerle oluşan "kazanılmış hakların" yeterince korunup korunmadığıdır. Bu bağlamda İdare Hukuku bakımından hukuk öznelerinin kazanılmış haklarının üstün kamu yararı ihmal edilmeden korunması,  hukuk devleti olmanın gereğidir.            

                Üzerinde durulan "kazanılmış hak" kavramı, nesnel bir hukuk kuralının birey hakkında kendiliğinden uygulanabilir duruma gelmesini ya da somut bir sonucun oluşmasını veya somut sonucun istenebilir duruma gelmesini gerekli kılar. Kamu görevlileri bakımından ise, içinde bulunduğu ve uygulanan statünün belirlediği hakların korunması sözkonusu olacaktır.

                Yönetmeliğin, geçici 1. maddesinde, ilgililerin Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ki mevzuata göre kazanılmış bulunan uzmanlık ve eğitim yetkisi hakları saklı tutulmuştur. Yönetmeliğin geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte fiilen uzmanlık öğrencisi olanlar ile uzmanlık giriş sınavını kazanmış olanlar hakkında önceki mevzuat hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı kurala bağlanmış ve bu durumda olanlara yeni Yönetmeliğe tabi olmak konusunda seçimlik hak tanınmıştır.

                2002 yılında yayımlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün yürürlükte olduğu süreçte açılan Tıpta Uzmanlık Sınavına girerek uzmanlık eğitimi hakkını kazanan ve aynı zamanda belirli bir uzmanlık dalında asistanlık statüsünü elde eden asistanlara kazanım verildiğine göre ve bu eğitimin tamamlatılması öğretimden beklenen amacın kaçınılmaz gereği olduğuna göre geçici 6.madde hükmü Yönetmeliğin geçici 1. ve 2. maddeleriyle uyumsuzluk içinde görünmektedir.Geçici 6. madde hükmü nedeniyle; geçici 2. fıkra hükmünde saklı tutulan hak, uzmanlık eğitimini tamamlayan ancak sınava girmeyenler yönünden geçersiz olmaktadır. Ayrıca mevzuat açısından bölünmüş veya değiştirilmiş bir eğitimin, uzmanlık aşamasını ve yetişmişliği olumsuz etkileyeceği kuşkusuz olup uzmanlık eğitiminin disipline edilmiş yetkin bilimsel eğitim amacıyla da çelişilecektir.

                Anayasal eşitlik ilkesi de, Yönetmeliğin yürürlüğünden önce sınavı kazanmış ve/veya fiilen uzmanlık eğitimine başlamış olanlar ile uzmanlık eğitimi sürecini tamamlamış ancak henüz bitirme sınavına girmemiş olanlar arasında bir ayrım yapılmasına yönelik kazanılmış hak yorumuna olanak vermeyeceğinden, geçici 6.madde hükmünde eşitlik ilkesine, kazanılmış hak kavramına ve sonuç olarak hukuka uyarlık görülmemiştir.

                Bu durumda; hukuka aykırı olarak düzenlendiği anlaşılan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin geçici 6.maddesi yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabul edilmesi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Geçici 7.maddesinin incelenmesi;

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Geçici 7.maddesinde;"Bakanlık tarafından bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde, 25 inci maddenin üçüncü fıkrasında yer alan uzmanlık eğitimi takip sistemine işlerlik kazandırılır. Bu süre içerisinde önceki mevzuatın ilgili hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü yer almaktadır.

                Davacı Birlik tarafından metni aktarılan maddenin, atıf yapılan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü maddelerinin açıkça belirtilmemesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

                Dava konusu düzenlemede olduğu gibi yasal ve idari düzenlemelerde yer alan geçici maddelerle, geçiş dönemi sürecinde hukuki boşluk oluşmasının önüne geçmek  amaçlanmaktadır. Yeni bir pozitif düzenleme ile yeni kurumlar ihdas edilirken, oluşabilecek hukuksal karmaşaların önüne geçilmesi amacıyla eski düzenlemenin ilgili hükümlerine atıf yapılması mevzuat düzenleme tekniğinin de bir gereğidir.

                Ayrıca dava konusu geçici 7.madde hükmünde, önceki idari düzenlemeye atıf yapılırken hangi konuyla ilgili olarak (uzmanlık eğitim sürecinin takibi,denetimi) atıf yapıldığı açıkça belirtildiğinden ve önceki idari düzenlemede bu konunun düzenlendiği maddelerin, madde metinlerinden açıkça anlaşılabileceği de tartışmasız olduğundan davacının ileri sürdüğü iddialara itibar etmek mümkün değildir.

                Bu durumda, uzmanlık eğitiminin takibi açısından bir geçiş dönemi öngören ve bu dönem için hukuka uygun olarak olarak Tıpta Uzmanlık Tüzüğüne atıfta bulunan geçici 7. madde yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerinde rotasyona yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme iddiasının incelenmesi;

                Yukarıda yer verilen açılamalarda da belirtildiği gibi, 1219 sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu olarak belirlenen Tıpta Uzmanlık Kurulunun  gerek oluşumu gerekse görevleri itibariyle tıpta uzmanlık eğitimi sürecini; bir bütün olarak (denetim, planlama, müfredatı hazırlamak, standartları belirlemek gibi husularda) düzenleme yetkisini haiz olduğu açıktır. Ayrıca 1219 sayılı Yasanın 9. maddesi hükmünde uzmanlık ana dallarının rotasyonlarını belirlemek yetkisi hiç bir tereddüte yer bırakmayacak şekildi açıkça Tıpta Uzmanlık Kuruluna verilmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin 7.maddesinde de uzmanlık ana dallarının rotasyonlarını belirlemek Tıpta Uzmanlık Kurulunun görevleri arasında sayılmaktadır.

                Bu bağlamda; 1219 sayılı Yasa ile ihdas edilen ve görevleri  Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği ile düzenlenen Tıpta Uzmanlık Kurulunun, bu Yönetmeliğe göre uzmanlık ana dallarının rotasyonlarını belirlemekle görevli olması karşısında; aynı Yönetmeliğin ekinde uzmanlık ana dallarının rotasyonlarına yer verilmemesine ilişkin durumunun bir eksik düzenleme teşkil etmediği açıkça ortadadır. Aksi düşünce 1219 sayılı Yasa ve dava konusu Yönetmelikle Tıpta Uzmanlık Kuruluna uzmanlık ana dallarının rotasyonlarını belirleme görevinin verilmesini hukuken anlamsız kılacaktır.

                Bu duruma göre; Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerinde rotasyona yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme iddiası yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerinin incelenmesi;

                Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerinde; uzmanlık ana dalları ve yan dalları ile bu dallarda verilecek eğitimin süreleri, yan dalların hangi ana dallara bağlı olduğu ve uzmanlık ana dallarında kısa süreli eğitim hakkına sahip olan uzmanlar sayma suretiyle düzenlenmiştir.

                Davacı Birlik bu çizelgelerin bilimsel bir dayanağının bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

                2577 sayılı Yasanın 2. maddesinin 1/a bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

                Anılan Yasa kuralı ile idari işlemin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görülebilmesi için ön koşul olarak, dava açanın menfaatinin ihlal edilmesinin gerekliliği vurgulanmıştır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ihlali şartı da ancak, kişisel, meşru ve güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Diğer bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin, davacının hukuki, maddi veya manevi durumuna doğrudan veya dolaylı etki etmesi gerekmektedir.

                6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasasının 1.maddesinde;"Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icraya yetkili olup da sanatını serbest olarak yapan veya meslek diplomasından istifade etmek suretiyle resmi veya özel görev yapan tabiplerin katıldığı Türk Tabipleri Birliği; tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak, tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur." hükmü yer almaktadır.Aynı Yasanın 2.maddesinde ise;"Türk Tabipleri Birliği; Tabip odaları, Merkez Konseyi, Yüksek Haysiyet Divanı ve Büyük Kongreden ibaret teşekküllerin bütünüdür. Bu Birlik hükmi şahsiyeti haiz bir teşekküldür." hükmüne yer verilmiştir.

                Alıntısı yapılan Yasal düzenlemelerden de açıkça anlaşıldığı üzere; davacı Birlik ülkemizdeki tüm tabip odalarının bağlı olduğu ve yurt çapındaki hekimlerin üye olduğu kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur.

                Dairemizde; Ekli çizelgelere ilişkin olarak açılan bazı davalarda (2009/7842 esas sayılı dosya gibi) bazı tabiplerin düzenlemenin hukuka uygun olduğunu ileri sürülerek davalı idareler yanında davaya katıldığı görülmektedir. Dolayısıyla ülkemizde meslek icra eden tabiplerin uzmanlık ana dalları ve yan dallarını belirleyen çizelgeler konusunda hukuki menfaatleri yönünden farklı konumlarda olduğu anlaşılmaktadır.

                Bu bilgiler ışığında; dava konusu ekli çizelgelerin tüm tıp alanlarında düzenleme getirdiği ve ülkemizdeki tabiplerin ekli çizelgeler konusunda farklı hukuki menfaatlere sahip oldukları açık olduğundan, ülkemizdeki tabip odalarının bağlı olduğu ve ülke çapında meslek icra eden tabiplerin üye olduğu davacı Birliğin, iptalinde üyelerinin hak ve menfaatleri arasında birliktelik olmayan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerine karşı dava açma ehliyeti bulunmadığından bu aşamada anılan düzenlemeler yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerekmektedir.            

                Açıklanan nedenlerle, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin; geçici 6. maddesi ve 15.maddesinin 4. fıkrasında yer alan "veya kontenjan açıldığı takdirde uzman oldukları alanlarda yapılan YDUS ile"  ibaresi yönünden  2577 sayılı Yasanın 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, anılan düzenlemeler yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne; 4.maddesinin (h) bendinde yer alan "bakanlıkça uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınan sağlık kurumlarını" ibaresinin ve bu fıkrada "resmi" ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme, 6. maddesi, 7.maddesi, İkinci Bölümünde eğitim kurumlarını değerlendirme komisyonunun ve eğitim ve müfredat komisyonlarının  oluşumuna ve işleyişi ve görevlerine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme, 10.maddesi, 11.maddesinde eğitim kurumlarının yetkilendirilmesi ve denetimi ile ilgili noksan düzenleme, 12. maddesindeki eğitim ve araştırma hastanelerindeki akademik kurullara ilişkin noksan düzenleme,  13.maddesinde yer alan "Adli Tıp Kurumunda 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanununda belirtilen ihtisas kurulu başkanları ile en az üç yıl süreyle ihtisas kurullarında üyelik yapmış adli tıp uzmanları sorumludur" ibaresi, Üçüncü bölümünde Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanelerindeki eğitim sorumlularının görev ve yetkilerine ilişkin eksik düzenleme, 15.maddesinin 2.fıkrası, 4. fıkrasında yer alan "Uzmanlık eğitimini kısa süreli olarak yapabilecekleri ek-1 sayılı çizelgede belirtilmiş olan uzmanlar arasından TUS ile... ana dalda uzmanlık öğrencisi alınır" ibaresi, 26. maddesi, Yönetmeliğin Altıncı Bölümünde merkezi yeterlilik sınavına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme, Geçici 4.maddesi, Geçici 7. maddesi, Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgelerde rotasyona yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme ve Ek-1 ve Ek-3 sayılı çizelgeleri yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından bu düzenlemeler yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine 03.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.