10 Ekim Katliamı Davası’nın 6. tur duruşması 22-23 Kasım’da gerçekleştirildi

10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nın 6. tur duruşması, 22-23 Kasım 2017 tarihinde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce gerçekleştirildi. Mahkeme sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 31 Ocak 2018 tarihinde gerçekleştirilecek.

Müşteki avukatlarının katliamda sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin ortaya çıkarılmasını ve yargılanmasını talep ettikleri davada, Av. Ziynet Özçelik, katliamın öncesi ve sonrasındaki sağlık hizmetlerine ilişkin olarak Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan raporu mahkemeye sundu ve savcı hakkında suç duyurusunda bulundu. 

Mahkeme, daha önceki ara kararında, “… bir kısım müştekiler ve müşteki vekillerinin suça konu mitingin yapılmasıyla ilgili olarak; miting öncesinde önlem alınmaması, canlı bomba saldırısı sonrası alanda bulunan yaralılara gaz sıkılması, kötü muamele yapılması, ambulansların meydana sokulmaması (sağlık hizmetlerinin gereği gibi yapılmaması) hususlarında kamu görevlilerine ilişkin suç duyurusunda bulunmuştu.

Suç duyurusuna bağlı olarak dosyaya gelen kanıtları değerlendiren müşteki avukatları, bu bilgi, belge ve kayıtlar sonucunda kamu sorumluluğunun somut biçimde ortaya çıkmasına karşın, bunların yargılanmaması konusunda mahkemenin direnç göstermesine tepki gösterdiler.

TTB’nin katliam öncesi ve sonrası sağlık hizmetlerine ilişkin raporu

Av. Ziynet Özçelik, Sağlık Bakanlığı’nın katliamın öncesi ve sonrasındaki sağlık hizmeti hazırlığı ve sunumuna ilişkin olarak Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan raporu mahkemeye sundu.

Patlama sırasında sağlık hizmeti veren ambulansların GPS kayıtlarının, vaka kayıtlarının ve ses kayıtlarının incelenmesi sonucunda davaya ve bu olayda sorumluluğu bulunanlara ilişkin çok önemli kanıtlara ulaşıldığına dikkat çeken Özçelik, “Savcı ya bu kanıtları incelememiştir ya da incelemiştir ama yine de bu kararı vermiştir. Her durumda suç işlemiştir. Bu dosya ile bağlantılı bir suçun üzeri örtülmüştür” dedi.

Miting için alanda 3 ambulans görevlendirildiğini belirten Özçelik, TTB’nin bu konuda daha önce hazırladığı raporunda da yer alan bir bilgi notundaki ayrıntıları paylaştı. Buna göre, miting tarihinden 1 yıl önce, başbakan tarafından yapılacak bir açık hava toplantısı için; 6 eğitim araştırma hastanesi, 24 ambulans, 4 UMKE revir çadırı, 20 UMKE ekibi, 141 sağlık personeli ve alanda çıkabilecek olası sorunlara ilişkin bir kriz masası yöneticisi hekim; ayrıca 4 tane acil tıp uzmanı, 4 anestezi, 1 kardiyolog, 2 çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, 4 doktor görevlendirildiğini aktardı. Özçelik, “Doğrudan mitinge yapılacak saldırılara ilişkin ihbarlar söz konusuyken, daha önce Suruç ve Diyarbakır saldırıları olmuşken, İl Sağlık Müdürlüğü’nden istenen sadece 3 ambulans… Daha önce yapılan bu hazırlıklar normaliyse, iki katı alanda sağlık görevlisi ve ambulans olması gerekmez mi, doğrudan bu kanıt, baştan sağlık ve yaşamı korumakla ilgili hem Ankara Emniyet Müdürlüğü hem de Ankara İl Sağlık Müdürlüğü görevlilerinin görevlerini yapmadıklarının, açıkça sorumlulukları olduğunun kanıtıdır” diye konuştu.

Ambulans sayısı ile ilgili bile çelişkiler bulunduğunu, bazı yetkililerin 3, bazılarının 4 ambulans görevlendirildiği bilgisini verdiğini belirten Özçelik, bu 3 ambulanstan biri olan Sıhhiye ekibinin yerinden hiç kıpırdamadığına dikkat çekti. Kızılay ekibinin, patlama 10.04’te olduktan sonra, 10.18’de kontak açtığı tespitini aktardı. Sağlık Bakanlığı’nın ön inceleme raporunda ilk bir dakikada ambulanslar alana ulaşmıştır denildiğine dikkat çeken Özçelik, ilk bir dakikada ulaşan tek bir ambulans bulunmadığını kaydetti. Özçelik, UMKE ekibinin olay yerine 10.48’de ulaştığını belirtirken, “Olaydan 14 dakika sonra TOMA alana giriyor ama acil sağlık hizmetlerini vermekle görevli ekip 44 dakika sonra geliyor” diye konuştu. Özçelik ayrıca, alanda bulunanların polise saldırdığı iddialarının da gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Tam da patlamanın olduğu yere gaz bombası atıldığın belirten Özçelik, “Kaç gaz bombası atıldığının, ağır yaralıların bulunduğu yere atıldığının da kayıtlarda yer aldığını kaydetti. Özçelik, kayıtların olay yerinde bir triyaj ekibinin görev yapmadığını, komuta kontrol merkezinin sağlıklı bir yönlendirme yapamadığını, bir ambulanstan sürekli yapılan “sıcak bölge” uyarısı dolayısıyla ambulansların alanın 1 km dışında bekletildiğini ortaya koyduğunu belirtti.