Yazışmalar


ACELE VE GÜNLÜDÜR!

06 Temmuz 2009
1069/2009

            TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

            2009 yılının 1999 Marmara Depremleri’nin onuncu yılı olması başta deprem olmak üzere olağandışı durumlar başlığı altında ifade edebileceğimiz deprem, sel, fırtına gibi doğal olarak ortaya çıkabilecek ya da endüstriyel/teknolojik sebepli kaza, patlama, yangın, radyoaktif sızıntı vb. insan eliyle oluşabilecek durumlarda sağlık kuruluşlarının etkin çalışmasının hayatiliğini hatırlatmaktadır.

            Bilindiği gibi olağandışı durumlara karşı hazırlıklı olmak dinamik, sürekli ve planlı çalışmaları gerektirir. Geçtiğimiz Mayıs ayında Bursa’da yaşanan hastane yangını özellikle sağlık kuruluşlarının ve sağlık çalışanlarının hazırlıklılığının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.   

            Bu amaçla sağlık kurumları ve çalışanlarının hazırlık durumlarına ilişkin olarak tabip odalarımızın aktif katkısı ile bir çalışma yürütülmesi planlanmıştır. Bir süredir hazırlıkları yürütülen bu çalışma sağlık kuruluşlarının hazırlıklığı, afet planlarının varlığı, bu planların güncelliği başlıklarından oluşmaktadır.

            Ekte sunulan yazı örneklerinden hareketle tabip odanız bölgesindeki hastanelerin hazırlıklılık durumlarına ilişkin yazılı bilgi alınarak en geç 31 Temmuz 2009 Cuma gününe kadar Merkez Konseyi’ne iletilmesi bütünlüklü bir değerlendirme yapılmasında yararlı olacaktır.

            Gereğinin yapılacağı düşüncesiyle çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,
Dr. Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

 
 
_______________Hastanesi Başhekimliğine

Olağandışı durumlar başlığı altında ifade edebileceğimiz deprem, sel, fırtına gibi doğal olarak ortaya çıkabilecek ya da endüstriyel/teknolojik sebepli kaza, patlama, yangın, radyoaktif sızıntı vb. insan eliyle oluşabilecek durumlarda sağlık kuruluşlarının etkin çalışması her zamankinden daha fazla önem kazanmaktadır.

 Olağandışı durumların yönetimi farklı kurumların işbirliğini gerektirir. Olağandışı durum meydana gelmeden olağandışı durumlara hazır olmak, krizi mümkün olan en az hasarla atlatmak ve kayıpları en az düzeye indirmek için önem taşımaktadır.

Olağandışı durumlara yönelik hazırlık aşaması çalışmaları, kurumun tüm hizmet birimlerinin yapısal sismik dayanıklılık ve yapısal olmayan hazırlıklarının yanı sıra, tüm personelinin hazırlık çalışmalarındaki rollerinin belirlenmesinden başlayarak, kurumsal afet planlarının sürekli güncellenmesi ve tatbikatlarla sınanmasına kadar genişletilebilmektedir.

Bu gerekçelerle İlimizin sağlık sorunlarının saptanması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesinde bir taraf olarak kurumunuzun kendi bünyesinde oluşabilecek olağandışı bir durum veya büyük ölçekte bir afette hizmet sunumuna yönelik olarak   kurumsal hazır oluşunu öğrenmek istiyoruz.

Bu amaçla;

1.    Hastanenizin hizmet binalarında sismik dayanıklılık değerlendirme raporlarının sonuçlarına göre yapısal güçlendirme gereksiniminin hangi düzeyde olduğunu ve eğer güçlendirme gerekiyorsa bu konudaki projelerinizin hangi aşamada olduğu,

2.    “Hastane Afet Planı”nınız olup olmadığını, hastane afet planı varsa hangi olağandışı durumları kapsadığını, hangi sıklıkta güncelleme ve tatbikat yapıldığı

Bilgilerini bizlerle paylaşacağınızı umut eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz. Saygılarımızla

____________Tabip Odası Başkanı

Yönetim Kurulu Adına

 
…………………….İli Valiliği’ne,

            Olağandışı durumlar başlığı altında ifade edebileceğimiz deprem, sel, fırtına gibi doğal olarak ortaya çıkabilecek ya da endüstriyel/teknolojik sebepli kaza, patlama, yangın, radyoaktif sızıntı vb. insan eliyle oluşabilecek durumlarda sağlık kuruluşlarının etkin çalışması her zamankinden daha fazla önem kazanmaktadır.

Olağandışı durumların yönetimi farklı kurumların işbirliğini gerektirir. Olağandışı durum meydana gelmeden olağandışı durumlara hazır olmak, krizi mümkün olan en az hasarla atlatmak ve kayıpları en az düzeye indirmek için önem taşımaktadır.

Olağandışı durumlara yönelik hazırlık aşaması çalışmaları, kurumun tüm hizmet birimlerinin yapısal sismik dayanıklılık ve yapısal olmayan hazırlıklarının yanı sıra, tüm personelinin hazırlık çalışmalarındaki rollerinin belirlenmesinden başlayarak, kurumsal afet planlarının sürekli güncellenmesi ve tatbikatlarla sınanmasına kadar genişletilebilmektedir.

Bu gerekçelerle İlimizin sağlık sorunlarının saptanması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesinde bir taraf olarak …..ilindeki sağlık kuruluşlarının gerek kendi bünyelerinde oluşabilecek olağandışı bir durum veya büyük ölçekte bir afette hizmet sunumuna yönelik olarak   kurumsal hazır oluşunu öğrenmek istiyoruz.

Bu amaçla;

1.     Sağlık kuruluşlarının hizmet binalarında sismik dayanıklılık değerlendirilmesine yönelik raporlarının sonuçlarına göre yapısal güçlendirme gereksiniminin hangi düzeyde olduğunu ve eğer güçlendirme gerekiyorsa bu konuda yürüyen projelerin hangi aşamada olduğu,

2.     Valilik tarafından “Hastane Afet Plan”larının hazırlanması ve güncellenmesine yönelik bir çalışmalar kapsamında, eldeki hastane afet planlarının hangi olağandışı durumları kapsadığını, hangi sıklıkta güncelleme ve tatbikat yapıldığı,

 

Konularında bilgi verilmesi için gereğiniz arz ederiz.

____________Tabip Odası Başkanı

Yönetim Kurulu Adına

 
 

06 Temmuz 2009
1066/2009

            TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

            06 Temmuz 2009 günü basına yansıyan Anadolu Ajansı kaynaklı “Döner Sermaye Bereketi” başlıklı haber meslektaşlarımız arasında haklı bir tepkiye yol açmıştır. Anlaşıldığı kadarıyla bu haber TTB’nin 03 Temmuz 2009 Cuma günü yaptığı “yanıltıcı, demogojik açıklamalarla hekimleri susturamazsınız” açıklaması üzerine “hazırlandı”.

            Merkez Konseyi bütün tabip odalarımızın bugün / yarın kamuoyunu bilgilendiren, hekimlerin temel ücretlerinde artış istediklerini bildiren, illerindeki döner sermaye ödeme gerçeğini örneklerle aktaran açıklamalar yapmalarında ve tepkilerini iletmelerinde yarar görmektedir.

            Gereğinin ivedilikle yapılacağı düşüncesiyle, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,
Dr. Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

 
 

1044/2009
01.07.2009

            TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

            TTB Merkez Konseyi tarafından oluşturulan bir heyetçe gerçekleştirilen

Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumunda Alıkonulan Çocukları İzleme Raporu ile Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu’nca yürütülen bir anket çalışmasının sonuçlarını içeren  “Hekimlerin Değerlendirmesi ile Performansa Dayalı Ödemeve “Mesleki Sorumluluk Sigortalanmalıdır”  broşürü ekte sunulmuştur.

Saygılarımızla,
Dr.Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

 
 

1063/2009
02.07.2009

TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

Konu: Aile hekimlerinin tabip odalarına üyeliği hk.

Aile hekimliği uygulamalarına geçilen bölge tabip odalarımız tarafından Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’ne yapılan başvurularda, aile hekimlerinin tabip odalarına üye olmalarının zorunlu olup olmadığı sorulduğundan bu konudaki değerlendirmemizin paylaşılması gerektiği düşünülmüştür.

Bilindiği gibi tabip odalarına üyelik 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 7. maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddenin 1. fıkrasında belirtildiği üzere “Bir tabip odası sınırları içinde sanatını serbest olarak icra eden tabipler bir ay içinde o il veya bölge tabip odasına üye olmak ve üyelik görevlerini yerine getirmekle yükümlüdürler.” Maddenin ikinci fıkrasında ise, isteğe bağlı olarak üye olabileceklerin kimler olduğu gösterilmiştir. Buna göre, “kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanlar” da tabip odalarına üye olabilirler.

Bu durumda 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun uyarınca yapılan aile hekimliği sözleşmesine bağlı çalışmanın, 6023 sayılı Yasanın 7. maddesinin 2. fıkrası kapsamında sayılıp sayılmayacağı üzerinde durulmalıdır.

Anılan Yasanın 3. maddesi uyarınca; aile hekimleri Sağlık Bakanlığı ile bir sözleşme yaparak mesleklerini icra etmektedirler. Bu sözleşme, kamusal bir hizmeti vermek üzere kamu otoritesiyle yapılmakla birlikte, ilgili kanun gereği özel hükümlere sahip bir sözleşmedir. Bu yönüyle aile hekimliği sözleşmelerini, kamu kurumları ile işyeri hekimi arasında yapılan işyeri hekimliği sözleşmelerine benzetmek olanaklıdır

Diğer taraftan, aile hekimleri, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri bünyesinde çalışmamaktadırlar. Aile hekimliği hizmeti “aile sağlığı merkezleri”nde verilmektedir. Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Yönetmeliğin 20. maddesi uyarınca aile sağlığı merkezi (Yönetmeliğin 21. maddesinde sayılan fiziki koşulları taşıyan mekanda) bir ya da daha fazla aile hekimi tarafından açılabilir. 5258 sayılı Yasanın 4. maddesinde de belirtildiği gibi, hazine, belediye veya il özel idaresine ait taşınmazlardan aile sağlığı merkezi olarak kullanılması uygun görülenler, Maliye Bakanlığı, belediye veya il özel idarelerince bu amaçla kullanılmak üzere doğrudan aile hekimine kiraya verilebilmektedir. Bu düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, özel sağlık kuruluşu niteliğindeki “aile sağlığı merkezlerinin” kirası aile hekimi tarafından ödendiği gibi, aile sağlığı merkezinin diğer tüm giderleri de aile hekimi tarafından karşılanmaktadır. Bu özellikleriyle ele alındığında aile hekimliğinin, 6023 sayılı kanunun 7. maddesinin 2. fıkrası kapsamında kabul edilmesi olanaklı görünmemektedir.

Bu durumda; serbest çalışmakta iken aile hekimliği sözleşmesi imzalamış olan hekimlerin 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 7. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen serbest çalışma biçiminde mesleklerini icra etmeye devam ettikleri, tabip odalarına üyelik yönünden de bu düzenlemeye tabi olacakları düşünülmektedir. Kamu görevlisi iken aile hekimliği sözleşmesi yapmış hekimlerin ise 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun’un 3. maddesi gereği kadroları ile ilişkileri devam etmesine rağmen, 6023 sayılı Kanunda üyelik için kabul edilen ölçüte göre serbest çalışmaya başladıkları kabul edileceğinden tabip odasına üye olmaları gerekmektedir.

Bu çerçevede konunun aile hekimleriyle paylaşılmasında ve üye olmaları gerektiğinin bildirilmesinde yarar görülmektedir. Söz konusu hekimlerin üyeliklerinin başlangıcı aile hekimi olarak ilgili oda çevresinde çalışmaya başladıkları tarihten bir ay sonrasıdır. Aidatlarının buna göre hesaplanması gereklidir.

Öte yandan, kendilerine bilgi verildiği halde üye olmayan hekimler hakkında 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu ve Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği çerçevesinde disiplin soruşturması başlatılabileceğini bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,

Dr.Hakan Giritlioğlu
TTB Hukuk Bürosu
Koordinatörü

Dr.Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

 
 
 

1033/2009
30.06.2009

            TABİP ODASI BAŞKANLIĞI’NA

            “Tam Gün” Yasa Tasarısı TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülmüş olup ilgili metne  (http://www.ttb.org.tr/index.php/haberler/87-sa-bakanl/1622-tgtbmm ) adresinden ulaşılabilir.

            Anlaşıldığı kadarıyla metnin özlük haklarımız başta olmak üzere neler getirdiğinin değerlendirilmesinde farklı yorumlar yapılmaktadır. Bu amaçla metnin maddeler bazında hep birlikte değerlendirilerek yorumlarımızın ortaklaştırılması ve ortaya çıkacak çerçevenin çeşitli araçlarla bütün hekimlerle paylaşılmasının hedeflenerek programlaştırılacağı bir toplantı düzenlenmesine karar verilmiştir.

            Tarih ve yeri aşağıda belirtilen toplantıya Yasa Tasarısını inceleyerek odanızdan en az bir kişinin katılımının sağlanmasını rica eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,
Dr. Eriş Bilaloğlu
TTB Merkez Konseyi
Genel Sekreter

Tarih                          :11 Temmuz 2009

Saat                            :09.30-16.00

Yer                             :TTB Merkez Konseyi

                                   GMK Bulv.Şehit Daniş Tunalıgil Sok.

                                   No:2 Kat:4 Maltepe-ANKARA