Dokunulmazlık Tartışmaları: Parlamenter Sisteme Darbe ve Tarihi Sorumluluk

Önümüzdeki hafta parlamentoda geçici anayasa değişikliği görüşmeleri yapılacaktır. Anayasa'ya eklenecek "geçici" bir maddeyle, haklarındaki soruşturma fezlekeleri TBMM Başkanlığı'nda bekleyen milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması öngörülmektedir. 

Bu dosyalar arasında; rüşvet, yolsuzluk gibi -zaten dokunulmazlık kapsamında olmaması gereken- suçlar dışında, ifade açıklama gibi milletvekilinin temel görevleri nedeniyle olanlar da vardır. 

Düzenleme geçici olduğu için hırsızlık, yolsuzluk gibi suçlara karşı dokunulmazlık zırhı bundan böyle de devam edecektir. 

Yani; bütün bu süreç bir aldatmacadan ibarettir. 

Tekrar izaha hiç ihtiyaç yok ve bütün kamuoyu biliyor ki yapılmaya çalışılan şey esas olarak iktidarla farklı görüşe sahip milletvekillerini parlamentodan atmak ve uygun bir TBMM kompozisyonu oluşturarak arzu edilen başkanlık sistemine geçişi kolaylaştırmaktır. 

Yapılmak istenen, anayasal güvence altındaki parlamenter sisteme yeni bir darbedir.

Henüz birkaç gün önce, yine anayasal güvence altındaki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti fiilen görevden alınmış, adeta devrilmiştir.

Milletvekili dokunulmazlığının bu biçimde ele alınması, iktidarın muhalefet milletvekillerini kapının önüne koyup gücünü pekiştirme aracına dönüştürmesi sürekli "millet iradesinden" söz edenlerin aslında demokrasiyi hiçe saydıklarının bir göstergesidir. 

Başkanlık sistemi bir kesimin ve belli bir siyasi görüştekilerin arzusu olabilir. Aksini düşünenlerin, yani parlamenter sistemin -eksiklik ve kusurlarının giderilerek- devamını isteyenlerin önünde tarihi bir sorumluluk bulunmaktadır. Değişiklik teklifinin her milletvekili tarafından bu duyarlılıkla değerlendirilmesi beklentimizdir.

Türkiye'de sorunların çözümü gerçek demokraside ve parlamentonun işlerlik kazanmasındadır. Ülkemizin tüm sorunları demokratik bir biçimde parlamento çatısı altında tartışılabilmeli ve çözümlenebilmelidir.

Parlamenter sisteme, kuvvetler ayrılığına, yurttaşların iradesine yeni bir darbe anlamına gelen bu yasaya ülkemizin geleceği adına itiraz ediyoruz.

Türkiye'nin varlığı, bütünlüğü için, laik, eşit, özgür, demokratik bir gelecek için!..

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi