ADLİ TRAVMATOLOJİ
Dr. Ercüment AKSOY, Dr. Atınç ÇOLTU, Dr. Beyhan EGE, Dr. Gürsel
GÜNAYDIN,
Dr. Mehmet Akif İNANICI, Dr. Hüseyin KARALİ, Dr. Mustafa KARAGÖZ,
Dr. Cemil ÖTKER, Dr. Ali YEMİŞÇİGİL
ADLİ OLGUNUN TANIMLANMASI
Yurttaşlık
görevlerinden biri de karşılaşılan yasadışı olayları ihbar etme zorunluğudur.
Bu zorunluluk sağlık görevlileri için yasal olarak da belirtilmiştir.
TCK
nun 530. maddesinde "Hekim, cerrah,
ebe yahut diğer sağlık memurları, kişiler aleyhine işlenmiş bir suçla
karşılaştıklarında mesleklerinin gerektirdiği yardımı yaptıktan sonra durumu
adliyeye veya güvenlik güçlerine bildirmezlerse bu bildirimin yardımcı
oldukları kişinin takibata uğramasına yol açacağı haller hariç olmak üzere
beşbindörtyüz liraya kadar hafif nakit para cezasına mahkum olurlar."
demektedir. (Para cezaları KHK’ler ile her sene arttırılmaktadır). Burada
hekimin üzerine düşen en önemli görev kişiye gerekli tıbbi yardımı yaparken
olgunun adli bir olgu olup olmadığını da tespit etmek ve adli olgu olduğu
kararına vardıktan sonra hiç zaman geçirmeden emniyet güçlerine haber
vermektir. Aynı kanun maddesinde gözden kaçırılmaması gereken diğer bir nokta
ise eğer emniyet güçlerine haber
verdiğimizde eyleme maruz kalmış kişi hakkında takibat yapılacak ise, yani
şahıs aynı zamanda suçlu ise haber verme zorunluluğumuz ortadan kalkmaktadır.
Bu nokta suçlu olanların da hekime müracaatlarını sağlama açısından önemlidir.
Başka bir deyişle kişi suçlu da olsa sağlık hizmetlerinden faydalanmasını
engellemek kişilik hakkına yapılan bir saldırıdır ve anayasamıza göre suç
teşkil etmektedir.
ACİL
SERVİSE VEYA SAĞLIK OCAĞINA MÜRACAAT EDEN OLGULARDAN :
1- HER TÜRLÜ ATEŞLİ SİLAH VE PATLAYICI MADDE İLE
OLAN YARALANMALAR,
2-
HER TÜRLÜ KESİCİ, KESİCİ-BATICI
(KESİCİ-DELİCİ) , BATICI (DELİCİ), KESİCİ-EZİCİ VE EZİCİ ALET YARALANMALARI,
3-
TRAFİK KAZALARI, DÜŞMELER, DARP OLGULARI
VE İŞ KAZALARI,
4-
İNTOKSİKASYONLAR (İLAÇ, İNSEKTİSİT,
BOĞUCU GAZLAR),
5-
YANIKLAR (ALEV, KIZGIN CİSİM,
YAKICI-AŞINDIRICI MADDE),
6-
ELEKTRİK VE YILDIRIM ÇARPMALARI,
7-
SİNDİRİM KANALINA ORAL VEYA ANAL YOLDAN
YABANCI MADDE GİRMESİ,
8-
MEKANİK ASFİKSİ OLGULARI
A- TIKAMA, TIKANMA,
B- ASI, ELLE VEYA İPLE BOĞULMA,
C- KARIN - GÖĞÜS TAZYİKİ,
D- DİRİ GÖMÜLME,
E- SUDA BOĞULMA
9-
HER TÜRLÜ İNTİHAR GİRİŞİMLERİ,
10- İŞKENCE İDDİALARI,
11- TÜM CİNAYET, İNTİHAR, KAZA ORİJİNLİ
OLDUĞUNDAN KUŞKULANILAN ÖLÜMLER (ŞÜPHELİ ÖLÜMLER)... Adli olgu olarak
değerlendirilmelidir. Ancak kişilerin kendi kendilerine vermiş oldukları
birtakım küçük zararlarda- küçük ev kazaları gibi- olayın adli bir olgu olup
olmadığının tespiti hekimin insiyatifine bağlıdır.
O
halde yukarıda belirtilen olgulardan biri ile karşılaşıldığında bize düşen
görev: Başvuran, eyleme maruz kalmış kişinin önce adli olgu olarak
değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine karar verdikten sonra kişinin aynı
zamanda suçlu olup olmadığını da araştırmak, eğer suçlu değil ise yani
yaptığımız ihbar sonucu bir takibata maruz kalmayacak ise zaman kaybetmeden
emniyet güçlerine haber vermektir.
Adli
bir olguda hekim hem hastasının, hem de sebep olanların haklarını korumak
durumundadır. Aksi bir durumda kendisi hukuki sorumluluk altına girebilir.
YARALAR
Vücutta
dış etki ile oluşan,doku yapı ve bütünlüğünü bozan her türlü lezyon yara olarak
tanımlanır.
YARALARIN SINIFLANDIRILMASI
A) Mekanik etki ile oluşanlar:
1. Kesici
alet yaraları
2. Kesici-delici(kesici-batıcı)
alet yaraları
3. Delici(batıcı)
alet yaraları
4. Kesici-ezici
alet yaraları
5.
