2007 yılında uygulanacak
Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği ile ilgili Taslak çalışma üzerine Türk
Tabipleri Birliği'nin genel görüşleri 2 ve 9 Nisan 2007 tarihli toplantılarda
yazılı ve sözlü olarak sunulmuştu. Bu görüşlere ek olarak, ilgili uzmanlık
derneklerinin Taslak metin üzerine ilettiği değerlendirmelerden bir kısmını
paylaşmak isteriz.
Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği içintıklayınız...
Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği ile ilgili görüş ve
değerlendirmeler
2007 yılında uygulanacak
Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği ile ilgili Taslak çalışma üzerine Türk
Tabipleri Birliği'nin genel görüşleri 2 ve 9 Nisan 2007 tarihli toplantılarda
yazılı ve sözlü olarak sunulmuştu. Bu görüşlere ek olarak, ilgili uzmanlık
derneklerinin Taslak metin üzerine ilettiği değerlendirmelerden bir kısmını
paylaşmak isteriz.
Belirtmek
gerekir ki, Taslak metnin iletilmesi ile görüşlerinin sunulması için verilen
son tarih arasında, ikisi hafta sonu olmak kaydıyla, uzmanlık derneklerine
toplam dört gün süre verilebilmiştir. Sürenin kısıtlılığı sebebiyle görüş
bildiremeyen dernekler bulunduğu gibi görüş bildiren dernekler de inceleme
süresinin kısıtlılığı içinde değerlendirme yaptıklarını özellikle
vurgulamışlardır.
1-BAŞVURU BAŞINA ÖDEME
Uzmanlık
derneklerinden gelen görüşlerin bir çoğunun ortaklaştığı nokta başvuru başına
ödeme yapılması suretiyle hizmet alınmasının (ya da sunulmasının) sağlık
hizmetlerinin doğasına uygun olmadığı; bu uygulamada sağlık hizmetlerinin
mümkün olan en ucuz yöntem ve araçlar kullanılarak sunulacağı, tıbbi
gelişmelerin hizmet sunumuna yansıtılamayacağı, en az maliyetle en çok hastaya
bakılmaya çalışılacağı ve bütün bunların hizmetin niteliğine doğal olarak
olumsuz biçimde yansıyacağı vurgulanmıştır.
Anayasal
haklardan olan yaşam ve sağlık hakkı sözkonusu olduğunda tercih edilecek hizmet
sunum yönteminin saptanmasında öncelikli kriter maliyet değil hizmetin en iyi
biçimde sunulabilmesi olmak zorundadır. Vaka başı ödeme uygulamasının iptali
istemiyle açılan davada Danıştay 5.Dairesi tarafından verilen yürütmenin
durdurulması kararında da bu hususlar vurgulanmış; Maliye Bakanlığının itirazı
üzerine davayı inceleyen İdari Dava Daireleri Kurulu da düzenlemenin hukuka
aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Bu
değerlendirmeler ve yargısal kararlar ile Anayasa'nın 138. maddesi de
gözetilerek Tebliğ Taslağının başvuru başına ödeme uygulamasını getiren
düzenlemelerinin yeniden değerlendirilmesinin bir zorunluluk olduğu Sosyal
Güvenlik Kurumuna bildirilmiştir.
2-REÇETE DÜZENLEMESİNDE GETİRİLEN SINIRLAMA
Genel
değerlendirme niteliğindeki Türk Tabipleri Birliği görüşünde de ifade edilmiş
olan Tebliğ Taslağının 12.2 maddesindeki sınırlamalar bir çok uzmanlık derneği[1] tarafından da paylaşılmış;
bu tür sınırlandırmaların hastaların tedavi haklarının ellerinden alınması
niteliğinde olduğu ve bu niteliğiyle yaşam hakkının özünü zedelediği
belirtilerek özellikle bütün oral antibiyotiklerin sınırlama kapsamı dışında
tutulması gerektiği vurgulanmıştır.
3-SAĞLIK HİZMETİNDEN YARARLANMA KOŞULLARI
Sözleşmesi
anlaşması olmayan sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılmak zorunda kalınan acil
tedavilerde acil halin kalkmasına kadar değil hastanın taburcu edildiği tarihe
kadar olan ücret ödenmelidir. Ayrıca bu ödemenin önce hasta tarafından
yapılması ile paranın sonradan hastaya ödenmesi uygulamasından da vazgeçilmelidir.
Hastanın sağlık hizmeti alımında parasının olup olmaması değil hastalığının
olup olmaması temel kriter olmalı ve acil durum sebebiyle başvurduğu bir sağlık
kuruluşunun Kurum ile anlaşma yapmış olup olmadığı hastanın hizmet alım
koşullarını değiştirmemelidir.
4-BEHÇET HASTALIĞI[2]
İnterferon
kullanım ilkelerini düzenleyen hükme (12.7.13) Behçet hastalığı ile ilgili bir bent
eklenmesi yerinde olacaktır.
"C-Behçet hastalığı
Ağır organ tutulumlu veya dirençli Behçet hastalığı
Bu ilaçlar romatoloji immünoloji veya göz hastalıkları
uzmanları ya da bunlar tarafından düzenlenen ilaç kullanım raporuna dayanılarak
iç hastalıkları uzman hekimleri tarafından reçete edilmesi halinde bedeli
ödenir."
5-ALTIN PREPARATLARI, BİYOLOJİK AJANLAR,
LEFLUNOMİD VE SUBKÜTAN METOTREKSAT KULLANIM İLKELERİ (12.7.1.)
Bu başlık altında düzenlenmiş olan "d) Biyolojik ajanlardan Anti TNF
(infliksimab, etanarsept, adalimumab gibi) ilaçların kullanım ilkeleri"nden "Periferik eklem tutulumlu ankilozan spondilitli
hastalarda, sulfasalazin veya metotreksat kullanılmasına rağmen cevap
alınamayan veya yan etkileri nedeniyle bu ilaçların (Bath Ankilozan Spondilit
Hastalık Aktivite İndeksi BASDAİ > 4, Visual Analog Skoru VAS 0-10cm)
kullanılamadığı hallerde," ibaresinden "...Visual Analog Skoru VAS 0-10cm..."
kısmının çıkartılması yerinde olacakır.
Ayrıca Taslağın 12.7 düzenlemesi altında periferik damar hastalıkları
ve dijital ülser tedavisinde IV Iloprost ile ilgili bir hükmün bulunmamasının
da uygulamada sorun yaratabileceği düşünülmektedir. [3]
6-OSTEOPOROZ[4]
Osteoporozda ilaç kullanımını düzenleyen hükmün aşağıdaki gibi
düzenlenmesi hususunun değerlendirilmesi yerinde olacaktır:
"12.7.17. Osteoporozda İlaç Kullanım İlkeleri
A. Senil, postmenopozal ve cerrahi menapoza bağlı
osteoporozda:
Aşağıdaki hasta gruplarında bifosfonatların veya diğer
osteoporoz ilaçların (raloksifen, stronsiyum ranelat) kullanımında raporda
tedavi süresi belirtilir, omurgadan ve femurdan yapılan tetkiklerle ilgili KMY
ölçümünün bir örneği reçeteye eklenir. Bu
grup ilaçlardan Calsitoninin bedeli ödenmez.
Bu grup ilaçlar;
1) Osteoporotik patolojik kırık bulunan ve lomber bölgeden
posteroanterior veya lateral yapılan kemik mineral yoğunluk (KMY) ölçümünde
L1-4 veya femoral bölgeden yapılan KMY ölçümünde "T" değerlerinden herhangi
birinin -1 veya daha düşük olduğu hastalarda,
2) Lomber bölgeden posteroanterior veya lateral yapılan KMY ölçümünde
L1-4 veya femoral bölgeden yapılan femur
total veya femur boynu KMY ölçümünde "T" değerlerinden herhangi birinin
-2,5 veya daha düşük olduğu hastalarda,
B. Senil, postmenopozal ve cerrahi menapoza bağlı
osteopenide (T-skorunun 1 ile 2.5 arasında olması)
Aşağıdaki hasta gruplarında bifosfonatların veya diğer
osteoporoz ilaçların (raloksifen, stronsiyum ranelat) kullanımında raporda
tedavi süresi belirtilir, omurgadan ve femurdan yapılan tetkiklerle ilgili KMY
ölçümünün bir örneği ile belirlenen hastalıklara ait raporun bir örneği
reçeteye eklenir.
