TC Adalet Bakanlığı’nca Birliğimize gönderilen “DNA
Verileri ve Türkiye Milli DNA Veri Bankası Kanunu Tasarısı” taslağına ilişkin
olarak TTB Etik Kurulu ve Adli Tıp Uzmanları Derneği’nin de görüşleri alınarak
TTB Hukuk Bürosu’nca oluşturulan TTB Merkez Konseyi görüşleri
DNA Verileri ve
Türkiye Milli DNA Veri Bankası Kanunu Tasarısı
DNA VERİLERİ VE TÜRKİYE MİLLİ DNA VERİ BANKASI KANUNU TASARISI
TASLAĞINA İLİŞKİN
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİ
Yasa tasarısının gerekçesinde de yer verildiği üzere DNA kişi ile
ilgili pek çok bilgiyi içeren kişisel bir veri olup, bu verilerin kullanmasında
ve korunmasında ülkemizin tarafı olduğu Uluslararası sözleşmelere uyulması,
Anayasamızda tanımlanan kişilikle ilgili
hakların ihlal edilmemesine özen gösterilmesi büyük önem taşımaktadır.
Tasarının gerekçesi ile tasarıda yer alan hükümler Birliğimizce
incelenmiş görüş ve önerilerimiz aşağıda belirtilmiştir;
1)Tasarının gerekçesinde;
DNA Veri Bankasının işlemlerinde bütünüyle bağımsız, hesap verebilir ve
şeffaf bir organ tarafından yönetilmesi ve denetlenebilmesi gerekliliği
belirtilmiştir. Türk Tabipleri Birliği tarafından da bu gereklilik
paylaşılmaktadır. Ancak DNA Veri
Bankasının teşkilat yapısına ilişkin düzenlemeler bağımsızlığı sağlayacak nitelikte değildir.
Taslakta bağımsızlığına vurgu yapılan Kurumun Başkanı, Başbakan tarafından
atanmaktadır. Yürütme Kurulu; Adli Tıp Kurumu, Jandarma Genel Komutanlığı,
Emniyet Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı temsilcilerinden
oluşturulmakta, Başkan Yardımcısı Yürütme Kurulunun önereceği üç aday arasından
Başkan tarafından seçilmektedir(m.18,21).
Danışma Kurulunu ise;
Başbakanlık Müsteşarı, Yüksek Öğretim Kurulundan bir üye, Adalet
Bakanlığından bir üye, Türkiye Barolar Birliğinden bir üye, Türk Akreditasyon
Kurumu Laboratuar Akreditasyon Başkanlığından bir üye ile yürütme kurulu
üyeleri oluşturmaktadır.(m.23)
DNA Veri Bankasının yönetim birimlerinin bütünüyle yürütme erki
tarafından oluşturulması halinde bağımsız bir kurum ve organdan sözetmek
olanaklı değildir. DNA Veri Bankası,
taslakta yer aldığı üzere kimlik tespiti ve adli amaçla kullanılacak DNA
örneklerinin alınması, analizi, verilerin saklanması ve verilerden
yararlanılmasını sağlama işlevini yerine getirmek üzere kurulmaktadır. Kişisel verileri analiz edip saklayacak ve
kişilerin suçluluğuna ya da suçsuzluğuna esas oluşturacak raporları
hazırlayacak kurumun, çalışmalarında yasa ile verilmiş görevler dışında hiçbir
makam ve merciden emir almaması, etkilenmemesi gerekir. Kurulda görev yapacak
kişilerin ve yönetim kurulu üyeleri ve başkanlarının bağımsızlıklarının teminat
altına alınabilmesi için başta oluşturulma ve atama işlemlerinin buna olanak
verecek biçimde düzenlenmesi gerekir.
Bu amaçla, kurulun yürütme kurulu üyeliklerine, YÖK tarafından
belirlenecek, tıp fakültesi adli tıp ve tıbbi genetik alanında uzman öğretim
üyelerinden iki, hukuk fakültesi öğretim
üyeleri arasında bir olmak üzere üç öğretim üyesinden, Hakimler ve Savcılar Yüksek
Kurulu tarafından belirlenecek bir üye, Türkiye Barolar Birliği tarafından
belirlenecek bir üye, Türk Tabipleri Birliği tarafından ilgili uzmanlık
alanından belirlenecek bir üyenin eklenerek Adli Tıp Kurumu, Jandarma Genel
Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığından
birer temsilci ile oluşturulması, Kurulun Başkan Ve Başkan Yardımcısının kendi
üyeleri arasında seçilmesi işlevini yerine getirebilmesi için uygun olacaktır
kanısındayız.
