Sağlık ve Çevre Birliği (HEAL) Yıllık Toplantısı ve Çalıştayı

Sağlık ve Çevre Birliği (Health and Environment Alliance, HEAL) Yıllık Toplantısı ve Çalıştayı 19-20 Ekim 2016 tarihlerinde Brüksel’de düzenlendi.

HEAL Toplantısı ve Çalıştayı’na davetli olarak Türkiye’den Prof. Dr. Kayıhan Pala (TTB Temsilcisi), Doç. Dr .Haluk Çalışır (Türk Toraks Derneği Hava Kirliliği Görev Grubu Başkanı) ve Prof. Dr. Ali Kocabaş (Türk Toraks Derneği temsilcisi) katıldı.

İlk gün (19 Ekim 2016) toplantıya Belçika, Fransa, Almanya, ABD, İngiltere, Polonya, Sırbistan ve Türkiye’den HEAL üyeleri ve davetli katılımcılardan oluşan yaklaşık yirmi kişi katıldı. İkinci gün (20 Ekim 2016) sabah düzenlenen oturuma yalnızca HEAL üyeleri, öğleden sonra gerçekleştirilen oturuma ise HEAL üyeleri ile birlikte davetli katılımcılar da katıldı. İkinci gün öğleden sonra toplam katılımcı sayısı otuzun üzerine çıktı.

İlk gün öğleden önce gerçekleştirilen ülke sunumlarında TTB adına Prof. Dr. Kayıhan Pala konuştu. Pala; hava kirliliğinin Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu, sorunun son on yılda giderek büyüdüğünü, bu büyümenin Hükümetlerin enerji politikaları ve kömür teşvikleriyle doğrudan ilişkili olduğunu dile getirdi.

Bu nedenlerle TTB’nin hava kirliliği, enerji politikaları ve kömürlü termik santrallerle ilgilendiğini ve toplum sağlığının korunması amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlediğini belirten Pala, bu etkinlikler içerisinde toplumun hava kirliliği ile ilgili farkındalığını artıracak çalışmaları, TTB’nin öncülük ettiği imza kampanyasını, Bursa Tabip Odası’nca yayımlanan Kömürlü Termik Santrallerin Sağlık Etkileri’ni konu alan kitapçığı ve diğer örgütlerle birlikte düzenlenen “Nefes Alamıyoruz Sempozyumu”nu saydı.

Pala ayrıca, bir başarı öyküsü olarak Bursa’da kazanılan DOSAB kömürlü termik santral mücadelesinin İngilizceye çevrilmiş broşürünü TTB broşürleri ile birlikte katılımcılarla paylaştı.

Ülke sunumlarında Polonya’da hava kirliliğinin tıbbi bir konu olarak ele alınamaması, Almanya’da sağlık örgütlerinin genel olarak konuyu çevre örgütlerine havale etmiş olmaları, Sırbistan’ta konunun toplumun gündemine alınması ile ilgili zorluklar ve İngiltere’de önümüzdeki on yılda (2025’e kadar) kömürlü termik santrallerin kapatılması ile ilgili gösterilen çabalar dikkat çekti.

Ülke sunumlarının ardından Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) Nadia Vilahur, DSÖ’nün hava kalitesi ve sağlık çalışmaları hakkında kapsamlı olarak bilgi verdi. Sunum sırasında hava kirliliğine bağlı ölümlerin maliyeti konusunda rakamlar (DALY, QALY vb.) vermesi üzerine, Prof. Dr. Kayıhan Pala, “Ölümlerin maliyetini hesaplayamazsınız, hesaplanamaz. Hayatta en sevdiğiniz insanı düşünün, o insanın ölümünün size maliyetini nasıl hesaplayabilirsiniz?” diyerek bu konuyu tartışmaya açtı. Katılımcılar genel olarak bu itirazı benimsediler ve dil değişikliği önerisini değerlendirdiler. Pala, ayrıca DSÖ hava kirliliği sınır değerlerinin kullanılması konusunda daha çok çabaya gereksinim olduğunu vurguladı.

Öğle yemeğinin ardından “Kaynakların sınırsız olduğu varsayılırsa; sağlığın fosil yakıtlar ve iklim tartışmalarında odağa alınması için ivedi olarak neler yapılabilir?” sorusuna her ülke için ayrı olmak üzere grup çalışmaları ile yanıt arandı. Türkiyeli katılımcılar (konuya ilişkin dikey bir örgüt kurulması, bağımsız medya oluşturulması, hekimleri ve diğer sağlık profesyonellerinin de içerecek biçimde her düzeyde eğitim etkinlikleri, DSÖ sınır değerlerinin aşılması durumunda hava kirliliği düzeyini anlık olarak gösterebilecek akıllı telefon uygulamaları vb.) çok sayıda öneri geliştirdi.

Öğleden sonraki ikinci bölümde fosil yakıt teşvikleri ele alındı. İlk önce HEAL kampanya koordinatörü Vijoleta Gordeljevic, HEAL’in fosil yakıt teşviklerinin önlenmesi ile ilgili yeni kampanyası hakkında bilgi verdi. Ardından Laurie van der Burg, toplantıya katılan ülkelerdeki fosil yakıt teşviklerine ilişkin mevcut durum hakkında ayrıntılı olarak açıklamada bulundu.

Birinci gün toplantının son bölümünde her bir ülke için fosil yakıtlar, kömür ve kömürlü termik santrallerle ilgili zorluklar, fırsatlar ve mücadele olanakları konuşuldu.

HEAL’in yeni kampanyasının sloganları ve görselleri ile ilgili geribildirim alınmasının ardından ilk gün sona erdi.

İkinci gün öğleden sonra (14.00-17.30) “Yeşil enerji, daha iyi sağlık – fosil yakıtlardan ve teşviklerden kaçış” adıyla tek bir oturum düzenlendi.

Oturumda ilk önce Jeni Miller (Global Climate and Health Alliance, GCHA) küresel sağlık ve iklim ile ilgili düzleme ilişkin bir sunum yaptı ve küresel ısınmanın önlenmesine ilişkin mücadelenin önemine değindi. Ardından Julia Gogolewska (HEAL) HEAL’in enerji ve sağlık konusundaki yeni bildirgesini tartışmaya açtı. Yeni bildirgede HEAL’ın nükleer santrallara da karşı tutumunu açıklaması memnuniyetle karşılandı. Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın HEAL’in bildirgesinde 2050 yılına kadar kömürlü termik santrallerin kapatılması yaklaşımını eleştirmesi ile birlikte önümüzdeki on yıl içerisinde kömürden sağlanan enerji miktarının %50 azaltılması ve 2040 yılına kadar santrallerin kapatılması önerisi benimsendi. Sunumların ardından ülke temsilcilerinin yer alacağı panele geçildi.

Panelde Türkiye, Sırbistan, Polonya ve İngiltere ele alındı. Türkiye’ye ilişkin konuşmayı TTB adına Prof. Dr. Kayıhan Pala yaptı. Pala, konuşmasında Türkiye’de hava kirliliğinin son yıllarda giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu yineledi. Türkiye’de tüm illerde yalnızca iki kirleticinin (PM10 ve SO2) ölçüldüğünü ve bu nedenle ülkemize ilişkin yaygın bir kirlilik değerlendirmesi yapılamadığını söyledi. Türkiye’de bir başka önemli sorunun hava kirliliği ile ilgili yüksek sınır değerler olduğunu belirten Pala, bu yüksekliği PM10 üzerinden örnekledi.

TTB’nin iki yıl önce 17 örgüt ile birlikte Temiz Hava Hakkı Platformu kurduğunu, Platformun G20 liderlerine fosil yakıtlardan kurtulmakla ilgili bir mektup gönderdiğini ve Kara Rapor adıyla bir hava kirliliği değerlendirme raporu hazırladığını ve kamuoyu ile paylaştığını açıklayan Pala, bazı uzmanlık derneklerinin hava kirliliğini ulusal kongrelerinde bilimsel oturumlar düzenleyerek tartıştığını ve konuya ilişkin olarak “Nefes Alamıyoruz” adıyla düzenlenen sempozyum hakkında bilgi verdi.

Türkiye’de son yıllarda hava kirliliğinin artmasının temel sorumlusunun endüstri olduğuna vurgu yapan Pala, TTB’nin konuya ilişkin üç temel yaklaşımını sıraladı:

1.      Hava kirliliği sınır değeri olarak DSÖ rehberinde yer alan sınır değerler kullanılmalı,

2.      Türkiye’de yeni kömürlü termik santral yapılmamalı,

3.      Endüstri tesislerinin kurulmasından önce yalnızca çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) değil, bunun yanı sıra Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) de yapılmalı.

Kendisine yöneltilen soruları da yanıtlayan Pala, Batıda örneğin İngiltere’de kömürlü termik santrallerin kapatılması planlanırken Türkiye’de yeni kömürlü termik santrallerin yapılmasını kapitalizm ve kar maksimizasyonu ile ilişkilendirdi ve Türkiye’de yeni santrallere yabancı sermayenin ilgisinden söz etti.

Pala, bu bağlamda TTB tarafından yapılabilecek işlere ilişkin aşağıdaki önerileri sıraladı:

1.      TTB enerji kaynaklarının sağlık etkileri, fosil yakıtlar ve hava kirliliği konusunda bir tutum belgesi hazırlamalı ve kamuoyu ile paylaşmalıdır.

2.      Hekimler enerji kaynaklarının sağlık etkisi konusunda ne düşünüyor, araştırılabilir. TTB böyle bir araştırmayı yapmak üzere bir çalışma grubu toplayabilir.

3.      Hekimlerin konu hakkındaki farkındalıklarını artırmak için etkinlikler düzenlenebilir, sosyal medya olanakları kullanılabilir.

4.      DSÖ bütün sık görülen kirleticiler (30 kirletici) ile ilgili sınır değerler açıklamaya çağrılabilir; bu amaçla DSÖ Türkiye ofisi ziyaret edilebilir ve doğrudan DSÖ’ye başvurulabilir.

5.      Türkiye’de iki kirletici dışındaki temel kirleticilerin de en azından tüm kentlerde ölçülmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ve Sağlık Bakanlığı’na başvurulabilir.

6.      “Kömüre teşvik vermeyin” başlıklı bir kampanya başlatılabilir; bu kampanya bütün tabip odalarının web sayfalarından duyurulabilir; belli aralıklarla TTB sosyal medyası ile toplumla paylaşılabilir.

7.      TTB aktivistlerinin katılabileceği SED eğitimi yapılabilir.

8.      TTB ve Tabip Odalarının örnek olsun diye bir enerji kooperatifi kurmaları önerisi tartışılabilir.

9.      Milletvekillerinin fosil yakıt teşviklerini TBMM gündemine alması için çağrıda bulunulabilir.

  10.    Türkiye’deki hava kirliliği ve sağlık etkileri konusundaki bilimsel bilgiyi toplamak, tartışmak ve gereksinim duyulan veri, bilgi ve araştırma konularını belirlemek üzere bir çalıştay    düzenlenebilir. Böyle bir çalıştay Türk Toraks Derneği ve HEAL ile ortak olarak düzenlenebilir.

  11.  Hava kirliliği/fosil yakıtlar ve kömürlü termik santraller ile ilgili etkinlikler düzenlenmesi durumunda, HEAL ekonomik kaynak desteği verebilecek, bu olanak göz önünde bulundurularak  tabip odası yöneticilerine eğitim verilebilir, konuya ilişkin farkındalık artırılabilir.