Romatoid artrit, Çölyak hastalığı, kronik inflamatuar
barsak hastalığı (Crohn Hastalığı veya Ülseratif Kolit), ankilozan spondilit,
hipertiroidi, hipogonadizm, hipopituitarizm, anoreksia nevroza, kronik
obstrüktif akciğer hastalığı, tip I diyabet, uzun süre (en az 3 ay) ve >5 mg/gün sistemik kortikosteroid
kullanımı veya organ nakli uygulanmış hastalara ait ilaç kullanım (veya sağlık
raporu) bulunan hastalarda,"
7-BİYOKİMYA-PARAZİTOLOJİ[5]
Ek 8 (Sağlık Kurumları Fiyat Tarifesi) 9.1.BİYOKİMYA-PARAZİTOLOJİ
başlığından parazitoloji çıkartılmalıdır.
Ayrıca 3836,3963,4062, 4110,4111,4134, 4176 ve 4214 sıra numaralı
işlemlerin bu grup altında yer almasının anlamı yoktur.
8-ORLİSTAT VE SİBUTRAMİN ETKEN MADDESİ
İÇEREN İLAÇLARIN KULLANIM İLKELERİ (12.7.18)
Orlistat ve sibutraminlerin sadece endokrinoloji ve metabolizma uzman
hekiminin bulunduğu resmi sağlık kurumlarınca düzenlenen rapor üzerine
kullanılması halinde bedelinin karşılanacağı düzenlenmiştir. Oysa, söz konusu
ilaçları kullanan hastaların çokluğu ve bu hastaların çoğunun iç hastalıkları
uzmanları tarafından takip ve tedavi edilmeleri sebebiyle adı geçen ilaçların
iç hastalıkları uzmanının bulunduğu resmi sağlık kurumu raporuyla da temin
edilmesine olanak sağlayacak şekilde düzenleme yapılmalıdır.[6]
9-GÖĞÜS HASTALIKLARI
Tebliğ
Taslağının göğüs hastalıkları ile ilgili kısımlarına ilişkin Türk Toraks
Derneğinin ayrıntılı değerlendirme ve önerileri ekte sunulmuştur.
Sonuç olarak; nitelikli sağlık hizmetinin en uygun maliyetle
sunulmasının sağlanması, hastaların sağlık hizmetine erişiminin
kolaylaştırılması ve hekimlik mesleğinin en iyi şekilde uygulanabilmesine
yönelik öneri ve değerlendirmelerimizin dikkate alınmasını talep eder; bu
alanda yapılacak çalışmalara bilimsel katkı sunmaya her zaman hazır olduğumuzu
bir kez daha belirtir çalışmalarınızda başarılar dileriz.
TEDAVİ YARDIMINA İLİŞKİN UYGULAMA TEBLİĞİ TASLAĞI HAKKINDA
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİ[7]
1-Sağlık kurum ve kuruluşlarına müracaat
Tebliğ Taslağının 3.2 maddesinde mevcut olan "...doğrudan veya sevk edilmek
suretiyle müracaat edebilirler" ifadesi
ile de vurgulandığı üzere sevk zincirinden tümüyle vazgeçilmiş olup bu
düzenleme bilimsel değerlendirme ve yaklaşımlardan tümüyle uzaktır.
Basamaklandırılmış sağlık hizmetinden vazgeçilerek sağlık hizmet sunumunda
nitelik artırımı sağlanamayacağı gibi böylesi bir yaklaşımın ekonomik olmadığı
da açıktır. En kısa zamanda bu yaklaşımın terk edilmesi gerekir.
2-Katılım payı
Tebliğ Taslağının 6. maddesi ile poliklinik hizmeti, ilaç ve tıbbi
malzeme alımında hastanın devredilen SSK ve Bağkur kapsamında olup olmadığına
ve çalışan/emekli olmasına göre değişen katılım payları ödemesi öngörülmüştür.
Katılım payının üst sınırı çalışan SSK'lılarda asgari ücretin 1,5 katı;
emeklilerinde bir katıdır. Bu miktar, çalışan Bağkurlularda birinci gelir
basamağının 1,5 katı, emeklilerde birinci gelir basamağının %65'i olarak
saptanmıştır.
Sağlık hizmetlerinin genel bütçeden ve parasız sunulması gerektiğine
ilişkin Türk Tabipleri Birliği tarafından da ortaya konulan yaklaşıma tümüyle
aykırı olan bu düzenleme kabul edilemez bulunmaktadır.
3-Reçete düzenleme kuralları (12.1)
Reçetelere teşhis yazılması gerektiği yönündeki kural yinelenmektedir.
Oysa bazı hastalıkların reçete sevk kağıdı gibi belgeler üzerinde gösterilmesi
hasta haklarına ve hekimlik etiğine aykırı olup hastanın ciddi zararlar
görmesine sebep olmaktadır. Reçetelere teşhis yazılması yerine, ancak konunun
uzmanları tarafından anlaşılabilecek olan ICD 10 kodlarının yazılmasını
sağlayacak düzenlemeye geçilmelidir.
Tebliğ
Taslağının bu maddesinde aile hekimliği yapan hekimlerin aile hekimliği
uzmanları tarafından yazılabilen ilaçları yazabileceğine ilişkin kural da
belirtilmiştir. Pratisyen hekimlerin reçete düzenleme yetkisini -neredeyse
bütünüyle- ilaç kullanım raporu olan hastalara yazılabilecek ilaçlarla
sınırlandıran düzenlemenin yanında aile hekimliği yapan pratisyen hekime uzman
hekimlerin yazabildiği birçok ilacı reçete edebilme yetkisinin tanınmış olması
düzenlemenin iç çelişkisidir. Aile hekimliği adıyla yürütülen Sağlık Bakanlığı
projesinin desteklenmesi adına bilimsellikten uzaklaşılması doğru olmayıp
ilaçlarla ilgili reçete edilme noktasında bir ayrım yapılmak isteniyor ise
bunun bilimsel ölçütlere uygun olarak bazı ilaçların ancak ilgili dal uzmanları
tarafından reçete edilebileceğinin belirtilmesi ve pratisyen hekimler
tarafından tedavide kullanılan ilaçların da pratisyen hekimler tarafından
reçete edilebileceğinin tanınmasıdır.
4-Reçetelere yazılabilecek ilaç miktarı (12.2)
Ayakta
tedavide Hasta Katılım Payından Muaf İlaçlar Listesinde yer alan ilaçlar
dışında reçetede en çok dört kalem ilaç yazılması gerektiği kuralı korunmuş;
ikinci bir sınırlama olarak da her kalem ilaçtan ancak bir kutu reçete
edilebileceği düzenlenmiştir. Antibiyotikler ile ilgili olarak sınırlı klasik
antibiyotik sayılarak bunların 10 güne kadar tedaviyi sağlayacak şekilde reçete
edilebileceği düzenlenmiştir.
Antibiyotik
tedavisinin kendine özgü niteliği gereği hastalığın tedavi sürecinde tam doz
kullanılmalıdır. Aksi takdirde bakterilerde gelişebilecek direnç sebebiyle
tedavi daha güçlü antibiyotiklerle daha pahalı olacağı gibi bu durum toplumsal
bir zarara da sebep olacaktır.
Antibiyotik
ile tedavi edilmesi gereken hastalıkların genel olarak 10 günlük doz ile tedavi
edilmeleri gereği ve sınırlı antibiyotik grubu dışında kalanlar için tek kutu
sınırlamasının getirilmiş olmasının yukarıda belirtilen nedenlerle uygun
olmadığı düşüncesindeyiz. Kaldı ki bu hususta mevcut yargı kararına aykırı
olarak yapılan düzenlemenin Anayasa'nın 138. maddesine de aykırı olduğuna
dikkat çekmek isteriz.
5-Organ ve doku nakli tedavileri (18)
Kurum sağlık
yardımlarından yararlandırılanlara organ veya doku nakline gerek görülmesi
halinde alıcı ve vericinin bütün sağlık giderlerinin karşılanmasına yönelik
düzenleme yapılmış iken organ alıcısının SSK veya Bağkurlu olmaması durumunda
verici Kurum sağlık yardımına müstehak olsa da giderleri ödenmeyecektir! Zira
düzenleme "Kurumca sağlık yardımları karşılanmayan kişilere, organ veya doku
vericisi durumunda olan kapsam bölümünde yer alan kişilerin işlemlerine ait
bedeller karşılanmaz. " şeklindedir. Böyle bir düzenleme hastanın sağlık
hakkına erişmesinin önünde ciddi bir engel olmasının yanı sıra
Anayasanın 17 ve 56. maddelerine de aykırıdır.
6-Sözleşme/anlaşma
(23)
Kurum sağlık
hizmetlerinin satın alma suretiyle yürütecek ve hizmet satın almanın usul ve
esasları Kurum (SGK) tarafından tespit edilecektir. Bu usul ve esaslar TTB'nin
hizmet sunucusu olan üyeleri bakımından büyük önem taşıdığından anılan düzenleme
ile ilgili olarak TTB ile paylaşımda bulunulması gereklidir.
7-Sağlık
hizmetlerinin karşılanma yöntemi (24)
"...Kuruma
sunmayı taahhüt ettiği hizmetlerin tamamını veya bir kısmını bir başka sağlık
tesisinden hizmet satın alarak karşılayabilir..." hükmü oldukça tartışılabilecek
bir hükümdür. Zira bir sağlık kuruluşu kendisinde hiç olmayan hizmetleri
anlaşmalar yaparak "taşeronlar kullanarak" Kuruma satabilecektir. Buna izin
verilmesi "organizatör sağlık kuruluşlarını" ortaya çıkartacaktır ki böylesi bir
düzen sağlık hizmetinin fiyatını arttırır ya da niteliğini düşürür!
Düzenlemenin, belirtilen sakıncayı ortadan kaldıracak şekilde, yeniden
yazılması gereklidir.
8-Ayaktan tedavilerde sağlık kurum ve
kuruluşlarına başvuru başına ödeme (24.1)
"Vaka başı ödeme" kavramıyla 1 Temmuz 2006 tarihinde
yürürlüğe sokulan ve Danıştay tarafından iptal edilen düzenlemenin aynısı
yeniden getirilmektedir. Danıştay kararına açık aykırılık bulunmaktadır. Ayrıca
1 Temmuz Tebliğinde 3. basamak sağlık kurumları için ek listede yer alan
fiyatlara %50 ilave edilmesi öngörülmüş iken bu Tebliğde %10 öngörülmesi de
dikkat çekicidir.
9-Değerlendirme komisyonu
Anlaşmalı
kurum ve kuruluşların fatura incelemelerine itirazları üzerine itiraz inceleme komisyonu tarafından
yapılan değerlendirmeye de itiraz edilir ise son inceleme Ankara'da
Değerlendirme komisyonu" tarafından yapılacaktır. İtiraz inceleme komisyonu içinde isabetli
olarak tabip odasından bir temsilci alınmış iken değerlendirme komisyonunda
Türk Tabipleri Birliği'nin temsil edilmesinin düşünülmemiş olması eksikliktir.
Türk Tabipleri Birliği bu alanın önemli bileşenlerinden biri olduğu gibi hizmet
sunucuları da Türk Tabipleri Birliği'nin üyeleridir. Bu yönüyle Değerlendirme
komisyonunda Türk Tabipleri Birliği'nin de mutlak surette yer almasını
sağlayacak şekilde düzenlemenin değiştirilmesi gereklidir.
10-Duyurular (27)
Sosyal
Güvenlik Kurumu'nun sağlık
yardımlarından yararlanmaya ilişkin duyuruları www.sgk.gov.tr adresinde
yayımlanacağı belirtilmiştir. Oysa Kurum Yasası'nın 41. maddesine göre "Kurum
dışındaki gerçek ve tüzel kişileri ilgilendiren tebliğler, Resmî Gazetede
yayımlanır." Bu nedenle ve yapılan düzenlemelerin herkes tarafından bilinip
takip edilmesinin sağlanabilmesi bakımından SGK'nın bu alandaki duyurularının
Resmi Gazete'de yayımlanmasını sağlayacak düzenlemeye gidilmesi gereklidir.
Bu içerik 3610 defa okunmuştur.
|