Taşeron çalıştırma yönteminin bilinçli tercih olarak
yaygınlaştırıldığı bir ülkede nitelikli sağlık hizmetinden söz etmek mümkün değildir.
Bilindiği gibi daha karlı ve daha "verimli" olacağı iddiasıyla hemen her yerde
hizmetin taşeronlar aracılığıyla gördürülmesi bir salgın halinde
yaygınlaştırılmakta...
7 Kasım 2007
BASINA VE KAMUOYUNA
Taşeron çalıştırma yönteminin bilinçli tercih olarak
yaygınlaştırıldığı bir ülkede nitelikli sağlık hizmetinden söz etmek mümkün değildir.
Bilindiği gibi daha karlı ve daha "verimli" olacağı iddiasıyla hemen her yerde
hizmetin taşeronlar aracılığıyla gördürülmesi bir salgın halinde
yaygınlaştırılmakta, bunun toplumsal sonuçları hiçbir biçimde gündeme
getirilmemektedir.
Sağlık alanında taşeron çalıştırma yönteminin gerek halk
sağlığı gerekse çalışanların hak kayıpları açısından çok ciddi sonuçlar
doğurduğu-doğuracağı bilinmelidir. Yoğun bakım bebek ölümleri, hastane
enfeksiyonları, hastanelerde mortalite oranlarındaki artış gibi son dönem
sağlık sorunlarının tek sorumlusu değilse bile önemli bir etkeni olarak kabul
edilen taşeron çalıştırma, önemsenmesi gereken toplumsal bir sorundur.
Sürekliliği olmayan, her gün ve her an değiştirilebilen personelin eğitiminin
yapılabilmesi söz konusu olmadığı gibi; kurumla özdeşleşmesi ve sahiplenmesi de
beklenemez. Taşerondan çalıştırılan, her türlü sosyal hakkı elinden alınmış, emeklilik
hakkı bile olmayan, yıllık izin kullanması sorun olan, kıdem tazminatı gaspedilen,
çalışma saatleri on saate varan ve asgari ücretle çalıştırılan sağlık
emekçilerinin durumu ise sorunun diğer boyutunu oluşturmaktadır.
Sağlık alanında son 20 yıldır hayata geçirilen uygulamalar
sonucunda, sağlığın kamusal bir hizmet olmaktan çıkartılmasıyla birlikte, kamu
sağlık kurumlarında üretilmekte olan sağlık hizmeti önemli bir oranda taşeron
firmalar eliyle yürütülmektedir. Hastanelerin temizlik ve yemekhane
hizmetlerinin taşeronlaştırılmasıyla başlayan süreç, hemşire, laborant,
teknisyen ve hastabakıcı personeli de kapsayarak sürdürülmekte, giderek
hekimlerin de taşeron firmalar aracılığıyla çalıştırılması gündeme gelmektedir.
Halen TBMM komisyonlarında görüşülen Kamu Hastane Birlikleri (Şirketleri) yasa
tasarısında, Devlet Hastanelerinde dahi tek tek servislerin, ameliyathanelerin
taşeronlaştırılması, laboratuar ve görüntüleme hizmetlerinden sonra tüm
hizmetlerin nasıl verileceğinin göstergesi durumundadır. Bu birimlerin hekimi
dahil olmak üzere tüm personeliyle birlikte taşeron firmalara ihale
edilebilmesi yasa önerisi olarak getirilebilmektedir.
Bir kamusal hizmet
olan ve süreklilik, bütünlük ve istikrarın esas olduğu sağlık hizmetinin
bölünüp parçalanarak taşeron firmalar eliyle gördürülmesi sağlığın doğasına
aykırı olup, sağlık hizmetinin niteliğini olumsuz etkilemektedir. Bu yöntem
ihaleyi alan firmayı ve ihaleyi veren yöneticileri "kar" ettirebilir. Ancak bu
durumun yıkıcı toplumsal maliyeti kamuoyunca bilinmelidir. Şöyle ki, yalnızca
rakamsal değerler üzerinden bakıldığında bile üniversite ve hastane yönetimleri
yapılan ihaleler sonucunda çalıştırdıkları her bir işçi için taşeron şirkete
ayda 1200-1300 YTL ödemektedir. Ancak asgari ücretle çalıştırılan bir işçinin
şirkete brüt maliyeti aylık en fazla 800-850 YTL olmaktadır. Görülüyor ki,
taşeron çalıştırma biçimi gereksiz ve haksız bir kazanç yaratırken, kamuyu da
zarara uğratmaktadır.
Öte yandan taşeron çalıştırma biçimi, sayısı 50 binlere
ulaşan taşeron sağlık çalışanlarının en temel haklarını ortadan kaldırmakta ve
aynı işyerinde aynı işi yapan kadrolu çalışanlarla eşitsiz koşullar yaratması
nedeniyle başta Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Tüm bu nedenlerle, DİSK/Dev Sağlık-İş sendikasınca
örgütlenmekte olan taşeron sağlık işçileri, aynı kurumlarda birlikte hizmet
üreten SES sendikasında örgütlü kamu sağlık çalışanları ve sağlık hizmetinin
ana eksenini oluşturan hekimlerin örgütü olarak TTB, birlikte bu soruna karşı
ortak bir mücadele yürütme kararlılığındadır. Kamusal bir hizmet olması gereken
sağlık alanında taşeron çalıştırma biçiminin sağlık çalışanlarının hakları ve
nitelikli sağlık hizmeti sunumu açısından yarattığı sorunları görünür kılmak, taşeron çalıştırmanın son bulması ve tüm
sağlık çalışanlarına güvenceli, tek ve eşit statü sağlanarak kadro verilmesi
amaçlı çalışmalar Türkiye genelinde yaygınlaştırılarak sürdürülecektir.
Bu çerçevede, "İNSAN İHALE İLE ÇALIŞTIRILMAZ, SAĞLIKTA
TAŞERON OLMAZ!" diyoruz.
Bu sürecin kamuoyuna duyurulması amacıyla 17 Kasım'da Ankara'da Sağlık Bakanlığı
önünde farklı kentlerden gelecek taşeron sağlık emekçilerinin ve tüm sağlık
çalışanlarının katılımıyla kitlesel bir basın açıklaması
gerçekleştirilecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TÜRK TABİPLERİ
BİRLİĞİ
DEVRİMCİ SAĞLIK
İŞÇİLERİ SENDİKASI
SAĞLIK VE SOSYAL
HİZMET EMEKÇİLERİ SENDİKASI
Bu içerik 2300 defa okunmuştur.
|