TTB-KIZILAY İŞBİRLİĞİ PROTOKOLU ve PAKİSTAN
DEPREMİ YARDIM ÇALIŞMALARI KAPSAMNDA 14 – 25 KASIM 2005 TARİHLERİ ARASINDA
PAKİSTANDA YÜRÜTÜLEN TTB EKİBİ ÇALIŞMALARINA İLİŞKİN RAPOR
TÜRK TABİPLERİ
BİRLİĞİ
Hazırlayanlar
Dr.Ali Osman Karababa
Dr.Serdar İskit
ÖNSÖZ
Beklenmekte olan İstanbul Depremi…
Gerekeni yaptık mı?
8 Kasım
2005’te Pakistan’ın Keşmir Bölgesi’nde büyük kayıplara neden olan deprem…
Orada kimse var mı?
17 Ağustos
ve 12 Kasım 1999 depremleri…
Yaptık
mı gerekeni?
Yitirmemek
için canları, “keşke” dememek için seferber edilmeli birikimler, diri tutulmalı
sorular, hazırlıklar…
Afetler
geldiğinde kolay olmuyor üstesinden gelmek, acılarla baş etmek.
Farkında
olarak, birlikte yapalım gerekenleri…
TÜRK TABİPLERİ
BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ
GİRİŞ
Türk Tabipleri Birliği (TTB),
olağandışı durumlarda sunulan sağlık hizmetlerini izlemeyi ve gereğinde
danışmanlık sağlamayı etkinlik alanları içinde saymakta, toplum sağlığı ve
mesleki etkinlik alanındaki sorumlulukları kapsamında olağandışı durumlarda
sağlık hizmetlerine ilişkin çalışmalar yürütmektedir. 1990 yılında gerçekleşen
Körfez savaşı sonucunda Kuzey Irak’tan ülkemize göç eden sığınmacıların
oluşturduğu olağandışı durum, bu alandaki etkinliklerin başlangıcını
oluşturmuştur. 1991’de düzenlenen “Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetlerinin
Organizasyonu” eğitimiyle başlayan çalışmalar, günümüzde eğitimin yanı sıra
yayın, olağandışı durumlara hazırlık, olağandışı durumları değerlendirme ve müdahale
başlıklarını da kapsayan biçimde sürdürülmektedir. Marmara ve Düzce depremleri
sonrasında daha kapsamlı bir yapılanma gereksinimi üzerine, çalışmalar, 18 Aralık
1999’da oluşturulan TTB Olağandışı
Durumlarda Sağlık Hizmetleri Kolu (TTB-ODSH) ve Odalarda komisyonlar
aracılığıyla yürütülmeye başlanmıştır.
Ülkemiz
için olağandışı durumlar açısından bir dönüm noktası olan 1999 yılı Marmara
Depremi’nde, TTB bölgede kurduğu üç koordinasyon merkezinde, eğiticileri ve gönüllü
üyeleriyle sürece müdahil olarak hizmet üretmiş ve burada kazandığı deneyimleri ve
birikimini eğitim programının geliştirilmesinde kullanmıştır. Hazırladığı
raporlar ile (17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 Depremleri Sonrasında Geçici Yerleşim
Alanlarında Yaşayanların Sağlık Hizmetlerini Kullanımının Değerlendirilmesi –
2001) izlem ve değerlendirmelerine devam eden örgütümüz bilgi birikimini, alan
deneyimleri ile birleştirme olanağına kavuşmuştur.
Kazanılan
bu birikimler ile, eğiticilerimiz tarafından “Olağan Dışı Durumlarda Sağlık
Hizmetleri – Sağlık Çalışanının El Kitabı” hazırlanmış, 2002 yılında da
bu kitabın genişletilmiş yeni baskısı yapılmıştır. Konuya yönelik iki kitabın
da çevirisi yapılarak bu alanda çalışanların kullanımına sunulmuştur.
Bugün,
Türk Tabipleri Birliği’nin 1990’lı yılların başından beri sürdürmekte olduğu
olağandışı durumlarda sağlık hizmetleri çalışmalarında yeni bir aşamaya
gelinmiştir. Kızılay ile imzalanan işbirliği protokolü ile bu alanda yeni
etkinliklere olanak tanıyan bir çerçeve oluşturulmaktadır. İşbirliği protokolü
süreci, Güney Asya’da geçtiğimiz yıl meydana gelen Tsunami felaketi sonrasında,
ODSH Kolu üyelerinden Dr. Özlem Sarıkaya’nın, İstanbul Tabip Odası aracılığı
ile Kızılay için bölgede bir değerlendirme çalışmasına katılması ile
başlamıştır. Olağan dışı durumlara hazırlık ve olağan dışı durum sonrası
verilen hizmetlerin etkinliğini artırmak amacı ile, Türkiye Kızılay Derneği’nin
bu alanda hizmet veren demokratik kitle örgütleri ile işbirliği yapma isteği
doğrultusunda, TTB’ye çağrı yapması ile somutlanan bu deneyim sonrası, beklenmekte
olan İstanbul Depremi’ne hazırlık çalışmaları süreci de göz önünde
bulundurularak Kızılay’ın TTB ile bu alanda işbirliği yapma yönündeki isteği
olumlu karşılanmış ve yapılan görüşmeler sonucunda 11 Haziran 2005 tarihinde “Ulusal
ve Uluslar Arası Afet Yönetiminde Türk Sivil Toplum Kuruluşları İşbirliği
Protokolu” başlıklı bir protokol imzalanmıştır.
8 Ekim
2005 tarihinde
Pakistanın Keşmir Bölgesi’nde meydana gelen ve büyük
kayıplara neden olan deprem sonrasında TTB Merkez Konseyi ulusal ve uluslar arası
kuruluşlar ile temasa geçerek deneyim ve birkimini aktararak yürütülecek çalışmalara
katkı koymaya hazır olduğunu ifade etmiştir. Bu kapsamda Dünya Tabipler Birliği,
Sağlık Bakanlığı, Kızılay temasa geçen kuruluşlar arasında başı çekmektedir.
İşbirliği protokolü kapsamında Kızılay üst düzey yetkilileri ile toplantılar gerçekleştirilmiş
(Genel Başkan Vekili, Kızılay Genel Müdürü), durum değerlendirmesi yapılarak yürütülecek
ortak faaliyetlerin kapsam ve biçiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kızılay bölgede
yardım çalışmalarına başlayarak Muzafferabad kentinde bir sahra hastanesi kurmuş,
sağlık hizmeti sunumuna başlamış ve 18 Ekim 2005 tarihinde bu hastanede çalıştırılmak
üzere ağırıklı olarak cerrahi branşlardan olmak üzere TTB’den gönüllü hekim
talebinde bulunmuştur. TTB’nin odalar aracılığı ile bu çağrıyı hekimlere
iletmesini takiben birkaç gün içinde yüze
yakın hekim gönüllü olarak TTB Merkez Konseyi’ne ve odalara başvurmuştur.
Yapılan
değerlendirmeler ve görüşmelerde deprem bölgesinde gerek Sahra Hastanesi’nin
ihtiyaçlarının, gerekse de hem uzamış akut dönemde ve orta dönemde (başta koruyucu
sağlık hizmetleri olmak üzere), sağlık hizmetlerinin planlanması ve yerel sağlık
hizmetlerinin yeniden yapılandırılmasına ışık tutacak bir değerlendirme için
bölgeye bir TTB heyetinin gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Bu heyette TTB adına
TTB Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Kol Yürütme Kurulu üyeleri Dr.Ali
Osman Karababa ve Dr.Serdar İskit yer almış
ve yapılan ön hazırlık sonrası heyet, 14
Kasım 2005 tarihinde Ankara’dan Kızılay’ın bölgeye göndereceği üç kişilik
ekibiyle birlikte İstanbul-Keşmir-İslamabad üzerinden Muzafferabad’a hareket etmiştir.
TTB HEYETİ PAKİSTAN
FAALİYETLERİ
TTB
heyetinin deprem bölgesinde yürütütüğü çalışmalar, Kızılay ekiplerinin çalışma
programına paralel olarak Kızılay ekipleriyle birlikte İslamabad, Muzafferabad,
Balakot ve Bagh kentlerinde gerçekleştirilmiştir. Süre sınırlılığı, araç
yetersizliği gibi nedenlerle yukarda belirtilen yerleşim yerleri dışına çıkılamamıştır.
Değerlendirmelerde kişisel gözlemler, yörede yaşayan insanlar, DSÖ temsilcileri,
Pakistan Sağlık Bakanlığı ve Ordusu yetkilileri,
Kızılay çalışanları ve diğer STK çalışanlarıyla yapılan görüşmelerden
yararlanılmıştır.
Muzaferabad
bölgesinde Kızılay tarafından organize edilen sağlık hizmetlerinin kordinasyonuna
katkı ve danışmanlık sunulması amacı ile bölgeye giden TTB ekibinin 15-22 Kasım
2005 tarihleri arasında bölgede yaptığı gözlemler ve 23 Kasım 2005’de Pakistan
Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle yaptığı görüşmeler sonucunda, bu değerlendirme
raporu hazırlanmıştır.
DURUM SAPTAMASI
1.
Bölgenin özellikleri
778
720 kilometrekarelik bir alandan yaşayan 162 419 946 kişiden (2005 yılı verilerine göre)
oluşan Pakistan İslam Cumhuriyeti 1947 yılında kurulmuştur ve Başkenti İslamabad’dır.
1999 yılından buyana Devlet Başkanı General Pervez Müşerref’tir. Karar organı
ağırlığı askerlerin oluşturduğu Güvenlik Konseyi’dir. Yürütme organı hükümet
ise çoğunlukla sivil teknokratlardan oluşmaktadır.
Pakistan
İngiliz sömürgesi olan Hindistan’dan ayrıldığında, Keşmir Prensliği tarafsız
kalmış ancak halkın bir bölümünün Pakistan’a katılma amacıyla ayaklanması
üzerine Hindistan’a katılma kararı almıştır. Bu kararı tanımayan Pakistan,
Keşmir’in batı bölümünü kendi sınırlarına katmış, Doğu Keşmir ise Hindistan
sınırları içinde yer almıştır. Bu ayrılış üzerine iki ülke arasında bugüne
kadar süren sınır tartışmaları ve buna bağlı sınır çatışmaları
yaşanagelmiştir.
Keşmir
Bölgesi Pakistan sınırları içinde yer almasına karşın “Azad Jamu & Kashmir”
adıyla anılmaktadır ve Hindistan sınırları içinde bulunan Doğu Keşmir ile
birleşerek ayrı bir devlet olma çabasındadır. Batı Keşmir’in girişi kabul edilen
Cellum Nehri üzerindeki köprüde, başkenti olan Muzafferabad caddelerinde bu çabanın
somut izlerini duvar afişlerinde görme olanağı vardır. Bu olayların bilinmesi
Keşmir Bölgesindeki geri kalmışlığın, hizmet eksikliğinin anlaşılmasına
yardımcı olmaktadır.
Keşmir
Bölgesi İndus Nehri’nin kolları olan Nilum ve Celum nehirleriyle bunlara katılan
diğer akarsuların oluşturduğu derin vadilerden ve yüksek dağlardan oluşan çok zor
bir coğrafyada yer almaktadır. Bölgede yerleşim için kullanılabilecek alan çok sınırlı
olup Muzafferabad başta olmak üzere Balakot, Bagh vb. büyük yerleşim yerleri bu
alanlarda kurulmuştur. Diğer küçük yerleşimler ve köyler vadilerdeki çok dar
alanlarda ve özellikle yüksek dağların yamaçlarında çok dağınık olarak
konuşlanmıştır. Bunların dışında ise vadi tabanlarından dağların tepelerine
kadar tek tek konuşlanmış çok sayıda ev ve buralarda dağınık biçimde yaşayan
aileler bulunmaktadır. Bölgede çok sınırlı alanlarda gerçekleştirilen tarım ve
hayvancılık toplumun geçimini sağlamaktadır.
Bölgenin
yukarda bahsedilen siyasal ve coğrafi özelikleri deprem öncesi dönemde hizmet
götürülmesinin önündeki engeller olarak belirtilebilir. Ancak bu özellikler ve
bölge insanlarının gündelik yaşam alışkanlıkları deprem sonrasında hizmetlerin
ve yardımların ulaştırılmasında da çok büyük kısıtlılıklar yaratmaktadır.
Bölgenin
zor coğrafyası ulaşımın sağlanmasında ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Örneğin
120 kilometre olan İslamabad Muzafferabad arası karayolu, heyetin bölgeye gidişi
sırasında yol koşullarının iyi olmasına karşın ancak 4 saatta alınabilmiştir. Bölgedeki
diğer yolların koşullarının daha kötü olduğu, bir bölümünün heyelan nedeniyle
sık sık kapandığı ve bölgede nüfusun önemli bir bölümünün yaşadığı dik
yamaçlardaki yerleşimlere ulaşımı sağlayacak araç yolu olmadığı göz önünde
bulundurulduğunda durumun güçlüğü daha kolay anlaşılmaktadır. Bütün bu
güçlüklerin üzerine heyetin bölgede bulunduğu zaman dilimine yakın bir dönemde başlaması
beklenmekte olan kar yağışının ulaşımın bazı alanlarda zorlanmasına bazı
alanlarda ise durmasına neden olacağı belirtilmektedir.
Bölgede
yoğun bir nüfus hareketliliğinin (kışın kentlere çalışmaya giden ve yazın dönen
hareketli bir nüfus) var olduğu bu nedenle doğru demografik verilere ulaşmanın
olanaksızlığı, verilerin genelde tahmini olduğu belirtilmektedir.
2.
Deprem
Pakistan
depremi 8 Ekim 2005 tarihinde yerel saatla 08.50’de Keşmir Bölgesi’nde başkent
Muzafferabad yakınlarında meydana gelmiş, aletsel büyüklüğü 7.6 olarak ve depremin
etkilediği alan yaklaşık 30 bin kilometrekare, nüfus yaklaşık 3.5 milyon kişi
olarak bildirilmiştir. Uydu verilerine göre depremin merkezinden başlayan 50 kilometre
yarıçaplı alanda 2.2 milyon kişinin yaşadığı öngörülmektedir. Bu belirsizlikler
nedeniyle doğru verilere ulaşmak olanaksız görünmektedir.
Depremden
en çok Balakot, Muzafferabad ve Bagh kentlerinin etkilendiği belirtilmektedir.
3. Temel Gereksinimler
Bölgenin
coğrafi ve yerleşke özellikleri nedeni ile yıkımın çok büyük olduğu afet bölgesinde,
inceleme sırasında azımsanamayacak sayıda ulaşılmamış yerleşim yerleri ve
depremzedeler bulunduğu gözlenmiştir. Kasım ayı sonu itibari ile 400.000 kişinin
acil yardım gereksiniminin karşılanmadığı belirtilmiştir.
3.1. Barınma
İnceleme
yapılan yerleşim yerlerinden Keşmir bölgesinin başkenti olan Muzafferabad merkezinde
yıkılmış bina oranının %60’ların üzerinde olduğu, Balakot’da yıkımın %100,
Bagh’da ise %80 civarında bildirildiği saptanmıştır. Depremden sonra 40 günden
fazla zaman geçmiş olmasına karşın, enkaz kaldırma çalışmalarının Muzafferabad
şehir merkezinde bile inceleme sırasında başlamamış olduğu görülmüştür.
Bölgenin coğrafi durumu ve olağan koşullarda da alt yapısı iyi olmayan yolların
deprem sonrası ciddi hasar görmüş olması nedenleri ile, büyük yerleşim yerleri
dışında kalan küçük yerleşim yerleri inceleme kapsamına alın(a)mıştır. Ancak
resmi kaynaklardan bazı köylerde %100 olan bina kaybının, kırsal alanda ortalama
olarak %80 civarında olduğu öğrenilmiştir. Barınma gereksinimine yönelik olarak, değişik
kaynaklardan elde edilen çadır ve benzeri malzemeler kullanılarak geçici barınma
yerleri oluşturulduğu gözlenmiştir. Bölgedeki geçici barınma yerlerinin kesin
sayısı bilinmemektedir. İnceleme yapılan bölgedeki geçici barınma yerlerinin
önemli bir bölümünün yer seçimi ve düzenlenmesi DSÖ kriterlerine uygun değildir.
Bu anlamda, çadırlar belirli bir düzen gözetilerek, güvenlik için aralarına belirli
mesafeler konularak ve güvenlik önlemleri gözetilerek kurulmamıştır. Kurulan çadırlar,
yaklaşmakta olan kış mevsimi düşünüldüğünde depremzedelerin sağlıklı yaşama
ve korunma şartlarını sağlayacak kalitede değildir.
İnceleme yapılan geçici yerleşim
alanları
İslamabad
Çadır Kenti
Depremden
etkilenmemiş bir saha olan başkent İslamabad’da, şehir dışından getirilen
afetzedelerin barındırılması amacı ile kurulan ve Pakistan Devleti’nin
denetimindeki çadırkentte yaklaşık 4000 kişi yaşamaktaydı. Çadırkent farklı
örgütlerin hizmet verdiği birbirinden ayrılmış birimlerden oluşmaktaydı. Kızılay’ın sorumluluğundaki alanda çadır sayısı 90,
barınan kişi sayısı 915 idi. Çadırların
kurulduğu alan hafif eğimli, kenarlara ve çadır önlerine su arkları açılmıştı.
Kullanılan çadırlar beş direkli, çift tenteli, yağışlı ve soğuk havaya uygun,
çift tabanlı izolasyonu olan kışlık çadırlardı. Çadırlar ikili sıralar halinde,
aralarında yanlarda 2 metre, arka koridorda yaklaşık 4 m, ikili sıralar arasında 10
metreden fazla genişlikte çamura karşı stablize yapılmış yollar vardı. Çadırların
aydınlanması bataryalı ışıldaklar ile sağlanmıştı. Isınma için ise sıvı
yakıt ile çalışan yerel bir ocak (kuzine) kullanılıyordu. Kuzinelerin çadır
dışına taşınması konusunda yerel adetler doğrultusunda toprak ve tuğladan
fırınlar yapmaları teşvik ediliyordu. Isınma için henüz önlem alınmamış görünüyordu.
Çevredeki diğer çadırlar ile birlikte yaklaşık 200 çadır için 25 kadar tuvalet
vardı. Birbirine bitişik yarı kapalı kabin tarzında yapılan tuvaletlerde erkek
kadın ayırımı yapılmış, içinde alaturka tuvalet taşı ve musluk sistemi mevcuttu.
Tuvalet temizliği yapılmıyordu (inceleme sırasında kamp içi iş bölümünün olmadığı
izlenmiştir). Kızılay çadırlarının hemen altında kot farkı olup yerleşim çadırı
kurulmasına uygun olmayan bir alana kurulan çadırlar Pakistan Devleti tarafından sökülerek
bu alan Kızılay’a tahsis edilmişti. Kızılay bu alanın su basması riski olması
nedeni ile buranın zeminini yükselterek mutfak ve sosyal tesis kurmayı hedeflemekteydi.
Ayrıca 40 adet portatif tuvalet sistemi kampın geri kalanından ayrı şekilde Kızılay
tarafından yapılması planlanmaktaydı. Elektrik yoktu, ortam çok tozlu, arada sulama
yapılarak bunun önüne geçilmeye çalışılsa da tozun etkileri rahatça
gözlenebiliyordu.
Kamp
içi atık alanları belirlenmiş, atıkların uzaklaştırılması traktörlerle yapılmaktaydı.
Su gereksinmesini karşılamak için iki adet 200’er tonluk galvanizli su deposu inşa
edilmek üzere, dağıtım için çadırlar arasında su şebekesi sistemi döşenerek iki
ayrı noktadan dağıtım planlanmaktaydı. İçme suyunun Kızılay-Kızılhaç
standartları doğrultusunda her gün düzenli olarak dağıtılmakta olduğu ve sadece bu
suyu tüketmeleri yönünde çalışmalar yapıldığı izlendi. Kullanma suyu şu an için
Pakistan Hükümeti tarafından yerleştirilen depolardan sağlanmakta, ancak depolar çadırlardan
100 m’den daha uzakta konuşlandırılmıştı. Kızılay’ın yapacağı depo ve
dağıtım şebekesi planı hayata geçtiğinde sorun olmayacak gibi görünmektedir.
Kızılay’ın
kontrolundaki alanda kayıt sisteminin bulunduğu belirtilmiştir. Çadırlar
numaralandırılmıştır, yönetici vardır, ancak henüz çadırkent sakinleri yönetimde
aktif görev almamaktadırlar.
Güvenlik,
Hükümet görevlileri tarafından sağlanımaktadır. Ancak tek görevli olması nedeni
ile Kızılay tarafında kamp içinden katılım sağlanarak güvenlik takımı
oluşturulmuş, nöbet sistemi vardı. Çevredeki diğer çadır bölümlerinde kaçırma
olayları yaşandığından bahsedilmekteydi.
Çadırkent
içerisinde ortak kulanım alanları (okul, sağlık kabini, toplu beslenme vb)
yaratılmamıştı. Eşini yitirmiş kadınların aynı çadırda birlikte kalmaları ve güvenlik
takımının onlara daha dikkatli davranmaları sağlanmıştı. Anne sütü kesilen
bebekler için mama sağlanmaktadır. Tedavi edici hizmetler açısından gereksinim
bildirildiğinde hastanelere sevk yapıldığı belirtildi (hükümet tarafından).
Muzafferabad
Şehir
merkezinde ve yakın çevresinde yirminin üzerinde çadır toplulukları tarzında geçici
yerleşim yerleri oluşturulduğu gözlenmekte idi. Bunlardan hiçbiri (Pakistan ordusu
tarafından kurulanlar dahil) uluslararası standartlara uygun değildi. Önemli bir
bölümü nehir yatağı içinde idi. Temiz su dağıtımı, mutfak, çadır malzemesi ve
düzeni yönlerinden tamamında büyük sorunlar olduğu gözlendi. Çadırkentlerin yönetimine
yönelik sisematik bir düzenleme de olmadığından deprem sonrası birinci ayın sonunda
çadırkent yerleşim alanları ve nüfusları konsunda bilgiye yeni ulaşılabilmişti.
Balakot
Balakot
merkezinde yine su yatağına düzensiz kurulmuş çadırlardan oluşan büyükçe bir
geçici yerleşim alanı vardı. Bunun dışında Muzafferabad-Mansela yolu üzerinde çok
sayıda bir kısmı göreceli düzenli çadır alanları mevcuttu.
Bagh
Çok
sayıda, büyüklü küçüklü düzensiz geçici yerleşim birimleri vardı. Ancak hiçbiri
DSÖ standrtlarına uygun değildi, bazıları ise henüz kullanılmamaktaydı. Ayrıca
birçok alanda birkaç çadırın birarada olduğu dağınık çadır gruplarının
varlığı gözlendi.
3.2. Su
Kasım
ayı sonu itibari ile Muzafferabad’da şehir suyu şebekesi iyileştirilerek
kullanılabilir hale getirilmişti. Dolayısı ile Muzafferabad’da içme ve kullanma
suyu sorunu çözülmüştü. Ancak, bölgenin geri kalan kısmında yeterli ve temiz içme-kullanma
suyuna ulaşma olasılığı henüz bulunmamaktaydı.
Balakot’da
İsveç
Kızılhaç’ına bağlı “Su Acil Müdahale Birimi (ERU)” tarafından kurulan su
arıtma istasyonu bulunmaktaydı. Bu su arıtma istasyonunun günlük su arıtım
kapasitesi 500 ton idi. İstasyon sorumluları koordinasyon sorunu nedeni ile arıtılan
suyun tamamının dağıtılamadığını belirttiler. İstasyonun yaklaşık 300 metre
uzağında var olan eski bir su deposunun tamir edilip temizlenerek arıtılan suyun bir bölümünün
bu depoya pompalandığı ve yakın çevresine buradan kurulan yeni ve kısa bir şebeke
aracılığı ile üç noktaya çeşme konduğu, ek olarak da tankerler ile dağıtım
yapılarak su ihtiyacının karşılanmaya çalışıldığı saptandı.
Bagh’da
ise uluslararası örgütlerin organize olduğu yerlerde su arıtma sistenmlerinden
yararlanılarak sınırlı alanlarda yaşayanlara güvenilr su sağlanmaktaydı. Yaygın
olan ise yörede yaşayanların yerel kaynaklardan su sağlamasıydı
Bölgede
kurulan arıtma sistemleri toplumun gereksinimini karşılayacak düzeyde değildir. Bu yüzden
bölgede suyla bulaşan ve su eksikliğine bağlı yetersiz hijyen koşulları sonucu
ortaya çıkabilecek hastalık riski yüksektir.
3.3. Sanitasyon
Bölge
yaşayanların olağan koşullardaki hijyen bilinci ve alışkanlıkları sosyoekonomik
sorunların da katkısı ile zaten yetersiz iken, afet sonrası bu durum daha da vahim bir
hal almıştı. Bölgede afet öncesinde de yüksek olan
uyuz prevalansının %70’e ulaştığı öğrenildi. Enkazların
hiçbiri henüz kaldırılmamış olduğunan bölgede çok yoğun tozluluk söz konusu
idi. Bu nedenle de solunum sistemi enfeksiyonları açısından önemli bir risk mevcuttu.
Bölgede sağlıklı tuvalet yoktu. Bölge halkının afet öncesinde de tuvalet kullanma
alışanlığının olmadığı öğrenildi. Afet öncesinde de olduğu üzere genelde açık
alanda uygun bulunan yerlerin bu amaçla kullanıldığı gözlendi. Bu nedenle de su, gıda
ve temasla bulaşan hastalık salgınlarının yaşanma riski yüksekti. Muzafferabad
merkezinde depremden ancak bir ay sonra düzenli atık toplanma ve imha faaliyetinin
başladığı öğrenildi. Balakot merkezinde ve Bagh’da ise atık sorunu halen devam
etmekte idi. Çok sınırlı bir alanda atıklarının bir bölümünün yakılarak yok
edildiği, bir bölümünün ise trakatörlerin arkasındaki römorklar ile toplandığı
görüldü. Oxfam bölgede su ve sanitasyon yönünde çok önemli çalışmalar yapmakta
idi ise de, düzenli geçici barınma alanlarının oluşturulamamış olması nedeni ile
atık ve sanitasyon sorununa düzenli bir müdahale olanaklı değildi.
4.
Sağlık hizmetleri
4.1. Yerel
organizasyon ve kaynakların durumu
Afet
öncesi özerk bir bölge olan Azad Jamu Keşmir bölgesinde tedavi edici sağlık
hizmetlerine yönelik bazı merkezlerde bölge hastanelerinin (100-150 yataklı), daha küçük
yerleşim yerlerinin bir bölümünde 50 yataklı hastanelerin bulunduğu; temel sağlık hizmetlerinin yürütülmesine
yönelik kırsal sağlık merkezleri ve temel sağlık hizmeti ünitelerinden oluşan bir
yapılanmanın mevcut olduğu öğrenildi. Depremde bunların büyük çoğunluğunun
binalarının tamamen yıkıldığı veya ağır hasar gördüğü ilgililerce belirtildi
. Bölgede önemli derecede hasarlanmış binasında hizmet verebilen tek hastane
Muzafferabad merkezinde bir üniversite hastanesi olan “Abbasi Hospital” idi. Sağlık
hizmeti sunanların da önemli kısmının hayatını kaybetmesi nedeni ile alt yapı ve
insan gücü açısından sağlık sistemi tümü ile çökmüştü. Bu nedenle bölge sağlık
hizmetleri açısından tümü ile dış kaynağa bağımlı durumda idi. Bölgede temel
sağlık hizmetleri açısından yapılabilen yalnızca gezici ekiplerle verilen
bağışıklama hizmeti idi.
4.2. Sağlık
hizmetlerinin eşgüdümü
Bölgede
yürütülmekte olan sağlık hizmetlerinin eşgüdümü genel olarak ilk bir aydan sonra
Pakistan hükümeti tarafından devir alınmıştı. Eşgüdümde resmi olmasa da yer alan
diğer aktör DSÖ idi. Muzafferabad, Balakot, Mansera’da yerel eşgüdüm komiteleri
mevcuttu. Bu komtielerde askeri yetkililer başkanlık görevini üstlenmiş, Sağlık
Bakanlığı ve DSÖ yetkililerine de yer verilmişti. Bu komiteler, bahsedilen
merkezlerde ayrı şekilde konuşlandırılmış olan STK kamplarında düzenli olarak
günlük değerlendirme ve eşgüdüm toplantıları yaparak verilerin toplanmasını, görev
dağılımının yapılmasını ve risklerin analiz edilmesini sağlıyorlardı. Bu
komitelerde askerlerin baskı ve etkinlikleri çok belirgindi. Bölgelerde toplanan
veriler İslamabad’a iletilerek burada genel anlamda değerlendirme, planlama
yapıldığı ifade edilmekte idi.
4.3. Temel
sağlık hizmetlerinin durumu
Sağlık
hizmetlerinin eşgüdümünün henüz tam sağlanamadığı izlenmiştir. Bu anlamda hem
yerel otoriteler hem de STK’larının kendi aralarında ciddi iletişim sorunları gözlenmekte
idi. Çoğu yardım örgütü tedavi edici hizmetlere ağırlık verdiğinden temel
sağlık hizmetlerine yönelik etkinlikler oldukça cılız durumda idi. Sadece DSÖ’nün
ciddi yönlendirmesi ile bağışıklama hizmetlerine ağırlık verildiği gözlendi.
Ancak güvenilir nüfus verileri bulunmadığından tahmini hedef nüfusları
belirlenmişti ve kasım sonuna kadar bu hedeflere ulaşılmaya çalışılmaktaydı.
Burada karşılaşılan sorunlar, insan gücü ve ulaşımın dışında bölgeye ait sağlıklı
nüfus verilerinin olmaması idi. Temel sağlık hizmetlerinin bağışıklama
dışındaki diğer alanlarına henüz hiç başlanamamıştı.
Yaklaşmakta olan kış nedeni ile de en çok bir ay içerisinde bazı yerleşim
alanlarına ulaşımın da kesileceği öngörülmekte idi. Bu olumsuzluklar nedeni ile
ikinci bir ölüm dalgasının yaşanması endişesi mevcuttu. Bölgede su ve gıdalarla
bulaşan hastalıklar bulunmakla beraber, tüm olumsuz koşullara karşın rapor edilen
bir salgın yoktu.
4.4. Tedavi
edici hizmetlerin durumu
Muzafferabad’daki
Abbasi hastanesinin ancak bir kısmı kullanılabildiğiden, bölgedeki tedavi edici
hizmetlerin tamamına yakını geçici sağlık üniteleri tarafından yürütülmekte
idi. Bu üniteler hem donanım, hem de insan gücü açılarından çok değişik yapı ve
kapasitelerde idi. Muzafferabad ve Balakot bölgesinde yirmiye yakın çadır hastane
mevcuttu. Ancak Bagh ve çevresinde sadece 3 çadır hastane mevcuttu ve DSÖ temsilcisi,
coğrafi koşullar ve nüfusun geniş bir alana dağılmış olması nedeniyle, bunun
yetersiz olduğunu belirtmekteydi. Bölgedeki hastaneler arasında ciddi bir bilgi
paylaşımı ve eşgüdüm yoktu. Depremden sonra kırk günden fazla zaman geçmiş
olmasına karşın, bu hastanelerde yürütülen sağlık hizmetlerine yönelik planlama
ve standardizasyon gerçekleştirilmemişti. Hastane ve diğer geçici sağlık
ünitelerinin belirli yerleşim alanları ve nüfusla ilişkilendirilmesi, sorumluluk
dağılımı yapılmamıştı ve bu nedenle de hizmetler çok dağınık bir şekilde ve
zaman zaman kaynak ısrafına neden olacak şekilde yürütülüyordu. Muzafferabad’daki
eşgüdüm toplantısı esnasında, depremin hemen sonradan başlayarak halen standart
dışı ve sakıncalı girişim ve tedavilerin sürdürüldüğü belirtilmekte idi.
Hastanelerin hasta kayıt sisteminin olmaması ve hastalara epikriz verilmemesi nedeni ile, yabancı ekiplerin bölgeden
ayrılmasından sonra ciddi tıbbi ve etik sorunların yaşanacağı da belirtilmekte idi.
Bölgeden diğer büyük şehirlerdeki tam donanımlı hastanelere hasta taşınmasına yönelik
ulaşım veya yatak kapasitesi sorunu olmamasına karşın, olumsuz koşullarda ciddi risk
taşıyan cerrahi işlemlerin sürdürülmesi düşündürücü idi. Bölgede incelemede
bulunan bir başka ekip 600’den fazla paraplejik hasta olduğunu bildirdi. Bu da çok
yakın dönemde bölgede rehabilitasyon çalışmalarına yönelik önemli bir
gereksinimin olacağını düşündürmekteydi.
4.5. Yardım
örgütleri
Deprem
sonrasında insani yardım amacıyla hizmet vermek üzere bölgeye gelen çok sayıda
ulusal ve ulslararası yardım kuruluşu vardı. Bunlar:
UNICEF
(United Nations Children’s Fund) , UNESCO (United Nations Educational, Scientific and
Cultural Organization), ICRC (International Committee of The Red Cross), IFRC
(International Federation of Red Cross), FAO (Food and Agriculture Organisation) UNHCR
(United Nations Refugee Agency), ILO (International Labour Organization), UNDP (United
Nations Development Programme), UNEP (United Nations Environment Programme), UNAIDS, WFP,
OCHA, MDM (Médecins du Monde), IOM (International Organisation for Migration), MSF
(Médecins Sans Frontiéres), WV (World Vision), PRCS (Pakistan Red Crescent Society), CWS
(Church World Service), UNFPA (United Nations Population Fund)
5. Pakistan Sağlık Bakanlığı’nın
görüşleri
İslamabad’da
Pakistan Sağlık Bakanlığı Genel Sekreteri ve Yardımcısı ile toplantı yapıldı.
Toplantıda karşılıklı olarak beklentiler ve durum değerlendirmesine yönelik veri
paylaşımı gerçekleşti. Toplantı içeriği şu şekilde özetlenebilir:
- Sağlık Bakanlığı’nın şu andaki
öncelikli hizmet alanları;
- Bağışıklama
- Çocuk sağlığı
- Salgın önleme
- bağışıklama için DSÖ ile eşgüdüm
içerisinde planlama ve yürütme yapıldığı, depremden etkilenen bölgenin tümünde
yardım örgütleri ve Sağlık Bakanlığı’nın bölgeye kaydırdığı yerel
ekiplerce bağışıklama kampanyası yürütüldüğü belirtildi. Kasım ayı sonuna
kadar kampanyanın tamamlanması planlanmış ancak sonrasında da aşılamaya ağırlık
verilmesine devam edileceği belirtildi.
- Salgın hastalıklar açısından öncelikle
üzerinde durulan Menenjit, hepatit, kızamık, tifo ve kolera.
- Diğer bir sağlık sorununun ruh sağlığı
olduğunu ifade edilmekte. Bu yönde çalışma başlatılmış. Öncelikle
psikiyatristler ile eşgüdüm çalışmaları yapılmakta imiş. Bölgede Kızılay’ın
da sürdürdüğü psikososyal destek programlarından haberleri yoktu.
- Sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde iki
büyük sorunları olduğunu belirttiler;
- Sağlık hizmetleri alt yapısının çökmüş
olması
- Su-sanitasyon konusunda yetersizlik
- Sağlıksız çadırkentlerde düzenli kayıt
tutulamaması, ilemlerin yapılamaması
Depremden etkilenen bölgede
şu an için halen en önemli sorun barınak olarak tanımlanıyor. Yüksek rakımlarda
yaşayan insanların geleneksel olarak kışın aşağıdaki yerleşim yerlerine
indikleri, bu nedenle de yeterli sayıda çadırken kurulduğunda afetzedelerin bu çadırkentlere
taşınacakları iddia edildi. Oysa bölgedeki görüşmelerden edindiğimiz izlenimler ve
İslamabad’da düzenlenen farklı toplantılarda bu konuda farklı spekülasyonlar olduğu
yönündeydi. Spekülasyonlar şu şekilde idi:
-
Yukarıdaki yerleşim yerleri köy
olarak geçiyor ve insanların sürekli kaldıkları yerleşkeler olarak tarif ediliyor.
Dolayısı ile kışın bir göç söz konusu değil.
-
Yüksek rakımda yaşayanlar
evleri tümü ile yıkılmış olsa da daha güvenli olduğu halde kurulan çadırkentlere
inmek istemiyor, çünkü devlete güven duymuyorlar.
-
Yüksek rakımda yaşayanlar
aşağı inmek istiyorlar, ancak yerel yönetim bunu değişik nedenler ile önlemeye çalışıyor.
Hatta Balakot örneğinde olduğu gibi halka küçük miktarlarda para dağıtarak kendi
evlerinde kalmaları sağlanmaya çalışılmakta idi.
Düzensiz kurulan çadırkentlerin
düzenli hale getirilmesi ve donanım eksiklerinin giderilmesinde Kızılay’ın deneyim
ve olanaklarından yararlanmak istediklerini defalarca vurguladılar. Ayrıca İslamabad
dışındaki büyük kentlerde kuracakları ve bölgedeki insanları geçici olarak yerleştirecekleri
büyük çadırkentlerin kuruluşu aşamasında da aynı desteğin verilmesini
beklediklerini belirttiler.
- Bölgede yürütülmekte olan sağlık
hizmetlerini artık kendi eşgüdüm ve yönetimlerinde toplama eğiliminde olduklarını
belirttiler. Şu ana kadar yapılan yardımlardan ötürü müteşekkir olduklarını,
ancak akut dönem geçtiğinden artık bölgede sağlık hizmetlerini yürütebilecek hale
yavaş yavaş geldiklerini ifade ettiler. Sahra hastaneleri ile ilgili görüşleri de şu
şekilde:
- Akut dönem sona erdiğinden bölgede sahra
hastanelerinde büyük cerrahi girişimlerin yapılması kesinlikle önerilmemekte ve
isteilmemekte. Bu amaçla İslamabad ve diğer büyük kentlerde binlerce yatağın halen
boş bekletildiği ve helikopter ile hasta taşınması sisteminin kurulduğunu
belirttiler.
- Sahra hastanelerinin işleyiş ve yönetimini
tümü ile hemen alabilecek durumda olduklarını ve bunu çok arzu ettiklerini
söylediler.
- Bölgede bundan sonraki aşamada
özürlülere yönelik destek hizmetlerinin ve bunun için gerekli cihaz ve tıbbi
gereksinimin (ortez, protez vb) karşılanmasının önemli olduğunu vurgulayarak,
yardım örgütlerinin yardımlarını artık bu yönde kanalize etmelerinin beklendiği
dile getirildi. Kurulacak rehabilitasyon ünitelerine, barınak, cihaz, donanım açısından
destek beklenmekte.
VII. Sağlık hizmetlerinin yürütülmesi için, önceden
var olan birinci basamak sağlık hizmeti üniteleri ve tedavi edici kuruluşların yerine
prefabrik binaların kurulması planlanmakta. Sağlık personeli sorunu olmadığı ve bölgeye
Pakistan’ın diğer kısımlarından 200 kadar hekimin görevlendirildiği vurgulandı.
6. Kızılay Sahra (Çadır)
Hastanesi
Kızılay’ın
Muzafferabad merkezinde kurduğu çadır hastaneye yönelik durum saptaması için bir
haftayı geçen süre hastanenin işleyişi doğrudan gözlemlenmiş, Kızılay ve
Sağlık Bakanlığı ekiplerinin üyeleri, Hastane Birim Sorumlusu ve Başhekim ile görüşmeler
yapılmıştır.
6.1. Yerleşim
Çadır
hastane depremin etkili olduğu bölgedeki en büyük kent ve “Azad Jamu & Kashmir”
bölgesinin başkenti olan Muzafferabad’da kurulmuş. Hastane şehirin çıkışına
yakın, ancak merkezine de uzak olmayan Yüksek Mahkeme’nin (Supreme Court) bahçesine
yerleşmiş. Yerleşim yeri, zemin, su, kanalizasyon ve elektrik kaynağı açılarından
çok olumlu, nehir yatağından oldukça yüksekte, korunaklı, güvenlik açısından
elverişli bir konuma sahip. Hemen
yanında hasta transferine uygun helikopter inişi yapılan alan mevcut. Yerleşim alanı
hem hastane çadırlarının hem de personelin kalacağı çadırların ve sosyal alanın
kolayca ayrılabileceği şekilde belirlenmiş.
6.2.Düzen
Sahra
hastanesinin temel unsurları olan; triaj, çocuk muayene, erişkin muayene, erkek ve
kadın hasta koğuşları, ameliyathane, laboratuvar, radyoloji, sterilizasyon, eczane,
depo çadırları tarzında düzenlemeye sahipti. Yerleşim alanının planı nedeniyle
ayaktan tedavi üniteleri ile yataklı tedavi üniteleri farklı alanlara
yerleştirilmişti. Ameliyathane ve koğuşlar ise hasta taşınmasını kolaylaştıracak
şekilde yakın olacak şekilde konuşlandırılmıştı. Ayrı bir çocuk koğuşu
oluşturulmamıştı. Personel hem yeterli mahremiyete sahip, hem de kolaylıkla hastane
tarafına geçebiliyorlardı.
6.3. Güvenlik
Hastane
yerleşim yeri ve hemen yakınındaki askeri birlik nedeni ile yeterli güvenlik olanağına
sahipti.
6.4.
Donanım
Koğuşlarda
32 yatak ile hizmet veriliyor. Ameliyathanede iki ameliyat masası, iki anestezi
makinası, oksijen zenginleştirici, oksijen tüpleri, hasta monitörleri, aspiratör
sistemleri mevcut. Laboratuvarda mikroskop, tüp santrifüj, santrifüjsüz basit
Hemotokrit okuma cihazı mevcut, ancak uygun kullanım materyali olmadığından Htc, kan
şekeri gibi basit incelemeler yapılamıyor, sadece idrar tahlili yapılabiliyor.
Radyoloji çadırında bir mobil röntgen cihazı, sedye, karanlık oda ve kurşun panel
ile hizmet veriliyor. Sterilizasyon işlemi iki adet küçük tüp şeklinde otoklav ile
yapılıyor. Bu sterilizatörler doğrudan jeneratör ile bağlantılandırılmış olarak
çalıştırılıyor. Eczane çadırında düzenli ilaç saklanmasına uygun raf sistemi
mevcut değil. İlaçlar karton koli kutularında ayrıştırılarak düzen oluşturulmuş.
Ayaktan tedaviye ayrılan çadırlarda muayene ve küçük girişimler için yeterli donanım
ve malzeme mevcut. Tıbbi atıklar için bir donanım mevcut değil.
6.5. Yönetim
Sahra
hastanesinin yönetiminde iki ayrı kurumun sorumluları mevcut. Kızılay adına hastane
birim sorumlusu Alper Uluca, Kızılay Ekip Başkanı Zafer Karakaş’a bağlı olarak
çalışıyor. Hastane Başhekimi ise Sağlık Bakanlığı tarafından her gelen ekip için
ayrı olarak belirleniyor. Alper Uluca hastanenin lojistik desteği, diğer
organizasyonlar ve devlet ile olan iletişimini sağlamaktan sorumlu. Sağlık alanındaki
tüm hizmet ve aktivitelerden ise başhekimlik makamı yetkili ve sorumlu. Sağlık
Bakanlığı bugüne kadar üç grup göndermiş, ilk grup oldukça kısa kalmış, ikinci
ve üçüncü gruplar için ise belirtilen süre yaklaşık 20 gün. Yönetimin bir tarafında
belirli zaman dilimleri ile değişkenlik oluyor. Her yeni dönemde Başhekim ve diğer
sağlık personelinin adaptasyonu için en az 7-10 günlük bir dönem gerekiyor.
Kızılay
ekibi hastane donanımı ve kuruluşu konusunda önceden eğitim almış. Kızılay
ekibindeki personel, hastanede değişik görevleri kolaylıkla üstlenebilecek, başka
bir deyişle aynı kişinin farklı noktalardaki görevler arasında yer
değiştirebilecek bilgi ve beceriye sahip.
6.6.
Sağlık Hizmetlerinin İşleyişi
Sağlık
hizmetleri, Sağlık Bakanlığı ile yapılan protokol çerçevesinde Bakanlığın gönderdiği
ekipler tarafından yönlendirilip yürütülüyor. Hastanenin iş-görev tanımı
belirlenmemiş. Hastanenin çadırda olması dışında her türlü işleyiş için ikinci
basamak hastane standartları esas alınıyor. Sağlık ekiplerinin yapısı standart
değil. Bazı ekiplerde pratisyen hekim varken bazılarında hiç yokmuş. Ekipte
hekimlerin yanı sıra hemşire, anestezi teknisyeni, radyoloji teknisyeni, laborant
bulunuyor. Ekipteki hekimler tümü ile veya ağırlıklı uzman hekimlerden oluşturulma
eğiliminde. Ortopedist, genel cerrah ve anestezist tüm ekiplerde yer almış. Ekip
üyeleri sahra hastanesi ve işleyiş ilkelerine yönelik eğitim veya bilgilendirme
almadan sahaya ulaşmışlar. Ülkeden ayrılmadan amaç ve hedeflerin belirlenmesine
yönelik bir çalışma da yapılmamış. Bu nedenle, her gelen grup ve başhekim’in
eğilimleri doğrultusunda farklı sağlık hizmeti politikaları benimsenmiş.
İlk gelen
hekim grubu gönüllü olmadığından, barınma ve sosyal alan şartları da o tarihte
olumsuz olduğundan verimsiz çalışmış. Kısa sürede de geri dönmüşler. İkinci
grup, sağlık hizmetleri açısından en iyi şartları sağlamaya çalışarak göreceli
az sayıda hastaya, nitelikli bir sağlık hizmeti sunma politikası gütmüş. Bu grubun
günlük poliklinik sayısı 200 ve altında, ameliyat sayısı 5 civarında olmuş.
Üçüncü grup ise ne kadar çok hasta muayene ve ameliyat edilirse o kadar iyidir tarzında
özetlenebilecek bir hizmet politikasını benimsemiş ve günlük poliklinik sayısını
300’ün, ameliyat sayısını da zaman zaman 10’un üzerine kadar çıkarmışlar. Bu
dönemde, ameliyathane hemşiresi, sterilizasyon ve postop bakım şartları açısından
sistemin çok zorlandığı belirtiliyor. Çevrede ve Kızılay ekibinde bu grup için oluşan
intiba önüne geleni ameliyat eden ekip olmuş.
Her yeni
gelen ekibin adaptasyon süreci içerisinde sağlık hizmetlerinin işleyişinde
standardizasyon ciddi şekilde etkileniyor. Örneğin, yeni gelen ekipteki bir hekimin
bebek bezi reçete etmesinin ardından, halk arasında hastaneden bebek bezi
dağıtıldığı söylentisinin yayılması ile uzun kuyruklar oluşabiliyor. Adaptasyon
sürecinde, olağandışı şartlarda barınma, yaşama yönündeki eğitimsizliğin de
olumsuz etkileri gözleniyor. Bu durum grup içi iletişim ve bazı ekip üyelerinin
motivasyonunu olumsuz yönde etkiliyor.
Ayrıldığımız
gün tatsız bir olay yaşandı. Bir mandibula kırığı olgusunu anestezi uzmanının
almak istememesi üzerine, bir gün öncesinden anestezi uzmanı ile yaşandığı iddia
edilen olaylar da olduğunu belirten başhekim, anestezi uzmanını görevden aldığını
ve geri gönderilmesini istediğini sert bir ifade ile belirtti. Rapor düzenlenerek
Türkiye’ye iletildi ve ertesi gün anestezi uzmanı hekim ülkeye geri döndü.
Ekipteki anestezist eksikliğinin bölgede gönüllü olarak bulunan Pakistan asıllı
Kanada’lı bir hekime öneride bulunularak giderilmesi planlanmakta idi.
6.6.1.
Kayıt: Ayaktan
tedavi ünitelerinde ve ameliyathanede kayıt defterleri mevcut. Ayaktan tedavi
ünitelerindeki kayıt defterlerine başvuran hastaların kimlik bilgileri, tanı ve
tedavi bilgileri not ediliyor, fizik muayene bulguları işlenmiyor. Ameliyathanedeki
kayıt defterine de kimlik bilgilerinin yanında düzensiz biçimde tanı ve/veya
uygulanan cerrahi işlem adı not edilmiş. Ameliyat notları hiç yazılmamış. Yataklı
tedavi kısmında ise sadece düz beyaz kağıt üzerinde tutulan takip notları, hasta
taburcu olurken atılmakta.
6.6.2.
Ayaktan
Tedavi: Bu
bölümde ağırlıklı poliklinik hizmetleri veriliyor. İlk 10 gün içerisinde ağırlıklı
acil olgulara hizmet verilirken şu anda ise daha çok rutin poliklinik olguları ve
kronik hastalığı olanlar başvuruyor. Başvuru nedenleri ve yaş gruplarına göre
kümülatif veriler mevcut değil. Son 10 gündür, ilaç suistimali olduğu yönünde şüphe
uyandıracak tarzda benzer hastaların defalarca farklı yakınmalar ile gelerek muayene
olup ilaç alarak evde ilaç depoladıklarına yönelik izlemler mevcut.
6.6.3.
Yatarak
Tedavi: Erkek ve
kadın koğuşları ancak üçüncü ekibin gelmesi ile olmuş. Çocuklar için ayrı
koğuş yok, refakatçi cinsiyetine göre yerleştirme yapılıyor. Koğuşlar yeterli
donanıma sahip. Isınma elektrik ve likid gaz sobaları ile yeterince sağlanıyor. Hasta bakım ve izlemleri düzenli
yapılabiliyor.
6.6.4.
Cerrahi Girişim: Ameliyathanede acil şartlarda hayat
kurtarıcı operasyonların yapılabilmesine yönelik temel donanım mevcut. Riskli, büyük
cerrahi girişimler için ise, gerek anestezi cihazları gerekse de diğer cihaz
donanımı yeterli değil. İki ayrı ameliyat masası ve anestezi donanımı var. Oksijen
kaynağı kısıtlı, oksijen zenginleştirici kullanılıyor. Ameliyathanede temizlik
şartları olabildiğince oluşturulmuş, ancak dışarıdaki tozlu ortam ve zemin ile
izolasyon yeterince sağlanamıyor. Çadırın ısınması sobalar ile sağlanıyor, ancak
hastalar yine de üşüyorlar. Hastane kurulduktan sonraki ilk 20 – 25 günlük süre
içerisinde ağırlıklı ortopedik olmak üzere travma olguları başvurmuş. Bunun
dışında daha az sayıda rekonstrüktif cerrahi ve genel cerrahi girişimleri
yapılmış. Bu süre içerisinde de akut olgulardan daha çok, yerleşim yerlerinin
uzaklığı nedeni ile Muzafferabada geç ulaşabilen kronik olgular ağırlıkta imiş.
Bu nedenle ameliyat süreleri uzamış, sistemin her anlamda yükü artmış. Hemşire
sayısının azlığı nedeni ile ameliyat sonrası bakımın aksaması söz konusu
olabilmekteymiş.
6.6.5.
Laboratuar: Cihaz
donanımı ve sarf malzemesi yetersiz. Bu nedenle etkin hizmet
veremiyor.
6.6.6.
Radyoloji: Donanımı yeterli, sahra hastanesi şartları için
yeterli radyolojik destek hizmeti verilebiliyor.
6.6.7.
Eczane: Eczanede yeterli ilaç stoğu mevcut. Ancak gönderilen
ilaçlar önceden ayıklanmadığından bunun sahada yapılması gerekiyor ve bu durum
zaman ve işgücü kaybına neden oluyor. Eczanede yazılan reçetelerin alıkonması
şeklinde kayıt tutuluyor. İlaç dolaplarının olmaması önemli bir eksiklik.
6.6.8.
Hasta
transferi: Gerekli
durumlar için hasta transferi sistemi önceden oluşturulmuş. Sevki uygun görülen
hastalar Pakistan yetkililerine bildiriliyor ve onlar tarafından hastaneden ambulans ile
alınarak helikopter alanına, oradan da İslamabad’a taşınıyor.
6.6.9.
Kan
gereksinimi: Hastane
içerisinde kan bankası sistemi mevcut değil. Kan transfüzyonu gerekli olduğu durumlar
için de önceden sistem kurulmuş, temin edilebiliyor. Ancak bölgede yeterince kan stoğu
yok.
