Pandemiye Karşı Savaş ve Meslek Ahlakı PDF Yazdır e-Posta

Doç. Dr. Ümit Kartoğlu
Halk Sağlığı Uzmanı

Dϋnya Sağlık Örgϋtϋ Bilimsel Danışmanı
Aşı ve Biyolojik Ürϋnler Departmanı
Aşı Kalitesi, Gϋvenliği ve Standartları Birimi

 

GÜRÜLTÜ ya da BİLGİKİRLİLİĞİ
Türkiye yazılı basınında ve televizyonlarda sonzamanlarda özellikle kimi hekimler ve üniversite öğretim üyelerinin Pandemikİnfluenza A (H1N1) hakkında görüşlerini içeren haberler, ne yazık ki yolgösterici olmaktan uzak kalmıştır. Özellikle varolan kanıtlar yeterliincelenmeden bu iş yapıldığında, yol göstermek şöyle dursun, yazılan veçizilenler, ortaya halk sağlığı açısından katkı yapma yerine ancak gürültü vebilgi kirliliği getirmiştir. Bu durumda, doğal olarak halk da bu bilgikargaşasında ne yapacağını şaşırır duruma düşmüştür. Bu yanlış bilgilerinyayımı sonradan düzeltilse bile yarattığı olumsuz etkilerden arındırılmasıolanaksızdır. Bu nedenle konu ile ilgili konuşanların, bilimsel verileredayanmadan konuşmaları hem çok sakıncalı hem de meslek ahlak ilkelerineaykırıdır.

AŞIRI TEPKİSİZLİKTEHLİKESİ
Kuşkusuz en çok sorgulanan noktaların başında, SağlıkBakanlıklarının ve Dünya Sağlık Örgütü’nün bu influenza pandemisine aşırı tepkigöstermesi gelmektedir. Hatta daha da ileri gidilerek "salgın çıkmazsa"yapılan harcamaların "yersiz" olacağını savunanlar vardır.

Şunu unutmamak gerekirki, influenza pandemisi insanlarda kendisine karşı bağışıklığın olmadığı yenibir influenza virüsünün ortaya çıkmasıyla oluşur. Bugün sözü edilen Pandemi,İnfluenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz, kuş ve insan grip virüslerininbir karışımı olarak ortaya çıkmış yeni bir grip türüdür. Bu aşamada "Domuzgribi diye bilinen bu grip gerçek domuz gribi değildir" tartışmaları,olayın özüyle ilgisi olmayan tartışmalardır. İlk kez Mart 2009’daMeksika’da görülmeye başlayan bu grip salgını hızla dünyaya yayılmış ve 11Haziran 2009'da da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) pandemi (6. evre) alarmıvermiştir. DSÖ bu alarmı, standart pandemi evrelerine göre vermiştir. Pandemievreleri, ülkelerin pandemiye hazırlanmaları ve yanıtlarını planlamalarınayönelik DSÖ'nün geliştirdiği küresel çerçeve kapsamında tanımlanmıştır.Pandemiler doğaları gereği, orta ya da çok şiddetli hastalık biçimindeseyredebilir, ölüme neden olabilir ve pandeminin şiddeti dinamik bir biçimdegünden güne değişebilir. Bugüne dek güney yarı kürede görülen hastalık, kışmevsiminin gelmesiyle birlikte son haftalarda kuzey yarı kürede daha hızlıyayılmaya başlamıştır. Böyle bir ortamda hala "salgın çıkmazsa" varsayımlarıgeçerli bir tartışma değildir. Kimi ülkelerde bugüne dek tek bir olgunun bilegörülmemiş olması, bu ülkelerin pandemiye karşı küresel verilen savaşakatılmamalarını gerektirmiyor. Zaten her geçen gün, dikkatli izlendiğindesırasıyla bu ülkelerin ilk olgularını bildirdikleri de görülmektedir. BugünAvrupa'da birçok ülkede influenza etkinliğinin az olduğunu bilsek de, buülkelerde solunum yolları yakınmaları ile hekime başvuranların sayısında geçmişdönemlere oranla önemli derecelerde artış vardır. Asya'da mevsimsel gripolguları (H3N2) azalırken, pandemik H1N1 2009 virüsü oranı artışa geçmişdurumdadır. Toplum hekimliği görüşü ve salgın hastalıklar bilimi(epidemiyoloji) meslek ahlakı ve ilkeleri doğrultusunda, en kötü sonuçlara göreplanını yapmak zorundadır. Zaten dinamik bir yapı sergileyen salgınlar,yapılacak her bir girişim ile (kişisel hijyen, aşılama ve diğer önlemler)hesaplanan rakamların altında bir seyre girecektir, bu "bak salgınçıkmadı"nın kanıtı değil, yapılan girişimlerin yerinde olduğunun bir göstergesidir.En tehlikeli yaklaşım, "bekleyelim bakalım, ortalık kötüleşirse bir şeyleryaparız" yaklaşımıdır, bu " kötü" noktaya gelindiğinde iş iştengeçmiş olabilir.

HANGİSİ DAHA TEHLİKELİ?
"Mevsimsel grip, domuz gribi diye adlandırılangripten daha öldürücüdür" diyenler var. DSÖ, H1N1 2009 pandemisininmevsimsel grip ya da diğer pandemilerle şu aşamada karşılaştırılmasınınbilimsel açıdan doğru olmadığını savunmaktadır. Salgın hastalıklar bilimindeçok önemli üç soru vardır yanıtlanması gereken: Kim, nerede ve ne zaman. Birkere, mevsimsel grip adı üstünde "mevsimsel" bir döngüyü içerir, yani"Sonbahar/Kış (Ekim/Aralık) döneminin hastalığıdır. Pandemik grip iseŞubat/Mart 2009'da görüldüğünden bu yana kesintisiz devam etmektedir. İkinciönemli nokta iki gribin etkilediği yaş gruplarıdır. Mevsimsel grip en öldürücüolarak 65 ve üzeri yaş grubunu etkilemektedir. Pandemik grip ise genellikle 50yaş altı yetişkinlerde görülmektedir. Üçüncüsü, pandemik grip yeni başlamış,gelişen bir salgındır. Bu nedenle özellikle mevsimsel griple yapılacak birkarşılaştırma yanlış yorumlara ve sonuçlara neden olabilir.

KLİNİK ÇALIŞMALAR veH1N1 AŞISI
Pandemik gribe karşı geliştirilen aşılara özelliklehekimlerden kaynaklanan olumsuz bir tutum da söz konusu. "Aşının gönül rahatlığıylakullanılabilmesi için 4. faz çalışmanın tamamlanması gerekir" diyenlervar. Yeni ilaç ve aşı gibi ürünlerin kullanımı ile ilgili yapılan klinikçalışmalar dört evrede yapılır, bu doğru. Ama, dördüncü yani son evre, aşı yada ilacın piyasaya çıktıktan sonra, yani kullanıma girmesiyle başlayan birizleme araştırmasıdır. Bu evrede ürünün güvenirliği (kısa ve uzun dönemdeoluşabilecek istenmeyen etkiler) ile ilgili bilgi toplanır. Dördüncü evredeürün zaten aktif olarak toplumda yaygın olarak kullanıldığından, I-III. evreklinik çalışmalarda karşılaşılan zaman ve denek sayısı gibi kısıntılarolmaksızın yapılır. Bu nedenle toplumun tüm kesimleri hakkında önemli bilgilertoplanabilir. Sonuçlara göre ürün ya güvenli bir kimliğe bürünür, ya da kimidurumlarda yasal düzenleyici kurum tarafından yasaklanır. Bu nedenlerle,"Pandemik İnfluenza A aşısının 4. faz çalışması yapılmadı, onun için aşıgüvensiz, yapılmasında sakıncalar var" tartışması klinik çalışmalarhakkında yeterli bilgi sahibi olmayan kişilerin yapacağı tartışmalardır. Aşıpiyasaya çıkmadan, uygulamaya geçmeden 4. evre klinik çalışmanın yapılmasıolanaksızdır.

PANDEMİ AŞISI GÜVENLİDİR
Söz buraya gelmişken, pandemi aşısının güvenliğikonusunda DSÖ'nün ne dediğine kulak vermekte yarar vardır. Her şeyden önce,pandemik aşıların güvenliği ve etkinliği her şeyin üstünde geldiğinden, hiçbiryasal kurum güven ve etkinliğinden kuşkulanılan bir aşıya onay vermeyecektir.İnfluenza aşıları 60 yılı aşkın bir süredir kullanılan aşılardır ve tüm yaşgruplarında güvenli olduklarına ilişkin bir kayıt oluşturmuşlardır. Kimi yanetkiler rapor edilmişse de bunlar çok ender görülen olaylardır. 1976'daGuillian-Barre sendromu ile ilişkisi kurulan aşının, bakteriyel bir bulaşmayauğradığı yolunda yorum yapılmıştır. 2009 yılının aşı üretim teknolojisi böylebir olaya izin vermeyecek kadar gelişmiş ve çok sıkı kontrol altındagerçekleşmektedir.

"ABD ve Kanada'dakivirüsten yapılan bu aşı koruyucu olmayabilir" tipi tartışmalar yersiz veyanıltıcıdır. Çünkü burada söz konusu olan yeni bir virüs tipidir, dünyaçapında tanımlanan aynı genoma sahip olan H1N1 virüsüdür. Bu aşamada Kanadavirüsü, ABD virüsü ya da Türk virüsü tartışması ile neyin amaçlandığı açıkdeğildir. Çünkü aynı durum mevsimsel grip aşısında da söz konusudur.

Kimi hekimler,İngiltere, Kanada ve Hong-Kong'da sağlık personeli arasında yapılan çılaşmalarıörnek gösterek, sağlık personelinin aşıya karşı çıktığını, dolayısıyla aşınıngüvenli olmadığını yazmaktadır. Bu çalışmalardan birinde sağlık personelininyaklaşık %30'u aşı olmayacağını, % 30'u da henüz karar veremediğinibelirtmiştir. ABD'de bile Bulaşıcı Hastalık Kontrol Merkezi CDC (Center forDisease Control) verileri, sağlık personelinin ancak yarıya yakın kesimininmevsimsel grip aşısını yaptırdığını ortaya koymaktadır. Sağlık personeliarasında el yıkamanın sorun olduğu yolunda da çalışmalar vardır; böyle birçalışma nasıl "el yıkamayın" anlamına gelmiyorsa, İnfluenza A aşısınıyaptırmayacağını söyleyen sağlık personeli de örnek gösterilerek "o zamanbiz de yaptırmalayım" denmez. Bu çalışmalar, "örnek" göstermekyerine, halk sağlığı açısından "kaygı verici" olarakdeğerlendirilmeli, bu personelin aşıyla ilgili güvenli bilgi kaynaklarınaulaşmaları sağlanmalıdır, yoksa bu kişilerin kendileri aşı olmadığı gibi çevrelerindekilerininde aşılanmaması yönünde etki yapacağı açıktır.

Aşı ile ilgili bir diğertartışılan nokta da adjuvan denilen ve aşının bağışıklık yapma gücünü artıranmaddenin varlığı. Avrupa'da ilaç ve aşılara lisans veren kuruluş EMEA (EuropeanMedicines Evaluation Agency) Avrupa'da üretilen Pandemik İnfluenza A aşısındabu doğrultuda "sequelene" maddesinin kullanımını onayladı. Sequelene,mevsimsel grip aşılarında son 12 yıldır güvenle kullanılan bir maddedir; busüre içinde herhangi bir yan etkisi kaydedilmemiştir. DSÖ, ülkelerdeki EMEA,USFDA (ABD Gıda ve İlaç Dϋzenleme Kurulu) gibi düzenleyici otoritelerinonayladığı aşıların kullanımını desteklemektedir. Çünkü bu onaylar, aşılarıngüvenlik değerlendirmeleri sonucunda gerçekleşmektedir. Günümüzde, bilimselveriler, adjuvanli ve adjuvansız aşılar arasında "güvenlik" açışındanbir fark olmadığını ortaya koymaktadır, her iki tip aşının da çok iyi güvenlikkaydı vardır.

ÇOK AŞI MI ISMARLANDI?
Türkiye'nin aldığı aşı miktarını çok bulan uzmanlarvar. Ismarlanan aşı miktarını ülkenin nüfusuna bölmek ve "nüfusun %60'ınıaşılayacaklar" sonucuna varmak çok kaba bir hesaptır. Aşı miktarlarıülkeler tarafından belirledikleri hedef kitlelere göre ve 1 ya da 2 dozverilmesi gereken aşının kullanılıp kullanılmayacağıyla ilgili bir hesaptır.Örneğin Kanada, 33.5 milyon nüfusuna karşılık 50.4 milyon doz H1N1 aşısıısmarlamıştır. DSÖ, 7 Temmuz 2009'da toplanan Stratejik Uzmanlar Danışma Grubu(SAGE - Strategic Advisory Group of Experts) aracılığıyla şu grupların öncelikleaşılanmasını önermektedir:

Sağlık personeli (temel sağlık altyapısının korunmasıiçin - onlara birşey olursa hastalara kim bakacak?)

Gebe kadınlar

6 ay ϋzeri sϋregen (kronik) hastalığı olanlar (astımve diğer sϋregen durumlar - obesite gibi)

Sağlıklı genç yetişkinler (15-49 yaş arası)

Sağlıklı çocuklar

49 yaş ϋzeri ve 65 yaş altı sağlıklı nϋfus

65 yaş ϋzeri sağlıklı yetişkinler

PANDEMİYE KARŞI SAVAŞ VE MESLEK AHLAKI
Bugün dünya, belirsizlikle gelişen pandemiye karşıdaha hazırlıklı olmak zorundadır. Pandemiye karşı savaş, tek bir kişinin, tekbir bakanlığın ya da bu DSÖ bile olsa tek bir kuruluşun savaşı değildir.Pandemiye karşı savaş, toplumun her kesiminden, değişik oyuncuların güçlerinibiraraya getirmesiyle vereceği bir savaştır. Bugün bir çok ülke, bilgipaylaşımı, kaynakların sağlanması ve aşı, enjektör bağışları ile bu savaştaküresel dayanışma örneklerini vermektedir. DSÖ, diğer Birleşmiş Milletlerikuruluşları ve hükümet dışı sivil kuruluşlarla biraraya gelerek ucuz, varolan,basit halk sağlığı ilkelerinin uygulanıp, ülkelerin pandemiye karşı daha iyihazırlanmaları için "hareket" çağrısında bulunmuştur. Aşılar veantiviral ilaçlar bu pandemiye karşı savaşta elimizde olan en önemlisilahlardır. Halk sağlığı kaygısı olan her hekimin, sağlık personelinin busavaşta yer alması meslek ahlakı ile ilgili bir sorumluluktur. DSÖ de varolanen geçerli kanıtlar doğrultusunda ülkelere, daha iyi bir gelecek ve insanlıkiçin etkin, yerinde teknik yol göstericilik görevini sürdürecektir. 11/11/2009

 
 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
PANDEMİK İNFLUENZA A H1N1v (DOMUZGRİBİ) BİLİMSEL DANIŞMA VE İZLEME KURULU

GMK Bulvarı Şehit Daniş Tunalıgil Sok. No: 2 Kat: 4, 06570 Maltepe- ANKARA / TÜRKİYE
Telefon: (0 312) 231 31 79 (pbx) Faks: (0 312) 231 19 52-53
e-posta: ttb@ttb.org.tr