Eğitim
Hastaneleri'nde uzman ve başasistan atamaları durduruldu
Danıştay 5. Dairesi, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Eğitim Hastaneleri’nde görev yapan uzman ve başasistanların atamalarını durdurdu.
Bilindiği gibi, Türk Tabipleri Birliği, bir süredir Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin uzman ve başasistan atamalarını içeren düzenlemeye yönelik çalışmalarını sürdürüyordu. Türk Tabipleri Birliği’nin 21 Nisan’da gerçekleştirdiği “G(ö)REV” etkinliğinin önemli taleplerinden birini Atama ve Nakil Yönetmeliğinin uzman ve başasistan atamalarına ilişkin maddelerinin geri çekilmesi oluşturuyordu. Danıştay 5. Dairesi, söz konusu kararı 21 Nisan günü aldı.
TC
DANIŞTAY
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No
:2004/5292
Davacılar
ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen: 1-İzmir
Tabip Odası, Prof.Nusret
Fişek
Cad. No:5 İZMİR
2-Dr.Ruşen
Aydın
Vekili
:Av.Zeynep
Şişli, 858. Sok. Çakıroğlu İşhanı No:2/205 Konak/İZMİR
Karşı
Taraf :Sağlık
Bakanlığı-ANKARA
İsteğin
Özeti :8.6.2004 günlü, 25486 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarakyürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin
7., 10., 11., 18., 19., 20., 22., 23., 24., 25., 28., 30. ve geçici 2. maddelerinin ve bu
maddelerin iptali halinde tüm Yönetmeliğin uygulanması imkansız hale geleceğinden tüm
hükümlerin iptali ile yürütmenin durdurulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi :Hüseyin
Mısır
Düşüncesi
:Sağlık
Bakanlığı’nca 8.6.2004 günlü, 25486 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 7, 10. maddeleri, 11.
maddesinin 2. ve 3. bendi, 18. maddesinin, 19. maddenin birinci fıkrasının sonunda
yeralan “… Altı aydan kısa süreli tedavi gerektiren hastalıklar için geçici
görevlendirme yapılabilir…” ibaresi hariç diğer hükümleri, 20. maddenin son fıkrası
hariç diğer hükümleri, 22. madde, 23. maddenin “..Ancak il içinde atanmaları mümkün
olmazsa Bakanlıkça D ve C hizmet grubu illerine göre atanırlar…” ibaresi hariç diğer
hükümlerinin, 24. maddesinin son fıkrası hariç, diğer hükümleri, 25. maddedeki
“…Bu görevleri en az iki yıl süreyle yürütenler puan ve döneme bağlı
kalmaksızın münhal bir kadroya atanabilirler…” ibaresi hariç diğer hükümleri,
28. ve 30. maddesi ile Geçici 2. maddesi yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 4001 sayılı Kanunla değişik 27. maddesinin 2. fıkrasında sayılan
koşulların gerçekleşmemiş olması nedeniyle bum maddeler yönünden yürütmenin
durdurulması istemlerinin reddi, 11. maddenin 1. bendi, 19. maddenin birinci fıkrasında
yeralan “… Altı aydan kısa süreli tedavi gerektiren hastalıklar için geçici
görevlendirme yapılabilir…” ibaresi, 20. maddenin son fıkrası 23. maddenin sondan
ikinci cümlesi, 24. maddenin son fıkrası, 25. maddenin ikinci cümlesi ile 30. madde
yönünden anılan maddedeki koşullar gerçekleşmiş olduğundan söz konusu
düzenlemelerin yürütülmesinin durdurulması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay
Savcısı :Mehmet
Akaya
Düşüncesi
:Yürütmenin
durdurulması isteminin karara bağlanabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 27 nci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği
anlaşıldığından, istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm
veren Danıştay Beşinci Dairesi’nce, davalı idarenin savunmasının geldiği görülerek
işin gereği yeniden düşünüldü:
Dava;
8.6.2004 günlü, 25486 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 7., 10., 11., 18., 19., 20., 22.,
23., 24., 25., 28., 30. ve geçici 2. maddelerinin iptali ve bu maddelerin iptali halinde
tüm Yönetmeliğin uygulanması imkansız hale geleceğinden tüm hükümlerinin iptali
ile yürütmenin durdurulması istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesine göre ancak idari işlemin uygulanması
halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkca
hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin
durdurulmasına karar verilmesi mümkün olup, dava konusu edilen Sağlık Bakanlığı
Atamave Nakil Yönetmeliğinin 7 ve 10. maddesi ile 11. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları,
18. maddesi ile 19. maddenin birinci fıkrasının sonunda yeralan “…Altı aydan kısa
süreli tedavi gerektiren hastalıklar için geçici görevlendirme yapılabilir…”
ibaresi hariç diğer hükümleri, 20. maddesinin son fıkrası hariç diğer hükümleri,
22. maddesi, 23 ve 24. maddesi, 25. maddenin “… Bu görevleri en az iki yıl süreyle
yürütenler puan ve döneme bağlı kalmaksızın münhal bir kadroya atanabilir…”
ibaresi hariç diğer hükümleri, 28. maddesi ve Geçici 2. maddesi yönünden
yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için Kanunun aradığı koşulların gerçekleşmemiş
olduğu anlaşılmıştır.
Diğer
maddeler yönünden yürütmenin durdurulması istemine gelince;
“Geçici
Görevlendirmeler ve Uygulanacak Hizmet Puanları Başlıklı 11. maddenin birinci
fıkrasında geçici görevlendirme ile ilgili düzenlemeler yeralmakta ise de; 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununda aynı kurum içinde geçici görevlendirme konusu
düzenlenmemiş olmakla birlikte, bir kamu kurumunun mevzuatla belirlenmiş olan görev
alanı içinde yer alan “geçici” nitelikteki bir hizmeti ya da değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel
koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış
ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan “yeni bir kamu hizmetini” yürütmek amacı
ile, durumu uygun olan kamu görevlilerini, “kadroları ile hukuki bağlarını sürdürmek
ve belli bir süre ile sınırlı olmak üzere” atamaya yetkili amir tarafından geçici
olarak görevlendirmeleri olanaklıdır.
Bu durum
karşısında, geçici görevlendirmenin ölçütleri ve koşulları ortaya
konulmaksızın, personele yönelik geçici görevlendirmeyle ilgili düzenlemede hukuka
uyarlık bulunmadığı gibi mevcut hukuk düzenimizde ve yerleşik içtihatlarımızda,
idarelerin personeli dışında hizmet birimlerini ya da örgütsel yapıları içinde yer
alan İl Müdürlüklerini esas almak suretiyle geçici görevlendirme yapmaları
olanaklı değilken, bunun aksine yönelik düzenlemede bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte
yandan; yine yukarıda belirtilen geçici görevlendirme koşullarına aykırı bir biçimde
altı aydan kısa süreli tedaviyi gerektiren hastalıklar için geçici görevlendirme
yapılabileceği yolundaki 19. maddenin birinci fıkrasının son cümlesinde yer alan
kural da hukuka aykırı görülmüştür.
20.
maddenin son fıkrasına gelince;
657 sayılı
Devlet Memurları Kanununun 72. maddesinin (Ek:18.5.1994/KHK-527/5 Md) ikinci
fıkrasında; “Yeniden veya yer değiştirmek suretiyle yapılacak atamalarda; aile
birimini muhafaza etmek bakımından kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak
memur olan diğer eşin de isteği halinde ataması, atamaya tabi tutulan memurun
atandığı yere 74 ve 76’ncı maddelerde belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır…”
hükmüne yer verildiğinden atama işleminin tesisinden önce memur olan diğer eşin
çalıştığı kurumla eşgüdümün sağlanması ve bu gerçekleştikten sonra atama
yapılması gerekirken, personelin atamasının yapılmasından sonra eş durumu nedeniyle
atama talebinde bulunabileceği yolunda kanun hükmüne aykırı düzenleme yapılmıştır.
25.
maddede yer alan “Bu görevleri en az iki yıl süreyle yürütenler puan ve döneme bağlı
kalmaksızın münhal bir kadroya atanabilir…” ibaresi Yönetmeliğin 5. maddesinde
öngörülen tüm atama ve nakillerde uyulması gereken temel ilkeler gözardı edilmek
suretiyle ve idareye geniş bir takdir hakkı verecek şekilde atama ve nakil yapabilme
olanağı getirdiğinden hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte
yandan; dava konusu 30. madde hükmü 14.9.2004 günlü, 25583 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 14. maddesi ile değiştirildiğinden bu
maddeye yönelik yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer
bulunmamaktadır.
Açıklanan
nedenlerle, 8.6.2004 günlü, 25486 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 11. maddenin 1. fıkrası, 19.
maddenin birinci fıkrasında yeralan “… Altı aydan kısa süreli tedavi gerektiren
hastalıklar için geçici görevlendirme yapılabilir…” ibaresi, 20. maddenin son
fıkrası ile 25. maddenin ikinci cümlesi yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 27. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen koşullar gerçekleşmiş
olduğundan söz konusu düzenlemelerin yürütülmesinin durdurulmasına, 7., 10. ve 11.
maddelerinin 2. ve 3. fıkraları, 18. maddesi, 19. maddesinin birinci fıkrasının
sonunda yeralan “…Altı aydan kısa süreli tedavi gerektiren hastalıklar için
geçici görevlendirme yapılabilir…” ibaresi hariç diğer hükümleri, 20.
maddesinin son fıkrası hariç diğer hükümleri, 22. maddesi, 23 ve 24. maddesi, 25.
maddedeki “…Bu görevleri en az iki yıl süreyle yürütenler puan ve döneme bağlı
kalmaksızın münhal bir kadroya atanabilirler…” ibaresi hariç diğer hükümleri,
28. maddesi, Geçici 2. maddesi yönünden ayrıca yürütülmesinin durdurulmasına karar
verilen maddeler Yönetmeliğin tüm hükümlerinin uygulanmasını imkansız hale
getirecek hukuki sonuç yaratmadığından Yönetmeliğin tüm maddelerinin
yürütülmesinin durdurulması istemi yönünden de anılan maddedeki koşulların gerçekleşmemiş
olması nedeniyle yürütmenin durdurulması istemlerinin reddine oybirliğiyle, 30. madde
yönünden, karar verilmesine yer olmadığına oyçokluğuyla 14.2.2005 tarihinde karar
verildi.
Başkan V.
Üye
Üye
Üye
Üye
Salih
Günay Esen
Mustafa Sadri
ER
ERDEN EROL
KILIÇHAN BOZKURT
(X)
(X)KARŞI OY:
Dava
konusu Yönetmeliğin 30. maddesinde yapılan değişikliğin dava açıldıktan sonra gerçekleştirildiği,
dava tarihi itibariyle anılan maddenin yargısal denetime tabi tutulması gerektiği görüşü
ile bu madde yönünden verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Esen EROL
H/C 11.4.2005
TC
DANIŞTAY
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No
:2004/5657
Davacılar
ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen: Türk
Tabipleri Birliği Merkez
Konseyi Başkanlığı
Vekili
:Av.Ziynet
Özçelik, Av.Mustafa Güler, Av.L.Verda Ersoy
Tunus Caddesi No:21/3 Kavaklıdere/ANKARA
Karşı
Taraf :Sağlık
Bakanlığı-ANKARA
İsteğin
Özeti :Davacı, 14 Eylül 2004 günlü,
25583 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı
Atama ve Nakil Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin, 1., 2.,
5., 10., 12., 14., 15., 16., 18. maddelerinin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını
istemektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi :Hüseyin
Mısır
Düşüncesi
:Davalı
Sağlık Bakanlığınca 14.9.2004 tarih ve 25583 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Yönetmeliğin, Sağlık Bakanlığına bağlı Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde
görev yapan başasistanlar ile uzmanlar yönünden; 10. maddesinin birinci fıkrası ile
14. maddenin 2. ve 3. fıkraları ile 16. maddesi yönünden, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 4001 sayılı Kanunla değişik 27. maddesinin 2. fıkrasında
sayılan koşulların gerçekleşmemiş olması nedeniyle, yürütmenin durdurulması
istemlerinin reddi, Yönetmeliğin, 1., 2., 5., 12., 15 ve 18 maddeleri ile 10. maddesinin
son fıkrası, 14. maddesinin birinci fıkrası, yönünden anılan maddedeki koşullar
gerçekleşmiş olduğundan söz konusu düzenlemelerin yürütülmesinin durdurulması
gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay
Savcısı :Saadet
Ünal
Düşüncesi
:Yürütmenin
durdurulmasına karar verilebilmesi için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
27 nci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından,
istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm
veren Danıştay Beşinci Dairesi’nce, davalı idarenin savunmasının geldiği görülerek
işin gereği yeniden düşünüldü:
6023 sayılı
Türk Tabipleri Birliği Kanununun 1. maddesinde, Türk Tabipleri Birliğinin tabipler
arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak, tabipliğin kamu ve kişi
yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak ve meslek mensuplarının hak ve
yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluş
olduğu; 2. maddesinde Birliğin tüzel kişiliğe sahip bir teşekkül olduğu hükme bağlanmış;
4. maddesinde, “Azalarının maddi ve manevi hak ve menfaatlerini korumak ve bunları
halkın ve devletin menfaati ile en iyi bir şekilde denkleştirmeye, her türlü iş
tevziim adilane bir suretle düzenlenmesine çalışmak” Birliğin yükümlülükleri
arasında sayılmış aynı Yasanın “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi”
başlığını taşıyan 53. maddesinde de Merkez Konseyinin, meslek hayatının türlü
halleri ile ilgili işlere bakmak ve bu Kanunda öngörülen hükümleri uygulamak üzere
kurulduğu, 54. maddesinde ise, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyinin, Birliği
temsil edeceği belirtilmiştir.
Dairemizce
ve Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca pek çok davada kabul edildiği
üzere, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Sağlık Bakanlığınca çıkarılmış
genel düzenleyici işlemlerin iptali istemiyle dava açabileceğinden, davalı idarenin
ehliyet savı yerinde görülmemiştir.
2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun 27.maddesine göre ancak idari işlemin uygulanması
halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça
hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde, yürütmenin
durdurulmasına karar verilmesi mümkün olup dava konusu edilen yönetmeliğin 10.
maddesinin birinci fıkrası, 14.maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 16.madde yönünden,
yürütmenin durdurulması için kanunun aradığı koşulların gerçekleşmemiş olduğu
anlaşılmıştır.
Dava
konusu diğer maddeler yönünden yürütmenin durdurulması istemine gelince;
“Tıpta
uzmanlık”, 4.4.1928 günlü, 855 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarinin Tarzı İcrasına Dair Kanunun 8
inci ve 9 uncu maddelerinde düzenlenmiş olup, Kanunun 8 inci maddesinde, “Türkiye’de
icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette
hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak herhangi bir şubei tababette müstemirren
mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhiye
Vekaletince (Sağlık Bakanlığınca) kabul ve ilan edilecek müesseselerden verilmiş
veyahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuarından verilip Türkiye Tıp
Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtisas vesikasını haiz olmalıdır” hükmüne; 9
uncu maddesinde de, “ihtisas vesikalarının sureti ahzi ve bu hususta mer’i olması
lazım gelen kavait işbu kanunun tarihi meriyetinden sonra Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye
Vekaletince (Sağlık Bakanlığınca) tanzim edilecek bir nizamname ile tayin olunur” hükmüne
yer verilerek, tıpta uzmanlık konusunun, diğer bir
anlatımla Tıp Fakülteleri dışındaki tüm eğitim hastanelerindeki uzmanlık
eğitiminin Sağlık Bakanlığı tarafından tüzükle düzenlenmesi öngörülmüştür.
1219 sayılı
Kanunun 9. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 19.6.2002 günlü, 24790 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün “eğitim
sorumluları” başlıklı 3. maddesinde, “Uzmanlık eğitiminden, tıp veya diş
hekimliği fakültelerinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümlerine göre
profesör ve doçent olanlar ile en az 3 yıllık uzman olan yardımcı doçentler, uzmanlık
eğitimi vermeye yetkili kılınan diğer kurumlarda ise yönetmelikte belirtilen usul ve
esaslara göre klinik veya laboratuar şefi ya da şef yardımcısı olanlar sorumludur.
Aynı dalda birden fazla şef bulunması halinde, şeflerden biri baştabip tarafından
koordinasyonu sağlamak üzere görevlendirilir” hükmüne yer verilmiş, böylece
uzmanlık eğimi vermeye yetkili kurumlarda kimlerin eğitim sorumlusu olabilecek klinik
veya laboratuar şef ya da şef yardımcıları ve uzmanların belirlenmesine ilişkin
usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi kurala bağlanmış olup, Tababet Uzmanlık
Yönetmeliğinin 20 inci maddesinde de uzmanlar eğitim kadroları içinde sayılmışken
maddede 14.9.2004 günlü, 25583 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren Yönetmelikle değişiklik yapılarak uzmanlar eğitim kadroları kapsamından çıkarılmış
ise de, buna ilişkin düzenleme hakkında Dairemizin 21.4.2005 günlü, E:2004/5658 sayılı
kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Anılan Tüzüğün
“yönetmelik çıkarılması” başlıklı 36. maddesinde
ise; “Bu Tüzükte çıkarılması öngörülen yönetmelikler, Tıpta
Uzmanlık Yönetmeliği adı altında, YÖK’ün uygun görüşü alınmak kaydıyla bu Tüzüğün
yürürlüğe girdiği andan itibaren en geç altı ay içerisinde Bakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe konulur” hükmüne yer verilerek,
bu Tüzükte çıkarılması öngörülen yönetmeliklerin, Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği
adı altında ve YÖK’ün uygun görüşü alınarak yürürlüğe konulması zorunlu
kılınmıştır.
Diğer
yandan anılan Tüzüğün geçici 4.maddesinde ; bu Tüzük ile öngörülen yönetmeliğin
yürürlüğe girmesine ve Tıpta Uzmanlık Kurulunun oluşumuna kadar, 5.4.1973 günlü,
7/6229 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Tüzük ile
yürürlükteki Tababet Uzmanlık Yönetmeliğinin bu Tüzüğe aykırı olmayan hükümlerinin
uygulanmasına devam olunacağı öngörülmüştür. Bu arada Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde
yer alan Tıpta Uzmanlık Kurulu ile ilgili hükümler, Danıştay Sekizinci Dairesinin
19.11.2003 günlü, E:2002/3784, K:2003/5027 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
2547 sayılı
Yükseköğretim Kanununun 3/t-3. maddesinde, “Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen
esaslara göre yürütülen ve tıp doktorlarına belirli alanlarda özel yetenek ve yetki
sağlamayı amaçlayan bir yükseköğretim” şeklinde tanımlanan “Tıpta uzmanlık”,
Tıpta Uzmanlık Tüzüğü hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, uzmanlık eğitimi
verecek eğitim sorumlularını birer ana unsur olarak kapsamı içine alan ve bu anlamda
bütünlük arz eden bir eğitim süreci şeklinde düzenlenmiştir.
Bu
nedenle, tıpta uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınan kurumlarda asistan
yetiştirmeye yetkili kılınacak eğitim sorumlularının, diğer bir deyişle klinik
veya laboratuar şeflerinin, şef yardımcılarının ve başasistanlarının
niteliklerinin, atama ve nakilleri ile bu kadrolar için yapılacak sınavlara ilişkin
esas ve usullerin, 1219 sayılı Kanun ve bu Kanunun 9. maddesine dayanılarak çıkarılan
Tıpta Uzmanlık Tüzüğü gereği Sağlık Bakanlığınca Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği
adı altında çıkarılacak yönetmelikte düzenlenmesi ve bu yönetmeliğin, YÖK’ün
uygun görüşü alınarak yürürlüğe konulması gerekirken, Sağlık Bakanlığı
tarafından Tüzüğün 36. maddesinde sözü edilen bu Yönetmeliğin, öngörülen süre
içinde YÖK’ün uygun görüşü alınmak suretiyle çıkarılması yoluna
gidilmemiştir. Bu durumda ise anılan Tüzüğün
geçici 4. maddesi uyarınca uygulanması gereken Yönetmelik 22.3.1974 tarih ve 14993 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tababet Uzmanlık Yönetmeliğidir.
Davalı idarede bu Yönetmelik çerçevesinde hareket etmek durumunda olduğu gibi sözü
edilen Yönetmelikte hizmet gereği değişiklik yapma gereksinimi duyuyor ise bu
değişikliği YÖK’ün görüşünü alarak yapmak durumundadır.
Yukarıda
belirtilen mevzuat hükümleri ile açıklamalar çerçevesinde Sağlık Bakanlığına
bağlı Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde görevli başasistan ve uzmanlarla ilgili
olarak dava konusu Yönetmelikle düzenleme yapılmasında, bu bağlamda Yönetmeliğin
1,2, 15 ve 18.maddelerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
5.madde
yönünden;
8.6.2004
tarihli, 25486 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, Sağlık
Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 10.maddesinde, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca
hazırlanan İl ve İlçelerin Sosyoekonomik Gelişmişlik Sıralaması Tabloları esas
alınarak hizmet puanının hesaplanmasına ilişkin yöntem ve ölçütler belirlenmiş
iken, dava konusu 5.maddede bu yöntemin tamamen dışına çıkılarak idareye geniş bir
takdir hakkı getirilmiş, nesnel ölçütler göz ardı edilmiş olup bu haliyle hukuka
uyarlık görülmemiştir.
10.maddenin
son fıkrası ile 14.maddenin birinci fıkrası yönünden;
657 sayılı
Yasada ve bu yasa uyarınca çıkarılan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle
Atanmalarına Dair Yönetmelik hükümlerinde yer değiştirme suretiyle yapılacak
atamalarda eş ve sağlık özrünün göz önüne alınacağına ilişkin düzenlemeler
yer almasına karşın, söz konusu fıkralar ile getirilen
düzenlemeler ile hizmet gereği atamalar bu kapsamın dışında
tutulmuştur. Nitekim davalı idarece 8.6.2004 gününde çıkarılan Atama ve Nakil Yönetmeliğinin
30. maddesinde, bu Yönetmelikte yer alan atamalar bakımından atanılan ilde fiilen bir
yıl çalışılmadıkça başka bir yere atanma isteminde bulunulamaz hükmü, dava
konusu Yönetmeliğin 14. maddesiyle değişikliğe uğramış ve Yönetmeliğin
14,15,16,17,22 ve 27. maddelerine göre atanan personel bakımından gerek sağlık özrü
gerek eş durumu özrü bu süre kaydının dışına taşınmıştır. Hizmet gereği
atamalar bakımından ise buna gerek duyulmayarak üst normlara aykırı düzenleme
getirilmiştir.
12. madde
yönünden;
Atama ve
Nakil Yönetmeliğinde hizmet puanı esası benimsenerek sistem objektif bir yapıya
dayandırılmasına karşın, 12. madde ile bu yapının dışına çıkılarak Bakanlıkça
uygun görülme hali şeklinde soyut bir kavrama yer verilmiştir.
Nesnellikten
uzaklaşarak öznel değerlendirmeye olanak veren bu madde hükmü Yönetmelikle kurulan
ana yapıya da aykırıdır.
Açıklanan
nedenlerle, davalı Sağlık Bakanlığınca 14.9.2004 tarih ve 25583 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin, Sağlık Bakanlığına bağlı Eğitim ve
Araştırma Hastanelerinde görev yapan başasistanlar ile uzmanlar yönünden; 10.
maddesinin son fıkrası dışında diğer fıkraları ile 14. maddenin 2. ve 3.
fıkraları ile 16. maddesi yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
4001 sayılı Kanunla değişik 27. maddesinin 2.fıkrasında sayılan koşulların gerçekleşmemiş
olması nedeniyle, yürütmenin durdurulması istemlerinin reddine, 10. maddenin 1.
fıkrası yönünden oy çokluğu, diğerleri yönünden oybirliğiyle Yönetmeliğin 1.,
2., 5., maddeleri ile 12., 15 ve 18. maddeleri yönünden anılan maddedeki koşullar gerçekleşmiş
olduğundan söz konusu düzenlemelerin yürütülmesinin durdurulmasına oybirliğiyle,
10. maddesinin son fıkrası ve 14. maddesinin birinci fıkrasının yürütülmesinin
durdurulmasına oyçokluğu ile 21.4. 2005 tarihinde karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Üye
Turan
Salih
Günay
Esen
Mustafa
FALCIOĞLU ER
ERDEN EROL
KILIÇHAN
(X)
KARŞI OY
Dava
konusu Yönetmeliğin 10. maddesiyle, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 24. maddesine iki
fıkra eklenmektedir. Yönetmeliğin 24. maddesinde, hizmet gereği atamaların D hizmet
grubu illerine yapılabileceği belirtilmiş iken, bu maddeye eklenen ilk fıkra ile il içine
atamalardan söz edilmiş ve bu suretle çelişik ve farklı anlamlara yol açacak
nitelikte bir değişiklik yapılmıştır. Bu yönüyle fıkra hukuka aykırı hale
gelmiş olup 10/1 maddenin yürütülmesinin durdurulması gerekmektedir.
Aynı
maddeyle 24. maddeye eklenen diğer fıkra ile bu madde gereği atananların atandıkları
ilde bir yıl fiilen çalışmadıkça naklen atama talebinde bulunamayacakları
belirtilmiş olup genel mahiyetteki bu düzenlemenin, özüre dayalı başvuruları
kapsamadığı ve dolayısıyla isteğinin reddi icabettiği oyu ile kararın bu bölümüne
katılmıyorum.
Keza, 14.
madde ile değiştirilen 30. maddedeki düzenlemeyi de, özür grubu ile ilgili genel
ilkeyi değiştirmediği, özre dayanmayan başvuruları kayıtladığı cihetle özüre
dayalı başvuruları engellemediği için hukuka aykırı bulmadığımdan ve maddenin 1.
fıkrası hakkında da yürütülmenin durdurulması isteğinin reddi gerektiği görüşüyle
kararın bu kısmına da katılmıyorum.
Üye
Mustafa
Kılıçhan
T.C.
DANIŞTAY
BEŞİNCİ
DAİRE
Esas No:
2004/5658
Davacı ve Yürütmenin
Durdurulmasını İsteyen:
Türk Tabipleri Birliği Merkez
Konseyi Başkanlığı
Vekili : Av.
Ziynet Özçelik, Av. Mustafa Güler, Av. L. Verda Ersoy
Tunus Cad. No: 21/3 –
Kavaklıdere / ANKARA
Karşı Taraf: Sağlık
Bakanlığı – ANKARA
İsteğin
Özeti: Davacı, 14 Eylül 2004 günlü, 25583 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren Tababet Uzmanlık Yönetmeliği’nin 20. maddesinde
değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğin iptali ile yürütmenin durdurulmasını
istemektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi: Hüseyin Mısır
Düşüncesi: Üst
normlarda yer alan düzenlemeler doğrultusunda değiştirilmesi gereken Tababet Uzmanlık
Yönetmeliğinin, bu husus göz ardı edilmek suretiyle değişiklik yoluna gidilmesinde
ve sonuç olarak değişikliği yapılan dava konusu 20. maddesinde yetki ve şekil yönünden
hukuka uyarlık bulunmadığından yürütmesinin durdurulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay
Savcısı: Saadet Ünal
Düşüncesi: Yürütmenin
durdurulmasına karar verilebilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 21. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği
anlaşıldığından, istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay Beşinci
Dairesince, davalı idarenin savunmasının geldiği görülerek işin gereği yeniden düşünüldü:
6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği
Kanununun 1. maddesinde Türk Tabipleri Birliğinin tabipler arasında mesleki
deontolojiyi ve dayanışmayı korumak, tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp
geliştirilmesini sağlamak ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumak
amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluş olduğu; 2. maddesinde
Birliğin tüzel kişiliğe sahip bir teşekkül olduğu hükme bağlanmış; 4.
maddesinde, “Azalarının maddi ve manevi hak ve menfaatlerini korumak ve bunları
halkın ve devletin menfaati ile en iyi bir şekilde denkleştirmeye, her türlü iş
tevziimin adilane bir suretle düzenlenmesine çalışmak” Birliğin yükümlülükleri
arasında sayılmış aynı Yasanın “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi”
başlığını taşıyan 53. maddesinde de Merkez Konseyinin, meslek hayatının türlü
halleri ile ilgili işlere bakmak ve bu Kanunda öngörülen hükümleri uygulamak üzere
kurulduğu; 54. maddesinde ise, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyinin, Birliği
temsil edeceği belirtilmiştir.
Dairemizce ve Danıştay İdari Dava
Daireleri Genel Kurulunca pek çok davada kabul edildiği üzere, Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi, Sağlık Bakanlığınca çıkarılmış genel düzenleyici işlemlerin
iptali istemiyle dava açabileceğinden, davalı idarenin ehliyet savı yerinde görülmemiştir.
Dava konusu diğer maddeler yönünden
yürütmenin durdurulması istemine gelince;
“Tıpta uzmanlık”, 4.4.1928 günlü,
855 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1219 sayılı Tababet ve
Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerinde düzenlenmiş
olup, Kanunun 8 inci maddesinde, “Türkiye’de icrayı tababet için bu kanunda
gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını
haizdirler. Ancak herhangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o
unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhiye Vekaletince
(Sağlık Bakanlığınca) kabul ve ilan edilecek müesseselerden verilmiş veyahut ecnebi
memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince
tasdik edilmiş bir ihtisas vesikasını haiz olmalıdır.” Hükmüne; 9 uncu maddesinde
de, “ihtisas vesikalarının sureti ahzi ve bu hususta mer’i olması lazım gelen
kavait işbu kanunun tarihi meriyetinden sonra Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye
Vekaletince (Sağlık Bakanlığınca) tanzim edilecek bir nizamname ile tayin olunur” hükmüne
yer verilerek, tıpta uzmanlık konusunun, diğer bir anlatımla Tıp Fakülteleri dışındaki
tüm eğitim hastanelerindeki uzmanlık eğitiminin Sağlık Bakanlığı tarafından tüzükle
düzenlenmesi öngörülmüştür.
1219 sayılı Kanunun 9. maddesine
dayanılarak hazırlanan ve 19.6.2002 günlü, 24790 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe konulan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün “Eğitim
sorumluları” başlıklı 3. maddesinde; “Uzmanlık eğitiminden, tıp veya diş
hekimliği fakültelerinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümlerine göre
profesör ve doçent olanlar ile en az 3 yıllık uzman olan yardımcı doçentler, uzmanlık
eğitimi vermeye yetkili kılınan diğer kurumlarda ise yönetmelikte belirtilen usul ve
esaslara göre klinik veya laboratuar şefi ay da şef yardımcısı olanlar sorumludur.
Aynı dalda birden fazla şef bulunması halinde, şeflerden biri baştabip tarafından
koordinasyonu sağlamak üzere görevlendirilir.” Hükmüne yer verilmiş, böylece
uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kurumlarda kimlerin eğitim sorumlusu olduğu
belirlenmiş ve eğitim sorumlusu olabilecek klinik veya laboratuar şef ya da şef
yardımcıları ve uzmanların belirlenmesine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle
düzenlenmesi kurala bağlanmış olup, Tababet Uzmanlık Yönetmeliğinin 20 nci
maddesinde de uzmanlar eğitim kadroları içinde sayılmışken maddede 14.9.2004 günlü,
25583 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelikle değişiklik
yapılarak uzmanlar eğitim kadroları kapsamından çıkarılmıştır.
Anılan Tüzüğün “Yönetmelik çıkarılması”
başlıklı 36. maddesinde ise; “Bu Tüzükte çıkarılması öngörülen
yönetmelikler, Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği adı altında, YÖK’ün uygun görüşü
alınmak kaydıyla bu Tüzüğün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı
ay içerisinde Bakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe konulur.” Hükmüne yer
verilerek, bu Tüzükte çıkarılması öngörülen yönetmeliklerin, Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği
adı altında ve YÖK’ün uygun görüşü alınarak yürürlüğe konulması zorunlu
kılınmıştır.
Diğer yandan anılan Tüzüğün geçici
4. maddesinde; bu Tüzük ile öngörülen yönetmeliğin yürürlüğe girmesine ve
Tıpta Uzmanlık Kurulunun oluşumuna kadar, 5.4.1973 günlü, 7/6229 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Tüzük ile yürürlükteki Tababet Uzmanlık Yönetmeliğinin
bu Tüzüğe aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı
öngörülmüştür. Bu arada Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer alan Tıpta Uzmanlık
Kurulu ile ilgili hükümler, Danıştay Sekizinci Dairesinin 19.11.2003 günlü,
E:2002/3784, K:2003/5027 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun
3/t-3. maddesinde “Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre
yürütülen ve tıp doktorlarına belirli alanlarda özel yetenek ve yetki sağlamayı
amaçlayan bir yükseköğretim” şeklinde tanımlanan “tıpta uzmanlık”, Tıpta
Uzmanlık Tüzüğü hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, uzmanlık eğitimi gören
asistanları, uzmanlık eğitimi vermeye yetkili kılınan kurumları ve uzmanlık
eğitimini verecek eğitim sorumlularını birer ana unsur olarak kapsamı içine alan ve
bu anlamda bütünlük arz eden bir eğitim süreci şeklinde düzenlenmiştir.
Bu nedenle, tıpta uzmanlık eğitimi
vermeye yetkili kılınan kurumlarda asistan yetiştirmeye yetkili kılınacak eğitim
sorumlularının, diğer bir deyişle klinik veya laboratuar şeflerinin, şef
yardımcılarının ve başasistanların niteliklerinin, atama ve nakilleri ile bu
kadrolar için yapılacak sınavlara ilişkin esas ve usullerin, 1219 sayılı Kanun ve bu
Kanunun 9. maddesine dayanılarak çıkarılan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü gereği,
Sağlık Bakanlığınca Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği adı altında çıkarılacak yönetmelikte
düzenlenmesi ve bu yönetmeliğin, YÖK’ün uygun görüşü alınarak yürürlüğe
konulması gerekirken, Sağlık Bakanlığı tarafından Tüzüğün 36. maddesinde sözü
edilen bu Yönetmeliğin, öngörülen süre içinde YÖK’ün uygun görüşü alınmak
suretiyle çıkarılması yoluna gidilmemiştir. Bu durumda ise anılan Tüzüğün
geçici 4 üncü maddesi uyarınca uygulanması gereken Yönetmelik 22.3.1974 tarih ve
14993 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tababet Uzmanlık Yönetmeliğidir.
Davalı idare de bu Yönetmelik çerçevesinde hareket etmek durumunda olduğu gibi sözü
edilen Yönetmelikte hizmet gereği değişiklik yapma gereksinimi duyuyor ise bu
değişikliği YÖK’ün görüşünü alarak yapmak durumundadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri
ile açıklamalar çerçevesinde; Sağlık Bakanlığına bağlı Eğitim ve Araştırma
Hastanelerinde görevli başasistan ve uzmanlarla ilgili olarak dava konusu Yönetmelikle
düzenleme yapılmasında, bu bağlamda Yönetmeliğin 1, 2, 15 ve 18. maddelerinde hukuka
uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesinin 2. fıkrasında
sayılan koşullar gerçekleşmiş olduğundan, 14.9.2004 tarih ve 25583 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu, Tababet Uzmanlık Yönetmeliği’nin
20. maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin uzmanlar yönünden
yürütülmesinin durdurulmasına, 21.4.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Üye
Turan
Salih
Günay
Esen
Mustafa
FALCIOĞLU
ER
ERDEN
EROL
KILIÇHAN
H/C 27.4.2005




