H1N1 gribi aşısının duygusal epidemiyolojisi PDF Yazdır e-Posta

H1N1 gribi aşısının duygusal epidemiyolojisi

Danielle Ofri, M.D., Ph.D.

New York University School ofMedicine and Bellevue Hospital, New York.

25 Kasım, 2009, NEJM.org

Geçtiğimiz bahar ayında H1N1 olayı ilk kez gündeme geldiğindebütün hastalarım panik içindeydi ve hepsi aynı soruyu soruyordu: ne zaman hastalığakarşı bir aşı sağlanabilecek?  O zaman herşey daha yeni başlamıştı ve bu soruya verilecek bir yanıtımız yoktu. Bu durummevcut kaygıları daha da artırıyordu. Bir grup hastam ise beni her hafta arayıpaşıyı sormaya başladılar. Bu hastalar aynı zamanda mevsimsel grip aşısı olmayıreddeden hastalardı. Her yıl aynı şeyi yaşıyorduk; ben onlara grip aşısıolmalarını şiddetle öneriyordum, ve önerimin nedenlerini açıklıyordum. Onlar da“hayır, teşekkür ederiz” diyorlardı. “Aşı beni hasta ediyor” veya “abimde kötüetki yaptı” veya sadece “grip aşısı yaptırmam” diyorlardı. Her yıl influenzadan30 000 – 40 000 ölüm meydana geldiğini biliyorduk. Ben de şimdi, H1N1 aşısınısoran hastalarıma onların mevsimsel grip aşısına karşı olan tutumlarınıhatırlattım;  “a, o başka” dediler.

Şimdi aradan 6 ay geçti. Şu anda grip mevsimindeyiz. H1N1 aşısı buayın başında nihayet kliniğimize ulaştı. Gelgelelim benim söz ettiğim –aşıyıhevesle bekleyen- bu hastalarım bu kez şüpheciydi. “aşı test edilmemiş”dediler. “Herkes aşıyla ilgili sorunlar olduğunu biliyor”, “Kendimi denekyaptırmayacağım”…. Bu duruma hazırlıklı değildim, belki de olmamalıydım.Haftalar sonra, şimdi, çocuğumun gittiği ilkokulda diğer anne-babaların zorlandığınıve kararlarının doğruluğunu onaylatma ihtiyacında olduklarını fark ediyorum. 6ay içindeki bu dramatik değişim nasıl açıklanabilir? Bu durum kesinliklemantıkla veya gerçeklikle ilişkili değil; daha çok bir tür “psikolojik bulaş”ıyansıtıyor gibi, şüphe ve mitlerin bulaşması.. Yeni ortaya çıkan hastalıklarlailişkili olarak tıpkı enfeksiyon paternleri gibi, duygusal tepkilerin de(duygusal epidemiyoloji) paternleri var gibi görünüyor.

H1N1 gribinin ilk ortaya çıkışı, Priscilla Wal’ın Contagious (Bulaşıcı)adlı kitabında (1) tarif ettiği klasik örüntüye uyuyor: yeni ve gizemli,kalabalık bir üçüncü dünya şehrinde ortaya çıkıyor, medeniyeti tehdit ediyor vedurdurulamaz görünüyor.. Bu tarif HIV, Ebola virus, SARS, tifo gibi hastalıklariçin de benzer .. Bu hastalıklar hayal gücümüzü ele geçiriyor ve “sıradan”hastalıklarda görülmeyen bir biçimde korkularımızı alevlendiriyor. Buna benzerdurumlar filmlere ve kitaplara da konu oluyor.

Bu tür dramatik hastalıklar toplumda ilk kez ortaya çıktığındatoplumun zihni hızla enfekte oluyor. Hastalık ölümcül olmasa bile neredeyse IgEsalınımı gibi ani bir korku seli/taşkını meydana geliyor. İşte, bu bilinmeyekarşı olan ani korku benim hastalarımın –henüz üretilmemiş olan-  H1N1 aşısına karşı olan talepleri olarakortaya çıkıyor.. Bu yeni hastalık toplumda yavaş yavaş yerleşmeye başladıkça,belli bir miktar duygusal tolerans gelişmeye başlıyor. H1N1 enfeksiyonu yazboyunca azaldı ve hastalarımın da daha az kaygı taşır oldular. Hastalığınalışılmamış grupları etkilemesi ve atipik mevsimsellik göstermesi gerçekteendişe yarattı. Ancak yaz sonunda H1N1 in “algılanan gizemliliği” de azaldı; benimklinikteki telefonuma gelen mesajların sayısı da..Ancak duygusal epidemiyolojistatik kalmaz. Sonbahar geldiğinde hastalarımın “bu domuz gribi meselesi artıkçözülmüş olmalıydı” düşüncesiyle hırçınlaştıklarını sezdim. Ancak sorunçözülmemişti. Sağlık çalışanlarında bir tür gergin sessizlik hüküm sürerkenhastalar da paniklemek mi yoksa aldırmaz davranmak mı gerektiğine karar veremedikleriiçin yeniden şüphelenmeye başladılar.  Hiçbirrasyonel açıklama –influenza straini ve aşının gerekliliği vb ile ilgili- bu şüpheleriyatıştırmaya yetmedi. Kendi çocuklarımı aşılattığımı söylemem de gerçekte hastalarımınendişelerini gidermeye yetmedi. New York’daki devlet okulları hem öğrencilerehem de ailelere aşıyı ücretsiz olarak vermeye başladığında çok az katılım oldu.Ailelere gönderilen onay formlarının dörtte birinden daha azı geri döndü. H1N1salgınına karşı halkın tutumundaki bu ani değişim hem inanılmaz hem de düşkırıklığı yaratıcıdır… Duygusal epidemiyoloji diye ayrı bir durum olduğu çokaçık ve bu epidemiyolojinin, virusun yol açtığı hastalığın epidemiyolojisi ilearasında çok zayıf bir bağlantı var. H1N1 gribi ile yalnızca yeterli miktardaaşı ve oseltamir temin ederek savaşamayız. Sağlık profesyonelleri, basının tamdesteği ile H1N1 in duygusal epidemiyolojisi ile yüzleşmedikçe, kontroledilemeyen bir epideminin yayılmasına yol açabiliriz. Hiç şüphe yok ki halkıntepkisini tedavi etmekten çok uzağız. Bilimin kendisi “kararsız” (veyatereddütlü) değilse de, bilimi dile getirişimiz, -veya bilimsel gerçekleri dilegetirişimiz- sıklıkla böyle bir izlenim yaratıyor .. hastalığınadlandırılışından tutum da aşının üretilmesi meselesi ile klinik risk konularıarasındaki ayrımı netleştirmemize kadar..

Şüphe kendi başına bulaştırıcı bir şey ve biz onunla başaçıkabilecek kadar agresif değiliz. Her hekim belli ölçüde, kendi gözlemlerinedayanan bir epidemiyolog olarak görülebilir, hekimler aynı zamanda duygusalepidemiyoljinin de dedektifleridir; ne var ki bunun her zaman yeterincefarkında olmuyoruz.

Hastalığın epidemiyolojisi kadar yarattığı duygusal epidemiyolojide izlemek, ve her ikisini de eşit derecede önemli görmek, bu grip sezonu için entemel klinik araçlardır.

Wald P. Contagious: cultures, carriers, and the outbreaknarrative. Durham, NC:Duke University Press, 2008.

Çeviri: Doç.Dr. Sibel Kalaça

 

 

 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
PANDEMİK İNFLUENZA A H1N1v (DOMUZGRİBİ) BİLİMSEL DANIŞMA VE İZLEME KURULU

GMK Bulvarı Şehit Daniş Tunalıgil Sok. No: 2 Kat: 4, 06570 Maltepe- ANKARA / TÜRKİYE
Telefon: (0 312) 231 31 79 (pbx) Faks: (0 312) 231 19 52-53
e-posta: ttb@ttb.org.tr