Türkiye’de Çocuk Felci Tehdidi: Arınmayı Başarmıştık, Salgını Önlemeliyiz!

İçsavaş nedeniyle çöken temel sağlık hizmetleri 1999’dan beri Suriye’de görülmeyen çocuk felci salgınına yol açtı. Onbeş yıldır Türkiye’de de görülmeyen çocuk felci salgını riski ile karşı karşıyayız.

Türkiye’deki çocuklar da tehdit altındadır. Sağlık ocaklarımızın gayreti ile Türkiye’den kazınan çocuk felci hastalığına karşı alınması gereken önlemler konusunda Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı ile yapılan görüşmeden, Tabip Odalarından elde edilen bilgilerden ve Dünya Sağlık Örgütü verilerinden  yola çıkarak değerlendirmelerimiz aşağıdadır:

  1. Polio Eradikasyon Programının(PEP)  gerektirdiği aktiviteler; Suriye’de çıkan salgının yarattığı acil durum, başta Suriye’den gelenler olmak üzere Türkiye’de polio virüsü dolaşımının olduğu ülkelerden (Pakistan, Afganistan, Somali…) gelen insanların kamplarla sınırlı olmayan hareketliliği ve Sağlıkta Dönüşüm Programının ayrı(la)ştırdığı sağlık örgütünün yarattığı zorluklarla olabildiğince başa çıkmaya çalışılarak yerine getirilmektedir. Özellikle Kamu Hastane Birliği ile Halk Sağlığı Müdürlüğü (HSM) ayrımı, sağlık çalışanlarının kampanyada görevlendirilmesi ile ilgili sorunlara yol açmaktadır. Halk Sağlığı Müdürlüğü içinde dahi Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) arasında sağlık çalışanlarının kampanyada görevlendirmelerinde sorunlar çıkmaktadır. ASM’de görevli personel aile hekimliği kapsamındaki sorumlulukları devam etmesi, performans uygulamasının yarattığı baskı vb. kampanyadaki motivasyonunu düşüren nedenler olarak belirtilmiştir.  Sınır illerinde beş yaş altı tüm çocukların kapsamda olması sağlık çalışanı sayısının artışını zorunlu kılsa da bu artış gerçekleşmediği öğrenilmiştir. Benzer durum İstanbul gibi büyük iller içinde geçerlidir. Çok büyük bir bölgede kampanyanın yürütülmesinde sağlık çalışanı sayısındaki azlık önemlidir. Yine özellikle sınır illerde TSM’lerde sağlık yönetimi ile ilgili nüfus ve bölgenin büyümesine bağlı artan yönetsel işlevlere bağlı sorunlarda çalışan hekimlerin mesleğe yeni başlayan, deneyimsiz genç hekimler olması rol oynadığı düşünülmüştür.
  2. Dünya Sağlık Örgütü kaynaklı verilere göre Türkiye’de Polio 3. Doz ile rutin aşılama oranları %97, SB bildirimlerine göre bölgelere göre ise % 94-100 arasındadır.  Oranlardaki bu yükseklikle ilgili güven derecesi DSÖ tarafından düşüklük kaygı uyandırıcıdır. Aile Hekimlerinin listelerinde yer alanlara, başvuruya dayalı hizmet sunumu ve negatif performans uygulaması bu kaygıyı beslemektedir. Beşli aşının 3. Dozu ile birlikte yapılmak üzere aşı takvimizde yeralan OPV aşılaması ile ilgili aşılama oranı bilgisine ulaşılamamıştır.
  3. Dünya Sağlık Örgütü kaynaklı verilere göre AFP Sürveyansı yetersizdir.
  4. Ulusal/Yerel Polio Aşılama Günleri aktivitelerin (Başta aşı uygulamasında görev alacak sağlık çalışanlarına yönelik olmak üzere hizmet içi eğitim, yataklı sağlık kurumlarında çalışanlara AFP sürveyansı eğitimi, halka yönelik sağlık eğitimi, mop-up uygulaması, denetim araştırması, raporlama, uygulamanın değerlendirilmesi…) illerde halk sağlığı Müdürlüğü bünyesinde yer alan birimlerde (TSM, ASM…) çalışmayı sürdüren PEP deneyimi olan çalışanların katkılarıyla olabildiğince yürütüldüğü, aşılamanın birinci turda hedefin %90’ını, ikinci turda ise hedefin %92’sine ulaştırılabildiği,  dört ili kapsayan üçüncü tur aşılama programı yapılacağı ifade edilmiştir.
  5. THSK sorunun boyutunun ve öneminin farkındadır, bulaşıcı hastalıklarla mücadele birikimi, polio eradikasyonu ile ilgili geçmiş deneyimi ile sağlık sistemindeki dönüşüme bağlı yapısal sorunlarla başa çıkmaya çalışmaktadır. Yapısal sorunlara sığınmacı nüfusun eklenmesi işi güçleştirmektedir. Sığınmacı nüfusa yönelik bütünlüklü bir programın olmaması, polio aşı kampanyasında zorluklara yol açmıştır. Yapısal dönüşüm nedeniyle bu nüfusa yönelik program geliştirmede teknik engeller söz konusudur. Sığınmacı nüfusun dahi bilinemiyor olması trajiktir. Sığınmacı nüfus ile ilgili hizmetlerin sadece polio aşı kampanyası ile ilgili olmadığı, hazır sahaya çıkılmış iken kızamık aşılmasının dahi programa eklenememiş olması yapısal sorunların ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. Dil sorunu kampanya sırasında bir kez daha karşımıza çıkan önemli bir sorundur. Yine THSK ve HSM tarafından aşı sağlanması; taşıt sağlanması; sağlık çalışanlarının motivasyonu sağlamaya yönelik sembolik ücretlendirme, sosyal destekler,  performans uygulamasına dondurulması gibi teşvikler; halkın kampanyaya hazır hale getirilmesine yönelik yazılı ve görsel medyanın daha aktif kullanımı; sağlık çalışanlarının hazırlığına yönelik daha güçlü bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri; meslek örgütü, üniversite ve uzmanlık derneklerinin desteğini alma konusunda daha erken, daha aktif, doğrudan bir çabanın gösterilmesi mevcut kampanya sürecinden çıkarttığımız dersler kapsamındadır.
  6. İlgili Uzmanlık Derneklerince; Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Nörolojisi, Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları, Sosyal Pediyatri, Nöroloji, İnfeksiyon hastalıkları, Ortopedi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Halk Sağlığı uzmanlarına Türkiye’de Poliomiyelit tehdidi konusunda farkındalıklarını artırıcı ve Akut Flask Paralizi bildirimleri için tutumlarını geliştirici etkinlikler/çağrılar yapılmalıdır.
  7. Türk Tabipleri Birliği olarak başta hekimlerimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarını rutin ve ek aşılama hizmetlerini desteklemeye/etkin bir biçimde yürütmeye, Akut Flask Paralizi sürveyansını güçlendirici etkinlikleri destekleme ve izlemeye, THSK Başkanlığını sürecin yönetiminde şeffaf ve dayanışmacı bir tutum sergilemeye çağırıyoruz.

Sunu dosyası için tıklayınız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir