21. Yüzyılda Ülkemizde ‘Kızamık Ağıdı’ Devam Ediyor

Sağlık Bakanlığı Kızamık Salgınını Gizlemekten Vazgeçmelidir         

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi tarafından 5 Mart 2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı önünde yapılan basın açıklamasında, ülkemizde kızamık vakalarının kaygı verici boyuta ulaştığına dikkat çekildi. Kızamıklı bebek maketlerinin Sağlık Bakanlığı önüne bırakıldığı basın açıklamasında konuşan TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bayazıt İlhan, “Sağlık Bakanlığı kızamık salgınını gizlemekten vazgeçmelidir” diyerek, Sağlık Bakanlığı yöneticilerine şu soruları yöneltti:

  • 2011’de başlayan, 2012’de devam eden ve 2013’de ciddi artış gösteren kızamık olguları salgın değilse nedir?
  • Erişkinlerde veya çocuklarda kızamık hastalığı nedeniyle ölüm gerçekleşmiş midir?
  • Sağlık Bakanlığı verilerindeki yüksek aşılama oranları ve toplumsal bağışıklığa rağmen kızamık salgınının nedeni nedir?
  • Kızamık salgınının toplumla, sağlık çalışanları ile şeffaf olarak paylaşılmaması, haftalık raporlarla kamuoyunun bilgilendirilmemesinin gerekçesi nedir?
  • Büyük bir toplumsal kesimin yeniden aşılanması için geniş bir sağlık çalışanları ekibi ile çalışmalar yürütülmesi yerine aile hekimlerinin sınırlı gücü ile gönüllülüğe ve uzun süreye yayılan bağışıklamanın tercih edilmesinin gerekçesi nedir?

Basın Açıklaması

05.03.2013

21. Yüzyılda Ülkemizde Kızamık Ağıdı* Devam Ediyor

SAĞLIK BAKANLIĞI KIZAMIK SALGININI GİZLEMEKTEN VAZGEÇMELİDİR

Sağlığa bunca yatırım yapılan(!)  ülkemizde hâlâ kızamık belası ile karşı karşıyayız. Sağlık çalışanlarının ve halkın, gerçeğin bilgisine erişme hakkı engelleniyor; sağlık “reformu”nun tartışılmasına yol açar kaygısı ile olgu sayısı, kızamık salgını varlığının bilgisi toplumdan, sağlık çalışanlarından saklanıyor.

Bu saklama hali aşılama konusunda ciddi kafa karışıklıklarına yol açmakta; anaokula devam eden çocuklara yapılan kızamık aşıları, bazı illerde 6. aya, bazı illerde 9. aya çekilen kızamık aşıları konusunda sağlık çalışanlarının büyük dirençle karşılaşmalarına neden olmaktadır.

Sağlık Bakanlığı’na göre koruyucu sağlık hizmetlerinde “endişeye mahal yok”, kızamık “münferit”, kızamık aşılamasının yaygınlaştırılması “teferruat”, halka verilen bilgiler “hakikat”(!)

Oysa gerçek hiç öyle değil.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) kızamık olgularıyla karşılaşan hekimlerden edindiği veriler ve bulaşıcı hastalıklar alanında çalışmalar yürüten uzmanların görüşlerine göre bugünlerde ciddi bir “KIZAMIK SALGINI” ile karşı karşıya olduğumuz gün gibi aşikar.

Sağlık Bakanlığı’nın daha önce 101 kızamık olgusu olduğunu açıklamasına karşın bu sayı 2012 sonunda 349’a yükselmiş, 2013 başında 1 Ocak-12 Şubat arasında ise 650’nin üzerinde kızamık olgusu tespit edilmiştir. Sadece 4 Şubat-12 Şubat arası olgu sayısı 200’e yakındır.

Salgın bebekleri ve çocukları daha çok etkilemiştir, etkilemektedir. Kızamık olgularının dörtte biri bebek olup, ortanca yaşı 4’tür. Karşı karşıya olduğumuz tamamlanmış değil, hâlâ devam eden bir salgındır. Ülke sathında yaygın olup yedi ilde daha yaygın olmak üzere 42 ilde kızamık bildirimi yapılmıştır ve her geçen gün bildirim yapılan il sayısı artmaktadır.

Kızamık salgınından sağlık çalışanları da etkilenmiş, Şubat ortası itibarıyla 13 sağlık çalışanı kızamığa yakalanmıştır. Bu sayı her geçen gün artmaya devam etmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nın son 6 yılda ülkemizin aşılama tarihinde en yüksek oranlara ulaşıldığını iddia etmesine; 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011 yılları için kızamık aşı oranlarını sırasıyla %91, %98,  %96, %97, %97, %97 ve %98 olarak vermesine; ikinci doz aşı uygulamasının başlatılmasına; aşı tarihinin 12. aya alınmasına karşın toplumsal bağışıklığın sağlanamaması ve yaşanan kızamık salgını yetkililer tarafından yapılacak açıklamayı zorunlu kılmaktadır.

Üstelik kızamık olgularının ortanca yaşının 4 olması (son on yılda 7 yaş ve üzeri olmasına karşın) kızamık aşı oranları ve soğuk zincir konularında ciddi endişelere yol açmaktadır.

Olgular ilk karşımıza çıktığında eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ mevcut olguları son otuz yılın en büyük salgını (2001) ile kıyaslayarak salgın konusunda ciddi bilimsel gaf yapmıştır. Bir yandan kızamık bağışıklamasında Avrupa’nın en büyük rakamlarına ulaşma (%97) ile övünen Dr. Recep Akdağ, bu bağışıklık düzeyine rağmen ülke düzeyinde yaygın kızamık salgınının hesabını vermekten kaçarak ve ardında kızamıklı bebekler, çocuklar, erişkinler, sağlık çalışanları bırakarak Bakanlık koltuğundan ayrılmıştır.

Eski Sağlık Bakanı’nın bu tutumuna karşın TTB ve tabip odaları basın açıklamaları yaparak halkı aşı olmaya çağırmış, sağlık çalışanlarına özverili çalışma çağrısında bulunmuştur. Ne yazık ki sağlık otoriteleri aynı duyarlılığı göstermemiş, sessizliğini sürdürmeye devam etmiştir, etmektedir. Yeni Sağlık Bakanı da aynı minvalde davranış sergilemekte, kızamık salgınını kamuoyu ile paylaşmaktan kaçınmaktadır.

Sağlık Bakanlığı başta birinci basamağın özelleştirilmesi projesi olan aile hekimliği uygulaması olmak üzere uyguladığı Sağlıkta “Dönüşüm” Programı’nın başarısızlığı anlamına gelecek bu salgınları kamuoyundan gizlemeyi ve yokmuş gibi davranmayı tercih etmiştir. Bu yaklaşım sonucu bugün için tüm ülkede kızamık vakaları giderek artmış ve kontrolü düne göre daha da zorlaşmıştır. Birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinin bireysel ve toplumsal olarak parçalanması, bölge bütünlüğünün ortadan kaldırılması, sağlık ekibinin parçalanması, aile hekimlerinin her geçen gün artan iş yükleri, bildirim sisteminin değiştirilmesi, sağlık yönetiminin daha büyük ölçekte gerçekleştirilmesi ve merkezileşmesi gibi yapısal sorunlar kızamık salgınının kontrol altına alınmasının gecikmesine ve yayılmasına yol açmıştır. Liyakata göre değil yandaşlığa göre atanan Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Halk Sağlığı Müdürlüğü yöneticileri salgını kontrol altına almayı başaramamıştır. Mardin’deki sıtma salgını ve ülke çapında son iki yıldır ortaya çıkan kızamık salgınları Sağlıkta “Dönüşüm” Programı’nın birinci basamakta iflas ettiğinin göstergesidir.

Sağlık Bakanlığı yöneticilerine soruyoruz:

  • 2011’de başlayan, 2012’de devam eden ve 2013’de ciddi artış gösteren kızamık olguları salgın değilse nedir?
  • Erişkinlerde veya çocuklarda kızamık hastalığı nedeniyle ölüm gerçekleşmiş midir?
  • Sağlık Bakanlığı verilerindeki yüksek aşılama oranları ve toplumsal bağışıklığa rağmen kızamık salgınının nedeni nedir?
  • Kızamık salgınının toplumla, sağlık çalışanları ile şeffaf olarak paylaşılmaması, haftalık raporlarla kamuoyunun bilgilendirilmemesinin gerekçesi nedir?
  • Büyük bir toplumsal kesimin yeniden aşılanması için geniş bir sağlık çalışanları ekibi ile çalışmalar yürütülmesi yerine aile hekimlerinin sınırlı gücü ile gönüllülüğe ve uzun süreye yayılan bağışıklamanın tercih edilmesinin gerekçesi nedir?

TTB olarak;

  • Halkımızı kızamık hastalığı konusunda duyarlı olmaya ve çocuklarını bir an önce aşılatmaya;
  • Sağlık çalışanlarını bildirim yapma konusundaki sorumluluklarını yerine getirmeye, salgın gerçeğinin gizlenmesine hiçbir şekilde aracılık etmemeye;
  • Sağlık yetkililerini güven inşa etmeye, salgını erken duyurmaya, şeffaf olmaya;
  • Birinci basamak sağlık hizmetlerinin koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini bir arada kapsayan, bölge tabanlı, ekip hizmetine dayanan bir kamu hizmeti olması gerektiğini bir kez daha hatırlatarak; Sağlık Bakanlığı’nı aile hekimliği uygulamasını gözden geçirmeye,
  • Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ı kızamığa yakalanan çocuk, erişkin ve ailelerinden özür dilemeye;
  • Yeni Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’nu özel sağlık sektörünün önünü daha da açan reform çabaları yerine toplumun sağlığını gözeten programlara destek vermeye, kızamık ve sıtma salgınlarının arkasında saklı reformlarla ilgili yapısal sorunları sorgulamaya davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

* Şair, Doktor Ceyhun Atıf Kansu

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir