TTB Merkez Konseyi ve Gaziantep-Kilis Tabip Odası, 16 Mart 2017 tarihinde Gaziantep’te yapılan ortak açıklamayla, “Sağlıkta Şiddet Sona Ersin” talebini bir kez daha dile getirdi.

Dr.Ersin Arslan Devlet Hastanesi’nde yapılan açıklamaya TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Yaşar Ulutaş, Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Dr. Hamza Ağca ile hekimler ve sağlık çalışanları katıldı.

“Çalışırken ölmek, öldürülmek istemiyoruz” denilen açıklamada, TTB tarafından hazırlanan ve Türk Ceza Kanunu'na bu alanda yapılan düzenlemeyi etkinleştirecek bir madde eklenmesini içeren “Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı” önerisinin yasalaşması talebi bir kez daha dile getirildi.

 

 

ÇALIŞIRKEN ÖLMEK, ÖLDÜRÜLMEK İSTEMİYORUZ!

SAĞLIKTA ŞİDDET SONA ERSİN!

Türkiye sağlık ortamında şiddet her geçen gün etkisini artırıyor. 1988 yılında Dr. Edip Can Kürklü, 2005 yılında Dr. Göksel Kalaycı, 2012 yılında Dr. Ersin Arslan, 2015 yılında Dr. Kamil Furtun ve Dr. Aynur Dağdemir çalıştıkları sağlık ortamında uğradıkları şiddet nedeniyle, 2012 yılında Dr. Melike Erdem ise, SABİM hattı üzerinden oluşturulan şiddetin, yoğun psikolojik baskı ortamının sonucunda yaşamını yitirdi.

Sadece kayıtlı olanlar üzerinden bir değerlendirme yapıldığında bile Türkiye'de günde 31 sağlık çalışanının sağlık hizmeti sunulan alanlarda şiddete maruz kaldığı görülüyor. Sağlık alanındaki şiddet ister fiziksel, ister sözlü, ister psikolojik olsun, sağlık hizmet sunumunun hemen tüm aşamalarında ciddi bir sorun ve hekimler ve sağlık çalışanları açısından mesleki bir risk haline dönüşüyor. Sağlık ortamındaki şiddet, sıklıkla hasta ya da hasta yakınlarından sağlık çalışanlarına yönelse de, aslında burada hedefin sağlık sistemi olduğu açık olarak görülebiliyor.

Bu nedenle de uygulanmakta olan sağlık politikalarını ele almadan, sağlıkta şiddetin çözümüne yönelik geçerli bir yaklaşım ortaya konamayacağını biliyoruz.

Sağlık hizmetlerinde piyasa yönelimli politikalar sağlık hizmeti sunan kurumları birer işletmeye dönüştürürken sağlık hizmetinin içeriğinin ve niteliğinin tahribine zemin hazırlıyor. “Hasta-hekim” ilişkisini deyim yerindeyse müşteri ilişkisine dönüştüren; koruma, tetkik ve tedavi sürecinde, tıbbi gereklilikler ve nitelikli sağlık hizmeti sunumundan çok, “müşteri memnuniyeti”ne yer veren bu politikalar, sağlık kurumlarında şiddetin giderek çoğalmasının nedenleri arasında ilk sıralarda geliyor.

2012 yılında Dr. Ersin Arslan'ın bir hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin ardından yaşanan gelişmelerle, Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) uzun yıllardır önerdiği gibi, sağlık personeline yönelik şiddeti ayrı bir suç tipi olarak düzenleme önerisinin de yer aldığı TBMM Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu'nun raporu ve sonrasında gerçekleştirilen yasal düzenleme, bu soruna yönelik olumlu gelişmelerdir. Ancak, yapılan yasal düzenlemenin, sağlıkta şiddetin geldiği noktada, toplum açısından ciddi bir tehdit oluşturduğuna ve kesinlikle sona erdirilmesi gerektiğine ilişkin toplumsal bilincin oluşmasına ve dolayısıyla sağlıkta şiddetin azaltılmasına bir katkı sağlayamadığı izlenmektedir.

Yasada, sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı, görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu ve yaptırımı ayrı olarak düzenlenmiş olsa da, yapılan düzenlemede tutuklama tedbirinin hâkimin takdirinde olduğu, kasten yaralama suçları dışında bırakılsa da, üst sınırı iki yılı geçmeyen yaralama suçlarında tutuklamaya karar verilemediği görülmektedir. Yapılan düzenlemenin daha etkin hale getirilmesi, önleyicilik ve koruyuculuk işlevinin sağlanarak sağlık çalışanlarına yönelik şiddete asla hoşgörü gösterilmeyeceği, aksine şiddet suçlarının mutlaka cezalandırılacağı ve kamu sağlığını bozduğu için de ayrıca cezalandırılacağı düşüncesinin oluşturulması için, TTB, Türk Ceza Kanunu'na bir madde eklenmesi ile ilgili bir öneri geliştirmiştir.

14 Mart Tıp Haftası’na “Sağlıkta Şiddet Sona Ersin” talebiyle giriyoruz. TTB tarafından hazırlanan Türk Ceza Kanunu'na bu alanda yapılan düzenlemeyi etkinleştirecek bir madde eklenmesini içeren “Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı” önerimizin yasalaşması için mücadele ediyoruz. Sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi, ancak, hastaya yeterli süre ayırmakla, “Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi” broşürümüzde ayrıntılı olarak belirttiğimiz gibi, güvenli ve olumlu çalışma koşullarıyla mümkün olacaktır. Bu koşulların, sağlık hizmetinin sunulabilmesinin, bireylerin tedaviye ulaşma haklarını kullanabilmesinin, bir diğer deyişle hasta haklarının korunmasının da ön koşulunu oluşturduğunu önemle ve bir kez daha vurguluyoruz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
GAZİANTEP -KİLİS TABİP ODASI

 

 

 

Bu içeriğin okunma sayısı: 533