Yazışmalar


 

245/2011
11/02/2011

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Sağlıkta yaşanan olumsuzluklara paralel olarak hekimlere yönelik şiddet olaylarının arttığı hepimizce bilinmektedir. Görünen o ki şiddet olayları sayısal ve niteliksel olarak daha da yoğun olarak yaşanacaktır.

Bilindiği üzere Türk Tabipleri Birliği bünyesinde “Şiddet Sıfır Tolerans Çalışma Grubu” olarak şiddete karşı bir dizi çalışma yürütülmektedir. Şiddet web sayfası ve şiddet acil hatlarının oluşturulması, “Şiddetle Başa Çıkmak” broşürünün basılarak dağıtımı yapılan çalışmalar arasındadır.

Şiddet olayları açısından hekimlerde farkındalık yaratmak ve şiddete uğrayan hekimlerin mağduriyetlerinin giderilmesi çalışmaların temelini oluşturmaktadır.

Ayrıca çalışmaların tüm tabip odalarınca ortaklaştırılması ve yaygınlaştırılmasının önemli olduğu düşüncesindeyiz.

Bu nedenle aşağıda belirtilen hususlarda odanızın katkı ve katılım sunmasını bekler, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

 

SAĞLIK ORTAMINDA VE HEKİMLERİN KARŞILAŞTIĞI HER TÜRLÜ ŞİDDET DURUMUNDA TABİP ODALARININ YAPMASI GEREKENLER

  1. TTB Şiddete Sıfır Tolerans Çalışma Grubu ile organize olabilecek en az bir üyenin belirlenmesi
  2. Olanaklı ise odanın şiddete yönelik çalışmalarını organize edebilecek bir kurul-komisyon oluşturulması
  3. TTB tarafından yürütülecek olan “şiddete karşı bilgilenme ve beceri kazandırma eğitimleri” açısından hekimlerin katılımlarına yönelik olanaklar yaratılması
  4. Üyelerin kolayca ulaşabileceği “Acil Şiddet Hattı” oluşturulması ve bunun üyelere duyurulması. Oluşturulan acil şiddet hattının web sayfasında yer alması açısından TTB’ye bildirilmesi.
  5. Şiddetle ilgili başvuru ya da duyum alındığında hekime hukuksal destek sağlanması
    1. Hekimden yazılı başvuruda bulunmasının istenmesi
    2. Yazılı başvuru ekinde olay tutanak raporunun istenmesi
    3. Tüm sağlık kurumlarına (kamu - özel) yasal yükümlülüklerini belirten yazı gönderilmesi (EK-1)
    4. Şiddetin meydana geldiği tüm sağlık kurumlarında yöneticilerin olayın yargıya taşınması konusunda yasal olarak sorumlulukları çerçevesinde yapılması gerekenler;
      1. Hekimin yazılı başvurusu ve olay tutanak raporu eklenerek ilgili kuruma olayla ilgili bildirim yazısı yazılması ve sonuçtan bilgi istenmesi (EK – 2)
      2. Geri dönüş olmadığı takdirde ikinci uyarı yazısının yazılması
      3. Uyarılara rağmen işlem yapmayan kurum sorumluları hakkında savcılığa bildirimde bulunulması
      4. Hekime sağlık ortamındaki şiddet konusunda her türlü iletişim olanakları kullanılarak bilgilendirme yapılması
      5. Oda özelinde ortamda ki şiddetin nedenlerine özgü araştırma yapılması, elde edilen bilgilerin TTB ile paylaşılması, özel çözüm önerileri yaratılması ve uygulanmasının sağlanması

10.  Meydana gelen her türlü şiddet olaylarının TTB Şiddete Sıfır Tolerans Çalışma Grubu’na en kısa sürede bildirilmesi, her yılın Aralık ayı sonunda itibarı ile yazılı rapor oluşturulması

11.  Yapılan tüm işlemlerin kayıt altına alınarak dosyalama yapılması bu konuda personel görevlendirilmesi

12.  Oda web sayfasından www.ttb.org.tr/siddet sayfasına link oluşturulması

21.05.2009 / 63982

BAŞHEKİMLİK MAKAMINA,

Konu      : Sağlık kurum ve kuruluşlarında hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik

artan şiddet eylemleri hakkında.

Açıklamalar

Bilindiği gibi, hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet vakalarında ciddi bir artış yaşanmaktadır. Hekimlere yönelik şiddet, uzun zamandır meslek örgütümüzün gündemindedir. Bu çerçevede;

  • Hekimlerin mesleki ve gündelik yaşantısının adeta bir parçası haline gelen şiddet eylemlerinin engellenmesi,
  • Bu yönde etkili ve caydırıcı önlemlerin alınması,
  • Güvenli bir çalışma ortamının sağlanması

amacıyla; her kademedeki idari makamlar nezdinde girişimlerde bulunulmakta, görev ve sorumluluklar hatırlatılmakta, yetkilerin kullanılması için çağrıda bulunulmaktadır.

Zira idari örgütlenmenin sağlanmaması ve/veya hizmetin iyi ve gereği gibi yürütülmemesi ve/veya çalışanların maddi-manevi bütünlüğünün korunmaması ve güvenliklerinin sağlanmaması ve/veya kamu hizmetinin eksik, yanlış ve kötü verilmesi hallerinde idarenin sorumluluğu söz konusudur. Nitekim yargı kararlarında da, diğer sorumluluklar bir yana sadece gözetim ve denetim eksikliklerinin dahi, hizmet kusuru olduğu belirtilmektedir.

Sağlık mevzuatında da, idari hizmetin yürütülmesi, gözetim ve denetimi Başhekimlerin sorumluluğuna verilmiştir. 13.01.1983 tarih ve 17927 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girmiş olan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği hükümlerine göre “Baştabibin Görev ve Yetkileri” arasında; “Kurumun tıbbi, idari ve eğitim hizmetlerinin görevlilerce en iyi şekilde yürütülmesini sağlar. Bu hizmetlerin yapılmasını izler, en az haftada bir defa denetler…” hükmü bulunmaktadır. Başhekimlikler tarafından, idari hizmetlerin yürütülmesi, bu hizmeti sunan görevlilerin denetlenmesi ve meydana gelen aksaklıkların giderilmesi gerekmektedir. Sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenliğin sağlanmasının idari bir hizmet olduğu tartışmasız açıklıktadır.

Nitekim 29.04.2009 tarih ve 27214 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Hasta ve Çalışan Güvenliğinin Sağlanması ve Korunmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in 18. maddesinde de “Hasta ve çalışanlar için güvenlik tedbirleri” sıralanmış ve 20. maddesinde de gerekli tedbirlerin alınması ve uygulamanın takip ve denetiminin ilgili sağlık kurum veya kuruluşunun en üst amirinin yükümlülüğünde” olduğu düzenlenmiştir.

Öte yandan güvenli olmayan çalışma ortamının; hekimler, sağlık çalışanları ve hastalar bakımından uygun bir ortam olmayacağı, sunulan hizmetin niteliğinin de doğrudan etkileneceği ortadadır.

Sayılan görev, yetki ve sorumlulukların yanı sıra; gerek meydana gelen/gelebilecek olan şiddet eylemlerine karşı caydırıcı ve etkili önlemler almak, gerekse de şiddete maruz kalan hekimlerin kişisel güvenliklerini ve haklarını korumak bakımından, aşağıdaki hususlara önemle dikkat çekmek isteriz.

  • Hekimlere yönelik öldürme, kasten ve bilinçli yaralama, hakaret, hayatına ve vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit, cebir kapsamındaki suçların soruşturulması şikayete bağlı değildir. Bir başka ifadeyle suçun soruşturulması açısından şiddete uğrayan hekimin Başhekimliğe ve/veya hastane polisine bilgi vermesi yeterlidir.
  • Hastane yönetiminin kendisine iletilen şiddet olaylarını ilgili adli birimlere bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır.
  • Yine hastane polisi de suç işlendiğine ilişkin ihbar ve duyumlar nedeniyle adli işlem başlatmakla yükümlüdür.
  • Tüm bu süreçlere hekimin bizzat katılması, bizzat başvuruda bulunması ve şikayetçi olması gerekli değildir. Ortada böyle bir başvurunun bulunmadığı durumda dahi, Başhekim ve hastane polisinin, herhangi bir şekilde bilgi sahibi olması, harekete geçmek için yeterlidir.
  • Belirtelim ki fiziki ve/veya psikolojik şiddete maruz kalan hekimin, tüm bu sürece de, sonrasında yargılama sürecine de katılması zorunlu değildir. Hekim, (kendisine yönelik saldırıların faili hakkında başlatılan) hukuki sürece dilerse müdahil olabilir.

Görüldüğü üzere yaygın ve hatalı varsayımın aksine; şiddet olayları karşısında, hekim ve/veya sağlık çalışanı şikayetçi olmasa dahi -kamu görevinin yürütülmesi sırasında ve kamu görevi nedeniyle şiddete maruz kalındığı için- Başhekimliklerin doğrudan işlem başlatma, ilgili Cumhuriyet Savcılığı’na ihbarda bulunma/ şikayetçi olma sorumluluğu bulunmaktadır.

Kuşkusuz ki hekime yönelik şiddete ilişkin bilgilerin meslek kuruluşumuz ile de paylaşılması, şiddet mağduru hekim ile dayanışmak, gerek duyması halinde ivedilikle hukuki destek sunmak ve yanı sıra yaşanılan şiddeti kamuoyunun gündemine taşımak açısından da son derece önemlidir.

Öte yandan, maruz kalınan şiddet olayları karşısında izleyici kalmak, gerekli bildirim, ihbar ve/veya şikayetleri yapmamak, ilgili Cumhuriyet Savcılığı’na ihbarda bulunmamak hallerinde, ilgili Başhekim hakkında, -görevinin gereklerini yerine getirmekte ihmalde bulunması nedeniyle- şikayetçi olunması, işlem yapılması da mümkündür. Başhekimlerin konumunun sorunun çözümünde önemli bir basamak olduğuna inanan Meslek odamız, bu yöndeki ihlalleri yargıya taşımak kararlığındadır.

Son olarak önemle belirtelim ki hekim, uğradığı zararların tazminini saldırgandan isteyebileceği gibi, yanı sıra, güvenli ve sağlıklı koşullarda çalışma hakkını sağlamayan idareden de isteyebilecektir. Bir başka ifadeyle, Başhekimliğin bu yönüyle de hukuki işlemlere muhatap olması söz konusu olacaktır.

Açıklanan nedenlerle; hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet eylemlerinin engellenmesi amacıyla, bu yönde etkili ve caydırıcı önlemler alınması, güvenli bir çalışma ortamının sağlanması, meydana gelen şiddet eylemlerine zamanında etkili müdahalelerde bulunulması ve adli makamlar nezdinde girişimlerde bulunulması konusunda mevzuatın tarafınıza yüklediği görev ve sorumlulukların hassasiyetle yerine getirmenizi bekler, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Dr. ………..

Genel Sekreter

Yönetim Kurulu Adına

11.11.2010/83550

………………….

EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ BAŞHEKİMLİĞİ’NE;

Sayın Başhekim,

Başhekimliklere 21.05.2009 tarih ve 63982 sayıyla gönderdiğimiz yazıda sağlık çalışanlarına ve hekimlere yönelik şiddetin kaygı verici boyutlara ulaştığına dikkat çekmiş ve şiddet eylemlerinin engellenmesi, bu yönde etkili ve caydırıcı önlemler alınması, güvenli bir çalışma ortamının sağlanması konusunda hastane yönetimlerine düşen görev ve sorumluluğu dile getirmiştik.

11.11.2010 tarihinde kurumunuzda görevli hekimlerden Dr. ………., Dr. ……… ve Dr. …….. Saat  07:30 civarında Acil Cerrahi Gözlem Odasında asistan hekimler vizit yaparken hasta yakınlarından birinin ısrarla hastaya bakılmasını istediği, Asistan hekimlerin şu an vizit yaptıkları ve o hastaya da sırası gelince bakacakları konusunda hasta yakınına bilgi verdiği, vizit sırası bu hastaya gelince, hasta yakınının hekimi iterek hastaya bakmamasını söylediği ve hekime saldırdığı, vizit yapan üç asistan hekim Dr. ……, Dr. ……, Dr. ……. yaralandığını ve aynı gün Saat: 14:00-15:00 sularında hasta ve hasta yakınları tarafından Beyin-Sinir Cerrahisi As. Dr. ……. saldırıldığı ve Dr. ….’ın beyin sarsıntısı geçirdiğini üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenliğin sağlanmasının idari bir hizmet olduğu tartışmasız açıklıktadır. Bir başka ifadeyle gerek şiddet eylemlerine karşı caydırıcı ve etkili önlemler almak, gerekse de şiddete maruz kalan hekimlerin kişisel güvenliklerini ve haklarını korumak; Başhekimliklerin görev ve sorumlulukları arasındadır.

Belirtelim ki hekimin bizzat başvuruda bulunması ve şikayetçi olması gerekli değildir. Ortada böyle bir başvurunun bulunmadığı durumda dahi, Hastane yönetiminin kendisine iletilen şiddet olaylarını ilgili adli birimlere bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bu çerçevede tarafınıza;

a)    Gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp-alınmadığının,

b)    Olayın ilgili adli birimlere bildirip-bildirmediğinin, bu çerçevede savcılığa ihbarda ve/veya suç duyurusunda bulunup bulunmadığının,

c)    Tanık ve delillerin (olayın üzerinden zaman geçtikten sonra toplanma zorlukları nedeniyle) tutanak ile kayıt altına alınıp alınmadığının sorulması gereğini duyduk.

Bu vesileyle tekrar hatırlatmak isteriz ki; şiddet olayları karşısında izleyici kalmak, gerekli bildirim, ihbar ve/veya şikayetleri yapmamak, ilgili Cumhuriyet Savcılığı’na ihbarda bulunmamak hallerinde, ilgili Başhekim hakkında, -görevinin gereklerini yerine getirmekte ihmalde bulunması nedeniyle- şikayetçi olunması, işlem yapılması kuvvetle muhtemeldir.

Açıklanan nedenlerle; Meslek örgütümüz tarafından da farklı yönleriyle takip edilen bu üzücü olayın tekrar yaşanmaması, etkili ve caydırıcı önlemler alınması, güvenli bir çalışma ortamının yaratılması, şiddet eylemine zamanında ve etkili müdahalede bulunulması konusunda mevzuatın tarafınıza yüklediği görev ve sorumlulukları hassasiyetle yerine getireceğinize inanıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Saygılarımızla

Dr. ……….

Genel Sekreter

Yönetim Kurulu adına

Ek-1: 21.05.2009 tarih ve 63982 sayılı yazımız.

Ek-2-: Tutanak Örneği

16.09.2010/81516

ÖZEL ….. HASTANESİ BAŞHEKİMLİĞİ’NE;

Sayın Başhekim,

Başhekimliklere 21.05.2009 tarih ve 63982 sayıyla gönderdiğimiz yazıda sağlık çalışanlarına ve hekimlere yönelik şiddetin kaygı verici boyutlara ulaştığına dikkat çekmiş ve şiddet eylemlerinin engellenmesi, bu yönde etkili ve caydırıcı önlemler alınması, güvenli bir çalışma ortamının sağlanması konusunda hastane yönetimlerine düşen görev ve sorumluluğu dile getirmiştik.

20.08.2010 tarihinde kurumunuzda görevli hekimlerden Dr. ……’yi, doğumdan sonra bebeği ölen hasta yakının tehdit ettiğini, ölen bebeğin annesinin de, eşinin hekime zarar vermesinden korkarak, hekimi hastaneye gelmemesi konusunda uyardığını, hasta yakınının hekimin ev adresini hemşirelerden öğrenmeye çalıştığını, üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız.

Bilindiği gibi Sağlık kuruluşlarında hizmetin yürütülmesi, gözetim ve denetimi Başhekimlerin sorumluluğuna verilmiştir. Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin 17. maddesinde düzenlenen “Mesul müdürün görev, yetki ve sorumlulukları” arasında; “a) Özel hastanenin tıbbî, idarî ve teknik hizmetlerini mevzuata uygun olarak idare etmek ve denetlemek…” hükmü bulunmaktadır.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenliğin sağlanmasının idari bir hizmet olduğu tartışmasız açıklıktadır. Bir başka ifadeyle gerek şiddet eylemlerine karşı caydırıcı ve etkili önlemler almak, gerekse de şiddete maruz kalan hekimlerin kişisel güvenliklerini ve haklarını korumak; Başhekimliklerin görev ve sorumlulukları arasındadır.

Belirtelim ki hekimin bizzat başvuruda bulunması ve şikayetçi olması gerekli değildir. Ortada böyle bir başvurunun bulunmadığı durumda dahi, Hastane yönetiminin kendisine iletilen şiddet olaylarını ilgili adli birimlere bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bu çerçevede tarafınıza;

a)    Gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp-alınmadığının,

b)    Olayın ilgili adli birimlere bildirip-bildirmediğinin, bu çerçevede savcılığa ihbarda ve/veya suç duyurusunda bulunup bulunmadığının,

c)    Tanık ve delillerin (olayın üzerinden zaman geçtikten sonra toplanma zorlukları nedeniyle) tutanak ile kayıt altına alınıp alınmadığının sorulması gereğini duyduk.

Bu vesileyle tekrar hatırlatmak isteriz ki; şiddet olayları karşısında izleyici kalmak, gerekli bildirim, ihbar ve/veya şikayetleri yapmamak, ilgili Cumhuriyet Savcılığı’na ihbarda bulunmamak hallerinde, ilgili Başhekim hakkında, -görevinin gereklerini yerine getirmekte ihmalde bulunması nedeniyle- şikayetçi olunması, işlem yapılması kuvvetle muhtemeldir.

Açıklanan nedenlerle; Meslek örgütümüz tarafından da farklı yönleriyle takip edilen bu üzücü olayın tekrar yaşanmaması, etkili ve caydırıcı önlemler alınması, güvenli bir çalışma ortamının yaratılması, şiddet eylemine zamanında ve etkili müdahalede bulunulması konusunda mevzuatın tarafınıza yüklediği görev ve sorumlulukları hassasiyetle yerine getireceğinize inanıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Saygılarımızla

Dr. Ali ÇERKEZOĞLU

Genel Sekreter

Yönetim Kurulu adına

Ek: 21.05.2009 tarih ve 63982 sayılı yazımız.

253/2011
15.02.2011

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Bilindiği gibi gerek sağlık alanında gerekse özlük haklarımıza ilişkin ciddi saldırılara maruz kaldığımız bir süreç yaşanmaktadır. Öte yandan ülkemiz Haziran ayında gerçekleşecek genel seçimlere hazırlanmaktadır.

17 Aralık 2010’da başlattığımız “Sağlıkta Özelleştirmeye Karşı İyi Hekimlik-Nitelikli Sağlık Hizmeti Mücadele Kampanyası” kapsamında duyurusunu yaptığımız ve başta hekimler olmak üzere sağlık alanında örgütlü kamu çalışanları ve işçiler olmak üzere tüm sağlık emekçilerinin, sağlık hakkı savunucularının ve vatandaşların ortak katılımı ile gerçekleştireceğimiz 13 Mart 2011 Ankara Mitingi için geri sayım başladı. Seçim öncesi süreçte sağlıkla ve özlük haklarımızla ilgili sorunların ve taleplerimizin dile getirilebilmesi ve görünür kılınabilmesi için bu miting yaşamsal önem taşımaktadır.

13 Mart Mitingini tüm sağlık çalışanlarının en geniş katılımıyla gerçekleştirebilmek

için en kısa sürede;

1-Tüm seçilmiş kurullarınız ve aktivistlerinizle bir toplantı yapılması ve mitinge kadar bu toplantıların sürdürülmesi,

2-İlinizdeki tüm hekimlerin katılımını sağlayabilmek amacıyla; hastane toplantıları, ASM ziyaretleri vb. etkinlikler düzenlenmesi,

3-Hekimleri; cep mesajı, e-posta gibi araçlarla tek tek mitinge davet eden ve belli aralıklarla yinelenen bir yol izlenmesi, bu mesajlarda dolan otobüs sayısını belirterek katılımın teşvik edilmesi, odanızın web sayfasından mitingin duyurulması,

4-İlinizdeki tüm sağlık örgütleriyle bir araya gelerek ortak bir çalışma planı yapılması,

5-İlinizdeki yazılı ve görsel basın yayın araçlarında mitingimizin duyurulmasına yönelik program, söyleşi, yazı vb. yönünde çaba harcanması,

6-Olanaklar ölçüsünde ilinizdeki yerel yönetimlere ait ilan panolarında bu kapsamda duyurularımızın yer alması,

7-Tüm hekimlerden ortak çabamıza katkı sunacak bir parasal katkı talep edilmesi,

8-İlinizdeki tıp öğrencilerinin ve diğer sağlık meslek okullarının öğrencilerinin de mitingimize katılması için çaba harcanması ve desteklenmesi,

Katılımınızla ve ortak çabalarımızla Ankara’yı beyaza boyayacak bir miting ve sağlık çalışanlarının güçlü ortak sesini duyurmayı hedefliyoruz. Dayanışmamız gücümüz olacaktır.

Saygılarımızla,

Prof.Dr. Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreteri

 

141/2011

28.01.2011

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

TBMM Genel Kurul gündeminde kamuoyunda bilinen adıyla “Torba Yasa” görüşülmektedir.  Söz konusu “torba” içerisinde doğrudan hekimleri ilgilendiren çok sayıda madde olmasının yanı sıra genel kurulda görüşülürken tam gün’e yönelik kimi maddelerin eklenmesi de mümkündür.

Görüşülmekte olan yasaya ilişkin görüşlerimizi DİSK, KESK, TMMOB ile birlikte yaptığımız açıklamalarda duyurduk.

http://www.ttb.org.tr/index.php/haberler/basinaciklamalari/2388-torba

İlinizde yukarıda adı geçen örgüt temsilcileri ile irtibat kurarak yapılacak etkinliklere (karşılama, uğurlama, basın açıklaması) destek vermeniz önemlidir.  3 Şubat 2011 Perşembe günü TBMM’ye yapılacak yürüyüşe Ankara dışından katılım olacağı takdirde Merkez Konseyi sekreteryasına bilgi verilmesini bekler, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreteri

140/2011
28.01.2011

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Adalet,  İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları arasında 30.10.2003 tarihinde imzalanan üçlü protokol ulusal ve uluslararası düzenlemelere, Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’na, Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’ne, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’ne, Hasta Hakları Yönetmeliği’ne, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’ne, Dünya Tabipler Birliği’nin Portekiz, Amsterdam, İstanbul  Bildirgeleri’ne aykırıdır.

Bu nedenle yıllardır yürütülen çabalara karşın arzu edilen sonuç alınamadığı gibi 2010 yılı içerisinde kamuoyuna yansıyan Muğla Tabip Odası Başkanımız Dr. Naki Bulut olayı konunun önemini bir kez daha göstermiştir. Bu çerçevede Türkiye Barolar Birliği ile ortak açıklama yapılmış olup konuyu gündemde tutmak ve üçlü protokolün kaldırılması için çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecektir.

http://www.ttb.org.tr/index.php/haberler/basinaciklamalari/2285-ucluprotokol

Meslek sırrını yok eden,  tutuklu ve hükümlülerinin  sağlığa ulaşma  haklarını ihlal eden, savunma hakkını ortadan kaldıran ve hekimlik onurunu zedeleyen üçlü protokolün kaldırılması gerektiği açıktır. Bu amaçla yapacağımız çalışmaların yanı sıra     2011 yılı boyunca TTB Merkez Konseyi olarak ’ün kaldırılması ile ilgili  somut adımlar atılana, Sağlık Bakanlığı bu protokolden imzasını çekene kadar  tüm yazışmalarımızı meslek onurumuzu  zedeleyen  bu utancı hatırlatan  kelepçe logosuyla yapacağız.

Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Prof. Dr.Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreteri

27 Ocak 2011

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA,

19 Ocak 2011 tarihinde sizlere iletmiş olduğumuz gazete ilanı metnine yönelik olarak ;

24 Ocak 2011 Pazartesi günü itibariyle 50 tabip odası ve 45 uzmanlık derneği olumlu görüş bildirmişti. Aynı gün gelen kimi uyarı ve değişiklik önerilerini bu nedenle –üzülerek- kabul edemedik.

26 Ocak 2011 Çarşamba akşamüstü itibariyle 55 tabip odası ve 72 uzmanlık derneği yazılı olarak olumlu görüş bildirmiş oldu. Ne yazık ki daha sonra gelen katılım taleplerini baskıya gitmiş olması gerekçesiyle karşılayamadık.

Gazete ilanı 28 Ocak 2011 Cuma günü Hürriyet Gazete’sinin ulusal baskısında yer alacaktır.

Hepimize moral veren bu birlikteliğimizin önümüzdeki günlerde çok daha artarak arzu ettiğimiz Türkiye sağlık ve tıp ortamının sağlanmasına yönelik etkinliklerde sürdürüleceği düşüncesiyle, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Prof.Dr. Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreteri

 

gazete_ilani2011