Türk Tabipleri Birliği (TTB), Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Türkiye Parazitoloji Derneği (TPD) temsilcilerinden oluşan bir heyet oluşturularak Ekim ayı içerisinde Mardin Savur bölgede bir inceleme ve değerlendirme çalışması yürütülmüştür.

 

23 Kasım 2012

BASIN AÇIKLAMASI

Bulaşıcı Hastalıklar Tehdit Etmeye Devam Ediyor

MARDİN SAVUR BELDESİNDE SITMA SALGINI

Bilindiği gibi geçtiğimiz aylarda gazetelerde yer alan haberlerle Mardin ili sınırlarında görülen “sıtma” olguları ülke gündemine taşınmıştır. Türkiye’nin, Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana mücadele ettiği sıtma hastalığı, resmi istatistiklere göre vaka sayıları açısından son yıllarda düşüş göstermekle birlikte hala topraklarımızda görülmektedir. Dünya Sıtma Raporu 2011 adlı dokümana göre ülkemizde 2010 yılında 9’u yerli olmak üzere78 sıtma olgusu saptanmıştır. 2011’de 4’ü yerli olmak üzere 132 olgu bildirilmiştir. Her iki yılda görülmüş yerli olguların tümünün nüks olduğu, yeni olgu olmadığı bildirilmektedir. Ülkemizde Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman ve Siirt illeri hastalık geçişinin olduğu bölgedir. Türkiye 2012 yılı hedefi olarak sıtma bulaşının durdurulmasını stratejik hedef olarak belirlemiştir.

Mardin ilinde ortaya çıkan vakalar bölgede endişeye neden olmuş ve haberlerde resmi kurumlara atfen belirtilen çelişkili açıklamalar karmaşa yaratmıştır. Konunun bulaşıcı hastalıklar ve halk sağlığı açısından önemini göz önüne alan Türk Tabipleri Birliği, ilgili uzmanlık dernekleri ile iletişime geçmiştir. Yapılan ortak değerlendirmeler sonucu Türk Tabipleri Birliği (TTB), Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Türkiye Parazitoloji Derneği (TPD) temsilcilerinden oluşan bir heyet oluşturularak Ekim ayı içerisinde bölgede bir inceleme ve değerlendirme çalışması yürütülmüştür.

İnceleme ve değerlendirme heyeti 4’ü halk sağlığı uzmanı, biri parazitolog 5 üniversite öğretim üyesinden oluşturulmuş, iki gün süren inceleme, değerlendirme ve görüşmeler sonunda “Mardin-Savur İlçesi Sıtma Salgınını İnceleme Ve Değerlendirme Raporu” başlıklı bir rapor hazırlanmıştır.

Sağlık Bakanlığı yetkililerinin belirttiklerine göre; 2012 yılında Savur  ilçesi Başkavak köyünde 200’ü aşkın ve aynı ilçenin Dereiçi köyünde bir; Savur ilçe merkezinde 6 sıtma olgusu olgu kalın ve ince yayma ile teşhis edilmiş, PCR ile de doğrulanmıştır. Tedaviye alınan hasta sayısı 250’nin üzerindedir. 10 Ekim 2012 tarihi itibarıyla 35 hastanın tedavisi devam etmektedir. Son 10 günden beri yeni olgu saptanmamıştır.

Elde edilen bulgulara göre, tekrarlayan ya da dışarıdan gelen olgu ya da olgularla başlamış olsa da yerel geçiş sonucu 250’den fazla sıtma hastasının tedavi edildiği bir sıtma salgını ile karşı karşıyayız. 2012-Türkiye’sinde hala bulaşıcı hastalıkların tehdidi devam etmektedir. Savur’da yaşadığımız sıtma salgını da bunun göstergelerindendir. KKKA olduğu gibi…

Yörede sivrisinek üreme alanı olabilecek ıslah edilmemiş bir dere bulunmaktadır. Yağışlara bağlı akışkanlığı olan bu akarsuda, suyun durağanlaştığı, sivrisinek üremesi için çok uygun birikinti alanları bulunmaktadır.

İlk olgunun saptanmasının ardından bildirimlerin yapılığı, Halk Sağlığı uzmanı olan Mardin Halk Sağlığı Müdürü’nün olay bölgesine gittiği, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun Zoonotik ve Vektörel Hastalıklar Daire Başkanlığı’nın Savur’da salgın yönetimine tıbbi-teknik destek vermek üzere uzun süreliğine deneyimli bir hekim gönderdiği, Mardin’in ilçeleri ve çevre illerden sıtma savaş çalışanlarının bölgeye sevk edildiği (emeklilik için dilekçe verip izne ayrılmış çalışanın bile alanda çalıştığı), 24 saat kesintisiz mikroskopi hizmeti sunulduğu, Başkavak köyündeki yurttaşlarımızı listesinde yer aldığı Aile Hekiminin köyde hizmet vermekle görevlendirildiği, aktif sürveyansın usulünce yapıldığı bilgileri salgın yönetiminin tıbbi-teknik yeterliliği ve sağlık çalışanlarının çabaları hakkında değerli bulunmuştur.

Sağlık Ocaklarının kapanıp ilçedeki sağlık örgütlenmesini Entegre İlçe Hastanesine dönüştüren sürecin sonuçlarının da dikkate alınması gereklidir. Dünya Sıtma Atlasında sıtma geçişinin sürekli olduğu yerlerin arasında gösterilen Mardin’de özellikle Diyarbakır ve Batman’la komşu Savur’da çevre sağlığı teknisyeni istihdamının olmayışı, sıtma savaş çalışan(lar)ının olmayışı, ateşli hastalardan kalın damla ve ince yayma kan incelemesiyle aktif sürveyansın olmayışı, topluma yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin yerine tedavi edici hizmetlerin öncelendiği paradigma değişikliği Savur’da görülen sıtma salgınının hazırlayıcıları olarak değerlendirilmelidir.

Çevre sağlığı ve sıtma savaş hizmetlerinin sağlıkta dönüşüm programı paradigması ve örgütlenme tarzıyla değersizleşip zaafa uğraması salgının hazırlayıcılarından olarak dikkate alınmalıdır. Sağlık çalışanlarının iyi niyetli çabalarının salgını önleme ve etkin bir biçimde kontrol etmeye yetmeyebileceği, müdahalenin yapısal ögeleri de kapsaması gerektiği unutulmamalıdır. Kışkırtılmış talep ile tedavi edici hizmetlerin ön plan geçtiği, metalaştırılan sağlık hizmeti anlayışının egemen olduğu özelleştirmeci reformların koruyucu hizmetlerde ciddi aksaklıklara yol açması kaçınılmazdır. Savur’daki sıtma salgını bizlere bu gerçeği acı bir şekilde yaşatmıştır.

Sağlık Bakanlığı, topluma yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin sunumundaki yapısal sorunları gidermeli ve 2013 ilkbaharında sıtma mevsimi başlamadan gerekli önlemleri almalıdır.

Raporu kamuoyu ve yetkililerin dikkatine sunuyoruz.

Türk Tabipleri Birliği (TTB)

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER)

Türkiye Parazitoloji Derneği (TPD)

 

 

RAPORA İLİŞKİN KİLİT NOKTALAR

Heyet aşağıdaki kişi ve kurumlarla görüşmeler ve faaliyetleri gerçekleştirmiştir:

  • Mardin Halk Sağlığı Müdürlüğü,
  • Savur Sağlık Grup Başkanlığı
  • Birinci basamak sağlık kurumları
  • Sağlık Meslek örgüt ve sendikalar
  • Başkavak köyünde yerinde inceleme
  • Derlenen verilerin işlenmesi ve sağlık yöneticileriyle bulgu paylaşımı

Sıtma hastalığı ile ilgili genel bilgi

Sıtma; Plasmodium cinsi parazitle infekte sivrisinek ( anofel cinsi) sokmasıyla insana bulaşır. Özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın olarak görülür. İnsanlarda hastalık yapan 5 tür vardır: P.falciparum, P.vivax, P.ovale, P.malaria ve P.knowlesii. Türkiye’de P.vivax dışındaki diğer türler (özellikle P.falciparum) seyahatle ilişkili olarak görülebilmektedir. Sıtma, Türkiye’de bildirimi zorunlu hastalıklardan birisidir. Ateş, baş ağrısı ve kusmayı da içeren sıtma belirtileri, sivrisinek sokmasından 10-15 ( kuluçka dönemi: 7-30 gün) gün sonra açığa çıkar. Sıtmaya yakalanmış kişilerde, “sıtma nöbeti” adı verilen üşüme titreme, ateş yükselmesi ve terleme hastalığın karakteristik klinik belirtileridir.Sıtma tedavi edilmezse yaşamı tehdit edici sorunlara yol açabilir. Sıtma önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Sıtma denetimi için temel girişimler; derhal ve etkili sağaltım, risk altındaki toplumun sivrisinekten korunması ve evlerin sivrisineklere karşı kalıcı ilaçlanmasıdır.

Sıtma ile savaşta önemli kuruluşlar olan Sıtma Savaş Dispanserleri ve Sıtma ve Tropikal Hastalıklar Eğitim ve Araştırma Merkezleri Türkiye Halk Sağlığı Kurumuna devredilmiştir. Türkiye sekiz ülke ile birlikte imzaladığı Taşkent Deklarasyonu ile 2015 yılına dek sıtmanın eliminasyonunu (ulusal ve yerel düzeyde sıtmanın bulaşmasının kesilmesi/ önlenmesi) hedeflemiştir.

Mardin’de sıtma olgularının en son görüldüğü yerleşim yerleri:

2009 Kızıltepe Yolaldı köyünde yaklaşık 5 olgu görüldüğü bildirilmiştir. Sağlık Bakanlığı yetkililerinin belirttiklerine göre; 2012 yılında Savur  ilçesi Başkavak köyünde 200’ü aşkın ve aynı ilçenin Dereiçi köyünde bir; Savur ilçe merkezinde 6 sıtma olgusu olgu kalın ve ince yayma ile teşhis edilmiş, PCR ile de doğrulanmıştır. Tedaviye alınan hasta sayısı 250’nin üzerindedir. 10 Ekim 2012 tarihi itibarıyla 35 hastanın tedavisi devam etmektedir. Son 10 günden beri yeni olgu saptanmamıştır.

Salgına ilişkin bulgular

İlk olgu, bildirimlere göre, 08 Ağustos 2012 tarihinde görülmüştür. Savur Devlet Hastanesi polikliniğinde muayene eden hekimin kuşkulanması üzerine sıtma savaş memuru tarafından (mikroskopist) kalın damla ve ince yayma incelemesi yapılmış ve pozitif sonuç elde edilmiştir. İlgili hekim vakayı hemen Sağlık Bakanlığına bildirmiştir. Bölgeye intikal eden Sıtma savaş ekiplerince salgın incelemesi başlatılmıştır.

İlk olgunun yakınları ve komşularından toplam 106 kişiden kalın damla ve ince yayma için kan örnekleri alınmıştır. Daha sonra tarama kapsamı genişletilerek 2400 kişiye ulaşılmıştır. Bakılar sonucunda yurt dışına sefer yapan bir kamyon şoförünün de aralarında bulunduğu toplam pozitif olgu sayısı 206 olarak belirlenmiştir ve alınan örneklerin incelemesi tamamlanmaya çalışılmaktadır. Aktif sürveyansla alınan kan örneği sayısı 10 Ekim 2012 itibarıyla 2240’ı Savur merkezde olmak üzere yaklaşık 7 000’dir.

Bakanlığın bildirimine göre tanısı kesinleşmiş 206 sıtma vakasının 115’i erkek, 91 kadındır, 38 hasta 2-9 yaş grubundadır ve 21 hasta 65 yaştan büyüktür.

Çevre koşullarının değerlendirilmesi

Yörede sivrisinek üreme alanı olabilecek bir dere bulunmaktadır. Yağışlara bağlı akışkanlığı olan bu akarsuda, suyun durağanlaştığı, sivrisinek üremesi için çok uygun birikinti alanları bulunmaktadır. Yörede evsel sıvı atıklar da bu akarsuya akıtılmaktadır. Ayrıca yöresel bir alışkanlık olarak tuvalet dışındaki evsel sıvı atıklar borularla sokaklara akıtılmakta, bu nedenle sokaklarda sivrisinek üreyebilecek küçük su birikintileri oluşmaktadır. Evsel katı atıkların da gelişigüzel biçimde dere kıyılarına bırakıldığı görülmektedir. Suyun yeterli olduğu dönemlerde köydeki çocukların, atıkların boşaltıldığı bu akarsuda yüzdükleri belirtilmiştir

Değerlendirme ve Öneriler

Bildirilen 206 olgunun 38’i 2-9 yaş grubunda olup, bu yaş grubunda parazit prevelansı % 10.9’dur. Bu sıklık orta ve yüksek düzey olarak nitelenmektedir. Bu durumda vektörlerin etkili olduğu ve hastalanma ve ölüm azaltmanın öncelikli olduğu bildirilmektedir. Olguların % 46’sı kadın ve % 10’u yaşlıdır. Yurtdışına çıkış öyküsüne dair veri toplama aracında soru olmayışı, odağın sınırdan sivrisinek uçuş mesafesinin (3 km) çok üzerinde uzak oluşu; çocuk, kadın ve yaşlılarda görülen olguların payının büyük oluşu ve 08 Ağustos 2012’de konmuş tanının üzerinden 60 gün (yaklaşık olarak 2-4 kuluçka süresi) geçmesine karşın hastalık geçişinin sürmesi saptanamayan indeks olgunun yurt dışında sivrisinek tarafından sokulmuş “importe” olgu(lar) olsa bile yörede sivrisinek sokmalarıyla hastalık oluşumunu (yerli ve hariçten gelenden türeyen) düşündürmektedir. Kaldı ki Dünya Sağlık Örgütünün “Bulaşın sürmekte olduğu ülkelerde “importe” sınıflamasının yalnızca başka iklimlerin/ yabancı“ exotic” parazitlerine ve son 3 ay içinde ülkeye gelmişlerdeki olgulara ayrılması gerekir. Sıtma mevsiminde oluşan tüm olgular için infeksiyonun lokal kaynaklı olduğunu saymak gerektiği açıktır.” ifadesi de dikkate alınmalıdır.

Sağlık Ocaklarının kapanıp ilçedeki sağlık örgütlenmesini Entegre İlçe Hastanesine dönüştüren sürecin sonuçlarının da dikkate alınması gereklidir. Dünya Sıtma Atlasında sıtma geçişinin sürekli olduğu yerlerin arasında gösterilen Mardin’de özellikle Diyarbakır ve Batman’la komşu Savur’da çevre sağlığı teknisyeni istihdamının olmayışı, sıtma savaş çalışan(lar)ının olmayışı, ateşli hastalardan kalın damla ve ince yayma kan incelemesiyle aktif sürveyansın olmayışı, topluma yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin yerine tedavi edici hizmetlerin öncelendiği paradigma değişikliği Savur’da görülen sıtma salgınının hazırlayıcıları olarak değerlendirilmelidir.

Salgın Yönetimi

İlk olgunun saptanmasının ardından bildirimlerin yapılığı, Halk Sağlığı uzmanı olan Mardin Halk Sağlığı Müdürü’nün olay bölgesine gittiği, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nın Zoonotik ve Vektörel Hastalıklar Daire Başkanlığı’nın Savur’da salgın yönetimine tıbbi-teknik destek vermek üzere uzun süreli deneyimli hekim gönderdiği, Mardin’in ilçeleri ve çevre illerden sıtma savaş çalışanlarının bölgeye sevk edildiği (emeklilik için dilekçe verip izne ayrılmış çalışanın bile alanda çalıştığı), 24 saat kesintisiz mikroskopi hizmeti sunulduğu, Başkavak köyündeki yurttaşlarımızı listesinde yer aldığı Aile Hekiminin köyde hizmet vermekle görevlendirildiği, aktif sürveyansın usulünce yapıldığı bilgileri salgın yönetiminin tıbbi-teknik yeterliliği ve sağlık çalışanlarının çabaları hakkında değerli bulunmuştur. Epidemiyolojik haritanın ve salgın eğrisinin görülememiş olması bir eksikliktir. Tedaviye uyum ile ilgili sorun yaşanmadığı bildirilmiştir. Doğrudan gözetim altında sağaltım için belirlenmiş görevlilerin aktarımına göre tedavisini tamamlamayan hasta olmamıştır. Ne var ki aynı aileden bir ayı bulan aralıklarla hasta saptanması hastalık geçişinin etkin bir biçimde

durdurulamadığının işareti olarak değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak; nüks ya da hariçten gelenden türeyen orijini anlaşılmamış olsa da yerel geçiş sonucu 250’den fazla sıtma hastasının tedavi edildiği bir sıtma salgını ile karşı karşıyayız. Çevre sağlığı ve sıtma savaş hizmetlerinin sağlıkta dönüşüm programı paradigması ve örgütlenme tarzıyla değersizleşip zaafa uğraması salgının hazırlayıcılarından olarak dikkate alınmalıdır. Sağlık çalışanlarının iyi niyetli çabalarının salgını önleme ve etkin bir biçimde kontrol etmeye yetmeyebileceği, müdahalenin yapısal ögeleri de kapsaması gerektiği dikkate alınmalıdır.

Rapor için tıklayınız...

 

 

Bu içeriğin okunma sayısı: 1573