|
Türkiye sağlık sektörünün önemli sorunları var.
Ancak, öncelikle bilinmesi gereken şey, Türkiye'de bu sorunları çözecek kaynağın
bulunduğudur. Kaynak derken kastedilen para, insan gücü, araç-gereç, belki de en
önemlisi entelektüel birikimdir.
Türkiye, tarihinin en ciddi krizini yaşıyor. Böylesi bir
dönemde krize ilişkin temel saptamamızın ve sorunların çözümüne yönelik TTB
değerleri ile çözüm önerilerimizdeki ana başlıkların çok kısaca sunulmasında
yarar bulunmaktadır.
Kriz ekonomik, siyasal, toplumsal alanda ortaya çıkmış
bulunuyor. Türkiye'nin ekonomik politikaları büyük kapitalist ülkeler ve
uluslararası finans çevrelerince belirleniyor; bir başka ifadeyle Türkiye'de
hükümetler tercihlerini, bir siyasi irade olarak, bu yönde kullanıyorlar. Gelinen
noktada artık sağlığa, eğitime ne kadar kaynak ayrılacağı hükümetin kararı
olmaktan tamamen çıkmış durumdadır. Dolayısıyla, Türkiye sağlık sektörünün
yönetim, finansman sorunlarını konuşurken, Türkiye siyasetinin emperyalist
belirlenimli bu yapısını sözkonusu etmemek olanağı kalmamıştır. Türkiye, halk
sağlığındaki sorunları çözmek istiyorsa, öncelikle, dışarıdan dayatılan
yoksullaşma reçetelerini reddeden ve ülke içinde eşitlikçi, kamudan yana tercihler
yapan bir siyasal tutumu geliştirmek zorundadır.
TTB SAĞLIK SİSTEMİNE NE ÖNERİYOR?
TTB DEĞERLERİ...
Herkes için eşit, ulaşılabilir, nitelikli, ücretsiz
sağlık hizmeti temel ilke alınarak sağlıktaki eşitsizliklerin kademeli olarak
giderilmesi, tümü ile ortadan kaldırılması ve toplumun sağlık düzeyinin
yükseltilmesi hedeflenmelidir.
Gerçekten ulusal bir sağlık politikası, ülkemizde
yaratılan kaynakların geliştirilmesini, dışarıya kaynak aktaran baskılara karşı
korunmayı temel ilke edinmelidir.
Sağlıktaki eşitsizliklerin giderilmesi ve toplumun
sağlık düzeyinin düzeltilmesi sadece sağlık hizmetleri alanında yapılacak
düzenlemelerle gerçekleştirilemez. Sağlığı doğrudan ve dolaylı etkileyen
ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerde dezavantajlı toplumsal sınıflar lehine köklü
değişiklikler yapılmadan sağlıkta eşitlik ve toplumsal gelişme mümkün değildir.
Sağlık düzeyini yükseltmek için yürütülecek her
türlü çalışma sağlık hizmetini alanlarla bu hizmeti sunanların merkezi ve yerel
düzeylerde katılımını sağlamayı ve özendirmeyi hedeflemelidir.
İnsan gücünden kurumsal altyapıya kadar bütün
alanları içeren, kaynakları ve hedefleri gözeten gerçekçi ve samimi bir planlama
kavramı yerleştirilmeli ve yapılmalıdır. Ulusal bir sağlık politikası,
Türkiye'deki sınıfsal-bölgesel eşitsizliklerin ağırlığını göz önüne alarak,
kaynakların oluşumunda merkezi bütçe kaynaklarını esas almalı, hizmet sunumu ve
finansman tek elde toplanmalıdır.
Ülkemizde sağlık hizmeti sunumunda temel sağlık hizmeti
üreten kurumların performansını artırmak ilk hedef olmalıdır.
Sağlık insan gücü ülke ihtiyaçlarına uygun
yetiştirilmeli ve kullanılmalıdır. Hizmet içi ve sürekli eğitim öncelikle temel
sağlık hizmetlerinde çalışanların ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflemelidir.
Örgütlenmede
Türkiye'deki sağlık hizmetlerinin alt yapısının
eşitsiz dağılımı dikkate alınarak merkezi-bölgesel kaynakların paylaşımı buna
göre değerlendirilmelidir. Sağlık hizmet sunumu sürekliliği, basamaklandırılmış
hizmeti, ekip çalışmasını, ulaşılabilirliği, riskli gruplara önceliği,
entegrasyonu sağlayan örgütlenme tedbirlerine dayanmalıdır. İkinci basamak sağlık
kurumlarında kar ve maliyetten önce bu kurumlara bağlı olan, bu kurumların
beslendiği temel sağlık hizmeti kurumlarının ihtiyaçlarını sağlayacak
düzenlemeler esas olmalıdır.
Denetimde
Sağlığa ayrılan kaynakların kullanımı
çalışanların denetiminde olmalı; hizmeti yöneten, hizmeti veren ve alanların
birbirlerini denetlemeleri üzerine kurulmalıdır.
Kurumlar ve kişiler arasında rekabet yerine işbirliğini
ve dayanışmayı ve karşılıklı yardımlaşmayı esas alan ilişkiler
geliştirilmelidir. Kaynakların kullanımında akılcı olmalı; harcama-etkinlik ve
yararlılık faktörleri göz önünde tutulmalıdır.
Kazanımların Korunması
2002 itibariyle, yıllardır yürütülen kamu sağlık
hizmetlerini çökertme politikalarına rağmen yasal ve/veya yaşamsal düzeyde halen var
olan, Türkiye'de uzun yıllar süren mücadelenin sonucunda kazanılmış ve toplumun
geniş kesimleri lehine olan sağlık alanındaki kazanımların korunması
hedeflenmelidir.
Temel sağlık hizmetlerinin ve kamu hastanelerinin genel
bütçeden finansmanı, sosyalleştirmenin belirli ilkeleri ve özellikle sağlık
ocaklarının kırsal bölge ve küçük kentlerdeki maddi başarı ve kazanımları,
maaşlıların ek vergi vermeksizin sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanma hakkı,
SSK'nın hem finanse eden hem de hizmet sunan bir kurum olarak varlığının devamı,
sağlık çalışanlarının 657'de tanımlanmış iş güvencesi gibi kazanımların
korunması öncelikli başlıklar olarak öne çıkartılmalıdır.
TTB ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Finansman
Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'na (Dünya Sağlık
Örgütü'nün önerdiği) en az yüzde 10'luk bütçe payı ayrılmalıdır.
Sağlıkta finansman modeli genel vergilerle oluşan genel
bütçe sistemi olmalıdır. Özel sağlık işletmelerine ve özel sağlık
sigortalarına tanınan her türlü kolaylaştırıcılık ortadan kaldırılmalı,
kaynaklar ve kolaylaştırıcı yaklaşım kamu sağlık hizmetlerine kaydırılmalıdır.
Mevcut kaynaklar kamu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve genişletilmesine
ayrılmalıdır. Birinci basamak sağlık hizmetlerini ücretli hale getiren her türlü
uygulama sonlandırılmalıdır. Kamuya ait sağlık kurumlarındaki vakıf/dernekler
kapatılmalı, varlıkları kamuya devredilmeli, döner sermaye yerine genel bütçeden
kaynak sağlanmalıdır.
Hizmet Sunumu
Hizmet sunumu ile finansman tek elde toplanmalıdır.
Birinci basamak sağlık hizmetleri özendirilmeli,
öncelenmelidir. Bölgesel dağılım ve ihtiyaçlar göz önüne alınarak sağlık
ocağı sayısı ilk elde 7.000'lere, sağlık evi sayısı 13.000'lere
çıkarılmalıdır.
Kamu hastanelerinin yapımı ve donanımı (sayı ve
bölgesel eşitsizlikleri azaltacak, ihtiyacı karşılayacak ve sevk zinciri içerisinde
çalışacak) bir düzenleme ile artırılmalıdır. Kamu hastanelerinin sayısı
yukarıdaki anlayış çerçevesinde 1.100'e çıkartılmalıdır.
Halen yürürlükte olan 224 sayılı yasada
öngörüldüğü şekilde sağlık ocakları çalıştırılmalı, sevk zinciri mutlak
uygulanmalıdır. Öncelikle sağlık ocakları olmak üzere kamu sağlık hizmeti sunan
kurumlar alt yapı/donanım açısından desteklenmeli ve düzeltilmelidir.
Hekimlere tam süre çalışma getirilmelidir. Çalışma
koşullarının düzeltildiği, emeğin ücret olarak karşılığının alındığı,
grevli toplu sözleşmeli koşullarda bir tam süre uygulaması gerek halka sunulan
hizmetin niteliğinin yükseltilmesinde, gerekse de hekimlik pratiğindeki etik
kirlenmenin önlenmesinde önemli bir çözüm olarak görülmelidir.
Adli tıp hizmetlerinin gerek sağlık hizmeti gerekse de
adaletin doğru bir şekilde yürütülmesindeki önemi bilinerek çalışma ortamı ve
koşullarına ilişkin her türlü düzeltici önlem ve korunma gerçekleştirilmelidir.
Adli tıp hizmetleri bir angarya olmaktan çıkartılmalıdır.
Türkiye'de bulaşıcı hastalıkların aşıyla korunabilir
hastalıkların sıklığı ve nüfus artışı göz önüne alındığında
bağışıklamaya özel bir önem verilmelidir.
Sağlık İnsan Gücü
Mevcut hekim sayısı yeterlidir. Sorun hekimlerin
bölgesel dağılımındaki eşitsizlik olarak yaşanmaktadır. Hekimlerin ülke
düzeyinde dağılımındaki dengesizlikleri azaltacak, çalışma ortamlarını da
gözeten özendirici bir istihdam politikası izlenmelidir.
Ülke ihtiyacına uygun bir eğitimle hemşire ve diğer
sağlık çalışanlarının sayısı ve nitelikleri artırılmalı, dağılımdaki
eşitsizlik düzeltilmelidir. Sağlık hizmetlerinin ihtiyacı olan kadrolar açılarak
istihdam edilmelidir.
Hekim ve diğer sağlık çalışanlarının ücretleri
düzeltilmeli, geçim kaygısı duyulmayacak düzeyde iyileştirilmeli, bölgesel
dağılımı düzeltecek şekilde özendirilmeli, birinci basamakta çalışanlar ile
eğitim rolü üstlenen personel ayrıca desteklenmelidir.
Tıbbi Teknoloji-İlaç
Yurtdışından ithal edilen, ileri teknolojik aygıtlarla
ilgili olarak ciddi bilimsel bir planlama yapılmalı, ülkemizin gereksiz bir teknoloji
çöplüğüne dönüşmesi önlenmelidir. Kamu tarafından bir teknoloji ve ilaç sanayi
kurulması değerlendirilmelidir. Ulusal aşı üretim merkezi hedeflenmeli ve öncelik
tanınmalıdır.
Tıp Eğitimi
Mezuniyet öncesi tıp eğitimi müfredatı ülkenin
sağlık sorunlarını önceleyen ve bilen, ihtiyaca uygun bir içerikle gözden
geçirilmeli ve topluma dayalı, problem çözmeye yönelik eğitim yöntemleriyle
yürütülmelidir.
Gereksiz nitelik tartışmalarına ve kaynak israfına yol
açan planlamadan yoksun tıp fakültesi açılması politikası sonlandırılmalıdır.
Mevcut tıp fakülteleri ihtiyaca uygunlukları ve her türlü donanımları açısından
gözden geçirilmeli, uygun olmayanların eğitim vermeleri değerlendirilmelidir.
Tıp fakültelerinin eğitim araştırma bölgeleri
açılmalıdır.
Mezuniyet sonrası eğitimde, mezuniyet sonrası eğitimin
asgari çerçevesini standardize edecek ve niteliği artıracak düzenlemeler hayata
geçirilmelidir.
Tıp eğitiminde sürekli eğitimin önemi herkesçe kabul
edilerek bu alanda meslek örgütünün yaptırımcı ve düzenleyici olması anlamında
ilgili kurumlar kolaylaştırıcı bir işlev üstlenmelidir.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinde pratisyen hekimliğin
kritik rolü ışığında Genel Pratisyenlik Enstitüsü desteklenmelidir.
Demokratikleşme
Türkiye sağlık ortamı -kurumlar düzeyinde ve
çalışanlar için- demokratikleştirilmelidir. Sağlık çalışanlarına grevli toplu
sözleşmeli sendikal hak tanınmalıdır.
Çalışanların özlük hakları ve çalışanların
sağlığı boyutunda düzenlemeler yapılmalıdır.
Kamu sağlık kurumlarında baskı, rotasyon, sürgün,
angarya gibi uygulamalara son verilmelidir.
Toplum Katılımı
224 sayılı yasada öngörülen sağlık ocakları
düzeyinde toplum katılımına olanak sağlayan sağlık kurulları çalıştırılmalı
ve yine aynı yasada belirtilen genel kurul en kısa sürede -bir ilk adım olarak-
toplanmalıdır.
KAMUCU VE EŞİTLİKÇİ
POLİTİKALARLA OLANAKLI!
Bu içerik 11089 defa okunmuştur. |