Pandemi ile ilgili gerçekler ve süreç yönetimi PDF Yazdır e-Posta
altTTB Pandemik İnfluenza A H1N1v Bilimsel Danışma ve İzleme Kurulu (TTB-PandemİK) 9 Mart 2010 tarihinde İstanbul'da yaptığı değerlendirme toplantısının ardından bir de basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında "pandemi ile ilgili gerçekler ve süreç yönetimi"ne ilişkin tespitler aktarıldı. TTB PandemİK, Sağlık Bakanlığı'nın sağlıklı verileri düzenli ve değerlendirmeye açık bir biçimde kamuoyuna sunmaktan kaçındığına ve hastalığın ülkemizdeki epidemiyolojik durumu ile ilgili yeterli bilimsel veri sunmadığına dikkat çekti. 

TTB PandemİK BASIN AÇIKLAMASI

09/03/2010,İstanbul

PANDEMİ İLE İLGİLİ GERÇEKLER VE SÜREÇ YÖNETİMİ

Türk Tabipleri Birliği, Kasım 2009’da Pandemik İnfluenza A H1N1v (Domuz Gribi) Bilimsel Danışma ve İzleme Kurulu oluşturmuştur. Kurulun amacı halkımızın influenza salgınından en az zararla çıkabilmesi için salgının doğru yönetilmesine destek olmaktır. Bu amaçla İnfluenza Pandemisi ile ilgili yaşanan süreci yakından izledik, salgın süreciyle ilgili olarak kamuoyu ve hekimlerimize yönelik düzenli bilgilendirme çalışmaları yürüttük.

Kurulumuz topluma ve sağlık ekiplerine yönelik olarak, güncel, bilimsel, yansız ve güvenilir bir bilgi kaynağı olmayı amaçlamıştır. Gürültü ve bazen kirlilik içinde gözden kaybolan gerçekleri netleştirmek, riskleri öngörmek, alınması gereken önlemleri gündeme taşımak gibi işlevleri üstlenmeye çalışmıştır.

Bu aşamada da süreci genel olarak değerlendirmek ve gelecek perspektifi içinde toplum ve kurumlar olarak çıkarılması gereken dersleri netleştirmek ve bu çerçevedeki önerilerimizi sunmak için karşınızdayız.

Aşağıdaki bazı başlıklar altında görüş ve değerlendirmelerimizi dikkatinize sunuyoruz:

PANDEMİ GERÇEKLERİ
H1N1 virüsü yeni bir virüs müydü?

Evet, tüm dünyada hızlı bir salgına dönüşen “domuz gribi virüsü,” bilimsel adıyla “Pandemik H1N1/09” yeni bir virüstür. Bu virüs, 3 farklı canlı türünde (insan, kuş ve domuz) görülen influenza (grip) virüslerinin harmanlanması ile ortaya çıkmıştır. Özetle, toplumun daha önce karşılaşmadığı ve bu nedenle duyarlı olduğu yeni bir virüsten söz edilmektedir.

Pandemik grip gereğinden fazla önemsenmiş hafif bir enfeksiyon mudur?

Hayır; “pandemi” tanımı gereği küresel düzeyde önemli bir sağlık sorunudur; önemi ölçüsünde ele alınmıştır. Salgının şu an için hafif seyretmesi sorunun temel niteliğini ve önemini değiştirmez.

Pandemik grip ile ilgili bazı gerçekleri gözden geçirmek istersek:

         Şu ana kadar hastalık genelde orta ve hafif ağırlıkta geçirilmiştir.

         Pandemik H1N1 daha çok çocukları, gençleri ve genç yetişkinleri hedef almıştır.

         Oldukça yüksek bir oranda hiçbir sağlık sorunu olmayan genç insanları ölüme sürüklemiştir. Ülkemiz için bu oran yaklaşık %35 olarak verilmektedir.

         Ölümler arasında sağlıklı gebelerin yer alması ayrıca dikkat çekicidir. Bu süreçte zatürreden ölen gebelerin sayısı 10 kat artmıştır.

         Mevsimsel grip toplumun %5 ila 10‘luk kesimini ilgilendirirken; pandemik grip neredeyse her 3 kişiden 1’ini hedef alan, yani neredeyse her aileye en az bir kez uğrayan bir hastalıktır.

         Bunlar her yıl beraber yaşamaya alıştığımız mevsimsel gripten farklı özelliklerdir.  

Pandeminin küçümsenmesinin en tehlikeli sonucu, bundan sonra gelecek olan aynı veya başka bir virüs dalgası sırasında, kitlelerin uyarılmasında ve gerekli önlemlerin alınmasında ciddi güçlükler yaşanabilmesi olasılığıdır.

Gereksiz bir endişe ortamı mı yaratıldı?

Harcanan tüm bu çabalar bundan çok daha kötü bir senaryoyu göğüsleyebilmek için gösterilmiştir. Dünyamız bugün sadece bizim için değil, mikroplar için de küçülmüştür. Yaygın seyahat olanakları, bir bölgede lokalize olan mikropların hızla yaygınlaşmasına yol açabilmektedir. Sadece son dönemde gündemimize giren SARS ve kuş gribi gibi çok ciddi tehditleri anımsamak bile yeterli olabilir.

Bu tür hızla yaygınlaşabilen virüslerin ortaya çıkması, ilgili kurum ve kuruluşları da ciddi önlemler almaya yöneltmektedir:

         Devletler ve DSÖ gibi uluslararası kuruluşlar işbirliği yapmakta; insanlığı büyük ve tehlikeli salgınlardan korumak için ortak hazırlıklar yürütmektedir.

         İlaç şirketleri de etkili olabilecek ilaçlar için araştırma ve geliştirmeye öncelik vermeye başlamış ve yatırıma yönelmiştir. Bu yönde önemli ilerlemeler de sağlanmıştır.

Şimdi başlıktaki sorumuza daha rahat yanıt verebiliriz. Hayır, ilkesel olarak gereksiz bir endişe yaratılmamıştır. Yaşadığımız süreç aslında yukarda kısaca özetlediğimiz duyarlığın ve buna göre alınan önlemlerin bir ürünü olarak görülmelidir. Bunu umut verici olarak kabul edebiliriz.

Kaynakların bu yöndeki kullanımında da toplumsal düzeyde kollektif aklın, toplumsal sorumlulukla hareket eden ilgili kurum, kuruluş ve ağların denetimine tabi olması kaydıyla, bu yöndeki her çaba takdirle karşılanmalıdır.

Beklenen tehlike atlatıldı mı?

Pandemik grip dünyada şu an için etkisini yitirmiş gibi görünse de, grip pandemilerinin doğası bunun böylece atlatılmış sayılamayacağını göstermektedir. 1918’de dünyada büyük kayıplara neden olan İspanyol Gribi de ilk dönemde hafif seyirli hastalığa neden olmuş; ilerleyen zamanla çok daha ağır seyreden bir hale gelmiştir. Ayrıca dünyayı pandemi süresince bir defadan fazla dolaşmıştır. Bu olasılıkları bilen Dünya Sağlık Örgütü H1N1 virüsünü dünya çapında izlemektedir.

Kuzey bahar ve yaz dönemine doğru giderken, sonbahar ve kışa yaklaşan güney yarım küre ülkelerinde ikinci bir dalga yaygınlaşabilir.

Bütün bu tartışmalar süresince varlığını sürdüren influenza virüsü, yeni özellikler edinerek geri dönmeye hazırlanmakta olabilir.

Aşılar güvenli miydi?

Aşıların güvenilirliğine gelince, pandemik H1N1 için hazırlanan aşıların mevsimsel grip içinde olmak üzere yaygın olarak kullanılan çocukluk çağı aşılarından güvenlik açısından bir farkı yoktur.

Gerek üretim aşamasındaki testler, gerekse dünya çapında milyonlarca doz aşı uygulamasını takiben yapılan incelemelerde, aşıların güvenilirliğine ilişkin herhangi bir olumsuzluk saptanmamıştır.

İLETİŞİM, GÜVEN, İŞBİRLİĞİ VE SAYDAMLIK

Kurulumuzun, sizlerle paylaşmak istediği önemli bir tespiti şudur: Küresel ve/veya ulusal düzeylerdeki risklerin hayata geçtiği kriz ortamlarında, gerçeklerin ve risklerin iletişimi en önemli konulardan biri olmaktadır.

Bu tür bir hizmeti yerine getirebilmek için en büyük ihtiyaç ise sağlıklı verilerin düzenli ve değerlendirmeye açık biçimde kamuoyuna, özellikle de bilimsel kamuoyuna sunulması, kaynakların paylaşılmasıdır.

Üzülerek bu noktada Bakanlığımızın bu en temel gerekliliğe yanıt vermekten kaçındığını; şu ana dek ülkemizde hastalığın epidemiyolojik durumu ile ilgili yeterli bilimsel veri sunmadığını; veri kaynaklarını paylaşmaya yanaşmadığını ifade etmek durumundayız. Bilindiği gibi bir süre için ölüm verileri yayınlanmıştı. Ancak Bakanlık kendi politikalarını destekleyici şekilde kamuoyunu yönlendirme çabasında olduğu izlenimi veren temelsiz öngörüleri de bu kapsamda öne sürdüğü için, bu kısıtlı veriler bile tartışmalı kalmıştır.

Çıkarılması gereken ilk ders budur: Dünya Sağlık Örgütü, salgın yönetiminde en önemli bileşenler arasında güven ve şeffaflığı vurgulamaktadır. Hastalıkla ilgili toplanmış olan verilerin, ayrıntılı biçimde ilgili kamuoyuyla paylaşılması; en azından aşı sağlamak ve toplumsal farkındalık kampanyaları yürütmek kadar önemli olmaktadır; hatta bazı bakımlardan bunlardan daha önemlidir.

Gerçeklik algısının tüm bireylerde aynı/benzer olması beklenemez. Akademisyenlerin de pandemiye ilişkin bireysel bakışlarının ve önerilerinin farklı oluşu doğaldır. Ortak aklın ve sorumluluğun gerçekleşeceği yerler olarak kurumlar (Sağlık Bakanlığı, TTB, Uzmanlık Dernekleri vb.) değerlendirmelerinde en kötü senaryoyu gözeterek hazırlık yapmak durumunda olacaktır.

TTB pandemi sürecinde edindiği deneyim ve birikimle olası olağandışı durumlara hazır olma ve bilimsel yöntemi esas alan, güven sağlayıcı, katılımcı yönetim tarzının savunuculuğuna devam edecektir.

BASININ ROLÜ

Bu çalışmanın en önemli bileşeninin risk iletişimi olduğunu vurgulamıştık. Bu konuda size katkı ve katılımınız için teşekkür ediyoruz.

Bildiğiniz gibi daha önce de ifade ettiğimiz üzere, basınla işbirliği, iletişim modeli, kullanılacak dil, temel yaklaşım biçimi gibi konularda biz de kendi derslerimizi çalışıyoruz.

Bizim perspektifimizden sürece ilişkin birkaç noktayı da dikkatinize sunmayı düşündük:

·        İngiltere Tıbbi Araştırmalar Konseyi ve Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndan bir grup bilim insanı 7 Aralık 2009’da yayınlamış oldukları çalışmalara dayanarak, Amerika’da yaklaşan kış aylarında H1N1 gribinin, korkuyla beklenenden daha hafif geçirilebileceğini açıkladılar. Aynı açıklamada, çalışmanın başındaki Prof.Dr.Marc Lipsitch, pandemik gribin ciddiye alınması gereken bir hastalık olduğunu, aşılamaya devam edilmesinin önemli olduğunu, ayrıca gebeler, kronik hastalığı olanlar gibi komplikasyonlar açısından yüksek riskli gruplar için de tedbirli olunması gerektiğini vurgulamıştı.

Ne yazık ki, bu açıklama görsel ve yazılı basınımızda Harvard Raporu adı altında, pandemik gribin aslında önemsiz bir salgın olduğu şeklinde yorumlanmış ve aşılama çalışmalarına büyük zarar vermiştir.

·        Bunu takip eden haftalarda yayınlanan bir haberde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Sağlık Alt Komisyonu eski başkanı Dr.Wolfgang Wodarg, ilaç ve aşı üreten şirketlerin etkisi altında sahte bir pandemi yaratılarak kaynakların boşa harcandığını ve insan sağlığının aşılarla tehlikeye atıldığını iddia etmiştir. Wodarg uzun yıllardır politikayla uğraşmakta ve yıllardan beri çocukluk çağı aşılarının kullanılmasına bile karşı çıkmakta olan bir kişidir.

Yine ne yazık ki, sözü edilen iddialar, ülkemiz basını genelinde, ortaya çıkarılmış gizli gerçekler gibi algılanmış ve sunulmuştur.

·        Son dönem haberlerden birinde DSÖ temsilcisinin domuz gribi salgınında ciddi hatalar yapıldığını ve ilaç firmalarının oyununa gelindiğini itiraf ettiği ileri sürüldü. Oysa DSÖ böyle bir açıklama yapmamıştı. Basın tarafından “DSÖ itirafçısı” olarak ilan edilen Prof.Dr.Ulrich Keil, resmi açıklama yapacak pozisyonda olmayan, Almanya’da DSÖ ile işbirliği içinde bir merkezinde kalp ve damar hastalıkları epidemiyoloğu olarak görev yapmaktaydı.

·        Bir başka haberde eski Finlandiya Sağlık Bakanı olarak sunulan bir kişinin ise hiçbir zaman Sağlık Bakanlığı yapmadığını öğrendik. Bu kişinin bir başka ilgi alanı UFO’lardı.

Önce bir iki ayrımı vurgulayalım: Bu tür açıklamaların “haber değeri” bizim tarafımızdan değerlendirilemez. Ayrıca biz hiç bir biçimde “tek ses” talep etmiyoruz. Ancak yazılanların asgari ölçüde de olsa bir araştırmaya dayanması; bu açıklamalara eleştirel ve/veya karşı açıklamaların da dikkate alınması çok önemli bir gerekliliktir. Aksi durumda çeşitli odaklar tarafından farklı motivasyonlarla yöneltilen temelsiz suçlamaların toplum tarafından “son dakika” gerçekleri gibi algılanmasını ve sistematik “manipülasyonların” ortaya çıkmasını önleyemeyiz.

SİYASETÇİLERE UYARI

İnfluenza Pandemi’sinin şu ana kadar olan seyri ve bunun üzerinden geliştirilen kamusal tartışmalar, bilimsel verilerle değerlendirilmesi gereken toplumsal bir sorunun nasıl bilim-dışı bir söylemin malzemesi olabileceğini göstermiştir.

Halk sağlığı konusunda ciddi tehdit oluşturabileceği bilimsel olarak öngörülen bir konuda, kanaat, inanç, eğilim, basmakalıp veya yarı-bilimsel izlenimlere yer olmaması gerekir. Bu nedenle, İnfluenza Pandemisi’nin yaygınlığını ve gerçek tehdit boyutlarını, halka, medya üzerinden, doğru, anlaşılır ve etkileyici bir dille anlatabilmek ne kadar konunun uzmanlarının ve basının sorumluluğunda ise, ne yönde gelişeceği kolaylıkla öngörülemeyen bir halk sağlığı tehdidi hakkında kitleleri bilim-dışı tavırlara sevk edecek demeç ve eylemlerden kaçınmak da siyasetçilerin o ölçüde ahlâki sorumluluğundadır.

SAĞLIK BAKANLIĞINDAN BEKLENTİLER

Önümüzdeki süreçte pandeminin etkileri değerlendirilecektir. Ancak Sağlık Bakanlığı güncel izlem verilerini yayınlamadığından Pandemi’nin yarattığı zararın boyutları ile ilgili bilimsel çıkarımlar için yeterli veriye sahip değiliz. Resmi yazı ile 4 Mart 2010 tarihinde talep ettiğimiz üzere, aşağıdaki soruların yanıtları Sağlık Bakanlığı tarafından ivedilikle açıklanmalıdır:

         İllere göre 100 000 kişi başına düşen:

        Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

        Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı

        Halk Sağlığı Uzmanı

        Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı

        3. Evre Yoğun Bakım Yatağı Sayısı

        Yoğun Bakım Hemşiresi Sayısı

        Mekanik Ventilatör Sayısı

         Pandemik influenza ile ilgili illerden Hıfzısıhha kurulu kararı alınan il sayısı ,

         İllere göre Pandemi İzleme Kurulu toplantı sayısı

         İllere göre Sağlık çalışanı sayısı

         Mevsimlik Grip ve Domuz Gribi aşılarıyla aşılanan sağlık çalışanı sayısı ve sıklığı

        Doktor

        Hemşire, Ebe, Sağlık Memuru

        İdari görevli

        Kadrolu ya da taşerona bağlı temizlik çalışanı, hastabakıcı

         Aylara göre bildirilen Gribe Benzer Hastalık, olası ve kesin H1N1 sayısı

         Pandemik influenza nedeniyle hastaneye ve yoğun bakım ünitelerine yatanların klinik, demografik özellikleri (yaş, cinsiyet), yaşadıkları şehirler ve risk faktörleri

         Pandemik influenzadan ölenlerin demografik özellikleri (yaş, cinsiyet), yaşadıkları şehirler ve risk faktörleri

         Aşılanan 6 ay 5 yaş çocuk sayısı ve hedef nüfus (illere göre)

         Aşılanan kronik hastalıklı birey sayısı ve hedef nüfus (illere göre)

         Aşılanan gebe sayısı ve hedef nüfus (illere göre)

         Aşı sonrası istenmeyen yan etkiler sürveyansı sonuçları

         Dağıtılan antiviral ilaç kutu sayısı

BİLİM DÜNYASINDAN BEKLENTİLER

Bilim dünyasından aşağıda satırbaşlarıyla verdiğimiz sorunları açıklığa kavuşturmalarını bekliyoruz:

         Pandemi hazırlık süreci, planları ve uygulamadaki sorunlar

         Salgın yönetiminde karşılaşılan sorunlar

         Sürveyans sisteminde karşılaşılan sorunlar

         Tanılama sürecinde karşılaşılan sorunlar

         Sağaltım sürecinde karşılaşılan sorunlar

         Sağlık çalışanlarında aşılama oranlar, aşılanmama nedenleri

         Risk gruplarında aşılanma oranları, aşılanmama nedenleri alınan önlemler

         H1N1 aşısı dışındaki rutin aşılarda etkilenim

         Okullarda alınan önlemler- sağlık eğitiminin etkinliği

         Okul aşılamalarında gelinen durumu

         Ülkemizde İnfluenza A H1N1 için Hastalık spektrumu

         Ülkemizde Hastalık için – sağlığın sosyal belirleyicileri dahil- risk etmenleri

         Hastalık için hizmetlerden yararlanma

         Aşı sonrası istenmeyen etki sonuçları

         Medya iletişimi ve pandemi

         Toplum liderleri ve pandemi yönetimi/etkileşimi

         Hastaneye yatanların klinik, demografik, sosyo-ekonomik-sınıfsal-mesleki özellikleri, hizmetten yararlanım durumları

         Yoğun bakıma  yatanların klinik, demografik, sosyo-ekonomik-sınıfsal-mesleki özellikleri, hizmetten yararlanım durumlar

         Ölenlerin klinik, demografik, sosyo-ekonomik-sınıfsal-mesleki özellikleri, hizmetten yararlanım durumları

TTB PERSPEKTİFİ

Türk Tabipleri Birliği on yıllardır sağlığın piyasalaşmasına karşı çıkmakta ve özellikle aşı ve ilaçların kamu güvencesinde üretilmesinin ve sağlanmasının önemini vurgulamaktadır. 2003 yılında yayınlanan “Aşı Pazarı Can Pazarı: Aşı Üretiminin Perde Arkası” kitabı bunun en güzel kanıtıdır.

Sağlıkta “piyasa” metaforu sadece H1N1 pandemisi sürecinde keşfedilip, pandemi sönümlendiğinde unutulmamalıdır.

Burada yeniden ifade etmekte yarar var; kullandığımız tüm tanı teknolojileri, tüm ilaçlar, aşılar piyasa ürünleridir. Kanser ilaçları da, tam vücut taraması da, çocukluk çağı aşıları da piyasa koşullarında sağlanmaktadır. Hastaya ‘bu tedavi gerekir’ dendiğinde hastanın insiyatif kullanma ve kendi bağımsız kararını verme şansı hemen hemen hiçbir zaman söz konusu olmadığı için, sağlıkta talep esnekliği de bulunmamaktadır. Ayrıca ithalata dayalı politikalar sürdürüldükçe dışa bağımlı kalmak kaçınılmazdır.

Bunun anlamı açıktır: Bir döviz darboğazı, kelimenin gerçek anlamıyla, bazılarımız için “ölüm” demektir. Kar marjı yüksek olmayan yaşamsal ürünlerin piyasa gerçekliği içinde artık üretilmemesi yine “ölüm” demektir.

Sağlığın piyasalaşmasına tümden karşı çıkmayıp, pandemi sürecinde temel korunma silahı olan bir ürün olan aşı üzerinden piyasa tartışması yapıp, bilgi kirliliği oluşturmak ve kafa bulandırmak da vahim bir hatadır.

Burada yapılması gereken TTB’nin on yıllardır yaptığı gibi ülkemizde tümüyle kamu güvencesinde aşı ve ilaç üretimini, bu üretim için Ar-Ge çalışmaları yapılmasını savunmaktır. Bu temel gerçekliği ilk kez fark etmişcesine suistimal etmeye çalışmak yerine, bu yaklaşımı tüm zamanlarda korumaya çalışmak, savunmak ve gündemde tutmak daha doğru olacaktır.

SONSÖZ

         Mevcut durum ve riskler ortadadır; çocuklar, gençler ve orta yaşlı kesim hâlâ, düzeyi ve olası şiddeti şu an için tam kestirilemeyen bir risk altındadır.

         Toplumu bu risklerden korumak üzere, elimizde güvenli ve etkin olduğu kanıtlanmış aşılar bulunmaktadır.

         Her birey kendi kararını vermekte elbette özgürdür ama bizler TTB Pandemi İzleme ve Danışma Kurulu üyeleri olarak bir kez daha sorumluluğumuz gereği halkımızı olası tehlikelere karşı uyarıyor, en uygun korunma yöntemi olarak aşılanmanın tarafında olduğumuzu kararlılıkla hatırlatıyoruz.

         Bu ve benzeri risk durumlarında bilimin rehberliği ve kanıtlara dayanarak hareket etmek esastır.


 
TTB–PANDEMİK İNFLUENZA A H1N1v (DOMUZ GRİBİ) BİLİMSEL DANIŞMA VE İZLEME KURULU ÜYELERİ VE GÖREVLERİ
Prof. Dr. Feride Aksu Tanık

A.Ü. Ankara Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD, TTB Merkez Konseyi II. Başkanı-TTB-PandemİK Başkanı

Uzm. Dr. Ali Özyurt
Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği - TTB-PandemİK Sekreteri

Prof. Dr. Haluk Eraksoy
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi  Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Prof. Dr. Selma Karabey
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD

Doç. Dr. Önder Ergönül
M.Ü. Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve K.Mikrobiyoloji AD

Prof. Dr. Hande Harmancı-Gözlemci Üye

Dünya Sağlık Örgütü Genel Merkezi Küresel Grip Programı Pandemi Hazırlık Koordinatörü

Prof. Dr. Murat Akova

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD

Prof. Dr. Gülbin Gökçay
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü

Doç. Dr. Muzaffer Eskiocak
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD

Prof. Dr. Gülden Yılmaz
Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Prof. Dr. Selim Badur
İ.Ü.  İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji  ve Klinik Mikrobiyoloji AD

Doç. Dr. Pınar Ay
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD

Prof. Dr. Ali Ergur

Galatasaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü

Dr. Çağrı Kalaça
Sağlık İletişimi

Dr. Akif Akalın

İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi AD

Dr. Ali Demircan

İstanbul Tabip Odası, Pratisyen Hekim Komisyonu Üyesi


Fotoğraflar için tıklayınız...
 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
PANDEMİK İNFLUENZA A H1N1v (DOMUZGRİBİ) BİLİMSEL DANIŞMA VE İZLEME KURULU

GMK Bulvarı Şehit Daniş Tunalıgil Sok. No: 2 Kat: 4, 06570 Maltepe- ANKARA / TÜRKİYE
Telefon: (0 312) 231 31 79 (pbx) Faks: (0 312) 231 19 52-53
e-posta: ttb@ttb.org.tr