Yazışmalar


387/2011
17.03.2011

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Konu: ”Tam gün”  uygulama işlemleri hakkında hekimlerin bilgilendirilmesi hk.

Sağlık Bakanlığı tarafından, ”Tam Gün” uygulaması hakkında uygulama işlemlerine ilişkin hekimlere yönelik yazılı bir bilgilendirme yapılmamıştır. Bakanlığın 8 Mart 2011 tarihli, ”Kamuda hekimlerin tam gün çalışması” hakkında  genel yazısın da ise  Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun uygulanması istenmiştir.

Sağlık Bakanlığı’nın bu genelgesi ”yargı kararının uygulanması” işlemi değildir. Çünkü genelgede ”uygulanması istenen ”DİDDK’nun itiraz kabul kararı, bir yürütmeyi durdurma ya da iptal kararı değildir. DİDDK, itiraz kabul kararında 1219 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3 fıkrasının ve  Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının anlamını yeniden yorumlamıştır. Sağlık Bakanlığı  bu yoruma da dayanarak Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen çalışma yasaklarını her koşulda uygulamak istemektedir.

Türk Tabipleri Birliği, Danıştay İDDK’nun Anayasa Mahkemesi kararına aykırı yorumu ile yeniden anlamlandırılan Yasa hükmünün Anayasa’ya aykırılığını itiraz yolu ile ileri sürmüş ve dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini istemiştir. Bu talebinin önümüzdeki günlerde değerlendirilip karara bağlanması söz konusu olacaktır.

Sağlık Bakanlığı’nın 8 Mart tarihli genelgesi ile uygulama işlemlerinin nasıl yürütüleceği, hekimlere bir tebliğ işlemi yapılıp yapılmayacağı belirtilmemiştir. Hukuk devleti ilkesi uyarınca Sağlık Bakanlığı tarafından hekimlere uygulamanın nasıl yapılacağına ilişkin bir bildirimin yapılması gerekmektedir.

Kamu kurumundaki mesaisinin bitiminde İşyeri hekimliği yapan, özel hastanede veya özel sağlık kuruluşlarında çalışan ya da muayehanesinde çalışan hekimlere, Sağlık Bakanlığının yasaklayıcı, hukuka aykırı işlemlerine karşı hak arama özgürlüğünü kullanmalarını öneriyoruz. Bu kapsamda;

a)      Kendilerine mesai saati bitiminde kamu dışında çalışamayacakları yönünde bir bildirim yapılması üzerine veya tebliğ işlemi yapılmaksızın çalıştıkları kuruma gelen Sağlık Bakanlığı görevlileri tarafından bir tutanak tutulması veya çalışmalarını önleyici bir işlem yapılması halinde bu işlemlere karşı idare mahkemesinde yürütmeyi durdurma istemi ile iptal  dava açabilirler.

b)      Hekimler bu arada isterlerse İl Sağlık Müdürlükleri ya da çalıştıkları kamu kurumlarının yöneticilerine başvurarak kamu kurumu dışında çalışıp çalışamayacaklarının kendilerine bildirilmesini yazılı olarak isteyebilirler.  Çalışamayacakları yönünde bir yanıt verilir ise bu işleme karşı, yürütmeyi durdurma istemi ile iptal davası açabilirler.

Talep eden hekimler, Türk Tabipleri Biriği Hukuk Bürosu tarafından örnek olarak hazırlanan ve aşağıda verilen linkten erişilebilen dilekçelerden yararlanarak  idare mahkemesinde dava açabilirler.

Yapılan uygulama Anayasa Mahkemesinin kararına, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayacağına dair Anayasanın 153. maddesine, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararında belirttiği 17 ve 56. maddelere aykırıdır. İdare Mahkemeleri tarafından işlemin  hukuka aykırılığını değerlendirilebileceği düşüncesindeyiz.

Bu arada kamu dışındaki işlerinde çalışmaya devam eden hekimler yönünden sıkça sorulan sorulara ilişkin TTB Hukuk Bürosu tarafından hazıranan yanıtlar üyelerinizin aydınlatılmasında yardımcı olması amacıyla ekte gönderilmektedir.

Ayrıca Anayasa aykırılık talepli İdare Mahkemesine sunulacak bireysel dava dilekçesi örneği ile Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi tarafından Danıştay 5.Daire’sine yaptığımız başvuru metnimiz web sayfamızda yer alan http://www.ttb.org.tr/sil/ekler.zip (veya http://www.ttb.org.tr/sil/dilekce.doc - http://www.ttb.org.tr/sil/anayasa.doc) linkten indirilebilir.

Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreteri

EK:

1- Kamu dışındaki işinde çalışmaya devam eden hekimler devlet memurluğundan atılır mı?

Disiplin cezalarında kanunilik ilkesi söz konusudur. Bu ilkenin sonucu olarak hangi davranışa ne ceza verileceğinin kanunla düzenlenmesi gerekir.  657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde hangi davranışlara ne tür ceza verileceği düzenlenmiştir. Hekimlerin kamu kurumlarındaki mesailerinin bitiminde kamu kurumları dışında hekimlik yapmaları hali disiplin cezası verilecek fiiller arasında sayılmamıştır. Hekimlik meslek uygulamasını kapsamayan ticari faaliyet vb. gelir getirici bir işte çalışma yasağı halleri dahi  Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilecek fiiller arasında değildir. Bu nedenle hekimlere mesai sonrası hekimlik yaptıkları için devlet memurluğundan çıkarma cezası verilemez.  . Ancak hukuka aykırı olmakla birlikte, uyarma, kınama, aylıktan kesme veya  kademe ilerlemesi cezası verilecek fiillerden birinin kapsamına kıyas yolu ile dahil edilip  ceza verilmesi söz konusu olabilir. Verilecek bu cezalara karşı da yargı yolu açık bulunmaktadır.

2- Devlet Memurluğundan istifa edip/emekli olup  özel çalışmayı tercih eden hekimler, Yargının çalışma yasağını ortadan kaldırması halinde tekrar eski  kamu görevine dönebilir mi?

Devlet Memurları, kamu görevlerinden istifa edip istifalarının kabul edilmesinden sonra memurluktan ayrılırlarsa, altı ay sonra tekrar memurluk görevine atanmak için başvurabilirler. Ancak eski görev yerine atanmalarını zorunlu kılan bir düzenleme olmadığı gibi atanıp atanmamaları da boş kadronun bulunmasına bağlıdır.

65 yaşı doldurmadan emekli olan hekimlerin  devlet memurluğuna tekrar atanması mümkün değildir. Ancak bu konuda yasal bir düzenleme yapılır ise tekrar atama için başvurabilirler. Bu durumda olan hekimler yönünden de tekrar eski görevlerine atanmalarını zorunlu kılan bir düzenleme bulunmamaktadır.

3- Kısmi süreli çalışma belgesi iptal edilen veya muanehanesini yapılan bildirim üzerine kapatmak zorunda kalan hekimler, çalışma yasağı ortadan kaldırılır ise tekrar çalışmaya başlayabilirler mi?

Yargı kararı ile ya da başkaca bir yol ile çalışma yasağının sonradan ortadan kalkması halinde hekimler yeniden çalışmaya başlayabilirler. Ancak iş akdine dayalı olarak işyeri hekimliği, özel kurum hekimliği, ya da özel bir sağlık kuruluşunda çalışmakta olan hekimler iş akitleri sona erdiği için,  muayehanelerini kapatmak zorunda kalan hekimler ise bu süre içinde çalışamadıkları için  maddi olarak bir zarara uğrayacaklardır.

Bu nedenle Sağlık Bakanlığı ya da İl Sağlık Müdürlükleri tarafından yapılan bildirim üzerine kamu dışındaki çalışmalarına son vermek zorunda kalan hekimlerin, bu durumu ve her türlü hukuksal haklarını saklı tuttuklarını yazılı olarak bir dilekçe ile  İl Sağlık Müdürlüğünü bildirmelerinde yarar bulunmaktadır. Böyle çalışma yasaklarının hukuka aykırı bulunup kaldırılması halinde zararlarını hukuka aykırı uygulama yapan Bakanlıktan talep etme yoluna gidebilirler.

386/2011
17 Mart 2010

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Türk Tabipleri Birliği Pratisyen Hekimler Kolu toplantısı ile ilgili bilgiler aşağıdadır. Gündemle ilgili olarak Komisyonlarınızda görüş oluşturularak toplantıya hazırlıklı gelinmesi ve toplantıya katılacakların isimlerinin en geç 13 Nisan 2011 tarihine kadar iletilmesini bekler, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Dr. Mehmet Çakmak
TTB Pratisyen Hekimler Kolu
Başkan

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi  
Genel Sekreter

Tarih   :16 Nisan 2011, Cumartesi

Yer      :Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

GMK Bulvarı Şehit Daniş Tunalıgil Sok.

No:2 Kat:4 Maltepe-ANKARA

Saat     :09.30-16.00

Gündem :

1. Aile hekimliği alanında en son yaşananlar, (en son yönetmelik değişiklikleri, damga vergisi, odalara üyelik vb.)

2. Sağlıkta Uygulama Tebliğleri ve pratisyen hekimlik

3. TTB eylemlilik sürecinde pratisyen hekimler

4. İllerde yaşananlar / Tabip Odaları Pratisyen Hekim Komisyonu sunumları (5’er dk)

5. 16. Pratisyen Hekimlik Kongresi

6. Önümüzdeki döneme ilişkin görüş, beklenti ve öneriler

324/2011
01.03.2011

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Konu:Türk Tabipleri Birliğince hazırlanan “Sağlık Personelinin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Önerisi hk.

Bilindiği üzere Türk Tabipleri Birliği hekimlerin çalışma koşulları ile ücretlerine ilişkin taleplerini içeren yasa tasarısı önerilerini 2009 yılında hazırlayarak bütün ilgililere iletmiştir. 2010 yılında da 2011 Yılı Bütçe Kanunu’nda yer alan katsayı artışlarını dikkate alarak ücretlere ilişkin bölümlerini gözden geçirip güncellemiştir.

Hazırlanan tasarıda, sözleşmeli çalışma, taşeron işçiliği, aile hekimliği, döner sermayeden sözleşmeli çalışma gibi iş güvencesi ve ücret güvencesini içermeyen her türlü sözleşmeli çalışma biçimine ilişkin düzenlemelerin yürürlükten kaldırılması istenmiştir. Bu nedenle kaldırılması istenilen çalışma biçimlerine yönelik ücret önerisinde bulunulmamış olup tasarı önerisinde hazırlandığı biçimiyle diğer hekimler için arzu edilen koşulların sağlanması talep edilmektedir. Tasarıda; üniversite öğretim görevlilerinin kendi mevzuatına göre, diğer hekimlerin ise 657 kapsamında çalışması gerektiği göz önüne alınarak iki temel personel rejiminde paralel ücret artışı düzenlemeleri önerilmiştir.

Kamu görevlisi olan hekimlerin ücret miktarının belirlenmesi için yasal düzenleme gerektiğinden ücrete ilişkin maddeler de bu kapsamda hazırlanmıştır. Özel sağlık kuruluşlarında bir iş akdine dayalı olarak çalışan hekimlerin ücretleri ise 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca hekim ve işveren arasında sözleşme ile belirlenmektedir. Bu nedenle Türk Tabipleri Birliği özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler için çalışma koşullarını ve ücretlerini sözleşme ile güvence altına almaya dönük bir hizmet sözleşmesi örneğini 3 yıl önce hazırlamış ve Odalarımız aracılığı ile paylaşılmıştır. Ayrıca kamu kurumlarında hekimlere ödenen ücretlerin özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin ücretlerinin belirlenmesinde etkili olduğu da bilinmektedir.

Kendi adına açtığı bir özel sağlık kuruluşunda bağımsız mesleki faaliyette bulunan hekimler için ise Asgari Ücret Tarifesini hazırlayıp her yıl yayımlamaktadır.

Aşağıda Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan tasarının kabul edilmesi halinde öğretim görevlisi olan veya 657 sayılı Yasa’ya tabi çalışan hekimler yönünden unvan ve derecelerine göre alacakları ücretlere ilişkin tablo yer almaktadır.

Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreteri

 

Not: 26 Ocak 2011 tarih ve 133/2011 sayılı yazımızda gönderilen broşürün 15. sayfasında yer alan rakamlarda yanlışlıklar bulunmaktadır. Doğrusu ekte gönderildiği gibidir.

 

ACELE VE GÜNLÜDÜR!

360/2011
11.03.2011

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

13 Mart 2011 tarihinde Ankara’da yapılacak “Sağlıkta Özelleştirmeye Karşı ÇokSesTekYürek Mitingi” için ilinizden Ankara yönüne otobüs/tren/uçak ile yapılacak toplu yola çıkışlar ile ilgili olarak her konvoy için sorumlu olan en az bir tercihen iki meslektaşımızın ad, soyadı ve cep telefonu bilgilerinin en geç bu akşam (11.03.2011) saat:17:00’ye kadar TTB Merkezine faks ve/veya e-posta yoluyla iletmeniz uygun olacaktır. TTB Merkez Konseyi’nden görevli arkadaşlar en geç Cumartesi akşamına kadar (12.11.2011) bu meslektaşlarımızla iletişim kuracaklar ve Ankara’ya girişte ve miting alanına erişim konusunda rehberlik edeceklerdir.

Ankara’yı önce kar beyaza boyadı, şimdi sıra önlüklerimizin beyazında.

Saygılarımızla,

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreteri

328/2011
02.03.2011

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Konu   :Aidat ve Birlik payı ödemeleri ile ilgili alınması düşünülen karar hakkında görüşlerinizin bildirilmesi hk.

Bilindiği üzere 13 Şubat 2011 tarihinde TBMM'de kabul edilen ve halen Cumhurbaşkanı’nın onayı beklenen, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’da (Torba Yasa) bir kısım meslek kuruluşlarının üyelerinden olan aidat alacakları ile odaların Birliğe ödemeleri gereken ödentinin, yasanın yürürlük tarihini izleyen aydan itibaren, 6 ay içinde tam olarak ödenmesi halinde faiz ve gecikme zammı gibi ferilerinin affedileceği düzenlenmiş; bu yapılandırmanın yasa ile kurulmuş diğer meslek kuruluşları tarafından da uygulanabileceği belirtilmiş; hükmün uygulamasına ilişkin olarak ilgili meslek kuruluşunun üst kuruluşunun yetkili olduğu, bağlı odalarca üst kuruluşun kararının uygulanacağı da hüküm altına alınmıştır.

Buna göre,  üyelerin odalara ve odaların Birliğe olan borçlarının Torba Yasa’nın yürürlük tarihini izleyen aydan başlamak üzere altı ay içinde ödenmesi halinde herhangi bir faiz uygulanmamasına Merkez Konseyi tarafından karar verilebilecektir.

Diğer taraftan bu yönde alınacak olan kararın ödemelerini zamanında yapan üyeler ve odalara karşı adaletsiz bir uygulama yaratabileceği düşüncesiyle; 31.12.2010 tarihi itibariyle aidat borcu olmayan üyeler ile Birlik payı borcu bulunmayan odaların gelecek bir ya da iki yıllık ödemelerinde, yıllık %5 indirim yapılmasının Büyük Kongre’ye önerilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Bu çerçevede, Merkez Konseyi tarafından alınacak kararda değerlendirilmek üzere; ödenmeyen aidatlar ve Birlik payı hakkında alınması düşünülen karar ile bu karar karşısında ödemelerini zamanında yapanların haklarını mümkün olduğunca korumaya yönelik olarak Büyük Kongre’ye önerilebilecek karar önerileri hakkındaki Odanız görüşünün 07.03.2011 tarihine kadar bildirilmesini bekler; çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreteri