|
26.12.2007
BASIN AÇIKLAMASI
Anayasa Mahkemesi: Hizmet Satın Alma Yetkisi istisnai hallerde
kullanılabilir
Sağlık Bakanlığı 2004 yılında
Denizli Devlet Hastanesinde, 4 ay süre ile
Psikiyatri Uzmanı, Onkoloji Uzmanı, Çocuk
Psikiyatri Uzmanı, Alerji Hastalıkları Uzmanı olmak üzere 5 doktor 7 sağlık
personeli hizmetini taşeron aracılığı
ile satın almak için ihale açmış ve bu ihalenin iptali için Türk Tabipleri
Birliği Danıştay'da iptal davası açmıştır. Danıştay 5. Dairesi tarafından satın
alma işleminin dayanağı alan 657 sayılı Yasanın 36. maddesine 2003 yılında
eklenen yasa hükmünün Anayasaya aykırılığı itirazı ciddi bulunarak iptali istemi ile Anayasa Mahkemesine
gönderilmiştir.
Anayasa Mahkemesi 24 Aralık 2007
Günü Resmi Gazetede yayımlanan kararı ile sağlık hizmetleri sınıfındaki
personelin hizmetlerinin satın alma yolu ile gördürülebileceğine ilişkin yasa
hükmünü Anayasa'nın 128. maddesine aykırı bulmamıştır. Anayasa Mahkemesi
kararında daha önce bu alana ilişkin kararlarından farklı olarak "sağlık
hizmetlerinin , kendi iç dinamikleri ve nitelikleri gereği üretilmesi ve halk
yararına sunulmasında özel sektörün kazanç, rekabet ve büyüme dinamiklerinden
yararlanacak türdeki hizmetler olduğu"
belirtmekte; hizmet satın alma yönteminin "yetersiz ve kısıtlı kalifiye insan
gücü kaynağını değerlendirerek hizmette etkinlik ve verimlilik sağlamak, kaynak
kullanımı kontrollü, kaliteyi yükselten, maliyeti düşüren etkin, süratli,
kesintisiz bir sağlık hizmeti sunmak, gereksiz bina ve cihaz alımının önüne geçmek,
kurumlar arası işbirliği ve halkın sosyal memnuniyetini arttıracağı" sonucuna
varmaktadır. Bu gerekçe ne yazık ki hukuki olmaktan çok siyasi bir kabulü
içermektedir. Üstelik bu siyasi kabul sağlık alanında yaşanan gerçeklerle
bağdaşmamaktadır.
Anayasa Mahkemesi kararında,
sağlık hizmetlerinin nitelikleri gereği diğer kamu hizmetlerinden farklı
olduğuna, ertelenemez, ikame edilemez,
sürekli olarak herkese eşit ve nitelikli olarak verilmesi gereken bir kamu hizmeti
olduğuna ve devletin bu alandaki sosyal ödevlerine ilişkin işaret eden
hükümlere de yer vermiştir.
Anayasa
Mahkemesinin gerekçeli kararında hizmet satın almaya yönelik yasa ile verilen
yetkinin sınırsız olmadığı, ancak zorunlu kılınan durumlarda kullanılabileceği
belirtilmiştir. Kararda özetle sağlığın ertelenemez ve ikame edilemez
özelliği nedeniyle, acil durumlar, doğal afet, salgın hastalık gibi haller ile iktisadi ve teknik yetersizlik
gibi olağan yollarla sağlık hizmetine
erişimin sağlanamayacağı durumlarla sınırlı olarak sağlık hizmetinin satın alma
yetkisinin kullanımının zorunlu olabileceği belirtilmektedir.
Anayasa
Mahkemesinin Kararında da işaret edildiği üzere Anayasanın 128. maddesi ve 657 sayılı Kanun
ile belirlenen ve esas olan yöntem kamu sağlık hizmetlerinin kamu görevlisi
olan sağlık çalışanları tarafından verilmesidir. Kamu kuruluşlarında çalışan
sağlık personelinin, Devlet Memurları Kanunun 4. maddesinde belirtilen statüye
bağlı yasa ile düzenlenen istihdam yöntemlerinden vazgeçilemez Bu nedenle
Sağlık Bakanlığına verilen yetki kamu sağlık kuruluşlarının tahrip edilmesi,
kamu görevlilerinin yasa ile verilen haklarının ortadan kaldırılması için
kullanılamaz. Aksi halde kamu sağlık kuruluşunda çalışan sağlık personelinin
her türlü özlük hakkının belirlenmesi yetkisi taşeronlara devredilmiş olur ki
Anayasa Mahkemesinin kararında yer alan diğer vurgulardan da Anayasanın 128.
maddesini kaldırır nitelikte bir yetkinin idareye verilemeyeceği, böyle bir
yetkinin kullanımının hukuka açıkça aykırı olacağı anlaşılmaktadır.
Sağlık hizmeti
bir ekip hizmetidir. Sağlık hizmetinin nitelikli verilebilmesi için sağlık kuruluşunda çalışan bütün sağlık
personelinin birlikte ve sürekli olarak sağlık hizmeti sunması gerekir. Yasa
ile hizmet satın alma konusunda verilen yetkinin keyfi ve hukuka aykırı
kullanımı sonucu; sağlık çalışanlarının
farklı farklı taşeron işçisi haline getirilmesi, 3-5 ay 1 yıl gibi sürelerle
çalıştırılarak ekip üyelerinin sürekli
değişmesi, mesleki bağımsızlık ve iş güvencesinin bütünüyle ortadan
kaldırılması, sağlık personelini insan sağlığını korumakla taşeronun maliyetini
ve kârını düşünmek arasında sıkıştırılmasına, sağlık hizmetlerinin bütünlüğünün
parçalanmasına neden olacaktır. Bütün bu
etkenler verilen hizmetin niteliğini olumsuz etkileyecek, toplumdaki bireylerin
sağlık hakkını zedeleyecek, hatta yer yer ortadan kaldıracaktır. Üstelik
böylesi bir uygulama kamu yararına değil zararına neden olacaktır. Sağlık
hizmetlerinin özelleştirilmesinin; sağlık harcamalarını arttırdığı, toplumun
sağlık göstergelerinde iyileşmeye neden olmadığı bütün dünyada yapılan bilimsel
çalışmalarla ortaya konulmuştur.
Sağlık
personelinin hizmetlerinin satın alınması yolu ile gördürülmesine ilişkin yasa
kuralı, Sağlık Bakanlığına ya da diğer kamu sağlık kuruluşlarına bu konuda
sınırsız yetki vermemektedir. Anayasanın
128. maddesi ve 657 sayılı Kanun ile belirlenen ve esas olan yöntem kamu sağlık
hizmetlerinin kamu görevlisi olan sağlık çalışanları tarafından verilmesidir.
Bu nedenle Sağlık Bakanlığı'na verilen yetkiyi kamu sağlık kuruluşlarının
tahrip edilmesi, kamu görevlilerinin yasa ile verilen haklarının ortadan
kaldırılması için kullanılamayacağını, bu alanda yapılacak her işleme müdahil
olacağımızı paylaşmak isteriz.
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ
|
24 Aralık
2007 PAZARTESİ
|
Resmî Gazete
|
Sayı : 26736
|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2004/114
Karar Sayısı : 2007/85
Karar Günü : 22.11.2007
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay Beşinci Dairesi
İTİRAZIN KONUSU : 14 .7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun
36. maddesinin "III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ
SINIFI" başlıklı bendine 4924 sayılı Yasa'nın 11. maddesi ile eklenen
paragrafın, Anayasa'nın 2. ve 128. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve
yürürlüğünün durdurulması istemidir.
I - OLAY
Sağlık hizmetinin hizmet satın alınması yoluyla
gördürülmesine ilişkin Sağlık Bakanlığı'nca çıkarılan "Sağlık ve Yardımcı
Sağlık Personeli Tarafından Yerine Getirilmesi Gereken Hizmetlerin Satın Alma
Yoluyla Gördürülmesine İlişkin Esas ve Usuller"in
iptali için açılan davada, düzenleyici işlemin dayanağı olan itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu
savını ciddi bulan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümünde;
"Türk Tabipler
Birliği Merkez Konseyi tarafından, 5.5.2004 günlü, 25453 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan "Sağlık ve Yardımcı Sağlık Personeli Tarafından Yerine
getirilmesi Gereken Hizmetlerin Satın Alma Yoluyla Gördürülmesine ilişkin Esas
ve Usuller"in, Denizli Devlet
Hastanesinde 7 doktor ve 5 diğer sağlık personeli hizmetinin satın alma yoluyla
gördürülmesine ilişkin 4 Ağustos 2004 tarihinde yapılacak ihalenin ve Denizli
Devlet Hastanesinde "2004 yılı (4 aylık) Psikiyatri Uzmanı, Onkoloji
Uzmanı, Çocuk Psikiyatri Uzmanı, Alerji Hastalıkları Uzmanı Hizmetleri Satın
Alma İşi Teknik Şartnamesinin iptali istemiyle Sağlık Bakanlığına karşı açılan
davada, davacı Konseyin sözü edilen düzenlemenin dayanağı olan 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununun 36'ncı maddesinin "III-SAĞLIK HİZMETLERİ VE
YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI" başlıklı bendine 24.7.2003 günlü, 25172
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4924 sayılı Yasanın 11 inci
maddesiyle eklenen hükmün, Anayasanın 2, 10 ve 128 inci maddelerine aykırılığı
iddiasıyla dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi istemi
incelendi:
24.7.2003 günlü, 25172 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4924 sayılı "Eleman Temininde
Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun"un 11 inci maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin
"III-SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI" başlıklı
bendine eklenen paragrafta:
"Bu sınıfa dahil
personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli
döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tespit edilecek esas
ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir."
hükmü yer almıştır.
5.5.2004 günlü, 25453 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Sağlık ve
Yardımcı Sağlık Personeli Tarafından Yerine Getirilmesi Gereken Hizmetlerin
Satın Alma Yoluyla Gördürülmesine İlişkin Esas ve Usuller"in
1 inci ve 3 üncü maddelerinde ise, bu esas ve usullerin, 657 sayılı Yasanın
36'ncı maddesinin III.SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI
SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI başlıklı bendine 4924 sayılı Yasanın 11. maddesi ile
eklenen hüküm uyarınca Sağlık Bakanlığına tanınan yetkiye dayanılarak, gereği
durumunda, 4734 sayılı Kamu ihale Kanunu kapsamında alımı yapılacak olan sağlık
hizmetlerinin, bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla satın alma
yoluyla gördürülmesine ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla yürürlüğe
konulduğu belirtilmiştir.
Buna göre, 657 sayılı Yasanın yukarıda
metnine yer verilen 4924 sayılı Yasanın 11 inci maddesi ile değişik 36
ncı maddesi hükmünün, Anayasanın 152/1 ve 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanunun 28/1 inci maddelerinde belirtilen, davada uygulanacak
yasa
hükmü niteliğinde olduğu açıktır.
Davacı; bu düzenleme
sonucunda sağlık hizmetinin, kamu sağlık personeline değil, bir kısım
tacirlerin işçisi durumuna getirilecek sağlık çalışanlarına gördürüleceğini, bu
şekilde çalıştırılacak hekimler ile diğer sağlık personelinin, çalışanlara
tanınan güvence ve haklardan yoksun olacağını, iki farklı istihdam pazarı ve
iki farklı hukuk düzeninin ortaya çıkacağını, düzenlemenin, kazanç amaçlı emek
ve insan ticareti yapılması olanağı getirdiğini, bu durumun hukuk devletinin
yurttaşlarına hukuk güvenliği sağlaması gerekliliğine aykırı olduğunu, bu
nedenle anılan yasal düzenlemenin Anayasanın 2, 10 ve 128 inci maddelerine
aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56 ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede
yaşama hakkına sahip olduğu; Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı
içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi
arttırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden
planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği hükmü yer almıştır.
Anayasanın bu hükmünden, sağlık
hizmetlerinin toplumun genel ve ortak ihtiyaçları kapsamında ele alındığı ve bu
hizmetlerin bir kamu hizmeti olarak nitelendirildiği açıkça ortaya çıkmaktadır.
Nitekim, 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin
Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde yasanın amacı, İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesinde bir hak olarak tanınan sağlık hizmetlerinden
yararlanmanın "toplumsal adalete uygun bir biçimde yürütülmesini sağlamak
amacıyla" tababet ve tababetle ilgili hizmetlerin bu yasa çerçevesinde
hazırlanacak bir program çerçevesinde toplumsallaştırılması olarak
belirtilmiştir.
181 sayılı Sağlık
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci
maddesinde de, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacının, herkesin yaşamının
beden ve ruh sağlığı içinde devamını sağlamak, ülkenin sağlık koşullarını
düzeltmek, bireylerin ve toplumun sağlığına zarar veren nedenlere karşı savaşım
vermek ve halka sağlık hizmetlerini ulaştırmak, sağlık kuruluşlarını tek elden
planlayıp hizmet vermelerini sağlamak için Sağlık Bakanlığının kurulmasına,
örgüt ve görevlerine ilişkin esasları düzenlemek olduğu vurgulanmış, 2 nci maddesinde de Sağlık
Bakanlığının görevleri sayılmış ve böylece sağlık hizmetlerinin Devlet
tarafından ya da Devletin denetimi ve gözetiminde yürütülmesi esası
benimsenerek, bu hizmetlerin kamu hizmeti niteliği bir kez daha vurgulanmıştır.
Sağlık Bakanlığının doğrudan, genel idare
esaslarına göre yürütmekte olduğu sağlık hizmetlerinin gerektirdiği asli ve
sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlilerince yerine getirilmesi
de, Anayasanın 128 inci maddesinin gereğidir. Anayasanın 128 inci maddesinin 1
inci fıkrası; "Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel
kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu
hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu
görevlileri eliyle görülür." hükmünü içermektedir.
Nitekim 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununda istihdam şekilleri, Anayasanın 128 inci maddesinin anılan hükmüne
paralel biçimde düzenlenmiş; 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında "Kamu
hizmetleri, memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle
gördürülür." hükmüne yer verilmiş; 5 inci maddesinde de, dört istihdam
şekli dışında personel çalıştırılması yasaklanmıştır.
657 sayılı Yasanın 36 ncı maddesine 4924 sayılı
Yasanın 11 inci maddesiyle eklenen hüküm ise, Anayasanın "Kamu hizmeti
görevleriyle ilgili hükümler" başlıklı 128 inci maddesinde öngörülmeyen
bir istihdam şeklini düzenlemekte; idarenin doğrudan genel idare esaslarına
göre yürüttüğü sağlık hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin,
hizmet satın alınması yoluyla gördürülmesi şeklinde dolaylı bir özelleştirme
yöntemini benimsemektedir.
Bu haliyle 4924 sayılı Yasanın 11 inci
maddesi ile 657 sayılı Yasanın 36 ncı maddesinde
yapılan değişikliğin, Anayasanın 128 inci ve 2 nci
maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti
ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve
bir davaya bakmakta olan Mahkemenin, taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varması durumunda tarafların bu
konudaki sav ve savunmalarını ve kendisini bu kanıya götüren görüşünü açıklayan
kararı ile Anayasa Mahkemesine başvurması gerektiğini düzenleyen 2949 sayılı
Yasanın 28 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince, 657 sayılı Yasanın 36 ncı maddesinin "III.
SAĞLIK VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI" başlıklı bendine 4924 sayılı
Yasanın 11 inci maddesiyle eklenen hükmün iptali için yürürlüğün durdurulması
istemli olarak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, dosyada bulunan ilgili
belgelerin onaylı birer örneğinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığına
gönderilmesine, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davanın
esasının geri bırakılmasına, 22.11.2004 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi."
denilmektedir.
III - YASA METİNLERİ
A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin
"III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI"
başlıklı bendine 4924 sayılı Yasa'nın 11. maddesi ile eklenen itiraz konusu
kural şöyledir:
"Bu sınıfa dahil
personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli
döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tespit edilecek esas
ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir."
B - Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 128. maddelerine
dayanılmış, 47. ve 56. maddeleri ise ilgili görülmüştür.
IV - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8.
maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay
TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve
Serdar ÖZGÜLDÜR'ün katılmalarıyla 29.12.2004 gününde yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun
hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına, oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor,
itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, idarenin dolaylı bir özelleştirme
yöntemini benimsediği ve Anayasa'nın 128. maddesinde öngörülmeyen bir istihdam
şeklinin düzenlendiği, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 2. ve 128. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların
Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere
bağlı kalmak zorunda olmadığından itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle
Anayasa'nın 47. ve 56. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin
"III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI"
başlıklı bendine eklenen itiraz konusu kural "Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken
hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla,
Bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla
gördürülebilir." biçiminde düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 128. maddesinin birinci fıkrasında "Devletin
kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare
esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği
asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle
görülür" denilmektedir. Bu kuralla açıkça memur ve kamu görevlisi
tanımı yapılmamış, onlara gördürülecek iş belirlenme yoluna gidilmiştir.
En geniş tanımı ile kamu hizmeti, devlet ya da diğer
kamu tüzelkişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında,
ortak gereksinimleri karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulmuş
bulunan sürekli ve düzenli etkinliklerdir. Toplumsal yaşamın zorunlu
gereksinimlerinden olan düzenlilik ve süreklilik isteyen sağlık hizmeti de
nitelikleri gereği kamu hizmeti olarak değerlendirilmektedir.
Anayasa'nın 47. maddesine eklenen dördüncü fıkra ile
kamu hizmetlerinden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile üçüncü kişilere
yaptırılabileceği veya bunlara devredilebileceği konusunda yasama organı
yetkili kılınmıştır.
Anayasa'nın 5.
maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin
temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle
bağdaşmayacak şekilde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri
kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmış, 56.
maddesinde de, "Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde
sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak,
işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp
hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal
kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir." denilmiştir.
Sağlık hizmetleri nitelikleri gereği diğer kamu
hizmetlerinden farklıdır. Sağlık hizmetinin temel hedefi olan insan sağlığı
sorunu, ertelenemez ve ikame edilemez. Bilime dayalı olması gereken tanı ve
tedavi metotlarının insan yararına sürekli yenilik ve gelişme göstermesi,
hizmet kalite ve beklentilerini çağın koşullarına yaklaştırmayı
gerektirmektedir. Bu yönüyle sağlık hizmetleri, kendi iç dinamikleri ve
nitelikleri gereği üretilmesi ve halk yararına sunulmasında özel sektörün
kazanç, rekabet ve büyüme dinamiklerinden yararlanacak türdeki
hizmetlerdendir.
Bu çerçevede, artan sağlık hizmeti talebini en doğru
şekilde karşılamak, yüksek sermaye grubuna dahil sürekli yenilenen teknoloji
elde etmek ve cihaz-ekipman-sigorta-bakım-yenileme
maliyetlerini minimize etmek, birden çok kuruma ortak hizmet alanı yaratmak,
yetersiz ve kısıtlı kalifiye insan gücü kaynağını değerlendirerek hizmette
etkinlik ve verimlilik sağlamak, değişen şartlara ve ihtiyaca göre hizmet
planlama ve sunumunu yapmak, yerinde sağlık hizmeti sunarak gereksiz hasta transferi
ve beraberinde getireceği sosyal sorunlara son vermek, kaynak kullanımı
kontrollü, kaliteyi yükselten, maliyeti düşüren etkin, süratli, kesintisiz bir
sağlık hizmeti sunmak, gereksiz bina ve cihaz alımının önüne geçmek, kurumlar
arası işbirliği ve halkın sosyal memnuniyetini arttırmak sağlık hizmetleri
yönünden Devlet için bir kamusal zorunluluk ve sosyal devlet olmanın gereğidir.
Anayasa'nın 47. maddesi ile 128. maddesi birlikte
değerlendirildiğinde, sağlık hizmetlerinin bütünüyle devletin genel idare
esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmeti şeklinde
nitelendirilmesi olanaklı değildir. Dolayısıyla sağlık hizmetinin
tamamının salt memur ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi
gerektiğinden sözedilemeyeceği gibi, 47. maddesinde öngörülen
hizmet kapsamında bunun özel hukuk sözleşmeleri ile üçüncü kişilere
yaptırılabileceği olanaklıdır.
Anayasa'nın 2. maddesinde "Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan
haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel
ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
denilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirme
bilincinde olan devlettir.
Sosyal hukuk devleti, insan hak ve özgürlüklerine
saygı gösteren, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamlarını güvence
altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran, güçsüzleri güçlüler
karşısında koruyarak sosyal adaleti gerçekleştiren, bu bağlamda sağlık
hizmetlerinden bireylerin yeteri kadar yararlanmasını sağlayan devlettir.
Anayasa gereği herkesin, sağlıklı ve
dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olması karşısında, ülkenin her
yöresinde sağlık hizmetlerinden tam olarak yararlanılabilmesini sağlamak
amacıyla niteliği gereği sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesinde ortaya
çıkacak eksiklik ve gecikmelerin telafisi olanaksız sonuçlara yol açabilmesi,
kamunun iktisadi ve teknik yetersizliği, teknolojik gelişme ve kullanıcıları ve
hizmet sunucu ve donanımlarına olan ihtiyaç, görev ve yer yönünden erişim
zorlukları, sağlık hizmetlerinin ertelenemez ve ikame edilemez özellikleri,
doğal afet, salgın hastalıklar ve acil durumlar sağlık hizmetlerinin hizmet
satın alma yoluyla karşılanmasını zorunlu kılmaktadır. Böylece, itiraz konusu kural ile, sağlık hizmetleri ve
yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil personel
tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetlerin, ücretleri döner sermaye
gelirlerinden karşılanmak kaydıyla, lüzumu halinde hizmet satın alınması
yoluyla gördürülmesi olanaklı hale gelmektedir.
Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal
devlet ilkesini gerçekleştirmek, 5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri
arasında belirtilen kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak,
insanın maddi ve manevi varlığını geliştirmek, 56. maddesinde öngörülen sağlık
hizmetlerini tam ve dengeli biçimde yerine getirebilmek amacıyla düzenlendiği
anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 47., 56. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal
isteminin reddi gerekir.
Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe
katılmamışlardır.
VI - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin "III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI
SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI" başlıklı bendine 10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Yasa'nın
11. maddesiyle eklenen paragrafa yönelik iptal istemi, 22.11.2007 günlü, E.
2004/114, K. 2007/85 sayılı kararla reddedildiğinden, bu paragrafa ilişkin
yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, 22.11.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verildi.
VII - SONUÇ
14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin "III- SAĞLIK HİZMETLERİ VE YARDIMCI
SAĞLIK HİZMETLERİ SINIFI" başlıklı bendine 10.7.2003 günlü, 4924 sayılı Yasa'nın
11. maddesiyle eklenen paragrafın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın
REDDİNE, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 22.11.2007 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
AZLIK OYU
Kamu hizmeti olan
sağlıkla ilgili asli ve sürekli görevler, Anayasa'nın 128. maddesi gereği
Devlet ve kamu tüzelkişilerinde ancak memurlar ve diğer kamu görevlilerince
yerine getirilebilir.
İptali istenilen kural, memurlarla ilgili 657 sayılı
Yasa'nın memurların sınıflarını belirleyen 36. maddesinin "Sağlık
Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri" bölümüne eklenmiştir. Buna göre
kuralın öncelikle bu sınıfa giren memurlarla ilintili olduğu açıktır. Satın
alınacak hizmetin onu yürütecek kişi yanında araç ve aygıtlarıyla bir bütünlük
içermesi de düşünülebilir. Ancak memurlarla ve memurların sınıflarıyla ilgili
bir yasal metinde, salt sağlık araçlarıyla sınırlı bir satın alma söz konusu
olamaz.
Bu durum karşısında, Anayasa'nın 128. maddesinde
öngörülmeyen bir istihdam şeklini düzenleyen ve hizmetin satın alınması
şeklinde bir görevlendirme biçimi geliştiren kuralda Anayasa'ya aykırılık
açıktır.
Öte yandan, Anayasa'nın 47. maddesinin dördüncü
fıkrasına göre, Devletin yürüttüğü yatırım ve hizmetler özelleştirme konusu
olabilecektir. Madde başlangıç fıkrasında "kamu hizmeti" kavramını
kullanırken burda "yatırım ve hizmet"
sözcüklerine yer vermiştir. Ayrıca, bu kural hizmet satın alınmasını değil,
Devlet tarafından yürütülen hizmetin üçüncü kişilere yaptırılmasını veya
devredilmesini öngörmektedir. Dahası, iptali istenen kural memurların
sınıflarıyla ilgili bir madde de yer aldığı gibi, satın alınacak hizmetler de
açıklık ve ayrıntılarıyla gösterilmemiştir. Bu bakımdan, kuralın 47. maddeyle
doğrudan bir ilgisi bulunmamaktaysa da, ilintili olduğu varsayılsa bile 47.
maddenin gereklerine uygun bir belirginlik taşımamaktadır.
Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 128. maddesine aykırı
kuralın iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.
Üye
Şevket APALAK
KARŞIOY GEREKÇESİ
İptali istenilen Yasa kuralı, 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin "Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı
Sağlık Hizmetleri sınıfı" başlıklı bendine 4924 sayılı Yasa'nın 11.
maddesi ile eklenen "Bu sınıfa dahil personel
tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner
sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla, Bakanlıkça tesbit
edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla
gördürülebilir." kuralıdır.
Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin
sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin herkesin
hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde
gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla
sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği hükme
bağlanmıştır.
Anayasa'nın bu hükmünden sağlık
hizmetlerinin toplumun genel ve ortak ihtiyaçları kapsamında ele alındığı ve bu
hizmetlerin bir kamu hizmeti olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır.
181 sayılı Sağlık Bakanlığı Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesinde Sağlık
Bakanlığı'nın kurulması örgüt ve görevleri düzenlendikten sonra 2. maddesinde
de sağlık hizmetlerinin devlet tarafından ya da devletin denetim ve gözetiminde
yürütülmesi esası benimsenerek bu hizmetin kamu hizmeti niteliğinde olduğu
vurgulanmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin E:1987-16,
K:1988-8 sayılı kararında "çok önemli bir kamu hizmeti olan sağlık
hizmetinin..." ifadesiyle, sağlık hizmetinin önemli bir kamu hizmeti
olarak tanımlandığı, yine bir başka kararında ise; kamu hizmetinin "devlet
yada diğer kamu tüzelkişileri tarafından yada bunların gözetim ve denetimleri
altında genel ve ortak gereksinimleri karşılamak, kamu yararı yada çıkarını
sağlamak için yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli
etkinlik" olarak açıklanmıştır.
Anayasa'nın kamu hizmeti görevlileriyle
ilgili hükümler başlıklı 128. maddesinin birinci fıkrasında "Devletin kamu
iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre
yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli
görevleri, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür" hükmü yer
almıştır.
Yine 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu'nda istihdam şekilleri Anayasa'nın 128. maddesine paralel olarak 4.
maddesinin birinci fıkrasında "kamu hizmetleri, memurlar, sözleşmeli
personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür" denildikten sonra
5. maddesinde de sayılan bu dört istihdam şekli dışında personel çalıştırılması
yasaklanmıştır.
Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin K:1993-7 sayılı kararında da kamu hizmeti görevlileri
"genel idare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği
asli ve sürekli görevlerde kadro esastır. Bu hizmetlerin yapısal ve işlevsel
özellikleri onu diğer hizmetlerden ayırır. Genel idare esaslarına göre
yürütülen kamu hizmetlerine ilişkin asli ve sürekli görevlerin ancak memurlar
ve diğer kamu görevlileri tarafından yerine getirileceği ve bu görevlerin
kadroya bağlanması dışında, merkezi idare ile statüer
bir ilişki içinde olması ve kamu gücünün kullanılması biçiminde özellikleri
görülmektedir" şeklinde açıklanmıştır. Yine Anayasa Mahkemesi'nin K:1995-11 sayılı kararında da Anayasa'nın 128. maddesinde sözü
edilen diğer kamu görevlilerinin "memurlar ve işçiler dışında kamu
hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde yönetime kamu hukuku
ilişkisiyle bağlı olarak çalışanlar olduğu" belirtilmiştir. Buna göre
diğer kamu görevlilerinin de memurlar gibi nitelikleri, atanmaları, görev ve
yetkileri, hak ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri, özlük işleri kanunla
düzenlenmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın 2.
maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri ile hukuka uygun, insan
haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda
adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı
durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan,
Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık
olan, yasaların üstünde yasakoyucununda bozamayacağı temel
hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir.
657 sayılı Yasa'nın 36.
maddesine 4924 sayılı Yasa'nın 11. maddesi ile eklenen hüküm ise, Anayasa'nın
"kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler" başlıklı 128. maddesinde
öngörülmeyen bir istihdam şeklini düzenlemekte; idarenin doğrudan genel idare
esaslarına göre yürüttüğü sağlık hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli
görevlerin "hizmet satın alınması" yoluyla gördürülmesi şeklinde,
dolaylı olarak bir özelleştirme getirmektedir.
Anayasa'nın özelleştirmeyi düzenleyen 47.
maddesinin dördüncü fıkrası ise özelleştirme konusu alanları, devletin
yürüttüğü yatırım ve hizmetler olarak öngörmüş olup, itiraz konusu kural hizmet
satın alınmasına ilişkin olması nedeniyle Anayasa'nın 47. maddesi ile bir
ilgisi bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle 4924 sayılı Yasa'nın
11. maddesi ile 657 sayılı Yasa'nın 36. maddesinin "Sağlık Hizmetleri ve
Yardımcı Sağlık Hizmetleri sınıfı" başlıklı bendinde yapılan değişikliğin
Anayasa'nın 128. maddesinde ve 2. maddesinde belirtilen Cumhuriyetin
nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ve iptali
gerektiği düşüncesiyle verilen karara karşıyım.
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Bu içerik 1574 defa okunmuştur.
|