T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ
GENEL KURULU
Esas No:2004/2277
Karar No:2004/1928
Temyiz
İsteminde Bulunan(Davalı) :Türk
Tabipleri Birliği
Vekili
:Av.Ziynet
Özçelik
Tunus
Cad. No:21/3 Kavaklıdere-ANKARA
Karşı
Taraf(Davacı)
:Türkiye
İşveren Sendikaları Konfederasyonu
Vekili
:Av.Nurseli
Tarcan, Av.Hakkı Kızıloğlu
Meşrutiyet
Cad. No:1/4 Kızılay/ANKARA
İstemin
Özeti
:Danıştay
Sekizinci Dairesinin 16.4.2004 günlü,
/543,
K:2004/1846 sayılı kararının temyizen
incelenerek
bozulması, davalı tarafından
istenilmektedir.
Savunmanın Özeti
:Danıştay
Sekizinci Dairesince verilen kararın
usul
ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz
dilekçesinde
öne sürülen nedenlerin, kararın
bozulmasını
gerektirecek nitelikte olmadığı
belirtilerek
temyiz isteminin reddi gerektiği
savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi Mürteza Güler’in
Düşüncesi
:Temyiz isteminin kabulü ile
Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Ahmet Yahya Özdemir’in
Düşüncesi :21.12.2002
günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Tabipleri Birliği İşyeri
Hekimi Çalışma Onayı Yönetmeliğinin tamamının, bu mümkün görülmez ise 1., 2.,
3., 4., 5., 6., 7., ve 9. maddelerinin iptali istemiyle açılan davada, 4857 sayılı
Kanun uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkartılarak 16.12.2003
tarihinde yürürlüğe giren İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri
ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ve bu
alanın anılan Kanuna göre çıkartılan bu yönetmelikle düzenlenmesi nedeniyle davaya
konu yönetmeliğin 16.12.2003 tarihinden itibaren iptaline ilişkin kararın davalı Türk
Tabipleri Birliğince temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Danıştay 10. Dairesinin 2004/1253
sayılı esasında açılan davada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkartılan
sözü edilen yönetmeliğin dava konusu edildiği ve 28.5.2004 günlü gerekçeli kararla
yürütmenin durdurulması isteminin reddedildiği, belirtilen kararın incelenmesinden
anlaşılmaktadır.
Bu davada, davacı sendikanın
6.2.2003 gününden itibaren Türk Tabipleri Birliğince çıkartılan düzenleyici işlemin
iptali istemiyle dava açtığı, 4857 sayılı Kanuna göre başka kamu kurumunca yeni düzenlemenin
yapıldığı 16.12.2003 gününe kadar dava konusu edilen genel düzenlemenin
yürürlükte kaldığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan yeni düzenlemenin
davaya konu düzenlemeyi açıkça hukuken yürürlükten kaldırmadığı, ancak, 4857
sayılı Kanun uyarınca yapılan düzenlemenin, yayımlandığı 16.12.2003 tarihinden
itibaren aynı alanı yasal yetki ile düzenlemesi nedeniyle davaya konu düzenlemeyi zımnen
ortadan kaldırdığı bu tarihten itibaren bu davanın açılması halinde işin esası
hakkında karar verilmesine yer olmadığı, fakat davanın açıldığı tarihten
16.12.2003 tarihine kadar geçen dönemin ise, hukuki açıdan incelenmesi ve irdelenmesi
gerektiği sonucuna ulaşılarak istem incelendiğinde,
6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği
Kanununun 4. maddesinin ( e) bendinde, halkın sağlığını korumaya İş Kanunu ile
Sosyal Kanunların ve bunlara bağlı nizamname ve talimatname hükümlerinin tatbikatında
meslek ve meslektaşların hak ve menfaatlerini korumaya ve her türlü iş tevziinin
adilane bir sürette düzenlenmesine çalışmak, Birliğin, görevleri arasında
sayıldıktan sonra, 5. maddesinde, özel kurum ve işyeri tabiplerinin çalıştıkları
yerlerin sağlık hizmetlerinden başka bir yerde ikinci bir görev yapmalarına
elverişli bulunduğunun tabip odalarının idare heyetince kabul edilmedikçe her ne
suretle olursa olsun diğer bir kurum ve işyerinin tabipliğini alamayacağı, kamu kurum
ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerine ait kadrolarda çalışan tabiplere
kurumlarınca verilecek ikinci görevlerin bu hükmün dışında olduğu hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan 1593 sayılı Umumi
Hıfzısıhha Kanunu, davaya konu yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlükte olan
1475 sayılı İş Kanunu ve bunlara dayalı olarak yürürlüğe konulan tüzük ve
Yönetmelik hükümlerinde de “İşyeri Hekimliği” tanım ve ibarelerine yer
verilmiş olup, 6023 sayılı yasa ile Türk Tabipleri Birliğine verilen düzenleme yapma
görev ve yetkisinin Kanunla verilen tanzim yetkisinin dışına çıkılarak
kullanılması ve diğer kanunlarla getirilen yetkilerin sınırlarını zorlaması
hukuken olanaklı değildir.
Türk Tabipleri Birliği İşyeri Hekimi
Çalışma Onayı Yönetmeliğinin 1. maddesinde, “Bu Yönetmelik 6023 sayılı Türk
Tabipleri Birliği Kanununun 5. ve 59. maddesine dayanılarak, aynı Kanunun 4. maddesinin
( c) bendine ve 15. maddesine göre işyeri hekimi önerilmesi ve verilecek çalışma
onaylarının usul ve esaslarının saptanması amacıyla hazırlanmıştır” hükmüne
yer verilmiş, 2. maddesinde kapsam, 3. maddesinde ise tanımlar yer almıştır. Çalışma
Onayı İçin Gerekli Belgeler başlıklı 4. maddenin, iptali istenilen (a) (d) (f)
fıkralarında İşyeri Hekimliği Sertifikası ve varsa sürekli eğitim katılım
belgelerinin fotokopileri, Oda ödentilerinin yatırıldığını gösterir belge (oda kayıtlarından
bakılır) işyeri hekimliği sözleşmesinin eklenmesi gerektiği hükümleri
öngörülmüş, 5. maddesinde bölgesinde işyeri hekimi olarak çalışmak isteyenlerin
listesinin ilgili Oda tarafından hizmet verilecek işçi sayısına göre aynı durumdaki
hekimlerin sıralamasının 6. madde esasları gözetilerek düzenleneceği 6. maddesinde
iş ve işyeri ile hekimin koşulları göz önüne alınarak getirilen ölçütlere göre
adaletli bir şekilde dağılımın yapılacağı 7. maddesinde, Çalışma onayının her
yıl Şubat ayında belirtilen 5 adet belge sunularak yenileneceği 8. maddesinde
koşulların herhangi birinin kaybedilmesi halinde onayın iptal edileceği 9. maddesinde
de, işlemlerin her birinin uyumu için Merkez Konseyince yönerge çıkartılabileceği
kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlık konusu yönetmeliğin 1.
maddesi ile belli uzmanlık dallarında uzmanlık eğitimi almış hekimler ile tek
işyerine işyeri hekimliği hizmeti verecek kimseler de ayrılmaksızın, 1593 sayılı
Kanunun 180. maddesi, 1475 sayılı Kanunun 74. maddesi ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
Tüzüğünde de Tabip Odası onayını öngören kısıtlayıcı bir hüküm yer almamasına
karşın hekimi seçecek işveren ile işyerini seçecek hekimin sözleşme hürriyetini kısıtlayacak
biçimde işyeri hekimliğinin tabip odası onayı ile verilmesinde hukuka uyarlık
bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 2. ve 3. maddelerinde üst
hukuk normlarına aykırı bir düzenleme mevcut değil ise de, 4. maddesinin (a) (d) ve
(f) fıkralarında öngörülen düzenlemeler yine uzmanlık ayrımı yapılmaksızın bütün
hekimlerden istisnasız işyeri hekimliği katılım sertifikasının istenilmesi, oda
aidatları konusunda işyeri hekimliği belgesi verilmesinin yaptırım olarak
uygulanması, işveren ve hekimin yaptığı sözleşmenin serbestliğini
kısıtlayabilecek bir şekilde denetime tabi tutulması sonucunu doğurabilecek biçimde
sözleşmenin ibrazının istenilmesinde de hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davaya konu yönetmeliğin 5. 6. ve 9.
maddelerinde hukuka aykırılık saptanmamış ise de, Çalışma onayının yenilenmesi
ve iptalini düzenleyen 7. madde; Hekimin uzmanlık alanı ve tek bir işverene hizmet
verip vermediği kriteri gibi objektif mesleki ölçütler taşımaksızın, 1219 sayılı
Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunla hekimlere tanınan
mesleğini yapabilme yetkisini daraltıcı şekilde kurallar içermesi nedeniyle üst
hukuk normlarına uygun bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın açıldığı
tarih itibariyle davaya konu yönetmeliğin 1. maddesi ile 4. maddesinin (a), (d), (f)
fıkralarının ve 7. maddenin iptali, diğer maddelere yönelik davanın reddi uygun
olacağından temyiz konusu kararının bu sebeple bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava
Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:
Dava, 21.12.2002 günlü, 24970 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Tabipleri Birliği İşyeri
Hekimi Çalışma Onayı Yönetmeliğinin öncelikle tümünün ve 1., 2., 3., 4., 5., 6.,
7. ve 9. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin 16.4.2004 günlü,
E:2003/543, K:2004/1846 sayılı kararıyla; davanın açılmasından sonra 10.6.2003 günlü,
25134 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4857 sayılı İş
Kanununun 81. maddesi hükmü uyarınca İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri
Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin
16.12.2003 günlü, 25318 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği,
bu Yönetmeliğin Dördüncü Bölümünde, işyeri hekimlerinin nitelikleri,
sertifikaları, süresi, görevleri, yetkisi, sorumlulukları, görevlendirilmesi ve
bildirim yükümlülüğünün düzenlenmiş olduğu, işyeri hekimliği konusunda,
özellikle işyeri hekimlerinin atanması ya da çalışma onayı verilmesi hususunda
yetkili makamın kim olduğu, bu makamın görev ve yetkilerinin neler olduğunun
belirlenmesinin, bu davanın özünü oluşturduğu, 4857 sayılı Kanunun yürürlüğe
girmesinden önce Türk Tabipleri Birliğinin, 6023 sayılı Kanunun 4. maddesinin ( c)
bendi ve 5. maddesinin belirlendiği sınırlar içerisinde “İşyeri Hekimliği”
konusunda düzenleme yapma görev ve yetkisi bulunmakta iken, her ne kadar davanın açıldığı
tarihte yürürlükte olmamakla birlikte, 4857 sayılı İş Kanununun 81. maddesi ile
işyeri hekimleri ile yukarıda bahsedilen konularda yönetmelik çıkarma yetkisinin Türk
Tabipleri Birliğinin ve Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmiş olduğu, çünkü bu yasal hükmün hem yeni
düzenleme olup, hem de konu hakkında açık ve detaylı hükümler içerdiği, ayrıca
4857 sayılı Kanun uyarınca çıkarılan İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri
Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe
girdiği 16.12.2003 tarihine kadar, dava konusu Yönetmelik ve yönetmelik uyarınca tesis
edilmiş idari işlemlerin hukuken geçerli olacağının kuşkusuz bulunduğu, aksi düşünce
halinde, işyeri hekimliği konusunda, yetkili makam ve bunların görev ve yetkileri ile
ilgili olarak, görev ve yetki karmaşasının doğacağı ve bunun da idarenin bütünlüğü
ilkesine aykırı olacağı netice olarak, dava konusu yönetmeliğin 16.12.2003
tarihinden itibaren hukuken geçerliliği bulunmadığı gerekçesiyle Türk Tabipleri
Birliği İşyeri Hekimi Çalışma Onayı Yönetmeliğinin, 16.12.2003 tarihinden
itibaren geçerli olmak üzere iptaline karar verilmiştir.
Davalı; 4857 sayılı İş Kanununun 81.
maddesinin ikinci fıkrasının, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu ile tabip
odalarına verilmiş olan yetkileri ortadan kaldırmadığını, 6023 sayılı Kanunun 5.
maddesi ile tabip odalarının yetkili olduğunun görüleceğini öne sürmekte ve Daire
kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
21.12.2002 günlü, 24970 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Tabipleri Birliği İşyeri Hekimi
Çalışma Onayı Yönetmeliği, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanununun 5. ve
59. maddelerine dayanılarak hazırlanmış ve aynı Kanunun 4. maddesinin ( c) bendine ve
5. maddesine göre işyeri hekimi önerilmesi ve verilecek çalışma onaylarının usul
ve esaslarının saptanması amacıyla çıkarılmış bulunmaktadır.
6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği
Kanununun 4. maddesinde, Birliğin yapmakla yükümlü olduğu hizmetler sayılarak (c )
bendinde; “İş Kanunu ile sosyal kanunların ve bunlara bağlı nizamname ve
talimatname hükümlerinin tatbikatında meslek ve meslektaşların hak ve menfaatlerini
korumaya ve her türlü iş tevziinin adilane bir surette düzenlenmesine çalışmak” hükmü
yer almış; aynı Kanunun değişik 5. maddesinde de, “Özel kurum ve işyeri
tabipleri; çalıştıkları yerlerin sağlık hizmetlerinin başka bir yerde ikinci bir görev
yapmalarına elverişli bulunduğu tabip odaları idare heyetince kabul edilmedikçe her
ne suretle olursa olsun, diğer bir kurum ve işyerinin tabipliğini alamazlar.
Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu
iktisadi teşebbüslerine ait kadrolarda çalışan tabiplere kurumlarınca verilecek
ikinci görevler bu hükmün dışındadır.
Tabip Odaları idare heyetleri; tayin
hususunda vaki müracaatları, iş hacmi vazifenin tabipler arasında adilane bir surette
tevzii, hizmetin iyi yapılması ve benzeri sebepler dairesinde tetkik eder ve esbabı
mucibeli bir karara bağlar.
Gerek tabipler ve gerekse bunları istihdam
eden bilimum daire, müessese ve işyerleri, tayin, nakil, işten ayrılma ve sair
suretlerle hasıl olan değişiklikleri en geç 15 gün zarfında mahalli tabip odalarına
bildirmeye mecburdurlar.” Hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, 6023 sayılı Kanun
ile özel kurum ve işyeri hekimlerinin, çalıştıkları yerlerin sağlık hizmetlerinin
başka bir yerde “ikinci bir görev” yapmalarına elverişli bulunup bulunmadığı
tabip odaları yönetim kurulunun onayına tabi kılınmış olup, tabip odaları yönetim
kurullarının, bu konuya ilişkin başvuruları, iş hacmi görevin hekimler arasında
adil bir şekilde dağıtımı, hizmetin iyi yapılması ve benzeri sebepler
çerçevesinde inceleyeceği ve onay vermesi halinde hekimin diğer bir kurum ve
işyerinin hekimliğini alabileceği kurala bağlanmış bulunmaktadır.
Öte yandan 10.6.2003 günlü, 25134 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanununun “İşyeri
Hekimleri” başlığı altında 81. maddesinde “Devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran işverenler, Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan
tedavi hizmetleri dışında kalan, işçilerin sağlık durumunun ve alınması gereken
iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin sağlanması, ilk yardım ve acil tedavi ile
koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmek üzere işyerindeki işçi sayısına ve işin
tehlike derecesine göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir işyeri
sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür.
İşyeri hekimlerinin nitelikleri,
sayısı, işe alınmaları, görev, yetki ve sorumlulukları, eğitimleri, çalışma
şartları, görevlerini nasıl yürütecekleri ile işyeri sağlık birimleri Sağlık
Bakanlığı ve Türk Tabipleri Birliğinin görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikte düzenlenir” hükmü yer almış
ve bu madde uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan
“İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve
Esasları Hakkında Yönetmelik”, 16.12.2003 günlü, 25318 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Danıştay Sekizinci Dairesince; 4857
sayılı İş Kanununun yürürlüğe girmesinden önce Türk Tabipleri Birliğinin, 6023
sayılı Kanunun belirlediği sınırlar içinde işyeri hekimliği konusunda düzenleme
yapma görev ve yetkisi bulunduğu ancak 4857 sayılı İş Kanununun 81. maddesi ile
işyeri hekimlerinin nitelikleri, sayısı, işe alınmaları, görev, yetki ve
sorumlulukları, eğitimleri, çalışma şartları, görevlerini nasıl yürütecekleri
konularında yönetmelik çıkarma yetkisinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na
verildiği belirtilerek, Türk Tabipleri Birliğince çıkarılan dava konusu Yönetmeliğin
16.12.2003 tarihinden itibaren hukuken geçerliliği kalmadığı gerekçesiyle hüküm
kurulmuş ise de, 4857 sayılı İş Kanunun, 6023 sayılı Kanunun 5. maddesi ile işyeri
hekimlerinin ikinci görevlerine onay verme noktasında tabip odaları yönetim kurullarına
verilen yetkiyi yürürlükten kaldıran bir düzenleme içermediği, aksine 4857 sayılı
İş Kanununun 81. maddesine dayanılarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca
16.12.2003 günlü, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan İşyeri
Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmeliğin “İşyeri hekiminin görevlendirilmesi” başlıklı 25.
maddesinin ikinci fıkrasında “Özel kurum ve işyeri hekimleri, çalıştıkları
yerlerin sağlık hizmetlerinin başka bir yerde ikinci bir görev yapmalarına elverişli
bulunduğuna dair tabip odalarınca izin verilmesi halinde işyeri hekimliği yapabilirler”
hükmüne yer verilerek, tabip odaları yönetim kurullarının 6023 sayılı Kanunun 5.
maddesi uyarınca sahip olduğu işyeri hekimlerinin ikinci görev yapmalarına onay verme
yetkisinin aynen korunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, tabip odaları yönetim
kurullarına ait bulunan, işyeri hekimlerine verilecek ikinci göreve ilişkin çalışma
onaylarının usul ve esaslarının saptanmasını amaçlayan dava konusu Türk Tabipleri
Birliği İşyeri Hekimi Çalışma Onayı Yönetmeliğinin hukuki geçerliliğini
koruduğu sonucuna ulaşıldığından, bu Yönetmeliğin dava konusu maddelerinin gerek
dayanağı 6023 sayılı Kanunun 5. maddesinde, gerekse 4857 sayılı Kanunun 81.
maddesinde öngörülen amaç ve sınırları aşıp aşmadığı incelenmek suretiyle
hukuka uygunluk denetimi yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, aksine verilen Daire
kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalının temyiz
isteminin kabulü ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca
Danıştay Sekizinci Dairesinin 16.4.2004 günlü, E:2003/543, K:2004/1846 sayılı
kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere adı geçen Daireye
gönderilmesine, 2.12.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu
Başkanvekili
2.
Daire Üyesi
11.
Daire Üyesi
Tansel Çölaşan
Nevin
Gönenç
Yurdagül
Dinçsoy
2. Daire Üyesi
2.
Daire Üyesi
12.
Daire Üyesi
Engin Kumrulu
Kamuran
Erbuğa
Sabriye
Köprülü
12. Daire Üyesi
2.
Daire Üyesi
12.
Daire Üyesi
Yücel Irmak
Mustafa
Yücel Özbilgin
Kenan
Atasoy
6. Daire Üyesi
6.
Daire Üyesi
11.
Daire Üyesi
Sinan Yörükoğlu
Banu
Dilçin
Ahmet
Hamdi Ünlü
11. Daire Üyesi
11.
Daire Üyesi
12.
Daire Üyesi
İzge Nazlıoğlu
Belma
Kösebalaban
Murat
Cebeci
5. Daire Üyesi
5.
Daire Üyesi
5.
Daire Üyesi
Günay Erden
Esen
Erol
Mustafa
Kılıçhan
11 Daire Üyesi
2.
Daire Üyesi
6.
Daire Üyesi
M.Nihat Turan
Ayfer
Özdemir
Zehra
Birden