Yazışmalar


1115/2009
22.07.2009

            TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

            Konu: Disiplin soruşturmaları kapsamında kamu kurumlarından istenecek belgeler hk.

Bilindiği gibi; diğer görev ve amaçlarının yanı sıra, tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak, tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak amacıyla kurulmuş olan Türk Tabipleri Birliği, 6023 sayılı Yasa’nın verdiği yetki ve yüklediği sorumlulukla, deontoloji kurallarına aykırılık iddialarını soruşturmakta ve gerektiğinde hukuka aykırı davrananlara disiplin cezaları vermektedir.

Bu çerçevede tabip odalarımız tarafından yapılacak işlemlere esas olmak üzere, bazı bilgi ve belgeler ile hasta kayıtlarının bir örneği, bunların elde edilebileceği kurum ve kuruluşlardan istenmektedir. Ancak zaman zaman ilgili kurumlarca, bu talebin reddedildiği, istenen bilgi ve belgelerin verilmediği görülmektedir.

Oysa Anayasa’nın 135. maddesi ve 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve tabip odalarımız tarafından yürütülen işler kamusal nitelikte olup, bu kapsamda istenen bilgi ve belgelerin verilmesi de zorunludur.

Nitekim İstanbul Tabip Odası’nın Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu’na ait rapor örneklerinin verilmesi ve gerekli kolaylığın sağlanması yönünde Kurum’a talimat verilmesi istemiyle Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davada verilen kararın temyiz incelemesini yapan Danıştay 10. Dairesi de, uyuşmazlığa konu istemin Yasa hükümlerine göre davalı idarece yerine getirilmesinin, meslek kuruluşunca yürütülen kamu hizmetinin bir gereği olduğundan bahisle, aksi yöndeki Mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.

Uygulamada yaşanabilecek sorunların çözümüne katkı sağlayacağı düşüncesiyle bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Dr.Hakan Giritlioğlu
TTB Hukuk Bürosu
Koordinatörü

Dr.Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

Eki: Danıştay 10. Dairesi kararı.

 

1114/2009
22.07.2009

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Konu   :Kurum tabipleri için SGK hekim yetkilendirilmesinde istenen tabip odası onayı öncesinde ilgili Kurumlar hakkında bilgi toplanması hakkında.

Bilindiği üzere kamu kurum ve kuruluşlarında görevli kurum tabiplerinin işyerlerinde çalışan ve sağlık giderleri SGK tarafından karşılanan kişilere reçete yazma ve 2 güne kadar istirahat verebilmeleri için SGK tarafından yetkilendirilmeleri öncesinde tabip odasından onay istenmektedir. Söz konusu onay taleplerinin karşılanabilmesi için ilgili kurumlar ve kurum tabiplerinin çalışma koşullarının bilinmesi gereklidir.

Bu çerçevede, Kurumlardan gerekli bilgilerin toplanması, toplanan bu bilgilerin ülke çapında derlenip değerlendirilmesi, sonuçları üzerinden ilgili Bakanlıklarla hizmetin niteliğinin arttırılması ve kurum tabiplerinin özlük haklarının korunup geliştirilebilmesi için görüşmeler yapılması planlanmıştır. Bu kapsamda, kurum hekimleri için Tabip Odası onayı talep eden Kurumlara ekli yazıyla gönderilecek “Bilgi Formu”nun ilgili kurumlarca doldurulmasından sonra Merkez Konsey’e gönderilmesini; Merkez Konsey’den bu konu ile ilgili olarak gelecek yeni bir yazıya kadar Kurum Tabipleri ile ilgili herhangi bir onay değerlendirmesi yapılmamasının uygun olacağını belirtir, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,
Dr. Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

 
…………………………………

İLGİ   :……………. tarih ve …. sayılı yazınız.

İlgi yazı ile Kurum Tabibinizin, Kurumunuzda çalışan ve sağlık giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanan personele, SGK adına reçete yazması ve iki güne kadar istirahat raporu verebilmesi konusunda SGK tarafından yetkilendirilmesi; bu işlem için de Tabip Odasının onayının bulunması gerektiği belirtilmektedir.

6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasasının 5. maddesine göre, tabiplerin bütün ikincil çalışmaları ancak tabip odası tarafından onay verilmesi halinde yapılabilmektedir.

Söz konusu düzenleme uyarınca, onay verilebilmesi için hekimin mevcut işinin aksamaması, her iki görevin de iyi yapılabilmesine olanak sağlayacak koşulların sağlanmış olması ve hekimin özlük haklarının korunması hususları Odamız tarafından gözetilmektedir.

Bu çerçevede, Kurum Tabibinizin SGK tarafından da yetkilendirilebilmesi için gerekli Tabip Odası onayı değerlendirmesinin ekli yazıda belirtilen bilgilerin tarafımıza iletilmesi sonrasında yapılması mümkündür. Bilgi formunun en kısa süre içinde doldurularak Odamıza gönderilmesini bekler, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Eki:

- Bilgi Formu

 
KURUM BİLGİ FORMU

1.      Kurum adı, statüsü ile kuruluşuna ilişkin düzenleme

a.      Kurum adı: ……………………………………….

b.      Statüsü (Bakanlık, bağlı kuruluş, ilgili kuruluş,KİT,vb): ………………

c.       Kuruluş düzenlemesi (yasa,Bakanlar Kurulu Kararı,vb.): ………………

2.      Kurumuzdaki sağlık personeli sayısı

a.       Tabib

b.       Uzman tabip (uzmanlık alanları)

c.        Hemşire

d.       Laborant

e.        Sağlık memuru

f.        Diş hekimi

g.       Diğer (açıklayınız)

3.      Kurum tabiplerinin sayısı ve istihdam şekli

İstihdam Şekli

Sayısı
657-4/A
 

657 kadro karşılığı sözleşmeli

 

657-4/B

 

657-4/C

 

399 sayılı KHK II sayılı cetvel

 

Üst Kurul/Bakanlar Kurulu Kararı

 

Diğer (açıklayınız)

 

4.      2008 yılı aylık ortalama poliklinik muayene sayısı:

a.      İşçilere yönelik ……………………

b.      657 sayılı Yasaya tabi kamu görevlilerine yönelik ………………….

5.      Kurum tabibi tarafından Kurum personeli olan işçilere verilen sağlık hizmetleri nelerdir?

a.      Ayakta muayene ve tedavi,

b.      Yatarak muayene ve tedavi,

c.       Alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, işçilerin ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi,

6.      Kurum tabibi tarafından Kurum personeli işçilere Sosyal Güvenlik Kurumu adına tıbbi hizmet verilebilmesi için SGK’ dan yetki alındı mı?

a.      Evet. Tarihi:…………………

b.      Hayır

7.      Kurum tabibinin, Kurum personeli işçilere yönelik sunduğu sağlık hizmetine ilişkin çalışma süresi:

a.      Günde kaç saat: ………………

b.      Günün hangi saatleri: ………………

c.       Haftanın hangi günleri: ………………

8.      Kurum tabibi, Kurum personeli işçilere yönelik sunduğu sağlık hizmetini nerede sunuyor?

a.       Kurum tabibinin odasında,

b.       Kurum personeli işçilerinin görev yaptığı işyerinde ayrı bir odada,

c.        Ortak sağlık biriminde

d.       Diğer (açıklayınız)

9.      İşyeri ortak sağlık birimi varsa

a.       Ortak sağlık birimine bağlı bulunan işyerleri ve işçi sayıları : ………………

b.       Ortak sağlık biriminin işyerlerine uzaklıkları (yaklaşık metre olarak) : ………………

10. Kurumda görevli kamu görevlilerinin sayısı ve istihdam şekilleri

İstihdam Şekli

Sayısı
657-4/A
 

657 kadro karşılığı sözleşmeli

 

657-4/B

 

657-4/C

 

399 sayılı KHK II sayılı cetvel

 

Üst Kurul/Bakanlar Kurulu Kararı

 

Diğer (açıklayınız)

 
11. Kurum personeli olan işçilerin sayısı ve istihdam şekilleri

İstihdam Şekli

Sayısı
4857 sayılı yasaya tabi sürekli işçi
 
4857 sayılı yasaya tabi geçici işçi
 
4857 sayılı yasaya tabi mevsimlik işçi
 

Diğer (açıklayınız)

 

12. Kurumda hizmet sunan alt işveren (taşeron) varsa bunların Kurumda çalışmak üzere görevlendirdikleri işçiler

İstihdam Şekli

Sayısı
4857 sayılı yasaya tabi sürekli işçi
 
4857 sayılı yasaya tabi geçici işçi
 
4857 sayılı yasaya tabi mevsimlik işçi
 

Diğer (açıklayınız)

 
  1. Kurumda çalışan işçilerin yerine getirdiği hizmet bakımından tabi olunan iş kolu:…………………………………………….
14. Vardiya Sayısı

a.      Kurum personeli işçiler: ………………

b.      Alt işveren işçileri: ………………

15. 6 Mart 2005 gün ve 25747 sayılı Resmi Gazete7de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Risk Grupları Listesi Tebliği’ne göre yapılan işin/işlerin niteliği ve risk dereceleri nedir?

     ……………………………………………………………………………….

16. Kurum personeli işçilerin çalışma yerlerine ve cinsiyete göre dağılımı

Kurum personeli

Üretimde
Büroda
Toplam
Erkek işçi
 
 
 
Kadın işçi
 
 
 

Toplam işçi sayısı

 
 
 

17. Alt işverenin Kurumda görevlendirdiği işçilerin çalışma yerlerine ve cinsiyete göre dağılımı

Alt işveren işçisi

Üretimde
Büroda
Toplam
Erkek işçi
 
 
 
Kadın işçi
 
 
 

Toplam işçi sayısı

 
 
 
18. Alt işveren işçilerinin (varsa) işyeri hekimi ile ilgili bilgiler:
Alt işveren(ler)in adı
Alt işverenin üstlendiği hizmet
Alt işverenin Kurumda görevlendirdiği işçi sayısı
İşyeri Hekiminin adı
İşyeri Hekiminin çalışma gün ve saatleri
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bilgi Formunu düzenleyen:

Adı Soyadı………………

Unvanı………………
Tarih………………
İmza
 
 

06 Temmuz 2009
1066/2009

            TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

            06 Temmuz 2009 günü basına yansıyan Anadolu Ajansı kaynaklı “Döner Sermaye Bereketi” başlıklı haber meslektaşlarımız arasında haklı bir tepkiye yol açmıştır. Anlaşıldığı kadarıyla bu haber TTB’nin 03 Temmuz 2009 Cuma günü yaptığı “yanıltıcı, demogojik açıklamalarla hekimleri susturamazsınız” açıklaması üzerine “hazırlandı”.

            Merkez Konseyi bütün tabip odalarımızın bugün / yarın kamuoyunu bilgilendiren, hekimlerin temel ücretlerinde artış istediklerini bildiren, illerindeki döner sermaye ödeme gerçeğini örneklerle aktaran açıklamalar yapmalarında ve tepkilerini iletmelerinde yarar görmektedir.

            Gereğinin ivedilikle yapılacağı düşüncesiyle, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,
Dr. Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

 
 
ACELE VE GÜNLÜDÜR!

06 Temmuz 2009
1069/2009

            TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

            2009 yılının 1999 Marmara Depremleri’nin onuncu yılı olması başta deprem olmak üzere olağandışı durumlar başlığı altında ifade edebileceğimiz deprem, sel, fırtına gibi doğal olarak ortaya çıkabilecek ya da endüstriyel/teknolojik sebepli kaza, patlama, yangın, radyoaktif sızıntı vb. insan eliyle oluşabilecek durumlarda sağlık kuruluşlarının etkin çalışmasının hayatiliğini hatırlatmaktadır.

            Bilindiği gibi olağandışı durumlara karşı hazırlıklı olmak dinamik, sürekli ve planlı çalışmaları gerektirir. Geçtiğimiz Mayıs ayında Bursa’da yaşanan hastane yangını özellikle sağlık kuruluşlarının ve sağlık çalışanlarının hazırlıklılığının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.   

            Bu amaçla sağlık kurumları ve çalışanlarının hazırlık durumlarına ilişkin olarak tabip odalarımızın aktif katkısı ile bir çalışma yürütülmesi planlanmıştır. Bir süredir hazırlıkları yürütülen bu çalışma sağlık kuruluşlarının hazırlıklığı, afet planlarının varlığı, bu planların güncelliği başlıklarından oluşmaktadır.

            Ekte sunulan yazı örneklerinden hareketle tabip odanız bölgesindeki hastanelerin hazırlıklılık durumlarına ilişkin yazılı bilgi alınarak en geç 31 Temmuz 2009 Cuma gününe kadar Merkez Konseyi’ne iletilmesi bütünlüklü bir değerlendirme yapılmasında yararlı olacaktır.

