Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Ekim katliamı davasının 6-10 Şubat 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen duruşmasında verilen ara karar doğrultusunda, katliamda kamu görevlilerinin sorumluluğunun olup olmadığı konusunun araştırılması için hazırladığı müzekkereyi 21 Nisan 2017 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

Müzekkerede, miting öncesinde önlem alınmaması, canlı bomba saldırısı sonrası alanda bulunan yaralılara gaz sıkılması, kötü muamele yapılması, ambulansların meydana sokulmaması, sağlık hizmetlerinin gereği gibi yapılmaması konularında kamu görevlilerinin sorumluluğunun olup olmadığının araştırılması istendi.  Müşteki ifadelerinin yer aldığı duruşma tutanakları, müşteki vekillerinin 10 Şubat 2017 ve 21 Nisan 2017 tarihlerinde mahkemeye sunduğu dilekçeler de müzekkereye eklendi.

İhmal değil, sorumluluk!

Müşteki vekilleri tarafından 21 Nisan 2017 tarihinde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan dilekçede, 10 Ekim katliamına ilişkin kamu görevlilerinin ihmalle açıklanamayacak sorumlulukları bulunduğu belirtilerek, bunlar şu şekilde sıralandı:

-         “Mitinge yönelik birden fazla canlı bomba eylemi” istihbaratı dikkate alınmamış, hatta deyim yerindeyse gizlenerek mitingle ilgili güvenlik tedbirlerini alan yetkililere ve dolayısıyla tertip komitesine iletilmemiştir.

-         Ankara Emniyet Müdürlüğü polise “bütün personelin öncelikle kendilerine yönelik olası ‘canlı bomba’ konusunda duyarlı olmaları” talimatı vermiş,  bu açık uyarıya rağmen mitinge katılanların can güvenlikleri konusunda önlem alınmamıştır, hatta başka mitinglerle karşılaştırıldığında daha az güvenlik görevlisi görevlendirilmiştir.

-         Katliamı gerçekleştiren sanıklar teknik takip altında olmalarına rağmen yakalanmamışlardır.

-         Miting öncesinde, en kritik 24.00 – 09.00 saatleri arasında şehir dışından gelen araçlar ile Ankara’ya gelen yabancıların takip ve aranması uygulamasına ara verilmiştir.

-         Soruşturma sırasında ifade veren emniyet mensuplarının “Somut istihbarat yoktu” savunmasının yalan olduğu yine emniyet belgeleriyle açığa çıkmıştır.

-         Emniyet mensuplarının ifadeleri,  önlemlerin  mitinge katılacak insanları korumak için alınmadığı aksine  katılımcıları karşı yapılacakların  planlanmasına yönelik olduğunu ortaya koymuştur.

-         Miting boyunca alınması gereken sağlık önlemleri alınmamış, gaz kullanımı gibi insanlık dışı uygulamalar söz konusu olmuştur.

Dilekçede, isimleri sayılan ve sayılamayan tüm sorumlular hakkında kamu davası açılması için ilgili ara kararın yerine getirilmesi talep edildi.

Duruşma 2-3-4 Mayıs tarihlerinde

Üzerinden 1,5 yıl geçmesine karşın, kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin tek bir soruşturmanın bile açılmadığı 10 Ekim katliamı davasında, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nden gelen bu adım umutla karşılandı. 10 Ekim katliamı davasına 2-3-4 Mayıs tarihlerinde devam edilecek.

 

Bu içeriğin okunma sayısı: 1221