Bu 8 Mart’ta hayatlarımıza sahip çıkıyoruz!

Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, 8 Mart bildirisini, eylem ve program takvimini duyurdu.

Afiş için...

Etkinlik programı için...

Uluslararası eylem Türkiye programı için...

 

06.03.2015

Bu 8 Mart'ta Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz!

2014 yılı kadınlar, kadın hekimler olarak bizi en çok zorlayan yıllardan biri oldu. Erkek şiddetinin en yüksek düzeylere ulaştığı, kadın bedeninin nüfus politikalarının oyuncağı edildiği, kadın emeğinin değersizleştirildiği, nefes almamızın bile zorlaştığı bir yılı göğüsledik hep birlikte. 

Mevcut iktidar, her türlü söylemi ile eril şiddeti, eril tahakkümü besledi büyüttü bize karşı. Kutuplaştırıcı söylemlerle, kadınlar ve 'makbul' kadınlar olarak iki sınıfa ayrılmaya çalışıldık. Erkeklerin sözünden çıkmayan, erkeklerin izin verdiği yerde, izin verdiği saatte, izin verdiği kıyafetle dolaşan, erkeklerin istediği zaman, erkeklerin istediği kadar çocuk doğuran kadınlar,  'makbul' kadınlar olarak tanımlandı. Kadınların ancak 'anne' olurlarsa saygınlık kazanacağı düşüncesi pekiştirildi. Kendi yaşamını kendisi idare etmeye kalkan kadınların şiddete maruz kalması neredeyse olağanlaştırıldı. 

Bedenimizi denetlemenin yollarını fiilen arttırdılar bu sene. Koskoca bir ülkenin nüfusunu arttırmanın yolu olarak,  bizim bedenlerimiz, yaşamlarımız konusunda karar hakkımızı elimizden almaya kalktılar. “Kürtaj yasak değil” dediler, hastanelerde kürtajı yapmayıverdiler. “Doğum kontrolü parasız” dediler, aile sağlığı merkezlerine gittiğimizde bugün yok yarın gel dediler. Gerçekte parası olmayana hizmet vermediler. Biz kadın hekimler olarak kadın sağlığını tehlikeye atarak, kadın ve bebek ölümlerini arttıracak uygulamaları kabul etmiyoruz.  Herkese eşit, ücretsiz, erişilebilir, güvenli sağlık hakkımızı savunuyoruz.

Bu sene güvenceli çalışma hakkımıza el konulmaya çalışıldı. Olmayan bir kreş vaadiyle neredeyse süresiz izinlerle işyerlerimizden uzaklaşmamız “çalışan kadın yuvasını dağıtır” aklını veren bir iktidar tarafından planlandı. Sermayeye ucuz işgücü, savaşa asker yetiştirmek için üç çocuk doğurmamız, aileye köle olmamız salık verildi. Kadın sağlık emekçileri için, bir erkeğe bağımlı olmadan insanca yaşama koşullarını sağlayacak tam zamanlı iş güvencesi yerine; özel istihdam bürolarında saatlik kiralanan, nerede çalışacağı, sağlığını neyin tehdit ettiği gün içinde bile değişen bir tür kölelik düzeni uygun görüldü.

Kadınların yaşamları iktidar sahipleri tarafından kuşatılırken, sadece cinsiyetlerinden dolayı en temel hak olan "yaşam hakkı" ellerinden alınmaya hızla devam ediyor. Biz kadın hekimler, kadınlara yönelik her türlü şiddetin tanığıyız. Biliyoruz ki cinsel saldırı toplumdaki her kadını farklı düzeylerde de olsa etkiliyor. Kadına yönelik erkek şiddetinin faillerinin adalet sisteminin içindeki boşluklardan faydalanarak "cezasız" kalması, şiddete uğrayan kadınların ruhsal olarak iyileşmelerine engel oluyor. Kadın cinayetlerine daha fazla tanık olmak istemiyoruz! 

Biz kadınlar farklı farklıyız: evli, evlenmeden birlikte yaşayan, başörtülü, mini etekli, lezbiyen, biseksüel, transseksüel, hamile, dul, öğrenci, seks işçisi, ev kadını, göçmen. Bütün kadınlar için öncelikle korkmadan, güvenli yaşama hakkımızı savunuyoruz! Biz kadın hekimler "güvenlik" kelimesinden silah, toma, gaz, top tüfeği değil, en temel insani ihtiyaç olan "güvende hissetmeyi" anlıyoruz. Özgecan Aslan,  çantasında korktuğu için biber gazı spreyi taşıyordu ama yetmedi! Bu 8 Mart'ta öncelikle hayatlarımıza sahip çıkıyoruz!

Suriyeli, Kobane'li yerinden edilmiş  kardeşlerimizin, dostlarımızın  acısını paylaşmaya çalıştık bu sene. Sığındıkları ülkede maruz kaldıkları  tacizi, tecavüzü, çocuk yaşta evliliğe zorlanmalarını gördük. Savaş en yersiz, en yurtsuz ve en erkek haliyle yanı başımızda, içimizde. Nasıl bir zaman ki ;kadınlar ve kız çocuklar pazara çıkarılmış satılıyor?.. Bir kadın,  savaş nedeniyle yaşadığı yerini terk eylerken sınır karakolunda tecavüze uğruyor!.. Sınırı geçebilen kadın,  erkeğin tacizi ve tecavüzü ile baş başa başka bir savaşın içine düşüyor. Bir sınırdan öteki sınıra geçmiş göçmen kadın, kaçak yaşamıdır bir başka ülkenin. Görünmezdir; kaçak yaşar, kaçak çalışır, kaçak taciz ve tecavüz edilir, kaçak öldürülür. Bedeniyle, emeğiyle erkeğin her türlü sömürüsüne açık, savaş ganimetidir.

Sınır koyan devletlere, vatan-millet- şan- şeref- namus-nüfus kalkanı ile her türlü sınırı koyanlara, hepinize tek sözümüz var;

Biz kadınlar tüm sınırları yıkacağız, sınırsız ve eşit bir yaşamda buluşana dek!..

Tüm bu olumsuzluklara rağmen mücadelenin de yükseldiği bir yıl oldu bu sene. Kadınlara, bize  yapılanlar karşısında dik durmayı, yan yana durduğumuzda karşımızda kimsenin duramayacağına tanık olduk.

Zaman safları daha da sıkılaştırmanın zamanı! 

Emeğimiz, bedenimiz, özgürlüğümüz için yine alanlardayız bu sene.

Türk Tabipleri Birliği
Kadın Hekimlik Ve Kadın Sağlığı Kolu