Ezici alet yaraları (Künt cisim yaraları-künt travmatik yaralar)
6. Ateşli
silah yaraları
B) Fiziksel nitelikte olanlar:
1. Yanık
yaraları
2. Donma
yaraları
3. Elektrik
akımı yaraları
4. Işınların
oluşturduğu yaralar
C) Kimyasal madde yaraları:
1. Asit
yaraları
2. Baz
yaraları
3. Diğer
kimyasal yaralar
D) Biyolojik kökenli yaralar:
1. Böcek,
örümcek, yılan, akrep vb. sokmaları
2. Vahşi
hayvan ısırıkları
YARANIN TANIMLANMASI :
Her
yarada bulunan yara karakterlerini bilmek ve saptanan yaranın bu bilgiler
ışığında ayrıntılı tanımını yapmak gerekir.
a) Yara
lokalizasyonu: Yaranın bulunduğu bölge hekim olmayanlar
tarafından da anlaşılabilecek şekilde tanımlanmalı, sabit ve bilinen anatomik
noktalara cm. cinsinden uzaklığı belirtilmelidir.
b) Yara
boyutları: Yaranın cilt üzerindeki uzunluğu, genişliği (iki dudak arasında
kalan mesafe), kapladığı alan metrik sisteme göre belirtilmelidir.
c) Yara
dudakları: Cildin açılmış yerinde yara içine bakan cilt kısımlarıdır.
Yaranın sınırlarının düzgün olup olmadığı, dudaklarında çentik bulunup
bulunmadığı belirtilmelidir.
d) Yara
yönü: Yara belirli bir yönde seyrediyor ise belirtilmelidir.
e) Yara
açıları: Yaranın her iki ucundaki sonlanma noktasının dar ya da geniş
açı olup olmadığı belirtilmelidir.
f) Yara
kuyruğu: Yara açılarından bir veya ikisinde yara uçlarından sağlam cilt
üzerine uzanan sıyrıklardır. Kesici ya da kesici-delici alet yaralarında,
yaranın başlangıcında ve sonlanmasında kuyruk bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa
uzunluğu belirtilmelidir.
g) Yara
derinliği ve trajesi: Yaranın cilt altında hangi dokuları
ilgilendirdiği, dokularda izlediği yol, vücut boşluklarına ulaşıp ulaşmadığı
belirtilmelidir. Yara derinliği ve traje stile ile araştırılmamalıdır (Vücut
boşluklarının açılmasına neden olmamak için).
h) Yara
oluş zamanı: Yaranın ne zaman oluştuğunun
belirlenebilmesine olanak sağlayan renk değişiklikleri, aktif kanama,
kabuklanma, iltihaplanma, nedbeleşme gibi doku reaksiyonu bulguları
belirtilmelidir. Ölü muayenesinde yaraların ölümden önce (antemortem) olduğunu
gösteren bu tür bulguların bulunup bulunmadığı belirtilmelidir.
i) Yaraların
birbirleri ile ilişkisi: Birden fazla yara bulunuyor ise, bunların
farklı kişiler tarafından, farklı zamanlarda, ya da farklı amaçlarla yapılıp
yapılmadığı önemli bir adli sorundur ve genellikle muayeneden oldukça sonra
gündeme gelir. Yaraların vücut üzerindeki dağılımı ve birbirleri ile
lokalizasyon, zaman ve oluş şekli ile alet yönünden uyumlu olup olmadıkları
araştırılmalı, uyumsuzluklar varsa belirtilmelidir.
j) Yaranın
ağırlık derecesi: Yaranın yaşamı tehdit edip etmediği, ölüme
etkisinin olup olmadığı belirtilmelidir. Birden fazla yara varsa her bir yara
için bu durum belirtilmelidir.
KESİCİ
ALETLER VE BUNLARIN CİLTTE MEYDANA GETİRDİĞİ YARALAR:
Keskin
olan yüzünün cilde sürülmesi ya da sürtülmesi ile dokuyu kesen aletlere kesici
aletler ve bunların meydana getirdiği yaralara kesici alet yaraları denir.
Aletler
daha çok günlük yaşamda kullanılan ve jilet, ustura, cam parçası, teneke,
testere, ekmek bıçağı gibi ucu olmayan ya da ucu keskin olmayan aletlerdir. Bu
aletler isabet ettikleri yerlerde cilt, ciltaltı dokusu, adele, damar ve
sinirleri keserler. Aletin cinsine ve uygulama kuvvetine göre kulak, parmak,
penis, burun ucunu keserek vücuttan ayırabilirler. Kıkırdakları keserek
eklemleri açarlar. Kemiği kesemez ancak periostta çizik ve çentikler meydana
getirirler. Belirli koşullarda kafa ve göğüs boşluğuna girmezler.
Orijin:İlk akla gelen
kazadır. Traş olurken, ekmek keserken, sebze doğrarken, kalem açarken, tahta
yontarken bu tür kazalar oluşabilir. Ancak cinayet ve intihar orijinli de
olabilirler.
"Orijin
= Oluşum şekli = Nedeni"
Yara Karakterleri:
Genellikle çizgi şeklindedir. Çok kanar. Yaranın boyu derinliğinden fazladır.
Bu yaralar da genellikle yara kuyruğu bulunabilir. Kuyruk başlangıçta daha
küçük, bitişte daha uzundur. Yaranın en derin yeri hemen hemen orta kısmıdır (Resim 19).
Kesici aletlerle oluşan yaralar:
a) Boğazlama: Şahısların
boyun bölgelerinin kesilmesi sonucu oluşan yaralara denir. Orijin olarak
intihar, cinayet ve kaza düşünülebilir.
Orijin
intiharsa genellikle kişi günlük hayatta kullandığı dominant eli ile aleti
tutar, genelde aynanın karşısında aleti bir kaç kez boynuna sürter, bu sırada
canı acıdığı için elini kaldırır, böyle bir kaç darbeden sonra son darbeyi tek
ve derin olarak yapar. Kesi sağ elle yapılıyorsa sol kulak arkasından
başlayarak soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru ilerler. Yaranın üzerinde
yapılan ilk darbeler ile yüzeyel kesikler oluşur. Bunlara tereddüt çizgileri
denir. Kişi bu eylemi genellikle ayakta yaptığı için kan şahsın göğsüne doğru
akar. Cinayet vakalarında şahıs genellikle yatırılarak boynu kesildiği için kan
daha çok şahsın ensesine doğru akar. Kaza orijini nadiren görülür.
Boğazlamada
ölüm nedenleri:
i-
Bu bölgedeki büyük arter ve venlerin kesilmesi sonucu oluşan dış kanama
ii-
Trakea kesilmişse açığa çıkan kanın trakeayı doldurması nedeniyle asfiksi
iii-Açılan
ven ağızlarından hava girmesi ile hava embolisi
olarak
sıralanabilir.
b) Damar açma: El
veya ayak bileği damarlarının kesilmesi sonucu ortaya çıkan yaralara denir.
c) Enseleme: Ensenin kesilmesine
denir. Nadir görülen bir yara türüdür. Akıl hastalarında boyun ve ensenin
birlikte kesildiği görülebilir.
KESİCİ-DELİCİ
(KESİCİ-BATICI) ALETLER VE BU ALETLERİN VÜCUTTA MEYDANA GETİRDİĞİ YARALAR
Sivri
uçları ile delen, keskin yüzleri ile kesen aletlere kesici-delici aletler
denir. Bıçak, sustalı çakı, kama, kasatura, kılıç, makas gibi aletler örnek
olarak gösterilebilir. Aletin elle tutulan kısmına kabza, işi gören madeni
kısmına ise aletin namlusu denir. Bazı aletlerde namlu ile kabza arasında ele
destek vazifesi gören mahmuz vardır.
Orijin olarak intihar,
cinayet ve kaza olabilir.
Kesici
aletler vücut boşluklarına rahatlıkla girebilirler. Temporal kemiğin skuamöz
parçasından, orbita tavanından ve bebeklerde fontanellerden kafatası boşluğuna
dahi girebilirler.
Yaranın genel özellikleri:
1-
Yaranın ciltteki boyu ciltaltındaki derinliğinden azdır.
2-
Yara dudakları düzgündür.
3-
Aletin çıkış yönünde tek kuyruk bulunabilir.
4-Yaranın
ciltteki boyu aletin namlusunun genişliğinden daha uzun olabilir.
5-
Genellikle yaranın derinliği aletin namlu uzunluğuna eşittir. Ancak yara karna
isabet ederse derinliği namlu boyundan fazla olabilir (akordiyon yaralanma).
Yaranın
kendine has özellikleri aletin namlusunun özelliğine göre değişir.
Namlusunun
bir yüzü keskin diğer yüzü keskin olmayan (kör) bir aletle su damlası (düğme
iliği, mum alevi) şeklinde bir yara oluşurken (bir açısı dar, bir açısı geniş (Resim 20)), namlusunun her iki yüzü keskin olan veya
namlusunun ucunda her iki yüzü de keskin olan kesici delici aletler iğ (mekik)
şeklinde (her iki açısı da dar) yara oluşturur.
Cinayet
orijinli olan yaralanmalarda yara vücudun her yerinde olabilir ancak en çok
karın, göğüs ve bazen de kasıkta yaralanmaya rastlanır (Resim
21).
İntihar
orijinli yaralanmalar daha çok boğazda, göğüs ve karında, bazen bilekte
olabilir.
Kaza
orijini nadirdir.
KESİCİ-EZİCİ
ALETLER VE BUNLARLA MEYDANA GELEN YARALANMALAR
Ağırlıkları
ve keskin yüzleri ile iş gören aletlere kesici-ezici aletler denir.
Örnek:
Balta, keser, satır,kılıç vb.
Alet
isabet ettiği bölgede yumuşak dokuları keser, alttaki kemik dokusunu parçalar,
koparır.
Yaranın özellikleri: Kesici
alet yarasına benzer. Fakat yara dudaklarında ufak eziklerin oluşu,
etraflarında ekimozların bulunuşu (Resim 22),
alttaki kemik dokusunun harabiyeti (Resim 23),
aletin kesici-ezici bir alet olduğunu düşündürür.
Yara
yandan bakıldığında üçgen şeklindedir. En derin yeri tepesidir. Yara
dudaklarının düzgünlüğü aletin yüzünün keskinliğine bağlıdır.
Örneğin
keskin bir balta sadece deriyi keserse, bu yara kesici alet yarasına benzer.
Ancak alttaki kemik dokusu zedelendiyse kesici aletin bunu yapamayacağı
düşünülür ve yaranın kesici-ezici bir aletle meydana geldiği söylenir. Bu
yaralar çok tehlikelidir. Çok kanar. Kafaya uygulandıysa kafatası kırılmış ve
beyin yaralanmış olabilir. Yaranın genişliği ve tehlikesi aletin keskinliğine,
vuruş kuvvetine ve isabet ettiği bölgeye göre değişir.
Orijin
olarak ilk akla gelen cinayettir. İntiharlar seyrek görülür, akıl hastalarında
görülebilir. Kaza ise odun, çıra keserken balta, keser gibi aletlerin şahsın
eline, koluna, bacağına isabet edip yara açmasıyla oluşabilir.
DELİCİ
(BATICI) ALETLER VE DELİCİ ALET YARALARI
Sivri
uçları ile cildi ve adele liflerini ayırarak doku içine giren ve iş gören
aletlerdir.
Örnek:
İğne, tığ, şiş, tornavida, çivi vb.
Yaranın
boyu derinliğinden azdır. Yaranın şekli kullanılan alete göre değişiklik
gösterir.
Özellikle
yenidoğanlarda delici aletin kalbe, fontanellerden beyne batırılması yoluyla
cinayetler işlenebilir.
EZİCİ
ALETLER VE EZİCİ ALET ( RADDİ ) YARALARI - KÜNT TRAVMATİK YARALAR
Ağırlıkları
ile iş gören künt cisimlere ezici aletler, meydana getirdikleri yaralara ise
ezici alet yaraları denir.
Örnek:Taş,
sopa, tekme, yumruk vb.
Yaralanma
ya hareket halindeki cismin şahsa çarpması (aktif) ya da hareket halindeki
şahsın cisme çarpması sonucu meydana gelebilir (pasif). Pasif yaralanma
yüksekten düşme, ayağın takılması ile düşme, ağaca, elektrik direğine çarpma
sonucu oluşabilir.
Orijin
cinayet, intihar veya kaza olabilir.
Yara Özellikleri:
1-
Doku ezilmiş, patlamış ve kopmuştur.
2-Yara
dudakları düzensiz, tırtıklı ve girintili çıkıntılıdır.
3-Yaranın
çevresinde dar veya geniş bir sıyrıkla beraber ekimoz vardır.
4-Yara
dudakları ayrılarak bakıldığı zaman içinde kopmadan kalmış damar ve sinir
liflerinden oluşan köprüler görülür.
Cildin
direkt kemik dokusuyla temasta olduğu ve gergin bulunduğu bölgelere, örneğin
kafa, diz, dirsekler, el ve ayak sırtı, bacak ön yüzü, kürek kemiğinin üstü
gibi yerlere ezici alet darbesi isabet ederse iki sert cisim arasında kalan
cilt patlar ve yara kesici alet yarasına benzer. Böyle yaralarda yaranın iyi
bir muayenesi ile çevresinde bulunan ekimoz ve büyüteç ile incelemede yara
dudaklarının düzensiz görünümü kesici alet yaralarından ayırmamıza yardımcı
olur. Yaranın tehlikesi kullanılan aletin cinsine, vuruş kuvvetine ve isabet
ettiği bölgeye göre değişir.
Ezici Alet Yaraları:
a) Sıyrık (Abrazyon):
En hafif ezici alet yarasıdır. Travma sonucu cildin en üst tabakası (epidermis)
sıyrılır ve dermis açıkta kalır. Canlıda sıyrılan bu bölgenin üstü dermis
damarlarından çıkan serum ve hücrelerle dolarak kabuk oluşur, kabuğun altı
nemli ve iltihaplı yaradır. Ölüde kabuk oluşmaz ve ölümden çok kısa bir zaman
önce ya da ölüm sırasında meydana getirilen yaralarda yara esmer kırmızı renkte
kuru bir hal alır, buna parşömenleşme denir (Resim 24).
Adli tıptaki önemi:
-Travmanın
isabet ettiği noktayı gösterir.
-Travmanın
şiddet ve genişliğini gösterir. Travma şiddetliyse sıyrık yanında ekimoz, ezik
ve kopmalar da oluşur.
-Travmanın
ne ile yapıldığını gösterebilir. Tırnak ile çizgi, yarımay şeklinde, hayvan
pençesi ile birbirine paralel muayyen mesafeli toplu sıyrıklar halinde,
ısırmada oval ya da daire şeklinde bir ekimoz alanı ile ortasında diş adedine
göre sıyrık bulunur.
-Travmanın
zamanını gösterir. Kabuklu ve iltihaplı sıyrık darbenin bir kaç gün önce
yapıldığını, parşömenleşme ise ölüm anında ya da çok kısa bir zaman önce
yapıldığını gösterir.
-Travmanın
ne amaçla yapıldığını gösterebilir.
b)Ekimoz (Çürük, Bere, Ezik, Kontüzyon): Ezici
cismin vücuda çarpması ile cildi parçalamadan altındaki dokuları ezip
parçalamasıdır. Travma ile cilt altındaki kapillerlerin yırtılarak kanın doku
arasına yayılıp pıhtılaşması ile oluşur (Resim 25).
Ekimozun
büyüklüğü, küçüklüğü, devam müddeti, derinliği tatbik edilen travmanın
şiddetine, aletle vurulan bölgeye, yırtılan damar adedine, kanın pıhtılaşma
kabiliyetine ve cinsiyete göre değişir. Yağlı bölgelerin ezilmesi sonucu ciltaltı
yağları mobilize olarak yırtılan damarlardan girerek yağ embolisi meydana
gelebilir.
Şiddetli
darbelerde ekimozlar büyük olur. Doku gevşek ise kan çabuk yayılır ve ekimoz
genişler (göz kapakları ve erkeklerde skrotum). Altında kemik doku varsa ekimoz
geniş olur.
Pıhtılaşma mekanizmasının bozuk olduğu
hastalıklarda (Ör: hemofili) hafif travmalarla bile geniş ekimozlar oluşabilir.
Ekimozların Sınıflandırılması:
1-Görülüşüne göre:
a) Yüzeyel
b) Derin: Travmadan birkaç gün sonra
görünür hale gelebilir.
2-Vücuttaki yerine göre:
a) Sabit: Travmanın uygulandığı bölgede.
b)Göçmen: Dokunun durumu ve yerçekimine
göre travmanın uygulandığı yerden başka bir yere göçebilen.
3-Rengine göre:
a) Kırmızı Yeni.
b) Mavi, Mor (menekşe) 3-6 günlük
c) Fıstıki yeşil 7-12 günlük
d) Limon sarısı 12-18 günlük
Eskimoz
renk değişimi kişinin ve eskimoz lokalizasyonunun özelliklerine göre farlıklık
gösterdiğinden kesin zamanlama yapmaktan kaçınılmalıdır.
4- Şekline göre
a) Şekilsiz
b) Şekilli: Uygulanan aletin şekline uygun
olarak
Ör: -Keser
sırtı ile kare şeklinde,
-Parmakla oval veya yuvarlak,
-Tokatla çınar yaprağı
şeklinde,
-Sopa, demir, jop ile ray
şeklinde ekimozlar gelişir ancak uzun süre şeklni koruyamaz, yayılır ve şekilsizleşir.
Adli Tıptaki Önemi:
-Travmanın
isabet ettiği yeri gösterir
-Travmanın
canlı iken yapıldığını gösterir (Travma sonrası kısa sürede ölüm meydana
meydana geldiğinde oluşmayabileceği, bazen de postmortem erken dönemde minimal
düzeyde ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır)
-Aletin
şekli hakkında bilgi verebilir
-Travmanın
ne amaçla yapıldığını gösterebilir
-Travmanın
uygulandığı zamanı tahmin etmemize yardımcı olur
c) Hematom: Travma ile yırtılan
damarlardan çıkan kanın dokuyu şişirerek içinde toplanması sonucu oluşur.
d) Laserasyon (Yırtık):
Ezici cismin uygulanma kuvvetine bağlı olarak doku bütünlüğünün bozulmasıdır.
Genellikle düzensiz kenarlardır (Resim 26-27).
ATEŞLİ SİLAH YARALANMALARI
Mermi
çekirdeğinin vücutta harabiyet oluşturması için sahip olduğu kinetik enerjinin
bir kısmının veya tamamının ısı, ses ve mekanik enerji olarak doku tarafından
absorbe edilmesi gerekir. Mermi yumuşak dokudan hızla geçtiğinde kinetik
enerjisinin önemli bir kısmını dokuya aktaramadığından, direkt etkiyle oluşan delik
dışında doku nisbeten intakt kalabilir. Hele bu yaralanma kasta olup da
damarlarda da yaralanma olmazsa hiçbir ciddi etki görülmez. Ancak beyin, kalp
veya akciğer gibi hayati önemi bulunan yumuşak dokularda sadece oluşan bu delik
bile öldürücü vasıftadır. Enerjisinin tamamını dokulara aktarabilmesi için bazı
mermiler vücut içinde yavaşlayan, duran veya parçalanan özellikte imal
edilmektedir.
Ateşli
silahlarla vücutta meydana gelen yaranın türü merminin hızına bağlıdır. Tabanca
ve havalı tüfek gibi maksimum ses hızında mermi atabilen silahlarla meydana
gelen yaralanmalarda; merminin dokuda meydana getirdiği laserasyon, damar ve
diğer yapıların rüptürüyle oluşan sekonder harabiyet ve kemik, kıkırdak, tendon
ve sert doku parçalarının sürüklenmesiyle oluşan primer ve tersiyer lezyonlar
görülür. Mermiden açığa çıkan fragmanların etkisiyle de sekonder yaralanmalar
oluşabilir. Düşük hızlı olan bu mermilerin etkisiyle dokularda laserasyon ve
kontüzyon oluşur. Lokal kan damarlarının leze olduğu hallerde yaygın kanamalar
izlenir. Sesten hızlı, yüksek kinetik enerjili mermiler ise (harp silahları
mermileri) çapları ile orantısız bir şekilde oldukça ciddi yaralanmalar
oluştururlar. Bu mermiler düşük hızlı mermilerin yukarıda belirtilen
etkilerinin yanında, oluşturdukları şok dalgası ve kavitasyon etkileriyle de
dokularda harabiyet yaparlar. Bu etkileriyle geçtiği yerlerden uzak
mesafelerdeki damarlarda ve organlarda da harabiyet oluştururlar. Ayrıca
merminin geçtiği dokularda meydana gelen yaralanma mermi çapından daha geniş
olur. Kavitasyon etkisi özellikle beyin ve karaciğer gibi solid organlarda
akciğer gibi spongioz organlara oranla daha çok görülür. Yüksek kinetik
enerjili mermilerle meydana gelen doku yaralanmalarında esas sorumlu mekanizma,
merminin geçtiği alanlardaki dokuların birkaç milisaniye süreyle ileri ve
yanlara doğru kaviteleşmesi ve sonra tekrar kollabe olmasıdır.
Ateşli
silah yaralanmalarında ölüm genellikle hızla gelişir. Ancak bazen geç ölümler
de görülebilir. Bu geç ölümlerde doku infarktları, kas ve organların lokal
nekrozu ve enfeksiyon gibi sekonder nedenler araştırılmalıdır. Yüksek enerjili
mermilerin özellikle direkt travmadan uzak yerlerde damar harabiyeti, gerilme
ve trombozis yaparak infarkt gibi iskemik lezonlara neden olabileceği unutulmamalıdır.
Ateşli
silah mermi çekirdeği vücuda isabet ettiğinde ciltte bir giriş deliği
oluşturarak vücuda girer. Vücut içinde traje ismi verilen bir yol izledikten
sonra ya vücut içinde kalır ya da ciltte bir çıkış deliği oluşturarak vücudu
terk eder. Bitişik atış mesafesinden kafaya isabet eden yüksek enerjili harp
silahları mermileri kafatasında infilak gibi bir patlamaya neden olurlar. Bu
tür yaralanmalarda giriş ve çıkış deliği ayırımı pek mümkün değildir. Gerek
giriş deliğinin, gerek trajenin, gerekse çıkış deliğinin dikkatli incelemeleri
ile olayla ilgili önemli bilgiler edinmek mümkündür. Örneğin; kafatasındaki
giriş deliklerinin etrafında genellikle ışınsal tarzda etrafa yayılan lineer
fraktürler görülür. Kafaya birden fazla merminin isabet ettiği vakalarda bu
kırıklardan yararlanarak hangi merminin daha önce kafatasına girdiğini tespit
etmek mümkündür. Sonra giren merminin oluşturduğu radiyal kırık hatları bir
önceki merminin oluşturduğu kırık hatlarında veya delikte sonlanır.
Ateşli
silah yaralanmaları ister kaza, ister intihar, isterse cinayet orijinli olsun
adli olgulardır. Ölümle sonuçlanan ateşli silah yaralanmalarında asla ölü
muayenesi ile yetinmemek, mutlaka
OTOPSİ yapmak gerekir.
GİRİŞ DELİĞİ :
Ateşli silah mermi çekirdeği vücuda isabet ettiğinde büyük bir sıklıkla tek bir
giriş deliği oluşturur. Ancak bazı bölgelerden, örneğin koldan giriş-çıkış
yapıp vücuda ikinci bir giriş de yapabilir. Olay yerinde tek bir mermi
kovanının bulunduğu, ancak vücutta iki adet giriş deliği bulunan vakalarda özellikle
şahsın yaralanma anındaki pozisyonu da önem kazanır. Duvarın önünde duran bir
kişide mermi önden girip arkadan çıktıktan sonra duvardan sekerek sırta ikinci
bir giriş yapabilir. Eğilmiş, oturmuş veya büzüşmüş durumda bulunan bir kişide
veya yukarıda belirtilen bölgelere olan isabetlerde bir ateşli silah mermi
çekirdeğinin vücutta iki giriş deliği oluşturabileceği hatırlanmalıdır. Bazen
mermi çekirdekleri vücuda girmeden sadece teğet bir temas ile ciltte lineer
sıyrıklar veya laserasyonlar oluşturabilir.
Vücuda
dik açı ile isabet eden mermi çekirdekleri yuvarlak şekilli giriş deliği
oluşturur. Ancak hemen altında kemik doku bulunan saçlı deri gibi bölgelerdeki
bitişik atışlarda, oluşan giriş deliği yırtık şeklinde yıldızvari görünümdedir
(Resim 28). Altında kemik doku bulunan alanlardan
ciltaltına giren gazlar yumuşak dokuları etrafa itip genişleyeceği bir ortam
olmadığından kemiğe çarparak geri döner. Bu etkiyle ciltaltında kubbe gibi bir
oluşum meydana gelir ve giriş deliği cildi, dışa doğru yırtılarak yıldızvari
bir görünüm alır.
Vücuda
oblik olarak dar açıyla isabet eden mermi çekirdeğinin oluşturduğu giriş deliği
ise oval şekilli olur. Merminin vücuda giriş açısı daraldıkça giriş deliğinin
boyu da uzar. Bazen mermi havada yol alırken sağa sola sallanabilir, yalpa
yapabilir veya takla atarak ilerleyebilir. İşte bu tür anstabil bir hareket
halindeki mermi yan veya dip tarafıyla vücuda girebilir. Böyle hallerde giriş
deliği de düzensiz olur. Bu tür giriş deliklerinin başka bir aletle meydana
gelmiş laserasyonlardan ayırt edilmesinde güçlükler de olabilir. Uzak atış
mesafelerinden yapılan atışlarda mermi cilde isabet ettiğinde cilt gerilir.
Mermi geçtikten sonra ise cilt elastik olarak eski halini alma meylindedir. Bu
nedenle giriş deliğinin çapı da genellikle mermi kalibresinden daha küçük olur.
Çok uzak mesafelerden yapılan atışlarda mermi vücuda ulaştığında kinetik
enerjisi çok azaldığından, özellikle vücudun esnek olan cilt bölgelerine isabet
ettiğinde giriş deliği, delici veya kesici bir alet yarasını andırır tarzda
çizgi şeklinde oluşabilir.
Ateşli
silahın namlusundan mermi dışında alev, sıcak gazlar ve duman ile yanmış ve
yanmamış barut artıkları da çıkar. Mermi vücuda girerken ısı ve sürtünmenin
etkisiyle ciltte bir sıyrık oluşturur. Bu sıyrık bölgesi koyu kahverengi-esmer
bir renk alır. İşte bu lezyona kontüzyon halkası veya vurma izi halkası
denir (Resim 29). Kontüzyon halkası giriş
deliğinin hemen etrafındadır. Pıhtılaşmış kan lekelerini kontüzyon halkasıyla
karıştırmamak gerekir. Kontüzyon halkası silmekle kaybolmaz.
Kontüzyon
halkası ile giriş deliği arasında milimetre ile ifade edilebilecek kadar dar
bir alanda, mermi üzerindeki yağ, pas ve kirin bulaşmasıyla bir zon daha
oluşur. Bu alana da silinti şeridi halkası ismi verilir. Silinti şeridinin
giriş deliği etrafındaki şekli de aynı vurma halkasında olduğu gibi atış
istikametine bağlı olarak oluşur.
Namlunun
cilde sıkıca bastırıldığı bitişik atışlarda ciltaltına giren gazların dokularda
yaptığı genişleme ile cilt, namlu ağzına doğru itilir. Böylece giriş deliğinin
etrafında namlu ağzının şekline uyar tarzda bir iz oluşabilir. Buna stampa
izi denilir.
Giriş
deliğinin etrafındaki ve altındaki miyoglobin ve hemoglobinler tarafından
karbonmonoksidin absorbe edilmesiyle, giriş deliği etrafında hiperemik bir
areola görülebilir. Giriş deliği ile temas halindeki kan damarlarının
harabiyeti neticesinde nadir de olsa giriş deliği etrafında ekimoz oluşabilir.
Eğer varsa ekimoz genellikle asimetriktir.
Namlunun
cilde sıkıca bastırıldığı bitişik atışlarda namludan çıkan sıcak gazlar, barut
artıkları ve duman ciltaltına girer. Bu nedenle genellikle ciltte yanma,
islenme ve tatuaj görülmez. Ancak namlunun cilde sıkı bastırılmadığı durumlarda
ve namlu ile cilt arasında birkaç santimetre bulunan bitişiğe yakın atışlarda,
namlunun geri tepmesi sırasında bu is ve gazların bir kısmı ciltten etrafa
yayılıp hemen giriş deliği etrafında az miktarda da olsa yanık ve islenme
yapabilirler.
Cilde
bitişik olarak yapılan atışlarda ciltaltına giren sıcak gazların yumuşak dokuyu
etrafa itmesiyle ciltaltında bir boşluk oluşur. Bu boşluğa "Maden Boşluğu" ismi
verilir. Maden boşluğunda yanmış ve yanmamış barut artıkları bulunur. Ayrıca
alevin meydana getirdiği yanık ve duman isinin boyamasıyla ciltaltındaki doku
ve kaslar siyah, lime lime görünümdedir.
Birkaç
santimetreye kadar olan mesafelerden yapılan atışlarda genellikle kıllarda
kavrulma şeklinde yanık görülür. Eğer kıllarda böyle bir yanık olmazsa;
keratinin alev etkisiyle eriyip tekrardan küçük bir damlacık şeklinde
katılaşması sonucu kıllarda bir araya toplanma görülebilir.
Yakın
mesafeden yapılan atışlarda, akkor halindeki yanmış barut taneciklerin yaptığı
küçük yanıklar ile yanmamış barut artıkları giriş deliğinin etrafında ciltte
dövme gibi bir iz oluştururlar. Buna tatuaj denir (Resim 30). Yakın atışlarda mermi veya namluya ait çelik
ve kurşun gibi metal fragmanlar da cilde saplanabilir. Tatuaj barutun cinsine
göre değişik renklerde ve parlak görünümde olabilir. Siyah barut kullanılan
mermilerde tatuaj çıplak gözle rahatlıkla görülebilirken, dumansız barutun
kullanıldığı mermi tatuajlarını görebilmek için büyüteç gerekebilir. Barut
artıklarının namludan çıktıktan sonra ulaşabileceği mesafe namlu boyuna,
merminin kalibresine ve barut yüküne bağlı olarak değişir. Genel olarak kalibre
arttıkça barutun ulaşabileceği mesafe de artar.
Giriş
deliği etrafındaki duman isi ıslak bezle silinebilir ancak tatuaj ve metal
parçacıkları silinmekle kaybolmaz. Barut artıklarının kriminolojik incelenmesi
çok önemlidir. İnceleme yara yıkanmadan yapılmalıdır. Eğer kriminolog yoksa
otopsiyi yapan hekim bu bölgeden ıslak bir bezle sürüntü almalı daha da iyisi
giriş deliği etrafındaki cildi keserek hiçbir fiksatöre koymadan incelemeye
göndermelidir.
TRAJE : Merminin
vücutta seyrettiği yoldur. Sadece yumuşak doku harabiyetinin oluştuğu
yaralanmalarda giriş ve çıkış deliklerini birleştiren bir hat şeklindedir.
Ancak vücut içinde kemik gibi sert yapılara çarparak yön değiştiren mermilerin
trajesi düzensiz olur. Bitişik atış ve yakın atışın alt sınırındaki
mesafelerden yapılan atışlarda trajenin başlangıç kısmında karbonmonoksit
bulunur. Karbonmonoksit bulunan dokuya çinko klorür damlatıldığında kırmızı bir
renk oluşur.
Trajede
organ ve dokulardaki lezyoların etrafında ekimoz vardır. Bu ekimoz yaralanmanın
canlı iken meydana geldiğini gösterir. Ölüde oluşturulan ateşli silah
yaralanmalarında traje etrafında ekimoz oluşmaz.
ÇIKIŞ DELİĞİ :
Vücuda isabet eden mermi çekirdekleri ya vücutta kalırlar ya da bir çıkış
deliği oluşturarak vücudu terk ederler. Yüksek hızlı mermi çekirdekleri kemik
bir yapıya çarpmadıkları sürece genellikle vücuttan çıkarlar. Kinetik
enerjisinin tamamını çarptığı dokulara aktarması için vücuda çarptığında
parçalanma özelliğinde imal edilmiş olan mermiler vücut içinde kalabilirler.
Vücut içinde kalan mermi çekirdeklerinin lokalizasyonları radyografilerle, daha
da iyisi skopi ile tespit edilmelidir.
Mermi
çekirdekleri vücuda girdikten sonra bir süre ciltaltında seyredip esas giriş
deliğinden daha uzak bir yerden derin dokulara girebilir. Ağız, burun ve kulak
delikleri ile aksiller çukurlar gibi ilk bakışta gözden kaçabilecek bölgeler
giriş ve çıkış delikleri yönünden özellikle incelenmelidir.
Çıkış
deliğinin etrafında kontüzyon halkası, alev yanığı, duman isi ve tatuaj yoktur.
Çıkış
deliği klasik olarak yara dudakları dışa doğru olan bir yırtık şeklindedir.
Cildin arkasında bir destek dokusu bulunmadığından çıkış deliğinin yara
dudakları dışa doğru olur. Bitişik atışlarda çıkış deliği genellikle giriş
deliğinden daha küçük, yakın ve uzak mesafelerden yapılan atışlarda ise çıkış
deliği giriş deliğine göre daha geniştir.
Merminin
çarpması sonucu kemikte oluşan fragmanlar ciltte sekonder çıkış delikleri
oluşturarak vücudu terk edebilirler. Bu delikler yanlışlıkla laserasyon veya
kesici-delici bir alet yarası olarak değerlendirilmemelidir.
YARALANMANIN ORİJİNİ:
Ateşli silah yaralanmaları kaza, cinayet veya intihar orijinli olabilirler. Bu
saptama olay yeri incelemesi ve yara özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi
ile yapılır.
Bitişik
atışlarda deri parçaları, saç, kan ve yağ dokusu parçaları muhtemelen bir vakum
etkisiyle silahın namlusunun içine girebilir. Ayrıca sıçrayan bu kan ve doku
parçaları silahı ateşleyen kişinin elinde de görülebilir. Atışı yapan kişinin
elinde saptanabilecek bir diğer bulgu da barut artıklarıdır. Bu yüzden intihar
düşünülen bitişik atışlarda mağdurun özellikle dominant eli bu özellikler
yönünden incelenmelidir.
ATIŞ YÖNÜNÜN
(İSTİKAMETİNİN) TAYİNİ: Giriş deliğinin, giriş
deliği etrafındaki kontüzyon halkasının ve eğer varsa tatuajın şekilleri
değerlendirilerek merminin vücuda isabet ediş yönünü belirlemek mümkün olmakla
birlikte bu verilerle atışın yönünü belirlemek sakıncalıdır.
Atış
istikametini belirlemede kullanılabilecek bir diğer kriter de giriş ve çıkış
deliklerini birleştiren hat, yani trajedir. Ancak bu özellik değerlendirilirken
iki önemli husus hatırlanmalıdır. Birincisi; vücutta kemik veya sert dokulara
çarpan mermi çekirdeği istikametini değiştirmiş olabilir. İkinci önemli nokta
da şahsın yaralanma anındaki pozisyonudur. Sırtındaki çıkış deliğine göre daha
yukarı hizada ve vücudunun ön tarafında bir giriş deliği bulunan şahsın,
yukarıdan aşağı istikamette vurulduğundan başka öne doğru eğilmiş pozisyonda yaralanmış
olabileceği de değerlendirilmelidir. Bitişik atışlarda istikamet ancak traje
ile tayin edilebilir.
Giriş
ve çıkışı kafatasında olan ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmalarında,
harici muayene ile giriş ve çıkış deliklerinin ayırımı dolayısı ile atış
istikametinin tayini tecrübeli adli tıp uzmanları için bile pek kolay değildir.
Kesin ayırım ancak otopsi yaparak kafa kemiklerinin incelenmesi ile mümkündür.
Kafatasına isabet eden mermi çekirdekleri kafatası kemiklerinin dış tabulasında
kenarları düzenli bir delik oluşturarak kafa içine girerler. İç tabulada oluşan
kırık ise dış tabuladakine göre daha geniş ve içe doğrudur. Böylece giriş
deliği, geniş tarafı içte olan bir koni şeklinde oluşur. Kafatasındaki çıkış
deliğinde ise iç tabulada küçük ve düzgün bir delik, dış tabulada da dışa doğru
ve içtekine göre daha geniş bir kırık oluşur. Böylece çıkış deliğinin görünümü
geniş tarafı dışta olan bir koni şeklinde olur.
ATIŞ MESAFESİ TAYİNİ :
Ateşli silah atış mesafeleri bitişik, yakın ve uzak olmak üzere başlıca üç
kategoride incelenir. Cilt ile namlu ağzı arasındaki mesafenin 0-3 cm. olduğu
atışlar genel olarak bitişik atış olarak adlandırılır. Ancak namlu ağzının
cilde tamamen dayalı olduğu atışları bitişik, cilt ile namlu ağzı arasında az
da olsa 3 cm.'ye kadar bir mesafenin bulunduğu atışları bitişiğe yakın atış
olarak sınıflamak daha doğrudur. Zira; bitişik atışlarda ciltaltında
"Maden Boşluğu”nda görülen bulgular, bitişiğe yakın atışlarda hem
ciltaltında hem de ciltte oluşabilmektedir. Yakın atış kısa namlulu silahlar
için 3-(30-45) cm'den, uzun namlulu silahlar için ise 3-(75-100) cm. mesafeden
yapılan atışlardır. Yakın atışın üst sınırından daha uzak, bir başka ifadeyle
ciltte herhangi bir atış artığı bırakmayacak mesafeden yapılan atışlara da uzak
atış denir.
Ateşli
silah yaralanmalarında tespit edilmesi gereken önemli kriterlerden biri olan
atış mesafesi, yara özelliklerine veya yaralanma giysili bölgede ise
giysilerdeki değişimlere göre yapılan bir saptamadır. Yakın atışın alt
sınırındaki mesafelerden yapılan atışlarda giriş deliği etrafında tatuaj ile
birlikte yukarıda yakın atış için belirtilen diğer cilt özellikleri de bulunur.
Yakın atışın üst sınırındaki mesafelerden yapılan atışlarda ise sadece tatuaj
görülür. Barut artıkları ise kısa namlulu silah atışlarında 30-45 cm. ye kadar
ulaşabilir. Bunlar yaklaşık mesafelerdir ve uzun namlulu silahlarda bu
mesafeler kısa namlulu silah atışlarının yaklaşık iki katıdır. Barut
artıklarının ulaşacağı mesafe namlu uzunluğuna bağlıdır. Kısa namlulu silahlar
için genel bir kural olarak bu mesafe namlu uzunluğunun iki katı olarak kabul
edilir. Atış mesafelerine göre tespit edilecek bulgular şu şekildedir:
Cilde
silahı sıkıca bastırarak yapılan bitişik atışlarda giriş deliğinin etrafında
kontüzyon halkasından başka sıklıkla stampa izi de görülür. Lezyon etrafında
hiperemi ve ekimoz izlenebilir. Ciltte duman isi, alev yanığı ve tatuaj yoktur.
Bazı vakalarda çok hafif olarak ciltte de görülebilen duman isi, alev yanığı ve
tatuaj esasen ciltaltında izlenir (Maden Boşluğu). Dokularda karbonmonoksit
bulunur.
15
cm. den daha az mesafeden yapılan yakın atışlarda giriş deliğinin etrafında
kontüzyon halkası ile beraber duman isi (kullanılan mermiye bağlı olarak),
ciltte alev yanığı, kıllarda yanma ve tatuaj görülür. Dokularda az miktarlarda
karbonmonoksit bulunabilir.
15-30
cm. mesafeden yapılan yakın atışlarda giriş deliğinin etrafında kontüzyon
halkasından başka tatuaj (silahın namlu uzunluğuna bağlı olarak) görülür.
Ciltte duman isine de rastlanabilir. Ancak ciltte alev yanığı ve dokuda
karbonmonoksit yoktur.
40-60 cm. nin üzerindeki uzak mesafelerden yapılan atışlarda ise giriş deliği etrafında kontüzyon halkasından başka dum