2)Tasarının 15. maddesinde DNA Veri Bankasının özel hukuk
hükümlerine tabi kamu tüzel kişisi olduğu belirtilmiştir. Bu madde Bankanın
kamu hukuku hükümlerine tabi olduğu şeklinde değiştirilmelidir. Bankaya verilen
görev, Anayasa ile güvence altına alınan kişiliğe sıkı sıkıya bağlı haklardan
olan kişisel verilerin toplanması, analiz edilmesi ve işlenmesi, suçluların
tespit edilmesi gibi son derece kamusal görevlerdir. Bu kamusal görevlerin
Kanun ile kurulan bir kamu otoritesi tarafından ve kamu hukuku hükümlerine göre
yürütülmesi, Anayasa'nın 123. ve devamı maddelerinde düzenlenen idarenin
yasallığı ilkesinin doğal sonucudur. DNA Veri Bankasının, özel hukuk
hükümlerine tabi olan iktisadi işletmeler gibi kanunla verilen görevlerini
ekonomik amaçlara dönük olarak
şekillendirmesi düşünülemez.
3)Tasarının 6. maddesinde ve 12. maddesinden; Adli Tıp, Polis ve Jandarma Kriminal
Laboratuarlarının adli DNA incelemesi yapmaya ve veri girişine yetkili
olduğu, üniversite bünyelerindeki adli
tıp, tıbbi biyoloji ve genetik laboratuarlarının ise ancak Bankanın uygun
bulması ve Sağlık Bakanlığının izin vermesi halinde inceleme yapabileceği
anlaşılmaktadır. Üniversite
laboratuarlarının yok sayılması gerek 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun
38/2. maddesi ile 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 31. maddesine, gerekse
5271 sayılı CMK'nun 76/2 maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Anılan
düzenlemeler uyarınca üniversiteler,
adli tıp ve diğer konularda resmi bilirkişi olarak belirtilmiş olup,
mahkemelerin de özellikle yürütmeye bağlı olmayan tarafsız kurumlardan
bilirkişilik hizmeti alması gerekli ve zorunludur. Oysa yetkili kılınan laboratuarların her üçü
de yürütmeye bağlıdır. Öte yandan adil
bir yargılamadan söz edebilmek için yargılamaya etki edecek bilirkişi
hizmetlerinde itiraz hakkını kullanmaya olanak verecek bağımsız bilirkişilik
kurumlarına ihtiyaç olduğu açıktır. 12.
maddede yer alan veri girişine ilişkin düzenleme, kişilik haklarını koruyan
düzenlemelere uygun bir biçimde veri
girişi yapılmasını sağlayacak titizlikte ve açıklıkta yapılmamış olup, olası
hak ihlallerine neden olabilecek belirsizlikleri taşımaktadır.
4)Taslağın 30 ve 31. maddesinde Bankada çalışacak uzman yardımcısı
ve uzmanların sadece Fen ve Fen Edebiyat Fakültesi ile Mühendislik Fakültesi
mezunlarından olma koşulu getirilmiş,
tıp fakültesi mezunlarına ise yer verilmemiştir. Aldıkları eğitim ve bu alanla ilgili uzmanlık
alanları dikkate alındığında Tıp Fakültesi mezunlarına yer verilmesinin gerekli
ve zorunlu olduğu kanısındayız.
5)Taslağın 5. maddesinde görevleri sebebiyle hayati risk
taşıyanlardan DNA analizi için veri alınmasına yer verilmiş, ancak bu halde
gönüllülük esasına yer verilmemiştir. Taslağın gerekçesinde mesleki açıdan
hayati risk taşıyanların askerler, polisler, itfaiyeciler vb. olduğu
belirtilmektedir. Bu düzenleme ile toplumun çok büyük bir bölümünün DNA
verilerinin gönüllülük esası aranmadan alınarak analizinin yapılması sözkonusu
olacak olup, her koşulda gönüllülük esasına yer verilmesi gerektiği
kanısındayız.
6)Uygulamayı şekillendirecek pek çok konu çıkarılacak olan
yönetmeliğe bırakılmıştır. DNA Veri Bankasının yürütme kurulunun oluşumunun
yukarıda belirttiğimiz biçimde oluşturularak bağımsızlığının sağlanması ve
yönetmeliğinde yürütme kurulunu oluşturan kurumların ve diğer ilgili
kuruluşların görüşleri alınarak yürütme kurulu tarafından hazırlanıp
çıkarılmasının uygun olacağı kanısındayız.
Bu içerik 3029 defa okunmuştur.
|