DEĞERLENDİRME
- Temel Gereksinimler
Bölgede nüfus tam olarak
bilinmediğinden gereksinimlerin kesin olarak belirlenmesi olası değildir. Gereksinim
belirlemede bir başka olumsuzluk ise yardım kuruluşları arasında eşgüdüm olmaması
nedeniyle hangi örgütün, nerede, kime, ne kadar yardım ettiği, karşılanmayan
gereksinim boyutunun ne olduğunun öngörülememesidir. Ögütler arasında yardım götürülen
alanlara dair bir paylaşım ve eşgüdüm bulunmamaktadır. Ancak kuruluşların
dağıttığı malzeme türlerine ve sayılarına göre, öngörülen nüfus verilerinden
hareketle yapılan yardımlarda açığın ne olduğu yaklaşık olarak
belirlenebilmektedir. Bu belirlemenin gerçeği yansıtma olanağı yoktur.
Ancak var olan değerler
üzerinden Bölgede, kasım sonu itibariyle 400 000 kişiye yardım
ulaştırılamadığından bahsedilmektedir. Yardımların eşgüdümsüzlük nedeniyle
yinelenebilirliği (aynı kişi veya aileye aynı malzemelerin farklı örgütlerce
verilmesi) gözönünde bulundurulduğunda gerçek gereksinimin daha fazla olması
beklenebilir.
Bölgede ciddi boyutlarda kış
koşullarına daynıklı çadır, battaniye, ısınma aracı, temizlik malzemesi
gereklidir. Ayrıca dağıtılan malzemeler açısından desteğin sürekliliğinin
sağlanması gereği de unutulmamalıdır.
- Sağlık Hizmetleri
Bölgede, artık yataklı
tedavi birimlerine ve hizmetlerine olan gereksinim azalmıştır. Tam tersine temel
sağlık hizmetlerine olan gereksinim ise artmaktadır. Gezici ekiplerle tamamlanmaya çalışılan
bağışıklama kampanyası yanında olabildiğince kısa zamanda birinci basamak sağlık
örgütlenmesi oluşturulmalı, yerleşimin dağınıklığı da gözönünde
bulundurularak, yeterli sayıda ulaşılabilir sağlık birimleri kurulmalıdır. Bu
anlamda prefabrik bina veya konteyner içinde hizmet veren, yeterli donanıma ve personele
sahip sağlık birimleri kurulmalıdır. Uzun sürecek kış mevsiminde bölgede yaşayanların
hizmete ulaşabilmesi buna bağlıdır. Ayrıca kısa süreli bir eğitimle en temel
sağlık sorunlarını tanılayıp gerekli tedaviyi uygulayabilecek insangücünü yöre
insanlarının desteğiyle oluşturmak da düşünülmelidir.
- Kızılay Sahra Hastanesi
3.1.
Olumlu yönler
3.1.1.
Hastanenin kurulması için
zemin şartları ve genişlik açısından uygun yerleşim yeri seçilmiştir.
3.1.2.
Yeterli güvenlik şartları
sağlanmıştır. Güvenlik ile ilgili hiç sorun yaşanmamıştır.
3.1.3.
Seçilen
yerleşkede su deposu ve kanalizasyon sistemi bulunmaktadır. Mevcut bu sistemler
sayesinde hem su arıtma hem de gider sistemleri kolaylıkla kurulabilmiştir.
3.1.4.
Hastane
sahada yeterli sağlık hizmeti sunmaya yönelik tüm birimleri içermektedir.
3.1.5.
Hastanenin
çadır sayısı, bunların dağılımı ve kurulumu etkin işlev görecek şekilde
planlanmıştır.
3.1.6.
Hastanenin
tüm birimleri aktif olarak hizmet verebilmektedir.
3.1.7.
Hastanede
hizmetlerin yürütülmesi için yeterli sağlık çalışanı vardır.
3.1.8.
Hastane
alanı ile personel çadırlarının ve dinlenme yerinin bulunduğu alan kolayca
ayrılabilir şekilde seçilmiş ve mahremiyet sağlanabilmiştir.
3.1.9.
Çalışan
personelin dinlenebilmesine yönelik olanaklar sağlanabilmiştir.
3.1.10. Elektrik
ve su tesisatı sorunsuz çalışacak şekilde hazırlanmıştır.
3.1.11. Hastanenin
yerleştiği alanın hemen yanında helikopter iniş alanı mevcuttur.
3.1.12. Hastanenin
hemen yanında tam donanımlı, yoğun bakım yatağı da olan bir başka hastane
bulunmaktadır. Bu durum yoğun bakım gereksinimi doğan hastaların kolaylıkla
transferini sağlamaktadır.
3.2.
Geliştirilmesi
gereken yönler
3.2.1.
Hastane
yerleşim yerinin çok yakınında askeri birlik bulunması bölgenin siyasi durumu için
kaçınılmaz görünüyor.
3.2.2.
Bölgede
sağlık hizmetlerinin yönetim ve yönlendirilmesi açısından tam bir yönetim ve eşgüdüm
sistemi henüz oluşmamış. Bu nedenle sağlık hizmetleri değişik ülke ve kuruluşlara
ait sağlık birimi ve hastaneler tarafından kendi insiyatifleri doğrultusunda yürütülüyor.
3.2.3.
Bölgenin
gerçek sağlık gereksinimleri yerel otorite tarafından tam olarak belirlenememiş. Bu
durum nedeni ile hastanenin sağlık hizmetlerini etkin bir şekilde toplum gereksinimleri
doğrultusunda yönlendirmesinde belirsizlik söz konusu.
3.2.4.
Hastanedeki
sağlık hizmetlerinin yönetim ve yürütülmesi için gönderilen ekiplerin;
a.
Ekipte yer alan personelin çoğu sahra hastanesi ve
bu şartlarda sağlık hizmetlerinin yürütülmesine yönelik eğitimleri yok. Ayrıca
olağandışı durumlarda sağlık hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgili eğitim
eksikliği de gözleniyor.
b.
Aynı ekip içerisindeki hekimler arasında dahi
standart yaklaşım olmadığı dikkati çekiyor.
c.
Ekipler bu tip bir görev için çok kısa süreler
için geliyor. Sık görev değişimi, hizmetin standardizasyonunu imkansız kılıyor.
Ayrıca hizmetin doğru yönlendirilebilmesi ve bunun için yerel otorite ile süreklilik
içeren bir ilişki kurulamıyor.
d.
Ekiplerin standart bir yapısı yok. Sahadaki
gereksinim saptanarak buna yönelik ekip yapılandırması yapılmıyor. İlk gruptan
sonra genel cerrahi ameliyatları çok nadiren yapılmasına karşın her ekipte iki genel
cerrah yer almış, genel dahiliye uzmanı yeterli olabilecek iken ekibe kardiyolog ve
enfeksiyon hastalıkları uzmanları dahil olmuş, üçüncü ekipte yer alan KBB uzmanı
gereksinim olmaması nedeni ile etkin görev yapamamışken son ekipte yine bir KBB
uzmanı gönderilmişti.
3.2.5.
Sahra
hastanesinin temel işlevlerinden olan ana çocuk sağlığı ve aşılama hizmetleri yürütülemiyor,
tüm ağırlık tedavi edici hizmetlere verilmiş durumda.
3.2.6.
Hasta kayıt
sisteminde, özellikle ameliyathane ve hasta koğuşlarında yetersizlik mevcut. Ayrıca
kayıtların sağlık sorunları yönünden kümülatif incelenmesine elverişli kayıt
sistemi de olmadığından, gerçek gereksinimler doğrultusunda planlama yapılmasına,
sonraki görevler için çıkarımlarda bulunulmasına olanak kalmıyor.
3.2.7.
Yatarak
tedavi gören ve ameliyat olan hastaların takipleri yapılamıyor. Hastalara epikriz verilmiyor.
3.2.8.
Ameliyathanede yeterli ısınma
şartları yok.
3.2.9.
Laboratuvardaki yetersiz donanım
ve tüketim malzemeleri nedeni ile verilmekte olan yataklı tedavi hizmetlerinde
yetersizlik ortaya çıkıyor.
3.2.10. Tıbbi ve tıbbi olmayan
atıklar yerel yönetim tarafından toplanmaya başlanmış. Tıbbi ve diğer atıkların
ayırımı hastane yetkililerince yapılmasına karşın bu ayırım toplayanlarca göz
ardı ediliyor ve atıklar toplu şekilde yerleşim yeri dışına yığılarak
uzaklaştırılıyor.
3.2.11. Sahra hastanesinde verilecek
tıbbi hizmet ve girişimlerin önceden standartları belirlenmemiş.
3.2.12. Olağandışı durumda sahra
hastanesinin ideal tıbbi personel yapısı standardı önceden belirlenmemiş.
Saptamalar
1.
Hala azımsanmayacak sayıda ulaşılamamış yerleşim yerleri ve depremzedeler
bulunmaktadır.
2.
Yapılan yardımlar hala ve herşeye karşın gereksinimi karşılamaktan uzak görünmektedir.
Kasım ayı sonu itibariyle hala 400 000 kişinin acil yardım gereksiniminin
karşılanmadığı belirtilmekteydi.
3. Bölgenin
neredeyse tamamında enkaz kaldırma çalışması yapılmamakta, bu nedenle yoğun tozlu
bir hava solunmaktadır. Bu yüzden solunum yolu hastalıkları açısından giderek yükselen
bir risk sözkonusudur.
4.
Bölgede yaşayanların çok dağınık konuşlanması, bu yerlere ulaşım
koşullarının bulunmaması hizmetin etkin biçimde götürülebilmesini engellemektedir.
5.
Depremden etkilenenlerin önemli bir bölümü kendi evlerini onarıp oturmaya çalışmaktadır.
Bu nedenle örneğin yardım olarak çatıyı örtmek için saç vb. yapı malzemelerini
verilmesi onların dha çok işine yarayabilecektir.
6. Bölgede
yaşayan hedef kitleye dair yeterli veri
olmaması hizmetlerin planlanması açısından ciddi bir sıkıntı kaynağıdır. Örneğin
bağışıklama çalışmaları açısından hedef kitlenin boyutları hakkında kimsenin
net bir fikri bulunmamakta tüm rakamlar yaklaşık olarak verilmektedir.
7. Bölgede
ciddi bir yönetim eksikliği söz konusudur. Bu yüzden hizmetlerin eşgüdümü yapılamamaktadır.
8. Bölgede
hizmet vermeye çabalayan STK’ları arasında işbirliği ve eşgüdüm bulunmamaktadır.
9. Bölgede
kurulan geçici barınma yerlerindeki çadırların önemli bir bölümü kış
koşullarına uygun değildir.
10.
Depremden etkilenenlerde önemli düzeyde sürece karşı duyarsızlık gözlenmektedir.
11.
Birinci basamak sağlık hizmeti gereksinimi giderek artmaktadır.
12.
Yapılan herşeye dair kayıt sorunu vardır.
SONUÇ ve ÖNERİLER
- Bölgede durumun düzelebilmesi için
Pakistan Hükümeti’nin bölgeye yönelik tavrını değiştirmesi ve bu yönde irade
beyanı gereklidir.
- Pakistanlı yetkililer ve yerel otoriteler,
konusunda uzman olan uluslararası örgütlerle işbirliği içinde etkin müdahale
planları geliştirmeli ve uygulamalıdır.
- Farklı örgütlerin bağımsız çabaları
yerine kurulacak bir eşgüdüm kurulunun denetiminde hizmetlerin ve yardımların yönlendirilmesi
gereklidir.
- Bölgede birinci basamak sağlık
hizmetlerinin etkin biçimde verilebilmesi için acilen önlemler alınmalıdır. Bu
bağlamda bölgedeki sağlık çalışanları yeni elemanlarla takviye edilerek sayıları
yeterli düzeye çıkarılmalı, hatta mevsim gereği yolların kapanacak olması ve
buralara uzun süre ulaşımın çok güç veya hiç olamayacağı gerçeğinden
hareketle, beklenen öncelikli sağlık sorunları konusunda yöre insanları arasından
seçilen ve sınırlı müdahaleler için eğitilecek bireylerle sağlık hizmeti
desteklenmelidir.
- Toplum katılımının sağlanması için
yerel koşullar gözönünde bulundurularak gerekli önlemler alınmalıdır.
- Riskli alanlarda (nehir yatakları vb.)
kurulan geçici barınma yerleri acilen güvenli bölgelere çekilmelidir.
- Depremden etkilendiği halde geçici barınma
yerlerine gelmek istemeyen ailelerin olumsuz koşullardan daha çok etkilenmesi kaçınılmazdır.
Bu nedenle olabildiğince çok ailenin en azından kış geçene kadar geçici barınma
yerlerinde yaşamaları konusunda ikna edilmeleri için çalışılmalıdır.
- Bölgede kurulan geçici barınma
yerlerindeki çadırların kış koşullarına uygun olmayanlar hızla uygun çadırlarla
değiştirilmelidir.
Kızılay Sahra Hastanesine Yönelik
Öneriler
- Sahra hastanesinin işletilmesine yönelik
olarak Kızılay – Kızılhaç hareketinin standartları doğrultusunda Kızılay’ın
önceden personel bilgi ve becerisi, personel yapısı, verilecek sağlık hizmetleri açılarından
standartlar belirlemesi ve bunları sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde ortak çalışacağı
kurumlar ile önceden paylaşması olağandışı durumlarda daha hızlı, etkin ve eşgüdüm
içinde çalışılabilmesini sağlayacaktır.
- Sağlık hizmetlerinin yürütülmesi için
ideal durum, Kızılay’ın kendi kurum personelini kullanabilir olmasıdır. Bu
olanaklı değilse, konuya ilgi duyan ve önceden eğitim almış gönüllü kadrolar ile
desteklenmesi düşünülmelidir.
- Kızılay, sahra hastanesi için ortak
hareket edeceği diğer kuruluşlar ile olağan durumlarda sık sık bir araya gelerek,
kurumlar arası iletişim ve birlikte çalışma alışkanlığının gelişmesine
aracılık etmelidir. Karşılıklı eğitim ve olanak paylaşımı sağlanmalıdır.
- Kızılay, belirlediği standartlar
doğrultusunda, daha önce Alman ve Norveç Kızılhaç’ları tarafından düzenlenmiş
olan sahra hastanesi eğitiminin benzerini periyodik olarak düzenlemeli ve olağan
dışı durulmada burada görev yapacak gerek kendi bünyesindeki gerekse de ortak çalışacağı
diğer kurum personelinin bu eğitimlerden geçmesini sağlamalıdır. Olağandışı
durumlarda da, özellikle akut dönemde giden ilk ekiplerde bu tür eğitim almış
personele yer verilmelidir.
- Sahra hastanesinin yönetiminde benzer eğilim
sürdürülecek ise, başhekim görevini üstlenecek kişiler;
- Sahra hastanesi
eğitimini almış olanlar arasından seçilmeli,
- Sürdürülen
hizmet ve yönetim eğilimlerinde standartın korunabilmesi ve bölgede diğer sağlık
kuruluşları ve yerel sağlık otoritesi ile süreklilik arz eden eşgüdümün oluşabilmesi
için, başhekimler diğer sağlık personelinden daha uzun süre görev yapmalı ve ekip
ile aynı zamanda değiştirilmemelidir. Başhekim değişiminde belirli bir süre
birlikte görev yaparak sağlıklı bir görev deviri yapılabilmesi sağlanmalıdır.
- Sahra
hastanesinin ekibi belirlenirken, ekipte yer alacak personelin değişken görevler
alabilecek tarzda ve olanaklı olan en az sayıda olmasına dikkat edilmelidir. Örneğin
ayaktan tedavi edici hizmetler için gereksinimler doğrultusunda eğitim almış 3-4
pratisyen hekim, bir pediatrist, bir dahiliye, bir genel cerrahi, bir veya iki ortopedi ve
bir de anestezi uzmanı yeterli olacaktır.
- Hastane
ekibi, temel sağlık hizmetlerinin yürütülmesini de ana hedefleri arasında görmelidir.
- Kayıt
için standartlar getirilmeli ve bu doğrultuda yapılandırılmış dökümanlar sahaya
ulaştırılmalıdır. Kısa ameliyat notlarının, hasta tedavi formları ve takip
çizelgelerinin, epikrizlerin doldurulması sağlanmalıdır.
- Laboratuvarın
sağlıklı hizmet verebilmesine yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Eczane için de
düzenli ilaç sıralanıp saklanabilecek bir sistem oluşturulmalıdır.
- Hastanenin
özellikle tıbbi atıklar konusunda bir süre için de olsa kendi kendine yeter durumda
olması sağlanmalıdır.
- Çadır
hastane kısmi olarak bölgedeki görevini tamamlamış görünmektedir. Şu anda yerel yönetimin
ve kaynakların hasta transferini kolaylıkla sağlayabilecek durumda oluşu, Pakistan’ın
diğer büyük illerinde yeterince boş yatak bulunması noktaları da göz önüne alınarak
küçük cerrahi işlemler dışındaki ameliyatların çadır hastane şartlarında
yapılmasına gereksinim kalmamıştır. Bölgede şu andaki ağırlıklı gereksinim
barınak ve temel sağlık hizmetleri doğrultusundadır. Pakistanlı yetkililer ile
yapılan görüşmelerde alınan bilgiler de dikkate alındığında yerel yönetimin
hastane ve işleyişini devir almaya istekli olduğu gözlendiğinden, Kızılay’ın
kendi dinamikleri doğrultusunda durumu değerlendirmesi yerinde olacaktır.
|