            Gereğinin yapılacağı düşüncesiyle çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,
Dr. Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

 
 
_______________Hastanesi Başhekimliğine

Olağandışı durumlar başlığı altında ifade edebileceğimiz deprem, sel, fırtına gibi doğal olarak ortaya çıkabilecek ya da endüstriyel/teknolojik sebepli kaza, patlama, yangın, radyoaktif sızıntı vb. insan eliyle oluşabilecek durumlarda sağlık kuruluşlarının etkin çalışması her zamankinden daha fazla önem kazanmaktadır.

 Olağandışı durumların yönetimi farklı kurumların işbirliğini gerektirir. Olağandışı durum meydana gelmeden olağandışı durumlara hazır olmak, krizi mümkün olan en az hasarla atlatmak ve kayıpları en az düzeye indirmek için önem taşımaktadır.

Olağandışı durumlara yönelik hazırlık aşaması çalışmaları, kurumun tüm hizmet birimlerinin yapısal sismik dayanıklılık ve yapısal olmayan hazırlıklarının yanı sıra, tüm personelinin hazırlık çalışmalarındaki rollerinin belirlenmesinden başlayarak, kurumsal afet planlarının sürekli güncellenmesi ve tatbikatlarla sınanmasına kadar genişletilebilmektedir.

Bu gerekçelerle İlimizin sağlık sorunlarının saptanması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesinde bir taraf olarak kurumunuzun kendi bünyesinde oluşabilecek olağandışı bir durum veya büyük ölçekte bir afette hizmet sunumuna yönelik olarak   kurumsal hazır oluşunu öğrenmek istiyoruz.

Bu amaçla;

1.    Hastanenizin hizmet binalarında sismik dayanıklılık değerlendirme raporlarının sonuçlarına göre yapısal güçlendirme gereksiniminin hangi düzeyde olduğunu ve eğer güçlendirme gerekiyorsa bu konudaki projelerinizin hangi aşamada olduğu,

2.    “Hastane Afet Planı”nınız olup olmadığını, hastane afet planı varsa hangi olağandışı durumları kapsadığını, hangi sıklıkta güncelleme ve tatbikat yapıldığı

Bilgilerini bizlerle paylaşacağınızı umut eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz. Saygılarımızla

____________Tabip Odası Başkanı

Yönetim Kurulu Adına

 
…………………….İli Valiliği’ne,

            Olağandışı durumlar başlığı altında ifade edebileceğimiz deprem, sel, fırtına gibi doğal olarak ortaya çıkabilecek ya da endüstriyel/teknolojik sebepli kaza, patlama, yangın, radyoaktif sızıntı vb. insan eliyle oluşabilecek durumlarda sağlık kuruluşlarının etkin çalışması her zamankinden daha fazla önem kazanmaktadır.

Olağandışı durumların yönetimi farklı kurumların işbirliğini gerektirir. Olağandışı durum meydana gelmeden olağandışı durumlara hazır olmak, krizi mümkün olan en az hasarla atlatmak ve kayıpları en az düzeye indirmek için önem taşımaktadır.

Olağandışı durumlara yönelik hazırlık aşaması çalışmaları, kurumun tüm hizmet birimlerinin yapısal sismik dayanıklılık ve yapısal olmayan hazırlıklarının yanı sıra, tüm personelinin hazırlık çalışmalarındaki rollerinin belirlenmesinden başlayarak, kurumsal afet planlarının sürekli güncellenmesi ve tatbikatlarla sınanmasına kadar genişletilebilmektedir.

Bu gerekçelerle İlimizin sağlık sorunlarının saptanması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesinde bir taraf olarak …..ilindeki sağlık kuruluşlarının gerek kendi bünyelerinde oluşabilecek olağandışı bir durum veya büyük ölçekte bir afette hizmet sunumuna yönelik olarak   kurumsal hazır oluşunu öğrenmek istiyoruz.

Bu amaçla;

1.     Sağlık kuruluşlarının hizmet binalarında sismik dayanıklılık değerlendirilmesine yönelik raporlarının sonuçlarına göre yapısal güçlendirme gereksiniminin hangi düzeyde olduğunu ve eğer güçlendirme gerekiyorsa bu konuda yürüyen projelerin hangi aşamada olduğu,

2.     Valilik tarafından “Hastane Afet Plan”larının hazırlanması ve güncellenmesine yönelik bir çalışmalar kapsamında, eldeki hastane afet planlarının hangi olağandışı durumları kapsadığını, hangi sıklıkta güncelleme ve tatbikat yapıldığı,

 

Konularında bilgi verilmesi için gereğiniz arz ederiz.

____________Tabip Odası Başkanı

Yönetim Kurulu Adına

 
 

1063/2009
02.07.2009

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Konu: Aile hekimlerinin tabip odalarına üyeliği hk.

Aile hekimliği uygulamalarına geçilen bölge tabip odalarımız tarafından Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’ne yapılan başvurularda, aile hekimlerinin tabip odalarına üye olmalarının zorunlu olup olmadığı sorulduğundan bu konudaki değerlendirmemizin paylaşılması gerektiği düşünülmüştür.

Bilindiği gibi tabip odalarına üyelik 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 7. maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddenin 1. fıkrasında belirtildiği üzere “Bir tabip odası sınırları içinde sanatını serbest olarak icra eden tabipler bir ay içinde o il veya bölge tabip odasına üye olmak ve üyelik görevlerini yerine getirmekle yükümlüdürler.” Maddenin ikinci fıkrasında ise, isteğe bağlı olarak üye olabileceklerin kimler olduğu gösterilmiştir. Buna göre, “kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanlar” da tabip odalarına üye olabilirler.

Bu durumda 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun uyarınca yapılan aile hekimliği sözleşmesine bağlı çalışmanın, 6023 sayılı Yasanın 7. maddesinin 2. fıkrası kapsamında sayılıp sayılmayacağı üzerinde durulmalıdır.

Anılan Yasanın 3. maddesi uyarınca; aile hekimleri Sağlık Bakanlığı ile bir sözleşme yaparak mesleklerini icra etmektedirler. Bu sözleşme, kamusal bir hizmeti vermek üzere kamu otoritesiyle yapılmakla birlikte, ilgili kanun gereği özel hükümlere sahip bir sözleşmedir. Bu yönüyle aile hekimliği sözleşmelerini, kamu kurumları ile işyeri hekimi arasında yapılan işyeri hekimliği sözleşmelerine benzetmek olanaklıdır

Diğer taraftan, aile hekimleri, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri bünyesinde çalışmamaktadırlar. Aile hekimliği hizmeti “aile sağlığı merkezleri”nde verilmektedir. Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Yönetmeliğin 20. maddesi uyarınca aile sağlığı merkezi (Yönetmeliğin 21. maddesinde sayılan fiziki koşulları taşıyan mekanda) bir ya da daha fazla aile hekimi tarafından açılabilir. 5258 sayılı Yasanın 4. maddesinde de belirtildiği gibi, hazine, belediye veya il özel idaresine ait taşınmazlardan aile sağlığı merkezi olarak kullanılması uygun görülenler, Maliye Bakanlığı, belediye veya il özel idarelerince bu amaçla kullanılmak üzere doğrudan aile hekimine kiraya verilebilmektedir. Bu düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, özel sağlık kuruluşu niteliğindeki “aile sağlığı merkezlerinin” kirası aile hekimi tarafından ödendiği gibi, aile sağlığı merkezinin diğer tüm giderleri de aile hekimi tarafından karşılanmaktadır. Bu özellikleriyle ele alındığında aile hekimliğinin, 6023 sayılı kanunun 7. maddesinin 2. fıkrası kapsamında kabul edilmesi olanaklı görünmemektedir.

Bu durumda; serbest çalışmakta iken aile hekimliği sözleşmesi imzalamış olan hekimlerin 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 7. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen serbest çalışma biçiminde mesleklerini icra etmeye devam ettikleri, tabip odalarına üyelik yönünden de bu düzenlemeye tabi olacakları düşünülmektedir. Kamu görevlisi iken aile hekimliği sözleşmesi yapmış hekimlerin ise 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun’un 3. maddesi gereği kadroları ile ilişkileri devam etmesine rağmen, 6023 sayılı Kanunda üyelik için kabul edilen ölçüte göre serbest çalışmaya başladıkları kabul edileceğinden tabip odasına üye olmaları gerekmektedir.

Bu çerçevede konunun aile hekimleriyle paylaşılmasında ve üye olmaları gerektiğinin bildirilmesinde yarar görülmektedir. Söz konusu hekimlerin üyeliklerinin başlangıcı aile hekimi olarak ilgili oda çevresinde çalışmaya başladıkları tarihten bir ay sonrasıdır. Aidatlarının buna göre hesaplanması gereklidir.

Öte yandan, kendilerine bilgi verildiği halde üye olmayan hekimler hakkında 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu ve Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği çerçevesinde disiplin soruşturması başlatılabileceğini bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Dr.Hakan Giritlioğlu
TTB Hukuk Bürosu
Koordinatörü

Dr.Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter